T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/18
KARAR NO: 2023/885
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/09/2019
KARAR TARİHİ: 11/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı satıcı şirket olan ---- diğer davalı----- üreticisi olduğu aracı satın aldığını, satın alınan aracın satın alındığı tarihten itibaren birçok kere teknik arızalara sebebiyet verdiğini ve satın alınış amacına uygun kullanılamadığını, araçla ilgili başlıca yaşanan sorunun normal bir araç gibi hızlanamaması olduğunu, birçok kere yolda seyir esnasında arıza yaptığını, anılan durum neticesinde müvekkili şirketinin personelinin düzgün bir şekilde taşınamadığını, personeli masraf yaparak taşımak zorunda kaldıklarını, davalıların yetkili servisi nezdinde yapılan girişimler ve servis müdahalelerinden de bir sonuç alınmadığını, 13.05.2019, 23.05.2019, 0.06.2019, 18.06.2019 tarihlerinde aracın motor arızası nedeniyle servise götürüldüğünü, açıklanan aksaklıkların yaşanması nedeniyle gerçekleşen ilave maddi zararların yaklaşık 50,000-TL tutarında olduğunu, iş bu tutarın aracın gerektiği gibi işlev görememesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı ek zararlar olduğunu, satıcının ayıp nedeniyle hukuki sorumluluğu bulunduğunu, malın satıcıya geri verilerek konu olduğu satış sözleşmesinden dönülmesine ve müvekkilince ödenen bedelin iadesine, ayrıca davacının zararının tazminine ve satış tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, mahkemece talebin yerinde görülmemesi halinde davacının zararının tazminine ve satış tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, ayıplı mal nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararlar karşılığında hesaplanacak bedelin ticari temerrüt faiziyle birlikte tazminat olarak müvekkiline ödenmesine, her durumda müvekkilinin uğradığı manevi zararın tazmini amacıyla 50.000,00-TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın 29.8.2017 tarihinde satın alınmış olmasına karşın, davanın 4.9.2019 tarihinde ikame edildiğini, gizli ayıp nedeniyle zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı iddiasının dayanaksız olduğunu, TBKda, ayıptan sorumluluğun Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanundan farklı olarak sadece satıcıya karşı getirildiğini, ithalatçı, üretici firmaya karşı herhangi bir yükümlülük yükletilmediğini müvekkili ----- yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu araçların "ticari" olması nedeniyle, satım işleminin TTK madde 23 anlamında "ticari satış" sayıldığını, buna bağlı olarak satımdan kaynaklanan ve hak düşürücü süre niteliğinde olan ayıp ihbar sürelerinin de TTK m. 23/1- c ye tabi bulunduğunu, ilgili hükme göre, alıcının ayıp ihbar sürelerinin açık ayıplarda 2, açıkça belli olmayan ayıplarda ise 8 gün olduğunu, dava konusu araçlarda iddia edildiği şekilde üretimden kaynaklı bir arıza bulunmadığını, aracın kullanım kılavuzunda da araç sahiplerine bilgi verildiğini, araç kısa mesafelerde kullanacak veya seyahat sırasında sıkça durma-kalkma yapacaksa kurum yakma (rejenerasyon) işlemi için gerekli sürüş koşullarını oluşturması gerektiği, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, ortada manevi bir zarar dahi yokken davacının manevi talebinin reddedilmesinin hukuken zorunlu olduğunu, tramer kaydı sorgusunun da yapılarak, aracın herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı ya da araçta değer kaybına sebebiyet verecek bir durumun oluşup oluşmadığının da tetkik edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu.
Makina mühendisi bilirkişi ile borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında aynen;
"Yeni nesil araçların tamamında egzosda çevreye zararlı maddeleri önlemek için zorunlu olarak bulunan -----özellikle trafiği yoğun olan bölgelerde daha sık olarak dolmakta olup araç sürücülerini zaman zaman güç durumlara düşürdüğü bilinmekle birlikte, Aracın trafiğe çıkabilmesi için egzoz emisyon değerlerinin mutlaka uluslararası standartlar doğrultusunda belirlenmiş sınırlar içerisinde olması gerekmektedir.
