T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/129
KARAR NO: 2024/380
DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ: 21/02/2024
KARAR TARİHİ: 29/05/2024
Tarafları yukarıda belirtilen dava hakkında Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilen tedbir talepli ve gerekli-yeterli kısımları:
''...
KONU: ----Şirketi'nin yetkilisi ...'in kötü yönetim, şirket kaynaklarını kendi özel menfaatlerinde kullanması, şirketi zarara uğratma vb. sebepler ile şirket yönetiminden azledilmesi, yerine denetim ve yönetim kayyumu atanması ve davalı tarafından eşinin hesabına gönderilen para nedeniyle kamu alacaklarının zarar görmemesi ve şirketin tüzel kişiliğinin menfaatlerine halel gelmemesi ile aktif pasif dengesinin kurulması için şirketin, davalının ve eşinin banka hesaplarına ivedilikle İHTİYATİ TEDBİR konulması kararı verilmesi taleplerimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
-----ŞİRKETİ, davalı ...'in tam hisse sahipliği ile 02.09.2021 tarihinde kurulmuştur. Müvekkil davacı ... ise bu şirkette 30.09.2023 tarihinde tam imza yetkisi alarak müşterek müdür olarak davalı ... ile aktif rol almaya başlamışlardır.Müşterek şirket yetkilisi davalı ..., -----Şubesindeki hesabından internet bankacılığı ile, eşi ----- Şubesindeki hesabına ------07.02.2024 tarihinde “borç ödemesi” açıklamasıyla 10.000.000,00.-TL havale işlemi yapmıştır.
Bu durum şirkette müştereken yetkili olan müvekkil davacı tarafından fark edilerek hemen kayıt altına alınmıştır. Bu kapsamda davalı ... şirketi yönetme ve temsil etme yetkisini kötüye kullanarak kişisel çıkar elde etmiş, şirket kaynaklarını kendi menfaati doğrultusunda kullanılmış ve bu durum güveni kötüye kullanma suçuna sebebiyet vermiştir. Zira davalı, yönetici sıfatı ile kişisel ekonomik çıkar elde etmek amacıyla çalıştığı şirketin zararına kasıtlı olarak bir suç işlemiş ve söz konusu fiilinden dolayı şahsi sorumluluğu da doğmuştur. Bu hususta ---- Cumhuriyet Başsavcılığı ----- soruşturma numaralı dosyasınca ... ve ----- hakkında suç duyurusunda bulunularak gerekli işlemler yapılmış olup soruşturma dosyasının dosya içerisine celbini talep ederiz. İşbu şikayet sırasında tarafımızca öğrenildiği üzere müvekkilin---- Şirketi'ndeki müdürlük görevinden azli yapılmış ve ------ Gazetesi'nde ilan edilmiştir. Müvekkilin tabiri caizse yangından mal kaçırır gibi azledilmiş olması da davalının hukuka aykırı eylemlerini kasten işlediğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ayrıca------ Şirketi'ne 15.02.2024.tarihinde ---- Vergi Dairesi Başkanlığı ------ Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 1.180.172,97 TL'lik toplam borç ödeme emri gelmiştir. Bu borç gecikme zammı ile 1.225.000,00 TL 'ye ulaşmıştır. Buna rağmen davalı, bu tutarı ödemekten kaçınmış parayı eşi ----- hesabına virman yapmıştır. Bu husus ise davalının, kişisel çıkar elde etmeye çalışırken, diğer yöneticileri veya çalışanları kasten aldatması haline gelmiş ve basiretli tacir sıfatının gereklerini yerine getirmediğinin kanıtını oluşturmuştur.Bilindiği üzere, müdürün görevi sırasında, KÖTÜ YÖNETİM, GEÇİMSİZLİK, ŞİRKET KAYNAKLARINI KENDİ ÖZEL MENFAATLERİNDE KULLANMA, ŞİRKETİ ZARARA UĞRATMA vb. sebeplerin kanıtlanması şartı ile şirket müdür ve yöneticilerinin azledilmesinde yargıda haklı sebep olarak kabul görmektedir.
