T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/351 Esas
KARAR NO:2024/516
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 23/05/2023
KARAR TARİHİ: 18/07/2024
-----.maddesine göre ----- adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-----caret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı sigorta şirketinin kaza tarihini kapsayan ----- sigortası himayesine almış olduğu; davalı ---- malik olarak işleteni olduğu---- plakalı aracın dava dışı alkollü sürücüsü ----yönetiminde iken; --- tarihinde ------içinde meydana gelmiş olan trafik kazasında dava dışı ----- araçlara çarparak hasarlanmalarına neden olduğunu, kolluk tarafından tanzim edilmiş olan trafik kazası tespit tutanağına göre 1.12 promil alkollü olan sigortalı sürücü ----- kusurlu bulunduğunu, davacı sigorta şirketince, sigortalı aracın çarparak hasar verdiği ---- plakalı araç için 13.570,00 TL ve---- plakalı araç için 3.655,58-TL olmak üzere toplam 17.225,58 TL ödemede bulunulduğunu, sigortacıya tazminat yüküne sokan kazada sigortalı aracı kullanan sürücünün alkollü olması nedeni ile------ rücu haklarını düzenleyen B.4.c “Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” hükmüne göre sigortacının 2918 sy KTK nun 85 maddesi gereğince işleten olarak sorumlu olan davalıya rücu etme hakkı bulunduğunu, davalıdan doğrudan yapılan taleplerin sonuçsuz kalması üzerine, yapılan ödemelerin rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine -----dosyasında 18.121,78 TL tutarlı ilamsız icra takibi başlatılmış ise de davalının takibe yaptığı haksız itiraz nedeni ile takibin durduğu belirtilerek; davalının mezkür takibe yaptığı itirazın iptaline, haksız itirazda dolayı %20 den az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilip yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirketin birçok şubesi olan, tanınmış, yıllardır oto kiralama alanında hizmet veren saygın bir şirket olduğu, davacının taleplerine neden olan kazaya karışan ---- plakalı aracın; kazada kusurlu olan Alkollü sürücü ------kiralanmış olduğundan davalı şirketin kusur veya işleten olarak bir sorumluluğunun bulunmadığını, kaza esnasında sürücüsü tarafından kiralanmış olan davalının aracında da hasar değer kaybı ve onarımı süresince kullanılamamasından kaynaklı kazanç kaybı zararlarının oluştuğunu, bu zararların sürücüden tahsili için yargı sürecinin devam ettiğini, davanın dava dışı sürücü ----davacının aracını ---- ihbarı taleplerinin bulunduğu belirtilerek sayın mahkemenin hukukunda olan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Kaydı, ---- Dosyası------ Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı,----- Kayıtları, ------ Raporları, Hasar Dosyası ve ------Poliçesi, Hasarlı Araç Fotoğrafları, Kaza fotoğrafları, ---- kayıtları, Ekspertiz Raporu, Faturalar, ------ Dekontları, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIALARIN VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , davacı sigorta şirketi tarafından, davalı işleten adına kayıtlı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olmasına göre dava dışı üçüncü kişiye yaptığı ödemenin ------ Şartlarının B.4-c gereğince rücuen tahsili için başlattığı-----sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine İlişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.6100 Sayılı HMK'nin 61 vd maddeleri gereğince davalı vekili tarafından davanın ----- ihbarı istenmiş ve bu kapsamda gerekli işlemler yapılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ------Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.------ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın -----yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ------Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. --------- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Davaya konu olayda davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün alkollü içki alınmak suretiyle araç kullanılması sırasında kazanın meydana geldiği gerekçesiyle trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye ödenen paranın icra takibiyle rücuen tahsili istenmektedir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, dava dilekçesinde sigortalısı araç malikine/işletene rücu nedeni olarak; ZMMS genel şartları B.4-c maddesi uyarınca, aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlara göre sigortalı araç sürücüsünün alkollü şekilde araç kullanmasına dayanmaktadır. Bu anlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olup olmadığı, alkolün kazaya etkisiyle meydana gelip gelmediği ve bu kapsamda gerçekleşen rizikonun ve üçüncü kişiye ödenen zararın davalı sigortalıdan rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK'nin 48. maddesinde 'Alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. Maddesinde de alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır.01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren --------rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ise "
Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni Hasara Neden Olan Trafik Kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Yukarıda rücu sebepleri arasında sayılan hususlardan olayımızı ilgilendirme ihtimali bulunanlar koyulaştırılmış durumdadır. Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; 04/07/2021 tarihinde ----- üzerinde davalı şirketin malik/işletini olduğu davacıya ----- hususi otomobilin dava dışı sürücü ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı araca çarpması ve işbu aracında----- plaka sayılı araca çarpması şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kazadan sonra --------ekipleri tarafından maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmiştir. Bu tutanağa göre davacıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'nin 56/1,c maddesi gereğince önlerinde gider araçları yeterli mesafeden izlememek kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu, diğer araç sürücülerinin herhangi bir kusurlarının olmadığı rapor edilmiştir. Ayrıca alkol ölçüm raporuna göre sürücü Yunus ------ promil alkollü olduğu tespit edilmiş olup tutanak ve alkol ölçüm raporu sonucu dosyada mukimdir. Dosya kapsamından ve davacı sigorta şirketinin kayıtlarından