T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/646
KARAR NO: 2024/398
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 26/08/2020
KARAR TARİHİ: 04/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 08.12.2019 tarihinde kendi sevk ve idaresinde bulunan ---- plakalı motosikleti ile ----- devlet kara yolunda ---- ilçesi istikametinden ---- ilçesi istikametine doğru saat 22.30 sıralarında seyahat etmekte iken ------ kara yolu km ------noktasına geldiği esnada, aynı yolun ---- ilçesi istikametinden ---- ilçesi istikametine doğru seyahat halinde olan sürücü -----sevk ve idaresindeki ---- plakalı araç müvekkiline ait motosikletin dönüşünü beklemeksizin kontrolsüz bir şekilde gidiş yönüne göre sola döndüğünü, bunun sonucunda müvekkilinin ----- plakalı araca çarptığını ve hem maddi hasarlı hem de yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, akabinde olay yerine trafik ekiplerinin intikal ettiğini, kazanın oluşumu hakkında tutulan kaza tespit tutanağında ----- KTK md.53/4 hükmünü (Dönüşe başlamadan sağdan gelen taşıtlara ilk geçiş hakkını vermeye zorunludur . Sola Dönüş Kuralı) ihlal ettiğinin saptandığını, müvekkilinin kaza sonrasında basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralandığını ve hayati tehlike geçirdiğini, vücudunda çeşitli yaralanma izleri kırık ve kas kaybı meydana geldiğini, müvekkilinin hastane tedavisi sonrası 60 gün istirahatinin uygun görüldüğünü, bu süre zarfında hareket edebilmek ve temel ihtiyaçlarını giderebilmek için yardımcı gereç kullanmak zorunda kaldığını, ---- plakalı aracın kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS poliçesi ile -----. tarafından teminat altında bulunmakta olduğundan ilgili sigorta şirketine iadeli taahhütlü mektup ile müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini amacıyla başvuruda bulunulduğunu, fakat sigorta şirketinin, kazazedeye ait sürekli sakatlık değerlendirmesi yapılamadığından bahisle herhangi bir ödemede bulunmadığını, sigorta şirketinin olumsuz yanıtından sonra 22.06.2020 tarihinde ---- Arabuluculuk Bürosuna------ başvuru numaralı evrakı ile başvurulduğunu, 08.12.2019 tarihinde meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin uğramış olduğu hem manevi hem de maddi zararın (geçici-kalıcı iş göremezlik sebebiyle meydana gelen maddi zarar, tedavi giderleri ve tedavi yardımlarından bakıcı/yardımcı kişi gideri) davalılardan tazmini gerektiğini, müvekkilinin fırında ekmek ustası olarak çalıştığını aylık kazancının 3.000 TL olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile, HMK 107 uyarınca 1.000,00 TL maddi tazminatın her iki davalıdan, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ----- ile müvekkili şirket arasında ------ plakalı araç için ----- poliçe nolu 20.12.2018 başlangıç ve 20.12.2019 bitiş tarihli Trafik Sigorta Poliçesi akdedildiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, müvekkili şirkete davacı tarafından başvuru yapılarak davacıya olumsuz bir cevap verilmeksizin huzurdaki davanın açılması sebebiyle kanunun aradığı dava şartının eksik olduğunu, müvekkili şirketin belirlenecek olan gerçek zarardan sigortalısının dava konusu olan trafik kazasındaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir.
Davacı vekili 21.07.2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Maddi tazminat konusu tam ve kesin olarak belirlendiğinde HMK 107 göre talep artırımının kabulü ile 104.122,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 5.055,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 109.177,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi le davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine ve 15.000 TL manevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta vekili ıslaha beyan dilekçesinde özetle; Karşı yan dava dilekçesinde de görüleceği üzere iş bu davanın niteliği kısmi dava olup karşı yan ancak ıslah talebinde bulunabileceğini, davacı yan dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair herhangi bir ibare geçmediğini, iş bu nedenle davanın kısmi dava olduğunun kabulü gerektiğini, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı şekilde kaza tarihinden itibaren faiz talep ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
----- Jandarma Komutanlığına yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.-----İl Emniyet Müdürlüğ'ne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
----- İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
----- İl Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
----- Devlet Hastanesine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
------Üniversitesi Hastanesine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.--- raporları dosyaya sunulmuştur.
