T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/101
KARAR NO: 2024/238
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 13/02/2023
KARAR TARİHİ: 28/03/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından,----, davalı ----- ile davalı ---- aleyhine başlatılan icra takibine karşı borçluların haksız olarak itiraz etmesi sonucu duran takibin devamı için iş bu itirazın iptali davası ikame edildiğini, dava konusu uyuşmazlığın TTK 4/1 uyarınca her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı için görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, söz konusu uyuşmazlığın çözümünde yetkili mahkemenin HMK 16/1 uyarınca haksız fiilden zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu doğrultuda zarar gören davacının yerleşim yeri adresi ------ olduğu için yetkili mahkemenin ---- Mahkemeleri olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın sebebini müvekkil şirkete ait ---- marka ----- model ---- plakalı araç ile davalı araç sürücüsünün idaresindeki ----- plakalı araç arasında ----- 17.02.2020 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası oluştuğunu, davacı şirketin işleteni olduğu, dava dışı araç sürücüsü olan ---- - idaresindeki ---plakalı araç ile----mevki ----- Karayolunda seyir halindeyken, davalı araç sürücüsü olan ----- idaresindeki ----- plakalı aracın, müvekkil şirkete ait araca arkadan çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, çarpmanın sonucunda davacı şirkete ait aracın arka kısımlarında ciddi hasar meydana geldiğini, olay yerine gelen polis ekipleri tarafından kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu ve davacı şirketin zararını kusuru oranında gidermekle yükümlü olduğunu, davacı şirketin işletini olduğu aracın onarımını davacı şirket tarafından yapıldığını, onarıma ilişkin davacı şirkete ----- tarafından-----No'lu 24.149,16 TL ve----- tarafından-----No'lu 100,30 TL tutarında fatura tanzim edildiğini, ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere davalı araç sürücüsü davacı şirketin aracının arka kısmında meydana gelen hasardan asli ve %100 oranında kusurlu olduğunu, hasara maruz kalan araç üzerinde gerçekleştirilen onarımlar sonucunda davalı sigorta şirketine, davalı araç sürücüsünün kusuru oranında, yansıtma fatura tanzim edildiğini, hasarın tespiti için ekspertiz yapılmış olup ekspertiz ücreti 287,64 TL tutarında olup davacı şirket tarafından ödendiğini, davalı sigorta şirketinin, davacı şirkete herhangi bir ödeme de bulunmadığını, kalan bakiye hasar bedeli olan 4.209,46 TL nin tahsili için davalılar aleyhine için ----. İcra Müdürlüğü ----- sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalılar/borçlular tarafından takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durmasına karar verildiğini, bunun üzerine arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup büro dosya numarası ---- arabuluculuk numarası ----- olan arabuluculuk dosyasında anlaşmaya varılmaması neticesinde 14.02.2022 tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini, hasarın oluşumunda davalı araç sürücüsü Karayolları Trafik Kanunu 84/1-d bendi uyarınca kusurlu olduğunu, araç malikinin sorumluluğunun bir kusursuz sorumluluk türü olmakla birlikte Karayolları Trafik Kanunu madde 85'te düzenlendiğini, haksız fiil sorumluluğu şartlarının gerçekleşmesi halinde araç işleten, sıfatı dolayısı ile sorumlu olduğunu, bu doğrultuda araç maliki olan ----- kusursuz sorumluluğu bulunduğunu, davalı araç sürücüsü ve davalı araç maliki müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, arz edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı ve hukuka uygun davanın kabulüne, borçlunun takibe, asıl alacağa, ferilerine ve faize ilişkin haksız itirazlarının iptaline,
