T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/308
KARAR NO: 2023/803
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ: 14/06/2021
KARAR TARİHİ: 20/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili şirket aleyhine davalı şahıs tarafından----. İcra Dairesinin----- numarasına kayıtlı takip başlatıldığını, yapılan işbu takibin tebliğ şerhinde her ne kadar tebligat çalışana yapıldı ibaresi yer alsa da tebliğ tarihi itibariyle müvekkili şirketin bu isimde mevcut çalışanı olmamakla birlikte şirketle hiçbir bağının da olmadığını, dolayısıyla usulsüz tebligattan dolayı açıkça usule aykırılık olduğunu, ayrıca davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiç bir hukuki dayanağının olmadığını, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, takibe konu olan ve hiçbir delile dayanmayan kazaya ilişkin gerek araç şoförünün gerekse de araç sahiplerinin hiçbir bilgisinin bulunmadığını, dolayısıyla yapılan bu icra takibi ve hacizlerin hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, Öncelikle----- İcra Dairesinin -----sayılı icra takibi hakkında teminatsız yahut mahkemenin uygun göreceği bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama sonunda davalarının kabulü ile-----. İcra Dairesinin -----sayılı icra takibinin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, haksız ve kötü niyetli davalı/alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
----- İcra Müdürlüğünün -----Numaralı dosyasından borçlunun MERSİS'e kayıtlı adresine ödeme emrinin tebliğ gönderildiğini, tebligatın ----- memuru tarafından iş yerinde bulunan ----- yapıldığını, ödeme emrinin tebliğ tarihinden sonra 7 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz sunulmadığından dosyanın kesinleştiğini, iş yerinde bulunan kişinin sigortalı olup olmadığının tespitini yapmanın -----memurunun yükümlülüğünde olmadığını, davacının mersise kayıtlı resmi adresine çıkan tebligat iş yerinde bulunan işçi olduğunu beyan eden kişiye tebliğ edildiğini, Usulsüzlük iddiasının hukuki destekten yoksun olduğunu, davacının ----plakalı ---- renkli ----- marka aracıyla %100 kusuru ile sebebiyet vermiş olduğu 30/09/2020 tarihinde gerçekleşen kaza ile müvekkilinin ----- plakalı ---- renkli -----Marka aracının hasar aldığını, kazanın meydana geldiği yere polisin intikal ettiğini ve olay yeri inceleme raporu formunun tutulduğunu, davacıya ait aracın %100 kusuru nedeni ile gerçekleşen kaza sonucu yük taşımacılığında kullanılan müvekkili aracın hasar gördüğünü ve ekspertiz raporunda bu hasarın makul onarım süresinin 5 gün olarak tespit edildiğini, müvekkilinin aracına emsal araçlar baz alındığında günlük ticari kazancının 2.500,00 TL olarak hesaplandığını ve toplamda 10.000,00 TL ticari kazanç kaybı olduğunun tespit edildiğini, ticari kazanç kaybı sigorta tarafından karşılanmadığından sorumlusu olarak araç sahibine karşı icra takibi başlatıldığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra takip dosyası, araç trafik kayıtları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Somut olayda; 30/09/2020 tarihinde davacı tarafa ait ----plaka sayılı araç ile dava dışı ----- ait----- plaka sayılı aracın çarpışması sonucu dava dışı araca ilişkin kazanç kaybı zararının doğduğu iddiasıyla davalı tarafça davacı taraf aleyhine icra takibi başlatıldığı, huzurdaki dava ile davacı tarafın davalı tarafa borcu olmadığından bahisle menfi tespit talebinde bulunulduğu görülmüştür.
---- BAM---- HD.'nin ----- Esas ---- Karar sayılı ilamında; "İcra dosyasında borçlu olarak gözüken şirket menfi tespit davası açarak anılan icra dosyasında davalıya borçlu olmadığını, davalı ise alacağı temlik aldığını ve alacağı temlik eden----- ile davacı arasında önceye dayalı borç ilişkisi olduğunu savunmaktadır.
2004 sayılı İİK’nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. İspat yüküne ilişkin bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran tarafın, o vakıayı ispat etmek zorunda olduğu genel kuralı menfi tespit davalı içinde geçerli olup, bu tür davalarda hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalıdadır.
