T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/295
KARAR NO: 2023/897
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/05/2021
KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı firma ile arasındaki anlaşma gereğince ----- Projesi kapsamında müvekkili tarafından üretilen 2 adet villa havuz işine (havuz ve havuza ait teknik hacimlerin mimari ve elektromekanik projelerinin yapımı, havuz ve havuza ait teknik hacimlerde deki beton içi elektromekanik tesisat yapımı, havuz ve havuza ait tüm teknik hacimlerin sıva, şap, İzolasyon, porselen seramik kaplama tutamak yapımı havuz betonarme düzeltme , beton atım işleri) ilişkin olarak KDV dahil 114.342,00 TL üzerinden mutabık kalmış olduklarını, davalı tarafından, 21.07.2019 tarihinde 10.000 TL avans ödemesi yapıldığını, ayrıca 50.000 TL bedel bedelli bir adet çek teslim edilmiş olduğunu, söz konusu kısımlarının 04.10.2019 ve 10.10.2019 tarihinde davalıya teslim edilmiş olduğunu, yapılan işin karşılığı olarak 11.10.2019 tarihli, KOV dahil 114.342,00 TL bedelli faturanın düzenlenmiş olduğunu, tarafların 26.11.2019 tarihinde mutabakat mektubu ile, KDV dahil 114.342,00 TL bedelli faturayı, ticari defterlerine işleyerek mutabık olduklarını kayıt altına almış olduklarını, davalı tarafından; bakiye 54.342,00 TL 'nin ödenmemesi üzerine, ---- İcra Müdürlüğünün ---- sayılı takip dosyası üzerinden yasal yola başvurulmuş olduğunu, davalı tarafın icra takibine de itiraz etmiş olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle, borçlunun ----- İcra Müdürlüğünün---- takip sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ve müvekkili şirketin,----- Projesi kapsamında yapılacak olan 2 adet havuza dair işlere ilişkin anlaşmış olduklarını, müvekkil şirketin, beton işlerini yapıp daha sonra davacı taraf ile anlaşmış olduğunu, havuz yapım aşamalarının 1 ay içinde yapılacağı ve müvekkilince davacı tarafa 114.342 TL ödeneceği hususunda anlaşmış olduklarını, ödemelerin de aşamalar tamamlandıkça ifa edileceğini kararlaştırmış olduğunu, müvekkili şirketin, tamamlanan aşamalara ilişkin edimlerini ifa etmiş, fakat müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen diğer aşamaların davacı tarafça tamamlanmamış ve davacı tarafın edimini yerine getirmekte temerrüde düşmüş olduğunu, söz konusu havuzların yalnızca izolasyon İşleri ve seramiklerinin yapılmış, işin bitirilmemiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından, projenin bitmesi için havuz işlerinin tamamlanması gerektiğinin davacı yana defaatle bildirmiş fakat davacı yanın diğer aşamaları ifa etmemiş olduğunu, müvekkilinin devam etmekte olan projesi yarım bırakılmış olup mağduriyeti zaten mevcutken; yapılan havuzların ayıplı çıkmış olup . sizınti yapmaya başlamış olduklarını, müvekkil şirketin, projeyi süresinde tamamlayabilmek için ayıplı ifa edilmiş seramik ve yalıtımları, yıktırıp/söktürüp izolasyon ve seramik işlerini kendi çalışanlarına yaptırmış ve diğer eksik ifaların tamamlanabilmesi için ise başka bir şirket ile anlaşmış olduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirketin havuzları zamanında tamamlamasından dolayı projeyi zamanında tamamlayamamış olup cezai şart gereği ödeme yapmak zorunda kalmış olduğunu, davacı yan ise ayıplı edimlerden sorumluluğu bulunmaktayken kötü niyetli olarak ifa etmemiş olduğu edimlerinin karşılığını talep etmiş bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından, her ne kadar "davacı yanca yapılan edimlerin ayıplı olduğu" ve "ücretin tamamının ödenmesi için gerekli olan tüm edimlerin tamamlanmadığı" davacı tarafa belirtilmiş olsa da davacı yan müvekkili aleyhine icra takibi başlatmış olması üzerine, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak başlatılmış olan icra takibine müvekkilce itiraz edilmiş olduğunu, bu sebeple açılmış olan itirazın iptali davası dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu belirterek, haksız davanın reddine, davacı taraf hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: -----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Taraf Şirketlerin 2019 yılına ait BA-BS formları, Eser Sözleşmesi, Esere Ait Fotoğraflar, İrsaliyeli Fatura, İş Bitirme ve Servis Formları, ---- görüşmeleri, Bilirkişi Raporu, Tanık Beyanları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