----İcra Müdürlüğü-----. sayılı icra dosyasındaki takibin harca esas değer üzerinden devamına, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı talebimizin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket nezdinde gerekli araştırmalar yapıldığını ve uyuşmazlığın ----- Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alınmış olan ----- plakalı aracın, kazaya karıştığı araçta meydana geldiği iddia edilen hasar bedeli talebiyle ilişkili olduğunun anlaşıldığını, kanunda itirazın iptali davasının açılması için 1 yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğünü, ödeme emrinin davalı şirkete tebliği akabinde takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, takibin davalı şirket yönünden durdurulması akabinde alacaklı tarafından icra dosyasında diğer borçlular yönünden işleme devam edilmesi için birden çok kez işlem yapılmış olup bu işlemler aşamasında davacı tarafça itirazdan haberdar olunduğunu, buna karşın davacı tarafça hak düşürücü süre içerisinde dava açılmamış olup süresinde açılmamış olan huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, davacının talepleri bakımından kazadan kaynaklanan gerçek zararının tespiti gerektiğini, bu sebeple dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde davacının araç maliki olduğunu iddia ettiğini, ancak ---- plakalı araç maliki ekli ruhsatnamede görüldüğü üzere-----davalı şirkete yapılan hasar başvuru akabinde eksper marifeti ile belirlenen 3.160,26-TL hasar tazminatı 14.05.2020 tarihinde araç maliki hesabına ödendiğini, yapılan ödeme haricinde davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının yasaya aykırı taleplerinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere Genel Şartlar gereğince davalı şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafın aracında meydana gelen hasar onarım bedelinin tespit edilebilmesi için uyuşmazlık konusu poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte olan Trafik Sigortası Genel Şartları hükümlerinin esas alınması gerektiğini, Genel Şart hükümlerine göre öncelikli olarak eşdeğer parça kullanımı uygun görüldüğünü, yalnızca eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile onarımın mümkün olmaması halinde orijinal parça kullanılmasının mümkün kılındığını, yine sigortacının anlaşmalı servislerinde geçerli tedarik ve işçilik tutarları ile sınırlı olarak sorumlu olduğunun kabul edildiğini, davalı şirket Genel Şart hükümleri gereğince üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek, ihbarla aynı gün içinde, davacı tarafı aracın 3 yaşından büyük olması halinde eşdeğer parça bedelleri ile ve anlaşmalı serviste onarılmaması halinde anlaşmalı servislerde geçerli tedarik ve işçilik bedelleri ile sorumlu tutulabileceği hususlarında bilgilendirdiğini, dolayısıyla iskonto uygulanmaması nedeniyle parça ve işçilik bedellerinin yüksek oluşundan kaynaklanan fahiş hasar bedelinden sorumluluğumuz bulunmadığını, bu sebeple davacının fahiş taleplerinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, alacak iddiasına ilişkin olarak; müvekkil şirketin ödeme emrinde belirtilen tutar ile ilgili olarak alacak iddiasında bulunan tarafa kesinleşmiş herhangi bir borcu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere dava dilekçesinde her ne kadar 4.209,46-TL alacağa ilişkin takip başlatıldığı belirtilmişse de taraflarına tebliğ edilen ödeme emrinde toplam alacak tutarı 29.894,57-TL olup işbu alacak iddiasına ilişkin taraflarına ödeme emri ekinde hiçbir evrak tebliğ edilmediğini, alacaklının talebine ilişkin hususlar yargılamayı gerektirdiğinden, söz konusu ödeme emrinde talep edilen borcun var olup olmadığı yargılama aşamasından sonra ortaya çıkacağını, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinde de haksız olup reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; davacının talepleri haksız ve mesnetsiz olmakla davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı gerçek kişiler tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı gerçek kişiler duruşmalara katılmamış; kendilerini bir vekille temsil de ettirmemişlerdir.
