T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/235
KARAR NO: 2023/873
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/04/2022
KARAR TARİHİ: 07/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ------ tarafından, davalı ----aleyhinde işçi alacaklarına istinaden -----. İcra Müdürlüğü-----. sayılı dosyasından ilamlı icra takibi başlatıldığını, bu dosyadan davalının adresine 26.12.2019 tarihinde hacze gidilmiş ve davalının kasasında müvekkili şirket tarafından davalıya iade edilen ancak ciroları iptal edilmesi unutulan -----Şubesinden alınma, 02.03.2019 tarih, -----seri No.lu, 30.000,00-TL bedelli çek bulunmuş ve icra müdürlüğünün kasasına konulmak üzere haczedildiğini, daha sonra dava dışı ------İİK 120. Maddesi uyarınca almış olduğu yetki belgesine istinaden davalı-----adına söz konusu çeki takibe konu etmiş ve müvekkiline kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra takibine konu edilen çekten dolayı davalı ------borçlu olmadığını, davalı -----aralarındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkiline borçlu olup borcunu ifa amacıyla keşidecisinin dava dışı ----- lehdarı davalı -----olan------Şubesinden alınma, 02.03.2019 tarih, ------ seri No.lu, 30.000,00-TL bedelli çeki şirket yetkilisi olan ... tararından bizzat ciro edilerek müvekkiline verdiğini, söz konusu çekin bankaya ibraz edildiğinde çekin karşılıksız çıktığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine müvekkilinin 30.03.2019 tarihli protokol ile icra dosyasına konu edilen edilen çekin davalıya iade edildiğini ve karşılığından 30.04.2020 vade tarihli bir adet bono alındığını, çek iade edilirken çekin arkasında bulunan müvekkiline ait ciro sehven olsa gerek iptal edilmesi unutulduğunu, davalı borçlu şirketin ticari kayıtları incelendiğinde müvekkiline halen borçlu olduğu tespit edileceğini, müvekkilinin takibe konu edilen çekte son hamil olup kendisinden önceki lehdarın müvekkiline müracaat etme hakkı bulunmadığını beyan etmiş, davalı şirket takibe konu edilen çekte lehdar olup kendisinden sonra gelen cirantaya müracaat etme hakkı bulunmadığından ileride doğacak telafisi zor zararların önlenmesi adına dava neticelenip kesinleşinceye kadar İİK. m.72/3 uyarınca icra veznesindeki paranın davalı/alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı konulmasını
CEVAP /TALEP :Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER : -----.İcra Dairesinin -----.dosyası, Davacı tarafın Aile Nüfus Kayıt Örnekleri, Davalı Şirkete Ait Ticaret Sicil Kayıtları, Çek Fotokopisi, ---- Bankası Kayıtları, 30/03/2019 tarihli Protokol, Tanık Beyanları, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) -----; ' Ben 2015-2019 yılları arasında başka bir şirkette çalışıyordum, bu şirkette çalıştığım sırada da davalı şirkete danışmanlık hizmeti veriyordum, davacıyı da ticari olarak piyasadan tanıyorum, bana sormuş olduğunuz dava konusu çekin lehtarı olan ----- bu şirketin hissedarlarından olan ...'in bir borcu nedeniyle davacıya elden teslim edilmişti, ancak çekin ödeme günü geldiğinde piyasada sıkıntılar olduğu için çek bankaya ----- Bey tarafından ibraz edilmesine rağmen ödenmediği için davacı çeki ------geri getirdi ve çeki bırakarak yerine kendisine bir bono düzenlenip verilmişti, ben çekin ve bononun miktarını hatırlamıyorum,-----İnşaat çeki kasaya koymuştu, daha sonra şirkete başka bir borçtan dolayı icra geldi, icra müdürlüğü tarafından kasaya ilişkin yapılan araştırmada bu çek göründü ve borca karşılık haczedildi, ben bu işlemler sırasında oradaydım, hatta icra tutanağında benim de imzam bulunmaktadır. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; ' Ben davalı şirketin ortağı ve yetkilisiyim, ben bana sormuş olduğunuz çeki iyi biliyorum, biz bu çeki malzeme satışı karşılığında ----- İnşaattan ileri tarihli olarak almıştık, benim davacıya şahsi bir borcum nedeniyle bu çeki kendisine vermiştim, çek üzerindeki şirket adına yapılan ciro da şahsım adına yapılan ciro da bana aittir, daha sonra----- Bey bu çeki bankaya ibraz ettiği halde karşılığı olmadığını söyledi ve çeki bana geri getirdi ve parasını talep etti, ben günün ekonomik şartlarında nakit param olmadığı için kendisiyle bir protokol yaparak ileri vadeli bir senet düzenledik, bu senedin miktarı da çekin miktarı gibi 30.000,00 TL idi, bu çekin iadesi sırasında çekin arkasındaki ciroların üzerinin çizilmesi unutulmuş ve ben de çeki kasaya koydum, sonra bir işçi alacağı ile ilgili olarak şirkete hacze gelindi ve bu haciz sırasında kasa açılarak bu çek bulunmuş ve haczedilmiş, bu işlemler sırasında ben iş yerinde yoktum, daha sonra ben davacıya vermiş olduğum senedin bir kısmını ödedim, az bir miktar kaldı, henüz senedi kendisinden almadım, olay bu şekilde gerçekleşmiştir dedi. Ayrıca bana sormuş ve göstermiş olduğunuz diğer tanık bizim şirket danışmanımız idi, bu nedenle olaylara vakıftır, hatta haciz sırasında kendisi şirkette idi. Ayrıca bana sormuş olduğunuz çek de 30/03/2019 tarihli protokol altındaki gerek şirket gerekse şahıs adına atılan imzalar bana aittir. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış Menfi Tespit ( Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada; mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda taraf teşkili sağlanarak duruşma açılmış, öncelikle resen incelemeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere dava şartları değerlendirilerek ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerini beyan etmesi üzerine üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, tahkikat işlemleri ve incelemeleri yerine getirilip bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; davacı- borçlunun-----İcra Dairesinin -----esas ( Takibin dayanağı----- Şubesine ait , keşidecisi ------Lehtar-cirantası ------ 2.cirantası, ..., hamil ve temlik cirantası------ olan, 02.08.2019 keşide tarihli 30.000,00 TL bedelli , ------ seri numaralı çek nedeniyle) sayılı dosyasından dolayı davacı ...---- davalı ------ borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir . (----),-----).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir (------ ).