Tanık (Davalı Tanığı) -----projesi kapsamında yapılacak olan 2 adet havuza dair işlerde ben şantiye şefi olarak görev yaptım, davacı tarafça bu proje kapsamında yapılması gerekli 2 adet havuzun yapım işlerine hangi tarihte başlanıldığını hatırlamıyorum, havuzun kalıplar söküldükten sonraki sıva işlemlerini yaptılar, sonrasında seramik işlerini de yaptılar. Boru, tesisat ve makine dairesi bölümünün yapılması gerektiği halde bunlar yapılmamıştır, havuzun yarısı bile davacı şirket tarafından bitirilmemiştir, pavuzdaki betonarme yapımının imalatı bize aitti, beton imalatında kusurlu gördükleri yerleri davacı firma bize söyledi, sonrasında havuzun kalıptan kaynaklanan hatalardan dolayı betonun şişmiş olan yerlerini işçi getirerek kırdık, bu işlemler bir gün bile sürmemiştir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık (Davalı Tanığı) --- Ben ----çalışanı olarak -----projesi kapsamında inşaatta çalıştım, ben havuz yapımında çalışmıştım, ben ----- yanında çalışıyordum, havuzun yapılacağı yerdeki kazı çalışmasını---- yapmıştır, kazı yapıldıktan sonraki betonarme işleri de yine ---- tarafından yapıldı, davacı ----tarafından sadece sıva ve seramikler yapılmıştır, davacı firma tarafından polimer kapakları, motor dairesi yapılması gerekirken bu işlemler yapılmadı, bu işlemleri biz başka havuzcuyla anlaşıp yaptık, dedi. Havuz şu anda aktif bir şekilde kullanılıyor ancak havuzun ilk kullanılmaya başlandığında sızdırma yaptığını fark ettik sonrasında başka bir havuzcuyla anlaşıp tekrar havuzun sızdırmaması için işlemler yapıldı, 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, hak düşürücü süre ve harç gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtları çıkartılarak dosyaya konulmuş; bağlı bulundukları ----- Vergi dairelerinden vergi mükellef kayıtları ile özellikle uyuşmazlığa konu 2019 yılına ait BA-BS formları getirtilmiş ve dosyaya kazandırılmıştır. Ayrıca ayıp ve eksik işler ve işin teslimi yönünden tanık dinlenmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin, eser sözleşmesi kapsamında eserin( 2 Adet Villa Havuzu) eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edilip edilmediğinden kaynaklandığı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, fatura ve fatura bedeline ve bakiye alacak miktarına ilişkin bir uyuşmazlığın olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasında düzenlenen sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği düşünülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nin 470. maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.' şeklinde düzenlenmiştir.Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen 6098 sayılı TBK'nin 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK'nin 190 ve TMK'nin 6. madde gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. Eksik işler yönünden ise ihbar yapılmasına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür.Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nin 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir.Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nin 474 ve 477. maddesindeki hükümler uygulanmaz.Yerleşik içtihat ve uygulamalar doğrultusunda, iş bedelinin tamamının yüklenici tarafından taşerona veya iş sahibince yükleniciye ödenmesi halinde eksik ve kusurların giderim bedeli hüküm altına alınabilir ise de iş bedelinin ödenmemiş olması halinde eksik ve kusurların giderim bedeli değil, varsa fazla ödenen bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle eksik ve kusurlar gözetilerek yapılan işin fiziki oranı belirlenip iş bedeline uygulanarak mukayese edilmesi sonucu eksik veya fazla ödemenin belirlenmesi gerektiği; sözleşme dışı ve fazla işler yönünden ise iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda TBK’nin 529. maddesine göre vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir.