DELİLLER :---- İcra Dairesin'in -----Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Davacı ile Davalı Gerçek Kişi Nüfus Aile Kayıt Tablosu, Hasar Dosyası ve ZMMS Poliçesi, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Ödeme Dekont ve Belgeleri, Kaza ve Araç Fotoğrafları, Fatura, Ekspertiz Raporu, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana zarardan neşet eden hasar onarım tazminatının; KTK'nin 85/son,91 ve 86/1 maddeleri gereğince ZMMS kapsamında davalı sigorta şirketi ile KTK'nin 85/1 maddesi gereğince işleten ile TBK'nin 49.vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu olan gerçek kişi sürücüden tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazlar nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazların iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, hak düşürücü süre itirazı değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP Sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de, davalı sigorta şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacı şirketin dava konusu aracın uzun süreli araç kiralama sözleşmesi gereğince davacı uhdesinde bulunduğu, araç üzerindeki fiil hakimiyetin ve ekonomik yararlanmanın davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığından davacı şirketin KTK'nin 3.maddesi gereğince işleten sıfatına haiz olduğu ve aktif husumet ehliyeti bulunduğu tespit edilmiştir.Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Davacı şirketin dava konusu aracın uzun süreli araç kiralama sözleşmesi gereğince davacı uhdesinde bulunduğu, araç üzerindeki fiil hakimiyetin ve ekonomik yararlanmanın davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığından davacı şirketin KTK'nin 3.maddesi gereğince işleten sıfatına haiz olduğu ve aktif husumet ehliyeti bulunduğu tespit edilmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; davacı şirketin uzun süreli kira sözleşmesi kapsamında işleteni olduğu ----- plaka sayılı otomobile; davalı sigortalı ---- sahibi olduğu, diğer davalı sürücü ------ sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketine 18/11/2019-18/11/2020 başlangıç ve bitiş tarihli trafik sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan----- Plakalı otomobilin 17.02.2020 tarihinde ----- arkadan sadme suretiyle maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza tarihi itibarıyla davalı yanların sorumluluğundaki aracın trafik sigorta poliçelerinin bulunduğu ve işbu poliçelerin kaza tarihi itibariyel geçerli olduğu anlaşılmış durumdadır. Maddi hasarlı Trafik Kazası sonucunda kaza mahallinde Bölge Trafik Ekipler Amirliği tarafından Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlenmiş olup; kazada kusurun tamamen davalıların sorumluluğundaki araç sürücüsünde olduğu tespit edilmiş olup tutanağın bir örneği dosyaya mübrezdir. Bilindiği üzere işbu tutanağın içeriği aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Davacı şirket tarafından hasar bedelinin tahsili için kazadaki davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuru iddiasıyla genel haciz yoluyla bilcümle davalılar hakkında icra takibi başlatmış ve itirazlar üzerine takip durmuş ve bir yıllık hak düşürücü yasal süre içinde işbu davanın açıldığı görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin yukarıda anılan trafik kazasındaki sürücülerin kusur durum ve oranı ile hasar onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı, sürücülerin kusur oranının tespiti ve hasar tazimanatının net olarak belirlenmesi halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı ortadadır. Mahkememizce; gerek sigortalının gerek işletenin gerekse haksız fiil sorumlusunun sorumluluğu kusura bağlı olması, kusurun ve zararın da ispatının davacının yükümlülüğünde bulunması karşısında uyuşmazlığın çözümü için teknik bilgi gerektiğinden önce bu kapsamda dosya alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı ile hasar onarım bedeli hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi -----tarafından hazırlanan 14.08.2023 tarihli raporda özetle ------- plaka sayılı araç sürücüsü -----; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu içinde hüküm altına alınan Madde 52/b, Madde 52/c ve Madde 84/d kurallarını ihlal ederek söz konusu maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği ve %100 oranında KUSURLU davrandığı, ----- plaka sayılı araç sürücüsü ----- ve ----- plaka araçlar yönünden %100 oranında kusurlu bulunduğu, kendi aracının arka taraf hasarları yönünden söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, ---- plaka sayılı araç maliki ----; Araç maliki olarak 17.02.2020 tarihli trafik kazasında meydana gelen zarardan sorumluluğunun sigorta mevzuatı içinde değerlendirilebileceği, 4- Sigorta şirketi ödemeleri mahsup edilerek 1.049,20TL alacak oluşacağı yönünde tespit, hesap ve görülerini içerir rapor verilmiştir.. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; davacı vekili tarafından Bilirkişi tarafından da arka kısımda yer alan hasarlı parçaların kaza ile uyumlu olduğu ve işçilik dahil toplam onarım bedelinin eksper raporunda belirtilen kdv dahil 4.209,46 TL bedel ile uygun olacağı tespit edilmiştir----- plakalı aracın onarım bedeli müvekkil şirket tarafından karşılanmış; davalı sigorta şirketi tarafından ise müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Bu nedenle davalılar, meydana gelen gerçek zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle rapora itiraz edilmiştir. Mahkememizce öncelikle olay sırasında trafik ekiplerince tutulan kaza tespit tutanağı ve mevcut kusura ilişkin bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiği, raporda sürücünün kural ihlallerinin gösterildiği ve kazanın açıklandığı şekilde meydana geldiği , kazada davalı gerçek kişinin birden çok kural ihlali yaptığı ve arkadan çarparak kazaya ve hasara sebebiyet verdiği, bilirkişi raporunun her yönüyle gerekçeli , denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılmış ve buna göre davaya konu kazada davalı gerçek kişinin asli ve tam kusurlu olduğu, davacı işleten şirkete ait araç sürücüsüne ise atfı kabil bir kusur bulunmadığı tespit, tayin ve takdir edilmiştir. (TBK, 74, HMK 266, Yargıtay ----.HD.-----) Bilindiği üzere; Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belge olduğu da açıktır. Bu kapsamda dosyaya mübrez ekspertiz raporu ve işbu raporu hasar tazminatı yönünden de teyit eden makine mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu, yine diğer adli trafik uzmanı bilirkişi raporunda tespit ve tayin edilen kusur durum ve oranları gözetildiğinde belirlenen hasar bedelinin kazaya ve dosyaya uygun ve kadri maruf olduğu, belirlenen hasar tazminatının davacıya ödendiğine ilişkin bir delil/dekont bulunmadığı, buna göre tazminattan indirim yapılamayacağı, davalıların yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca gerçek zararı müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğu altında oldukları sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, dosyada mukim benimsenen ekspertiz ve bilirkişi raporlarına göre davacının davasını; TBK, 49, 50/1, 74, KTK , 85/1-son, 90, 91/1, 86/1 , 88/1 , Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde TMK, 6 ile HMK, 190 ve 266. maddeleri esaslarına göre açıkça ispat ettiğinin tespitiyle beraber, davalıların takibe itirazların tamamen haksız ve yersiz olduğu anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi, olayda haksız fiil tarihinden itibaren talebe göre yasal faiz işletilmesinin mümkün olması ve poliçe limiti gibi hususlar denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davacının davasının kabulü ile ; davalı-borçluların ----.İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının dava konusu edilen 4.209,49 TL yönünden ayrı ayrı iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa (4.209,49) takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faiz uygulanmak suretiyle 4.209,49 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin tazminat talebi ise, takipte gösterilen miktar ile dava edilen miktar arasındaki bariz farka göre sonuca yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları ile ulaşılması karşısında uyuşmazlığın temelinin bir tür haksız fiil niteliği de düşünüldüğünde borcun muayyen olduğundan söz edilemeyeceğinden yerinde görülmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde (323 (1) ç bendi gereğince ekspertiz ücreti dahil) sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddeleri gereğince davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile;2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların -----.İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının dava konusu edilen 4.209,49 TL yönünden ayrı ayrı iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa (4.209,49) takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faiz uygulanmak suretiyle 4.209,49 TL asıl alacak üzerinden devamına,
2-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından; 179,90 TL peşin harcın ve icra dosyasından alınan 149,47 TL harcın mahsubuyla bakiye 98,23 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı 179,90 TL peşin harç ve 25,60 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 287,64 TL ekspertiz ücreti ve 393,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.066,54 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanununun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 4.209,49 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı gerçek kişilerin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar itibarıyla (4.209,49TL