(Avrupa emisyon normları, otomobil üreticileri için, ürettikleri yeni araçların ilk piyasaya çıktığında uyması gereken emisyon değerlerini belirlemektedir. Piyasadaki her araç, üretildiği yılda geçerli olan emisyon normu bakımından değerlendirilir, bu değerleri sağlaması gerekir. Yeni üretilen araçların, geçerli euro standartlarını sağlaması halinde avrupa ülkelerine ihracatına izin verilir, aksi halde ülkeye sokulmaz. Avrupa emisyon değerleri gram/km cinsinden verilir. Bugün avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de referans alınan normlardır. -----Ticaret Bölgesi’nde satılan yeni otomobillerin karşılaması gereken egzoz emisyon standardıdır. Üstelik otomobil üreticileri Euro 6 emisyon standartlarına uygun bir araç üretmek için ortalama CO2 emisyonunun 98g/km‘nin altında olması gerekmektedir.)
Yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı davacı tarafından satın alınan ---- şasi numaralı--- model ----- Minibüs' te gizli veya açık bir üretim hatası tespit edilememiş, söz konusu aracın güncel mevzuatlara uygun olarak üretildiği kanaatine varılmıştır. Dava konusu araçta üretim hatası/ayıplı olmadığı tespiti karşısında, gereği gibi ifa edilmemeden/ayıplı maldan sorumluluğun da söz konusu edilmeyeceği,..." şeklindedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.Zamanaşımı itirazı bakımından yapılan değerlendirmede;TTK'nın 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
TBK'nın 223. Maddesi; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."TBK'nın 231. Maddesi ise, "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz hükmünü içermektedir." şeklindedir.
İlgili madde hükümlerinin bir arada değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu aracın 29.08.2017 de satın alındığı, aracın ----sistemindeki arıza nedeniyle ilk defa 03.04.2019 tarihinde servise götürülmüş olduğu, 04.09.2019 da huzurdaki davanın ikame edilmiş olduğu, 6098 Sayılı TBK’nun 231. maddesine göre, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu hükme göre davacı tarafından aracın satın alındığı 29.08.2017 tarihinden dava tarihi olan 04.09.2019 tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu görülmüştür.Davalı satıcının ağır kusurlu olup olmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede;
24.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda aynen;
"...yeni araçların tamamında bulunan----- uluslararası emisyon standartlarını karşılamak için geliştirilen bir filtre sistemi olup, egzozda bulunan çevreye zararlı katı partikülleri tutar ve bünyesinde hapseder. Filtrede tutulan bu partiküllerin seviyesinin zamanla artması ve tıkanması araçta; Motor sıcaklığının yükselmesine, çekiş düşüklüğü ve verimsizliğe, yakıt tüketiminde artışa ve güç kaybına sebebiyet verir. Araçta bulunan basınç sensörleri--- filtresindeki kurum tortusunun seviyesini ölçer ve uygun koşullar da oluşmuş ise rejenerasyon işlemi başlar. Rejenerasyon işlemini gerçekleşmez ve kurum seviyesi motorun verimli çalışmasını engelleyecek hale geldiğinde gösterge ekranında ----işareti belirebilir. Bu uyarı görüldüğünde araç kullanma klavuzunda belirtilen koşullarda araç sabit hızda ve yüksek devirde belirli bir süre kullanılmadır. Aracın yüksek devirde kullanılmaya başlamasıyla sistem daha fazla yakıt gönderir ve egzoz sıcaklığını arttırır. Egzoz sıcaklığının yaklaşık 500 -600 °C’ye ulaşmasıyla rejenerasyon işlemi başlar ve katı partiküller yakılarak kuruma dönüştürülür. " denmektedir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava konusu aracın açık/gizli ayıba sahip olmadığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu araçta ortaya çıkan ----) sisteminin tıkanmasının nedenlerinin, düşük kaliteli yakıt, düşük hızda ve yoğun trafikte uzun süreli araç kullanımı, aracı rölantide uzun süre çalıştırmak ve spekt dışı yağ kullanımı olabileceği, bu haliyle ----sisteminin tıkanma sebebinin esasen aracın motorundan ya da üretim işlemine dayalı başkaca bir sebepten kaynaklanmadığı ve satış anında da araçta var olmadığı, buna bağlı olarak ayıplı olmayan aracın satışına ilişkin satıcının ağır kusurundan da bahsedilemeyeceği görülmüştür.