6098 sayılı TBK 475. maddesinde eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin kullanabileceği seçimlik haklar sayılmıştır. Bunlar 475/1. maddesi hükmünce eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, 475/2. maddesine göre eseri alıkoyup bedelden indirim isteme, aynı maddenin 3. bendi gereğince aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. Yine aynı maddede iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay----- Hukuk Dairesi, ----Esas,-----Karar)Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda TBK'nin 474. maddesi, gizli ayıplarda ise TBK'nin 477. maddesi hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, TBK'nin 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile varolan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK madde 147/son) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün ve ----sayılı ve Yargıtay -----HD' nin 16/01/2013 tarih ve------ sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan ve değerlendirilen delillere göre yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı şirket tarafından-----.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davalı -borçlu şirket hakkında 11/10/2019 tarih ------ numaralı 114.342,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak bakiye alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emri tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde davalı/borçlu tarafından icra takibine/borca faturaya konu işin tamamlanmadığı gerekçesiyle tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğu ve davacı-alacaklı tarafından bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan itirazın iptali davası üzerine taraf teşkili saglanarak uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi ve sözleşmenin bedeli hakkında bir sorun bulunmadığı asıl sorunun eser sözleşmesi kapsamında işin tam ve eksiksiz olarak yapılıp teslim edilip edilmediği üzerinde olduğu anlaşılmıştır. Buna göre mahkememizce davalı vekili tarafından gösterilen tanıklar istinabe yoluyla -----Asliye Ticaret Mahkemesince dinlenmiş ve tutanak mahkememize gönderilmiştir. Buna müteakip, dosya ------Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Bilirkişi İnşaat Mühendisi ----- verilerek sözleşmeye göre iki adet villa havuz işinin usulüne uygun ve sözleşme kapsamında inşa edilip edilmediği, söz konusu havuzlarda eksik iş veya ayıplı iş bulunup bulunmadığı varsa ayıplı veya eksik iş bedelleri ile davalı tarafça yaptırıldığı iddia edilen işin ayıplı işe mi eksik işe mi ilişkin olduğu, ayıplı veya eksik işe ilişkin ise dosyaya sunulan faturadaki miktarın yapılan işe göre piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığı hususlarında rapor düzenlemesi istenmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 23/01/2023 tarihli raporda özetle; davacı tarafça yapılmış olan imalatın ayıplı olduğuna dair bir delile dosya kapsamında rastlanılmadığı, Davacı ----- Yetkilisi ------tarafında, davalı -----Firma yetkilisi ----- gönderilmiş olan, 14.09.2019 tarihli, e posta yazışmasından, yapılacak işin mahiyeti ve fiyatının ve ödeme tarihlerinin belirlenmiş olduğu, İş bitirme tutanaklarının tarihleri: 04.10.2019 ve 10.10.2019 olup, bir ay içerisinde işin davacı tarafça tamamlanarak teslim edilmiş olduğu anlaşıldığı, bu sebeple, davalı tarafın; “davacı tarafın işi teslimde temerrüte düşmüş olduğu” iddiasının mevcut verilerle örtüşmediği, davalı tarafın; davacı tarafından eksik bırakılmış işlerin, başka bir firmaya yaptırılmış olduğu iddiası yönünden yapılan değerlendirme ise, Dava dışı ---- firması tarafından, davalı ------ Adına düzenlenmiş olan, 29.09.2020 tarihli,----- sıra nolu faturanın açıklama kısmında; “----kum filtre, ---- motor, Havuz aydınlatma, ---- kumu, elektrikli kumanda panosu, transformatör, tesisat elektrik montaj işçiliği, fittings malzeme ” imatlarının belirtilmiş olduğu, fatura toplamının: 30.700,00 TL * KDV - 36.226,00 TL olarak düzenlenmiş olduğu, dava dışı bir başka firmaya yaptırılmış olan işlerin mahiyetinin, davacının yapmış olduğu işlerin mahiyetiyle aynı olmadığı, dava dışı firmaya yaptırılmış işlerin farklı imalatlar olduğu, faturadaki açıklamalar ile sabit olup, davalının; “davacı tarafından eksik bırakılmış işlerin bir başka firmaya yaptırılmış olduğu ” iddialarının mevcut verilerle örtüşmediği, davacı tarafça, teklif mektubu ile yapımı taahhüt edilmiş olan işlerin, tamamlanmış olduğu anlaşılmış olup, tarafların kabulünde olan 114.342,00 TL “nin, davacı tarafından, davalı adına düzenlenmiş olan, 11.10.2019 tarihli,-----sıra nolu 96.900,00 TL * KDV - 114.342,00 TL bedelli fatura ile de örtüştüğü, bu durumda davacı alacağı : 114.342,00 TL olduğu, davacı tarafça kendisine 60.000 TL ödeme yapılmış olduğu beyan edilmiş olup, bu bedele davalı tarafın itirazı bulunmaması halinde, davacı tarafın alacağı 114.342,00 TL — 60.000,00 TL - 54.342,00 TL olarak hesap edildiği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda özellikle tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davalı şirket tarafından havuz