Trafik kusuru konusunda uzman bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyeti kök ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, 08.12.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davalı şirket nezdinde sigortalı bulunan diğer davalı ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ----- plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu davacı yönünden HMK 107.maddesi uyarınca açılmış geçici, kalıcı iş göremezlik, tedavi giderleri, bakıcı/yardımcı giderlerine yönelik her iki davalı bakımından maddi tazminat davası ile davalı ----- bakımından 15.000 TL manevi tazminat davasıdır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, gelen müzekkere cevapları ve taraflarca sunulan deliller hep birlikte değerlendirilmiştir.
Yargıtay ----. Hukuk Dairesi’nin 11/03/2021 tarihli, ----- esas ---- karar sayılı ilamında;"…haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp iddiasında; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğunu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi;
-11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü,
-11.10.2008–01.09.2013 arası Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği,
- 01.09.2013–01.06.2015 arası Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği,
-01.06.2015–20.02.2019 arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, ile Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik
-20.02.2019 tarihinden sonrası için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir." belirtilmiştir.
Dosya, maluliyetin tespiti amacıyla ATK'ya gönderilmiş, 07.12.2022 tarihli, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda, davacının vücut engellilik oranının %2 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren dokuz aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme süresi içinde üç ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği rapor edilmiş, raporun, yukarıda anılan güncel içtihata göre, uygun yönetmelik esas alınarak yöntemince düzenlendiği anlaşıldığından ATK raporuna itibar etmek gerekmiştir.
Dosya, trafik kusuru konusunda uzman bilirkişi ve sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 14.07.2023 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi, hasar dosyası, ATK raporu ve ibraz edilen deliller ışığında, ---- plakalı araç sürücüsü davalı -----2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 53/b5 maddesini ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelişinde %75 oranında kusurlu olduğu, ----- plakalı araç sürücüsü davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/a maddesini ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelişinde %25 oranında kusurlu olduğu, yerleşik içtihatlar uyarınca TRH 2010 Tablosu ve davalının kusur oranına göre davacının iş göremezlik zararının toplam 104.122,14 TL olduğu, tazminatın poliçe limitleri içinde kaldığı, kusur oranına göre, üç aylık yardıma muhtaçlık süresi için bakıcı giderinin 5.055,91 TL olduğu rapor edilmiş olup, itirazlar irdelenerek sunulan ek rapora göre de, bilirkişilerin ek rapordaki görüş ve kanaatinin kök rapordaki ile aynı olduğu görülmüştür.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeni bir rapor alınması cihetine gidilmeyerek, davacı tarafından miktar yönünden, 104.122,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 5.055,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 109.177,00 TL olarak davanın ıslah edildiği, davacı tarafça ıslah harcının yatırıldığı, hesaplanan miktarın poliçe limitleri dahilinde kaldığı tespit edilmiştir.Yerleşik içtihatlar uyarınca müterafik kusur araştırması yapılması amacıyla Mahkememizce HMK 171 vd.maddeleri uyarınca davacının isticvabı yapılmış olup;
Davacı 16.04.2024 tarihli celsede; "Kaza sırasında ben motosiklet kullanıyordum, kullandığım motosiklet annemin adına kayıtlı idi, benimmotosiklet kullanma ehliyetim yoktu, üzerimde koruyucu ekipmanlardan kask ve koruyucu elbiselerim vardı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 27/05/2019 tarih ----- esas ----- karar sayılı ilamında: "...Davacı vekili; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan müvekkilinin desteği ve murisi olan eşi ----- sevk ve idaresindeki motosikletin, dava dışı ----- sevk ve idaresindeki araçla çarpışması nedeniyle 02/07/2006 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin desteğinin kusurlu ve sorumlu olduğunu, müvekkilinin zarar gören 3.kişi konumunda olduğunu beyanla, eşinin desteğinden mahrum kalan müvekkili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının taleplerinin poliçe kapsamı dışında olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüne, 57.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair verilen karar davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilince tazminat için temerrüt faizi olarak ticari faiz(avans faizi) istenilmiş, mahkemece tazminatta davalı sigorta şirketi yönünden avans faizine hükmedilmiştir. Oysa, zarara neden olan araç motosiklet olup ticari araç değildir. Bu halde temerrüt faizi olarak davalı sigorta şirketi yönünden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir.