Husumet itirazına ilişkin yapılan değerlendirmede;
""Borçlar Kanunda düzenlenmiş olan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu, bir akdi sorumluluk türü olduğundan, sadece satım sözleşmesinin tarafları arasında geçerlidir. Bunun bir sonucu olarak, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna bağlı olarak alıcıya tanınan seçimlik haklar da (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, değiştirme hakları) alıcı tarafından satıcıya karşı ileri sürülebilecek haklar şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, alıcının, ayıba karşı tekeffüle dayanan seçimlik haklarını, satıcı dışındaki kişilere, yani satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmek suretiyle onları ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu tutması mümkün değildir. Aynı şekilde, alıcının, satıcı dışındaki üçüncü kişileri, akdi sorumluluğu ilişkin genel hükümler (BK. md.96 vd.) uyarınca sorumlu tutması da mümkün değildir. Böylelikle alıcı, satıcı dışındaki üçüncü kişilere, BK. Md.96 vd. Hükümlerine dayanan bir tazminat talebi de yöneltemeyecektir. Her ne kadar, Tüketicinin Korunmasına İlişkin kanunun "ayıplı mal" başlıklı 4'üncü maddesinde, tüketici konumundaki alcının, ayıba karşı tekeffülden doğan seçimlik haklarını satıcı dışındaki üçüncü kişilere (üretici, ithalatçı, acente) karşı da yöneltebilmesi imkanı düzenlenmişse de, bu hüküm sadece bir tarafını tüketicinin oluşturduğu sözleşme ilişkilerinde (tüketici işlemlerinde) uygulama alanına sahip olduğundan, inceleme konumuzu oluşturan "tacirler arası ticari satımlarda" uygulama alanı bulamayacaktır. Sonuç itibariyle, inceleme konumuzu oluşturan tacirler arası ticari satımlarda, satıcının ayıplı mal teslim etmesi halinde, alıcının, akdi sorumluluğa dayanan talep haklarını, satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmesi mümkün değildir." (Yard. Doç. Dr. C.---- Tacirler Arası Ticari Satımlarda Satıcının Ayıplı İfadan (Ayıplı Mal Tesliminden) Sorumluluğu, 2008, 186-187 ss,)" ----BAM ---- HD----Esas ----- Karar sayılı ilamı.)
"..Eldeki davada davacı, bedel iadesini istemiştir. TBK’ya göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumludur. Üretici firmanın ayıba karşı tekeffülden alıcıya karşı sorumluluğu bulunmamaktadır. Açıklanan yasal düzenlemede satıcının ayıptan sorumluluğu düzenlenmiş olup üreticinin sorumluluğuna yer verilmediğinden davalılardan davaya konu traktörün üreticisi olan ---- üretici firma olması nedeniyle bedel iadesinden sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Mahkemece bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir." (Yargıtay ----. HD 25.05.2022 tarihli ve ----- ----Sayılı ilamı.)Yukarıda yer verilen BAM ve Yargıtay ilamları ışığında; TBK'nun ayıba karşı tekeffül hükümler gereği huzurdaki davada üretici firma olarak yer alan ---- ŞİRKETİ davacı alıcıya karşı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın işbu davalı bakımından esastan reddine ve diğer davalı satıcı firma bakımından ise açıklandığı üzere zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın ---- ŞİRKETİ bakımından zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
-Davanın ----- ŞİRKETİ bakımından REDDİNE,
2-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta peşin olarak alınan 870,96 TL peşin harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 601,11 TL nin davacı tarafa iadesine,
4-Davalılar kendilerini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.