Yukarıda açıkladığımız durumlar da göz önünde bulundurulduğunda davalı ... vergi dairesine borcu bulunmasına rağmen şirket kaynaklarını kendi menfaati doğrultusunda kullanarak eşi ------ hesabına 10.000.000,00.-TL havale işlemi yapması, şirket kaynaklarını kendi özel menfaatlerinde kullandığı, şirketi maddi olarak zarara uğrattığı ve basiretli tacir sorumluluklarını yerine getirmediğinin kanıtıdır. Bu durumda şirketin kamu alacaklarının zarar görmemesi, şirketin tüzel kişiliğinin menfaatlerine halel gelmemesi için davalı ... şirket yönetiminden azledilmesi, yerine denetim ve yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesine sayın mahkemenizden talep etmekteyiz. Ayrıca davalı tarafından eşinin hesabına gönderilen para nedeniyle; doğmuş ve ileride doğacak telafisi mümkün olmayan zararların önlenmesi adına davalının ve eşinin banka hesaplarına ivedilikle İHTİYATİ TEDBİR konulmasına kararı verilmesini talep etmekteyiz.
................
NETİCE VE TALEP: Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler gereği ve soruşturma sırasında resen göz önünde bulundurulacak hususlar ışığında;
Davalı ... şirket yönetiminden azledilmesine,
Davalı ... yerine denetim ve yönetim kayyumu atanmasına,
Doğmuş ve ileride doğacak telafisi mümkün olmayan zararların önlenmesi adına -----ŞİRKETİ'ne ve ... ve eşi ----- ait banka hesaplarına İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,...''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak davalının şirket yönetiminden azledilmesine ve yerine denetim ve yönetim kayyımı atanmasına ve ayrıca ihtiyati tedbir olarak söz konusu şirket ve davalı ile davalının eşi ----- ait banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Tedbir talebi hakkında 23/02/2024 tarihinde tensiple birlikte oluşturulan ara karar ile tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Ön inceleme duruşmasında yapılan irdeleme ve alınan beyanlar gözetilerek gerekli-yeterli kısımlarının buraya aynen alınması uygun görülen söz konusu duruşma tutanağının gerekli-yeterli kısımları:"... Tebligatların yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı anlaşıldı.
Ticaret siciline yazılan müzekkereye cevap verildiği, tedbir talebinin reddine ilişkin gerekçeli ara kararın yazılmış olduğu anlaşıldı. Davanın tensip tutanağında da belirtildiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 320’inci maddesi gereğince basit yargılamaya tabi olduğu ve HMK uyarınca dava hakkında HMK'nın 316-322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği anlaşıldı.HMK'nın 119-121 maddeleri uyarınca dava dilekçesi ve ekleri incelendi, Dava dilekçesi ve eklerinde herhangi bir eksiklik olmadığı görüldü.
HMK'nın 114-115 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde dava şartlarının mevcut olduğu görüldü.HMK'nın 320/2.maddesi kapsamında dava şartları, ilk itirazlar, hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında taraflara/vekillerine söz verildi.