6098 sayılı TBK’nun183-190 maddelerinde düzenlenen alacağın temliki, bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Alacağın temlikinin söz konusu olabilmesi için, evvelemirde temlik edilecek bir alacağın mevcut olması gerektiği gibi alacağın temlikinin hüküm ifade edebilmesi için, temlik edenin bu alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması da lâzımdır. Alacak, temlik edilmekle temlik edenin malvarlığından çıkarak temellük edenin mamelekine dahil olacağından temlik edenin «alacaklı» sıfatı da artık son bulur, onun yerini temellük eden alır. TBK'nın 188/1.maddesinde, borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebileceği düzenlenmiş olduğundan borçlu temlik yapılmamış olsaydı önceki alacaklıya karşı ne tür def’ileri ileri sürebilecekse aynı defileri yeni alacaklıya yani temlik alana karşı da ileri sürebilir.Somut olayda, icra takibine konu miktar itibariyle borçlu olunmadığı ve taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı iddia edilerek menfi tespit istendiğinden ve bu iddia TBK’nun 188 maddesi uyarınca alacağı temlik alana karşıda ileri sürülebileceğinden icra takibine konu alacağın varlığını ispat yükü de alacağı temlik alan ve temlik edenle borçlu arasında hukuki ilişki bulunduğu ve temlik işlemi sonucu bu ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu savunan davalı temlik alana aittir. Dava konusu alacağın miktarı itibariyle bu hususun yazılı delille ispatlanması gerekip, takibin dayanağı havalelerin davalı ----- adına gönderilmemesi ve dosyaya sunulan diğer delil ve belgelere göre, davalının takip konusu miktar yönünden temlik edenin alacaklı olduğu ve dolayısıyla kendisinin de alacağın temliki hükümlerine göre alacağı talep etmekte haklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmakla mahkemece menfi tespit isteminin kabulü hususundaki kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalının bu husustaki istinaf nedenleri yerinde değildir.
Davalı, aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatı hususunu da istinaf incelemesine getirmiştir. 2004 sayılı İİİK’nun 72/5. hükmünde, menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı bulunduğu, bunun için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması gerektiği belirtilmiştir. İİK’nın 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerindedir (YHGK. 7.2.2019 T,-----sy.ilamı).Somut olayda davalı, alacağı temlik alan kişi olup, takibi başlatan kişi değildir. Dosya kapsamında da, alacağı kötü niyetli olarak temlik aldığı hususu açıkça ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatının koşullarının oluşmadığından mahkemece davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir. Davalının bu hususa yönelik istinaf talebinin kabulü gerekir." TBK'nın 184. Maddesinde; "Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.""Şu halde yazılı şekilde yapılmayan bir temlik sözleşmesi geçerli değildir. Bu durumu hâkim resen nazara alır. Yazılı şekle riayet edilmeden yapılan bir temlikin, temlik edenin sonradan yapacağı ikrar veya kabul ile geçerli hale gelmesi mümkün değildir. Binaenaleyh, temlikin yazılı şekilde yapılması bir geçerlilik şartıdır, ispat şartı değildir. Devredenin bu sözleşmeye geçerlilik kazandırması için, yeniden ve şekle uygun bir sözleşme yapması gerekir."(-----.)Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı tarafça davacı aleyhine başlatılan icra takibinde alacağın sebebi olarak temlik sözleşmesine yer verilmediği, huzurdaki davada dava dışı şirket ile davalı arasında temlik sözleşmesi bulunduğu savunmasına yer verildiği, ancak dosyaya bir sureti sunulan temlik sözleşmesinde temlik eden olarak dava dışı şirketin kaşe ve imzasının yer aldığı ancak temellük eden kısmı ile temliğin neye ilişkin olduğunun açıkça yazılmadığı, temlik eden şirketin sonradan yapacağı ikrar veya kabul beyanının sözleşmeyi geçerli hale getirmeyeceği, her ne kadar dava dışı şirkete müzekkere yazılarak sözleşme aslı talep edilmiş ise de davacı tarafça dosyaya ibraz edilen sözleşme suretinin sözleşme aslından farklı olamayacağı bu haliyle davalı tarafça dava konusu alacağa ilişkin geçerli bir temlik sözleşmesinin varlığının ve buna bağlı olarak dayanak icra dosyasında alacaklı sıfatına sahip olduğunu ispat edemediği anlaşılmakla davanın kabulüne, ispat edilemeyen kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile davacının ----.İcra Dairesinin----- esas sayılı icra takip dosyasına konu alacaktan kaynaklı davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine,
-Kötü niyetli tazminatının REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 713,53 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 178,39 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 535,14 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 178,39 TL peşin harç ile yargılama gideri olarak yapılan 251,25 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 10.445,58 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,(Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.