İspat hakkı ise, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olup, yasalarımızda düzenlenmiştir. İspatın konusu, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan, tarafların anlaşamadığı ve çekişmeli olan vakıalardır. Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş olan vakıalar ise, çekişmeli olmadığından ispat konusu değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190.maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."Menfi tespit davalarında da, HMK'nin ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (Bkz. Y.HGK'nun 12.10.2011 Tarih ------sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Kural olarak menfi tespit davasında davacı, dava konusu borcun hiç doğmadığını davalı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürerse ispat yükü davalıya aittir. Zira hukuki ilişkinin varlığını ileri süren davalıdır. Ancak davacı hukuki ilişkinin varlığını kabul edip başka bir nedenle geçersiz olduğunu (ya da sona erdiğini) ileri sürerse, bu durumda ise ispat yükü davacıdadır. Davacı bu durumda, varlığını kabul ettiği hukuki ilişkinin sona erdiğini ileri sürmekle ispat yükünü de üzerine almış olur (Bkz. Y. HGK'nun 05.11.2013 Tarih ------ sayılı ilamı). Ne var ki, menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olmakla beraber, alacak bir senede bağlanmış ise, bu durumda ispat yükü yer değiştirir. Başka bir ifade ile bu durumda senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacı, iddiasını ispat etmek zorunluluğundadır.6102 Sayılı TTK'nin 780. maddesindeki düzenleme şekline göre çek ; kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içerdiğinden, ödeme vasıtasıdır. Yargıtay -----. H.D.'nin 26.01.2015 tarih -----Sayılı kararında, "Kural olarak, çek bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerekir. Bu karinenin aksini iddia eden taraf iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır." tespiti yapılmış olup, Yargıtay -----. H.D.'sinin 07.03.2016 tarih ------ sayılı ilamı da aynı yönde hüküm içermektedir. Çekin borcun tasfiyesi amacıyla verildiği tanımı ve kambiyo vasfı nazara alındığında, keşidecinin çeki verdiği kişiye ve usulüne uygun ciro işlemi mevcut olduğu taktirde, keşideci ve lehtar ile birlikte ciro silsilesindeki cirantaların son hamile borçlarının varlığının karinesi olduğundan davalı alacaklı çeki ibraz etmekle, alacağının varlığını kanıtlamış olduğundan, çekten dolayı borçlu olmadığını kanıtlamak davacı borçlu tarafa aittirYukarıda açıklanan hususlar ve yapılan yargılamaya göre somut olaya geldiğimizde; ----.İcra Dairesinin----- esas sayılı dosyasından dava dışı ----- vekili tarafından davalı şirket alehyinde işçi alacaklarına bağlı olarak ilamlı takip icra edilmiş olup, dava dışı alacaklı tarafından davalının adresinde yapılan 26.12.2019 tarihli haciz işlemi sırasında haciz tutanağına göre davaya konu çek haczedilmiş ve dava dışı alacaklı vekili tarafından-----İcra Dairesinin------ Esas sayılı dosyası üzerinden İİK'nin 120.maddesi gereğince alınan izin kapsamında davalı şirket ve davacı gerçek kişi hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılmıştır. Davanın taraflarınca dava dışı alacaklı ----- aleyhinde şikayet yoluyla açılan -----.İcra Hukuk Mahkemesinin -----.sayılı ilamına göre davacı yönünden dava konusu çeke dayalı olarak yapılan takibin iptaline karar verildiği görülmüştür. Ancak Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ve Yargıtay HGK'nin 17/10/2019 tarihli -----esas ve ------ karar sayılı kararında belirtildiği üzere; İcra mahkemeleri dar yetkili yargı yerleri olup, genel olarak icra ve iflas takibi sırasında doğan uyuşmazlıkları biçimsel olarak incelemeye ve karar vermeye yetkilidir. Bu sınırlandırılmış yetkisinden ötürü icra mahkemelerinin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Mahkemenin takip hukukuna ilişkin kararları sadece yürütülen takip konusu bakımından tarafları bağlar ve sadece takip hukuku bakımından kesin hüküm yaratır. Bu açıdan dava dışı alacaklı vekili tarafından davacı yönünden takipten feragat edilmediği ve takibin derdest olduğu anlaşılmakla davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir. Bilindiği üzere çek kambiyo vasfı sebebiyle temelindeki hukuki ilişkiden ayrık olarak, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla düzenlenmiş ödeme aracıdır. Çeki ödeyecek