için başka bir şirkete yaptırılan işlerin davacının yaptığı işle bir ilgisinin bulunmadığı, davalı tanık beyanlarına göre bu işin bir gün bile sürmeyen başka bir işleme ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacının eseri (havuz ) zamanında sözleşmeye uygun olarak tamamlayıp teslim ettiği, 04.10.2019, 10.10.2019, 12.10.2019 tarihli üç ayrı iş bitirme ve servis formlarından tespit edilmiştir. Anılan servis formlarında yapılan iş ve işlemler ayrıntılı olarak yazılmış olup işbu belgeye aynı zamanda tanık olarak dinlenen davalı şirket temsilcisi olarak hareket eden ----- imzaladığı görülmüştür. Hal böyleyken davalı şirketin sorumlu şantiye şefi olarak çalıştığını beyan eden işbu tanığın ve onunla birlikte davalı şirket adına çalıştığı anlaşılan diğer tanığın aleyhe beyanlarına itibar edilmemiştir. Mamafih, somut olay özelinde tanıkların sözleşme gereğince davacı şirket tarafından yapılması gereken işlerin neler olduğuna vakıf olmayabilecekleri, tanıkların sıva ve seramik işi olarak ifade ettikleri inşaat işi ile yine tanık beyanlarında geçen motor/makine/tesisat işlerinin ayrı uzmanlık alanları olduğu hususunu da ifade etmek gerekir. Nitekim, teklif mektubu ve faturalardan da bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere yüklenici davacının üstlendiği iş ile dava dışı firmaya yaptırılan işin farklı işler olduğu açıktır. Davalı şirketin olayların gerçekleşme biçimine ve sözleşme içeriğine göre dosyada bulunan ve içeriği inkar edilmeyen ocak 20202 yılına kadar süren yazışmalara bakıldığında da; davacının ödeme isteklerinin yerine getirilmediği, davalı tarafın eksik ve ayıplı işten hiç bahsetmediği, icra takibinin de bu görüşmelerden aylar sonra açıldığı (22/06/2020) anlaşılmakla davalı şirketin işlerinde basiretli davranma yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmediği de düşünülmüştür. Dolayısıyla davacının tarafların kabulünde olan sözleşme ilişkisi, İrsaliyeli fatura, yapılan kısmi ödemeye göre bakiyenin takip konusu yapılması, mutabakat mektubu ve özellikle iş bitirme ve servis formları ile bu belgeler ve dosya kapsamıyla uyumlu bulunan bilirkişi raporu nezdinde iddiasını ispatladığı tespit ve tayin edilmiştir. Bir başka anlatımla, 6098 Sayılı Kanun'un 471. maddesi gereğince yüklenici olan davacı, sözleşmeye göre üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa edip işi eksiksiz olarak teslim etmiştir. Ne var ki, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından cevap dilekçesinde öne sürdüğü vakıaların ispatı için davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ancak davalı vekili yemin teklif etmeyeceklerini beyan etmiştir. Böylece davalı tarafından karşı ispat faaliyeti kapsamında dosyada bulunan delillere göre işin eksik yapıldığı savunması ispat edilememiştir. Böylece davacının icra takibine konu ettiği alacağına ilişkin davasını TMK'nin 6. HMK'nin 190. maddeleri nazarında açıkça ispat ettiği sonuç ve kanaatiyle taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre takip tarihi itibariyle faiz tür ve oranı ile 6098 Sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu gibi hususlar da gözetilmiş ve dosyaya mübrez bilirkişi raporunun da mahkememizce kabul edilen eserin eksiksiz teslim vakıasına göre gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile;davalı-borçlunun ---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (54.342,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir.(AY,138/1, TMK,1/1,TBK, 470 vd. TTK,18/2, HMK, 266 vd.282, 190, 196, )
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda takip hukuku acısından tazminatın yaptırım amacı ışığında yapılan değerlendirmede; takibe konu alacak yönünden davalının itirazının haksızlığına karar verilmiş olması ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin evveliyetle sabit olması, davaya esas faturaya konu işin eksiksiz yapıldığının anlaşılması ve özellikle bedele ilişkin bir uyuşmazlık bulunmaması karşısında miktarın açıkça bilinir olması karşısında davalı borçlu yönünden asıl alacak/borç likit/muayyen olduğu anlaşılmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluştuğundan asıl alacağın % 20'si olan 10.868,40 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----- İcra Dairesinin ----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (54.342,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen DEVAMINA,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın (54.342,00 TL) %20'i olan 10.868,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.712,10 TL karar ve ilam harcından; dava açılışında peşin yatırılan 656,32 TL harcın ve icra dosyasından alınan 271,71 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.784,07 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 656,32 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 298,00 TL posta masrafı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere olmak üzere toplam 2.022,12 TL yargılama giderinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; -----Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.