T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/150
KARAR NO: 2024/620
DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ: 29/02/2024
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacı şirket nezdinde ---- no.lu poliçesi ile -----ait ----- plakalı otomobil 05.03.2023-2024 tarihleri arası sigortalandığını, 01.06.2023 tarihinde ---- -plakalı sigortalı aracın ----plakalı araç ile kazaya karışmış ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası tanzim edilen 01.06.2023 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin zabıttan anlaşıldığını, kaza nedeniyle araçları hasar gören mağdur araç maliki davacı şirkete başvuruda bulunduğunu, davacı şirket tarafından---- plakalı araç sahibine 17.10.2023 tarihinde 7.500,00 TL tazminat, 17.10.2023 tarihinde 3.000,00 TL tedarik ödemesi yapıldığını, davacı sigorta şirketinin, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları' na göre sigortalıya rücu hakkı mevcut olduğunu, dava konusu kazada sigortalı aracın %100 kusuru ile kazanın meydana geldiği ve olay yerini terk ettiği açık olup, Genel Şartlar B.4. Gereği yapılan ödemelerin davalı sigortalıdan rücu hakkı olması nedeniyle yapılan toplam 10.5000,00 TL tazminatı, ödeme tarihi olan 17.10.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile davacı şirkete ödenmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; davalı şirkete ait sigortalı aracın %100 kusuru ile kazanın meydana geldiği ve olay yerini terk etmesi sonucu, Poliçe Genel Şartlar B.4. Gereği yapılan 10.5000,00 TL tazminat ödemesinin davalı sigortalıdan ödeme tarihi olan 17.10.2023 tarihinden itibaren avans faizi davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
Davalı şirketin sadece araç kiralama ile iştigal ettiğini, kaza tarihi olan 01.06.2023 tarihinde kazaya karışmış ---- plaka sayılı araç 19.11.2019 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi doğrultusunda uzun süreli olarak ---- kiralandığını ve 07.08.2020 tarihli teslim tutanağı ile teslim edildiğini, kazaya karışan ---- plaka sayılı aracın fiili hakimiyeti, ----- bulunmakta, akit süresince de aracın davalı şirket tarafından kullanılması mümkün olmadığını, motorlu aracın uzun süreli kiraya verilmesi halinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca kiracı işleten sayılacağından meydana gelen zarardan da sorumlu olacağını, ----- ile kurulmuş olan kira ilişkisi nedeniyle meydana gelen zarardan kanun gereği müvekkil şirket değil ve fakat kiracının sorumlu olduğunu, davanın, dava dışı kiracı ----ve araç sürücüsü ----- ihbarını talep ettiklerini, davalı şirket uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile iştigal etmekte olan bir şirkettir ve karara bağlanmış veya şu an devam etmekte olan aynı konulu birçok davada da taraf olduğunu, davalı şirketin davalı olduğu ve husumet nedeniyle reddedilmiş birçok Yargıtay Kararı ve mahkeme ilamı bulunduğunu, kira sözleşmeleri aynı şekilde olmasına rağmen trafik kazasından doğan tazminat taleplerine dair --- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ----- Esas sayılı dosyası, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi’nin ----- Esas sayılı dosyası, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi’nin ----- sayılı dosyası, Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin --- Esas sayılı dosyası ve Yargıyay --- Hukuk Dairesi’nin ---- sayılı dosyası gibi davalısı olduğumuz fakat araçları uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraladığımızdan dolayı, işleten sıfatının kiracıda olduğuna ve tarafımıza ilişkin husumet nedeniyle davanın reddine dair birçok mahkeme kararı mevcut olduğunu, kusur oranı yargılama gerektirmekte olup, dvalı şirkete ait araç sürücünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, davacının davaya konu kaza neticesinde yargılamaya muhtaç olduğu halde kusur atfı yapması ve bu doğrultuda yaptığı ödemeyi, karşı araç sürücüsünün tek taraflı olarak tuttuğu tutanağa itibar ederek ve olayın alay yeri terk olduğundan bahisle tarafımızdan tahsil etmeye çalışmasının kabulü mümkün olmadığını, davanın, kusur tespiti yargılamaya muhtaç olduğu halde davacı tarafça şifaen yapılan ödemeden müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle de reddi gerektiğini, izah edilen ve mahkemece resen nazara alınacak sebeplerle, beyanda bulunma hakları saklı kalmak kaydıyla; husumet itirazı doğrultusunda, davanın öncelikle davalı şirket yönünden husumet yokluğundan reddine, davanın, davalı şirkete ait aracın kiracısı olan ----ve sürücüsü ----- ihbarına, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın her halükarda esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Hasar Dosyası ve ZMMS Poliçesi, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Hasar Araştırma Raporu, Kazalı Araç Fotoğrafları, Ekspertiz raporu, Banka Dekontları, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIALARIN VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , davacı sigorta şirketi tarafından, davalı şirket adına kayıtlı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle; dava dışı üçüncü kişiye yaptığı ödemenin sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesine bağlı olarak ZMMS Sigortalı araç maliki davalıdan ZMMS genel şartları gereğince tahsili istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince genel ve özel dava şartları , harç, taraf sıfatı gibi hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilmiş, mevcut deliller incelenip değerlendirilerek tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığı tespit edilmekle tahkikat bitirilmiş ve aynı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin son sözleri de dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Davaya konu olayda davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün olay/kaza yerini terk etmesi nedeniyle trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye ödenen paranın rücuen tahsili istenmektedir.Davacı, dava dilekçesinde sigortalısı araç malikine/işletene rücu nedeni olarak; ZMMS genel şartları B.4-f maddesi uyarınca, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesine dayanmaktadır. Bu anlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk edip etmediği ve bu kapsamda kaza nedeniyle meydana gelen rizikonun ve zararın sigortalıdan rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.6102 Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır. 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ise "
Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni Hasara Neden Olan Trafik Kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Yukarıda rücu sebepleri arasında sayılan hususlardan olayımızı ilgilendiren kısım koyulaştırılmış durumdadır.Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya bakıldığında ; davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirketin maliki olduğu ---- plaka sayılı hususi nitelikteki otomobilin ----- numaralı 05/03/2023 - 05/03/2024 başlangıç ve bitiş tarihli ZMMS poliçesi ile sigortalandığı tartışmasızdır. Yine davalının maliki olduğu işbu otomobilin kaza tespit tutanağı ve hasar araştırma raporundan da açıkça anlaşıldığı üzere 01/06/2023 tarihinde----- plakalı araç ile kazaya karıştığı, anılan araçta maddi hasar meydana geldiği ve sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği de bedihidir. Anılan bilgi belgeler ve hassaten banka dekontlarına göre davacı sigorta şirketi tarafından zarar gören araç için dava konusu miktarın ödendiği de bellidir. Yapılan bu ödemeye ve miktarına ilişkin somut bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, mahkememizce, üçüncü kişiye yapılan ödemenin gerçek zararı yansıttığı gibi, kazanın araçta açtığı yaralara göre serbest piyasa koşullarında kadri maruf olduğu da ifade edilmelidir. Davalının asıl savunması kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle dava dışı başka bir şirkete kiraya verildiği ve kazanın da bu sırada meydana gelmesi nedeniyle işleten sıfatlarının bulunmadığı ve dolayısıyla hukuken davalı sıfatlarının bulunmaması karşısında tazminattan sorumlu tutulamayacaklarına ilişkindir. Ne var ki; 2918 sayılı KTK'nin 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigotacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmektedir. Görüldüğü üzere davalı şirketin işleten sıfatını taşımaması, onun kiracısıyla arasındaki iç ilişkiye ait bir sorundur ve sigortacının trafik sigortasına dayalı olarak tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda başvurabileceği kimse, aracın gerçek işleteni kim olursa olsun, sadece sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren olduğundan, davalı şirket sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Davacı sigorta şirketi tarafından, kaza nedeniyle 3. kişiye ait araçta meydana gelen hasar bedelinin zarar görene ödendiği iddiasıyla, trafik sigortası genel şartlarının B.4/f maddesi gereğince dava dışı sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle sigortalısına rücu şartlarının oluştuğundan bahisle işbu dava açılmıştır. Davalıya ait aracın kiralandığı şirket 2918 Sayılı KTK'nun 3. maddesine göre aracın işletenidir. Ancak KTK'nin 95. maddesi hükmü uyarınca bu dava ZMSS şirketi tarafından sadece sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi, sigortalısı) aleyhine açılabilir. (Yargıtay ---Hukuk Dairesi ----- Esas ----- Karar)( Yargıtay ----. HD'sinin -----sayılı kararı) Öte yandan kaza tarihi itibari ile 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının somut olayda uygulanması gerekmektedir. Söz konusu genel şartların Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4 maddesi (f) bendi gereğince tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına teminat dışı durum ve rücu sebebi olarak kabul edildiği gibi, maddenin devamında kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hali de teminat dışı olup, bu sebepler sigortalıya başlıca rücu nedenleri arasında sayılmış, üstelik olay yerini terkin maddede bahsedilen zorunlu hal nedeniyle olduğunu somut şekilde ispat yükü sigorta şirketine değil, sigortalıya (sigorta ettirene) aittir. Yeni Genel Şartlarla bu hususta ispat yükü sigortalıya geçmiştir. Davaya konu olayda sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terkinin hiçbir haklı sebebi bulunmadığı gibi bu yönde bir savunma ve hiçbir delil de sunulmamıştır. Şu halde zararın doğduğu ve paranın üçüncü kişiye ödendiği sabit olduğuna göre , yukarıdan beri ayrıntılı olarak açıklandığı üzere genel şartlar gereğince rücu koşulunun da kesin olarak oluştuğu ve davalı sigortalının işbu zararı tazmin etmek zorunda olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi nazarında davacının ödeme tarihinden itibaren tarafların sigorta sözleşmesi kapsamında tacir sıfatlanıha göre avans faizi talep edebileceği de gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile; 10.500,00 TL tazminatın 17/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile, 10.500,00 TL tazminatın 17/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 717,26 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 289,66 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 154,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.070,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 10.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (10.500,00 TL