olanın şekli anlamda ciro silsilesinin düzgün olduğunu denetlemesi yeterli ise de; yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ve Yargıtay HGK'nin 22/06/2021 tarihli ---- esas ve -----karar sayılı kararında belirtildiği üzere; doktrinde ve uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. Somut olayda davacı hakkında kesinleşmiş icra takibi olup, borcu ödemekten kurtulabilmesi için menfi tespit davası açması zorunludur. Borçlunun menfi tespit davasını, keşideci, lehtar ve kendinden önceki cirantalara yöneltebileceği açıktır. Dava konusu çeke gelince ;----- Şubesine ait , keşidecisi-----Lehtar-cirantası----.cirantası, ..., hamil ve temlik cirantası----- olan, 02.08.2019 keşide tarihli 30.000,00 TL bedelli ,-----seri numaralı çek olduğu görülmüş olup , düzgün ciro silsilesine göre davacının kendinden önceki ciranta lehtar konumunda olan davalıya borçlu hale gelmesi mümkün değildir. Zira çek davalı elindeyken haciz edilmiş olup, çek davacı tarafından ibrazdan sonra temlik cirosuyla yeniden davalıya iade edilmiş ve bu durum 30.03.209 tarihinde protokole bağlanmıştır. Bu husus Tanık olarak dinlenen ... ve ----- tarafından da teyit edilmiştir. Gerçekleşen olaylar ve çek bilgilerine göre dava dışı alacaklının işbu çeke dayalı olarak sadece çekin keşideci şirkte hakkında takip yapabileceği belirtilmelidir. Binaenaleyh; kambiyo niteliğindeki çekteki ciro silsilesine göre davacının maddi hukuk bakımından sorumlu tutulamayacağı yönünde oluşan hukuki sonuç ve vicdani kanaatle; davacı tarafından TMK'nin 6 ve HMK'nin 190. maddeleri kapsamında ispatlanan davanın kabulü ile;6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince;----İcra Dairesinin ---- esas ( Takibin dayanağı ----- Şubesine ait , keşidecisi ----- Lehtar-cirantası -----2.cirantası, ..., hamil ve temlik cirantası ----- olan, 02.08.2019 keşide tarihli 30.000,00 TL bedelli ,-----seri numaralı çek nedeniyle) sayılı dosyasından dolayı davacı ... ----- davalı ----- borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesi gerekmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72-(5) maddesi "dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72-(5) maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 17/03/2010 tarihli ve---- 07/12/2011 tarihli ve -----ve 20/03/2013 tarihli ve -----. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında tazminat talebi yönünden somut olaya bakıldığında ise; somut olayın özelliklerine, takibin ve davanın taraflarına göre talebin hukuki dayanağının ve makul bir sebebinin olmadığı açıktır. Zira davalı da davacı ile birlikte takipte borçlu konumunda olup, dava icra takibini yapan kişiye karşı açılmadığından takibin haksızlığı ve kötü niyetli olup olmadığı tartışma konusu değildir. Burada Avukatlık Kanunu'nun 1, 2/1,2 maddeleri nezdinde bir davada ileri sürülen taleplerin hukuki dayanağının bulunmasının gerekmesinin; adil yargılanma hakkı ve usul ekonomi ilkesinin de bir gereği olduğu ifade edilmelidir. Netice itibarıyla davalının da takipte borçlu konumunda olması nedeniyle teknik olarak tazminattan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün görülmemesi karşısında tazminat talebinin koşulları oluşmadığı anlaşılmış ve reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1/ maddesi gereğince davalı sorumlu tutulmak sueritiyle 6100 sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın Kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince;-----.İcra Dairesinin -----esas ( Takibin dayanağı ----- Şubesine ait , keşidecisi -----Lehtar-cirantası -----2.cirantası, ..., hamil ve temlik cirantası ----- olan, 02.08.2019 keşide tarihli 30.000,00 TL bedelli ,----- seri numaralı çek nedeniyle) sayılı dosyasından dolayı davacı ...---- davalı ----- BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-)Davacının , 2004 sayılı İİK'nin 72/V maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin, REDDİNE ,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.251,97 TL karar ve ilam harcından; dava açılışında peşin yatırılan 563,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.688,97 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 563,00 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 363,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.018,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.