Yukarıda anılan içtihat uyarınca davacı tarafça yasal faiz talebinde bulunulduğundan, taleple bağlılık ilkesi uyarınca yasal faize hükmetmek gerekmiş, her ne kadar kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de, davalı sigorta şirketi yönünden, başvuru tarihinin belli olmadığı, ancak sigorta şirketi tarafından dosyaya sunulan müzekkere cevabına göre, davalı sigorta şirketinin, davacı tarafından yapılan başvuruya 22.05.2020 tarihinde yanıt verdiği, bu hali ile en geç yanıt tarihi olan 22.05.2020 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi yönünden bu tarih itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, davalı ----- yönünden kaza tarihi olan 08.12.2019 tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş, ayrıca her ne kadar davacı tarafça toplam 109.177,00 TL maddi tazminat talep edilmiş ise de, Mahkememizce yapılan davacının isticvabında, davacının kullandığı motorsiklete ait ehliyeti bulunmadığını beyan etmesi üzerine %20 müterafik kusur indirimi uygulamak gerektiği hukuki ve vicdani kanaatiyle davacının maddi tazminat davasının, hükümde yazıldığı şekilde, teselsül talebi de dikkate alınarak kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının ayrıca manevi tazminat talebi de mevcuttur.
Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(----)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(----)
Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün ------ sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: ----- saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(----.Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, Manevi tazminatın amaçlarından biri caydırıcılık olmakla beraber diğeri manevi tatmin duygusudur. Manevi tazminat miktarı amacından çıkacak şekilde, tarafın maddi olarak çöküşüne neden olacak miktarda da olmamalıdır. Davacı tarafın sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olmayacak, zarara uğrayanda manevi huzur doğuracak ve hükmedilecek tazminat miktarının cezalandırmaya veya malvarlığına ilişkin bir zararı gidermeye yönelik olmayacak şekilde olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edilmiş olduğu, iş bu davada manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesinin davalıların ekonomik olarak çöküşüne sebep olacağı, tüm hususlar, yukarıdaki açıklamalar, 22/06/1966 gün ---- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: ----- saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.) ilkeler göz önünde tutarak, davacının, yaralama sebebiyle vücut engellilik oranının %2 olduğu, dokuz ay iş göremez hale geldiği, üç ay birisinin yardımına ihtiyaç duyduğu, alınan kusur raporuna göre davalı sürücünün %75 kusurlu olması, bunların yanında, davacının ehliyetsiz bir şekilde araç kullanması bir bütün olarak değerlendirilip hükümde gösterildiği şekilde, davalı ----- aleyhine açılan, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, taleple bağlılık ilkesi uyarınca yasal faize hükmetmek gerekmiş, davalı yönünden 08.12.2019 kaza tarihinde temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, toplam 87.341,60 TL'nin (iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı), davalı sigorta şirketi yönünden 22.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ----- yönünden 08.12.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçede yazılı limitle sınırlı olmak üzere),
2-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, toplam 12.000,00 TL'nin 08.12.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ----- tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 6.786,02 TL harçtan, peşin alınan 54,65 TL harç ile 1.849,00 TL ıslah harcının toplamı olan 1.903,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.882,37 TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 54,65 TL harç ile 1.849,00 TL ıslah harcının toplamı olan 1.903,65 TL harç gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 556,10 TL posta masrafı, olmak üzere toplam 5.459,75 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 4.367,80 TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 05/01/2023 fatura tarihli ---- nolu 1.810,00 TL'lik fatura ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 1.448,00 TL'sinin davalılardan tarafından müşterek ve müteselsilen; 362,00 TL'sinin davacı tarafından, Adli Tıp Kurumu döner sermaye saymanlığının T.C ----şubesindeki ------iban nolu hesabına yatırılmasına,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 1.056,00 TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile; 264,00 TL'sinin alan davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
7-Maddi tazminat davası bakımından davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile temlik alan davacıya verilmesine,
8-Maddi tazminat davası bakımından davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı sigorta şirketine verilmesine,
9-Manevi tazminat davası bakımından davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 12.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ----- tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.