Davacı vekili beyanında : bu aşamada dava dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, dediDavalı vekili beyanında : ticaret sicilinden de anlaşılacağı üzere şirketin tek sahibi ve ortağı davalı müvekkildir, davacı davalının bu şirketinde çalışan bir işçidir, 5 aylık süre içindeki şüpheli ve şirketi zarara uğratıcı eylemleri sebebiyle iş akdi sona erdirilmiştir, davacı müvekkilin sahibi olduğu şirkete ayda 7 gün çalışmaktadır ve fakat asıl çalıştığı şirket başka bir şirket olup, ----Şirketi ünvanlı şirkettir, müvekkil şirketi söz konusu---- borçlandırmıştır, bu davanın gizli saiki davacının çalıştığı söz konusu ------ ünvanlı şirkete borçlandırma işlemlerinin müvekkil tarafından sonlandırılmış olmasıdır, usul açısından da davacının böyle bir davayı açma ehliyeti yoktur, davacının şirkete ortaklığı söz konusu olmayıp müdür olarak müşterek imzaya bağlı çalıştırılmıştır ve ifade ettiğim gibi iş akdi de sona erdiği için artık müdürlük görevi ve yetkisi de bulunmamaktadır, ayrıca belirtmek istiyoruz ki -----Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------Soruşturma sayılı dosyası hakkında da takipsizlik kararı verilmiştir, davanın öncelikle usul yönünden olmak üzere reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.Davacı vekilinden soruldu: müvekkilimin söz konusu şirketle ortaklığı yoktur, şirketin tek ortağı davalıdır, müvekkil müdür olarak yetkilendirilmiş bir çalışan olup, 19/02/2024 tarihinde azledilmiş ve 20/02/2024 tarihinde ticaret siciline azil tescil edilmiştir, biz de bu davayı bundan 1 gün sonra 21/02/2024 tarihinde açtık, söz konusu azil haksız bir azildir, azle rağmen bu davayı açmamızın sebebi hem şirketin ve hem de Kamunun menfaatlerinin korunmasıdır zira dava dilekçesinde açıkladığımız sebeplerle müvekkilin yetkili olduğu dönemde şirketin ve Kamunun zarara uğratılması söz konusu olmuştur, ... ile ilgili iddiaları da kabul etmiyoruz, her iki şirket arasında ticari ilişkiler ve cari hesap ilişkisi mevcuttur, haksız bir borçlandırma söz konusu değildir, ticari işlemlere bağlı borçlanma söz konusu olmuştur, ileri sürülen takipsizlik kararı da henüz kesinleşmedi, takipsizlik kararına biz itiraz ettik, dedi.HMK 114-115 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde zapta geçen beyanlara ve dosya kapsamına göre resen de gözetilmesi gereken aktif husumet ehliyetine ilişkin dava şartı yönünden irdeleme yapılması gerektiği, bu irdelemeye öncelenecek başka bir dava şartı eksikliğinin bulunmadığı anlaşılmakla aktif husumet ehliyeti yönünden soruldu:
Davalı vekilinden soruldu: itirazımızı tekrar ediyoruz, dedi.
Davacı vekilinden soruldu: ifade ettiğimiz üzere şirketin ve Kamunun zararları söz konusu olduğundan bize göre aktif husumet ehliyetimiz vardır, dedi.
Dosya incelendi: aktif husumet yokluğuna ve dava şartı eksikliğine bağlı olarak yargılamanın bittiği bildirildi...."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Ticaret sicil kayıtları celbedilmiş olup, incelenmesinde dava dışı söz konusu şirketin tek ortaklı limited şirket olduğu ve tek ortağı ve sahibinin davalı ... olduğu, şirket adresinin Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, davacının ise taraf vekillerinin bu konudaki ihtilafsız beyanlarına göre de söz konusu şirketin çalışanı olup kendisine müdür olarak müşterek imzaya bağlı yetki verilmiş olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak davacının şirketin ortağı olmadığı gibi münferiden temsile yetkili olarak şirket ortağı olmayan başka bir yöneticiye karşı açtığı bir davanın da söz konusu olmadığı, çalışan olarak müdür yetkisi verilen konumunda şirketin diğer temsilcisi ve tek ortağı-sahibi olan davalıya karşı böyle bir dava açması yönünden aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı kanaatine varıldığından aktif husumet eksikliği ve buna bağlı dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Aktif husumet eksikliği ve buna bağlı dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine,Harç peşin alındığından bu konuda başkaca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına,Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
Davalı vekili için tarife gereğince belirlenen 17.900 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.