anlaşıldığı üzere davalı şirket adına tescilli ---- plaka sayılı hususi otomobilin ----- tarihleri arasında araç başına maddi 43.000,00 TL limitle davacı şirket tarafından ----- sigortalamış durumdadır. Davacı sigorta şirketi tarafından kazada zarar gören araç sahiplerinin başvurusu üzerine hasar ilişkin zararları giderilmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler sabit olup, yapılan ödemeye ve miktarına yönelik bir itiraz da bulunmamaktadır. Yapılan ödemelerin delil niteliğindeki ekspertiz raporlarına dayanması ve davacı sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişilere fazla ödeme yapacakları düşünülemeyeceğinden hareketle yapılan ödemenin piyasa rayiçlerine uygun olarak üçüncü kişilerin gerçek zararlarına ilişkin olduğu ve mahkememizce zarar miktarı olarak hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Bundan sonra davacı sigorta şirketi vekili tarafından ---- gereğince sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkolü olması gerekçesiyle ---- dosyasından davalı-borçlu şirket ve dava dışı Sürücü ------ hakkında genel takip yoluyla icra takibi yapıldığı ve ödeme emri tebliği üzerine davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine işbu davanın açıldığı da bedihidir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davalı şirket tarafından davaya cevap dilekçesinde özetle; kazanın aracın ----kiralandığı sırada meydana geldiğini , kazada kendilerinin bir kusuru olmadığını , kusurun sürücü ------- olduğunu, kendilenin de ona karşı hukuki yollara buşvurduğunu savunmuştur. Ancak olayda olduğu gibi kısa süreliğine turizm amaçlı yapılan araç kiralamalarının------ kararları gereğince uzun süreli araç kiralamaları sayılamayacağından davalı şirketin işleten sıfatını kaldırmayacağı bilindiğinden davalının davalı taraf sıfatında ve işleten olarak sorumlu tutulmasında hukuki bir sorun görülmemiştir. Sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ZMMS genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de; olayda olduğu gibi mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması hususudur. Mahkememizce her ne kadar 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni ----- genel şartlarında eskiden olduğu gibi güvenli sürüş yeteneğinin kaybetmek, bir başka anlatımla kazanın meydana gelmesinin münhasıran alkolden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusu bulunmasa da,----- alkollü sürücüyle ilgili yeni genel şartlara göre verilmiş kararlarında mevzuattaki alkol sınırının değil, alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olması koşulu aranması gerektiği kabul edilmeye devam edildiği görülmektedir.------- Dolayısıyla ------ benzer konularda eski görüşünü sürdürmesi karşısında dosya ------ resen seçilen bir trafik ve bir nöroloji uzmanı bilirkişiye verilerek kusur ve alkolün kazaya etkisi bakımından rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bu raporun denetiminin diğer delillerle birlikte hakimlik bilgi ve tecrübesi ile yapılacağından usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek heyete hukukçu bilirkişi dahil edilmediğini ifade etmekte yarar vardır. Bilirkişi haşyeti tarafından düzenlenen -------- tarihli raporda özetle; 1. Davacının Trafik Sigortacısı /Davalının Sigorta Ettireni Olduğu; --------Plakalı Otomobilin Dava Dışı Sürücüsü -------: Asli ve Tam Kusurlu Olarak % -100 (YÜZDE YÜZ) oranında kusurlu olduğu; 2. Dava dışı;Zararı Davacı Sigortacı Tarafından Tazmin Edilen ----Sürüc ------- Atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı;3. Dava dışı zararı Davacı Sigortacı Tarafından Tazmin ---------kabil bir kusurunun bulunmadığı; kazanın oluş şekli itibari ile kazaya sebep olan davranışlarına yansımış olduğu;5. Kazanın Oluşumunda sürücünün kusurunu kaldıran veya azaltan kaçınılmazlık faktörü mücbir sebep veya 3. Bir kişinin ağır kusurunun bulunmadığı;6. Kazanın münhasıran (Salt) alkolün etkisiyle olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Mahkememizce gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli bulunduğu için benimsenen bilirkişi raporundan ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden kazanın davacıya sigortalı araç sürücüsündeki alkolün etkisiyle sürücüsünün % 100 oranındaki kusuru sonucunda meydana geldiği açıkça tespit, tayin ve takdir edilmiştir. Gerçekleşen bu durumun da Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4/c fıkrası gereğince sigortalıya rücu sebebi olduğu ve yukarıda açıklandığı üzere kazada maddi zarar gören üçüncü kişilere yapılan ödeme miktarlarına ilişkin davalının somut bir itirazı bulunmamakla birlikte; ödemenin delil niteliğindeki ekspertiz raporlarına dayanması karşısında mahkememizce gerçek zararı yansıttığı ve piyasa rayiçlerine göre kadri maruf kabul edildiğinden sonuçta davacının davasını icra takibi gibi ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi nazarında faiz tür ve oranı ile davacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz talep edebileceği hususu ile işlemiş faiz miktarı da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun -------- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin aynen devamına, karar verilmesi gerekmiştir.
2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise;------- kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı şirket yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun--------- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin aynen devamına,
2-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.237,90 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 218,87 TL harcın ve icra dosyasına yatırılan 90,61 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.060,53 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -------bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 218,87 TL peşin harç, 25,60 TL vekalet harcı, 151,75 TL posta masrafı, 6.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.035,76 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-))Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, ihbar olunan ----ekilinin ve ihbar olunan ------ yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar itibarıyla (18.121,78 TL