T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/969
KARAR NO: 2024/470
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2020
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı arasında 15.02.2013 tarihinde "Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi" imzalanmış olduğunu, söz konusu sözleşmeye göre ----, sözleşmenin 1.a maddesinde yazan, davalının dava dışı ---- ünvanlı firmaya kullandırdığı kredilerden kaynaklanan ve icra takiplerine konu alacakları, dosya takip haklarını ve alacağa bağlı teminatları 3.300,000-USD bedel karşılığında müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini ancak ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Esas ve ----Karar Sayılı kararıyla söz konusu alacakların borçlusu olan dava dışı ---- ünvanlı firmanın 15.12.2017 tarihinde iflasına karar verildiğini, iflas kararının gerekçesinde; söz konusu dava dışı firmanın iflas erteleme talebinde bulunduğunu ve dava tarihi itibariyle 24.519.051,27 TL borca batık olduğunu, şirket faaliyetlerinin tamamen durduğunu, dava sürecinde verilen ihtiyati tedbir kararlarına rağmen şirketin borca batıklıktan çıkamadığı, şirket fabrika ve ekipmanlarının metruk durumda olduğunun ifade edildiğini, iflas kararının 19.01.2018 tarihli ve ---- sayılı ----- Gazetesi'nde ilan edildiğini, keşidecisi müvekkili tarafından devralmak istenilen alacaklısı borçlusu şirketin bu şekilde iflasına hükmedilmiş olmasının söz konusu alacakların tahsil kabiliyetini tehlikeye düşürdüğünü, taraflarınca icra müdürlüklerinde yapılan incelemede temlik vaadi sözleşmesine konu icra takiplerinin takipsiz bırakıldığını, dosyaların düştüğünü, alacakların ve hacizlerin zamanaşımına uğradığının tespit edildiğini ve dolayısıyla davalının tarafların imzaladıkları sözleşmede yer alan, "koşullar gerçekleştirilip temlik işlemi tamamlanıncaya kadar, temlik konusu alacakların takip edildiği icra takiplerinde, yasal olarak yapılması zorunlu tüm işlemler, ---- tarafından yapılacaktır." hükmüne aykırı davrandığını ve sözleşmeyi ihlal ettiğinin anlaşıldığını, taraflar arasında alacağın devri borcunun (temlik bedeli) dolar şeklinde borçlanıldığını ve ülkemizde dolar kurunda inanılmaz ve öngörülmesi imkansız bir artış yaşandığını, yukarıda sayılan tüm olayların alacağı devralacak müvekkili keşideci şirketin sözleşme ilişkisine devamını çekilmez kıldığını, hem dolar kurunda yaşanan olağanüstü artışlar sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan ivazın aşırı derecede arttığını ve ifa edilemez seviyeye geldiğini hem de temliki vaat edilen alacağın borçlusunun iflas ettiğini ve söz konusu alacakların tahsil kabiliyetinin ortadan kalktığını, bir tarafın edimi aşırı derecede yükselirken diğer tarafın ediminin değer kaybettiğini, sözleşmenin akdedildiği tarihteki hukuki ve ekonomik menfaatler keşideci müvekkili açısından ortadan kalktığını, sözleşmenin adeta tek tarafa borç yükleyen bir hal aldığını, böyle durumlar karşısında dürüstlük kuralı uyarınca sözleşme ilişkisine devamı beklemenin mümkün olmadığını, bu sebeple toplamda 1.536.998,52-USD ödemenin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a mad. Hükmü gereğince "Devlet Bankalarının o yapancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı" üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte iadesini talep ettiklerini, ---- Noterliği'nin 20.03.2020 tarih ve ---- sayılı ihtarnamesi ile yukarıdaki taleplerini ve müvekkili ile davalı arasında akdedilen 15.02.2013 tarihli "Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeden haklı sebeplerle geçmişe etkili şekilde döndüklerini davalıya ihtar etmiş bulunduklarını, söz konusu ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın ise ---- Noterliği'nin 11.06.2020 tarihli ihtarnamesi ile taleplerini kabul etmediklerini, zira daha önce gönderilen ----- Noterliği'nin 22.03.2019 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile zaten sözleşmenin taraflarınca feshedildiğini, feshedilen bir sözleşmenin tekrar feshedilemeyeceğini bildirdiğini, oysa ki ----- Noterliği'nin 22.03.2019 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi incelendiğinde herhangi bir fesih beyanının bulunmadığını, davalının muacceliyet bildiriminde bulunduğunu ve sözleşme kararlaştırılan borcun ifa edilmesini istediğini, bu sebeplerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 15.02.2013 tarihli ve "Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeden haklı sebeplerle geçmişe etkili şekilde dönülmüş olduğunun tespiti ve davalarının kabulü ile şimdilik 10.000-USD'nin ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi hükmü gereğince " Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı" üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davacıya verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından dava açılmadan arabuluculuğa başvurulduğu, yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamaması üzerine huzurdaki davanın ikame edildiği, bu haliyle dava şartının sağlandığı görülmüştür.
CEVAP /TALEP:
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle;HMK 109/1. Maddesinde; "Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmını dava yoluyla ileri sürülebilir" denildiğini, oysa davacının talebinin hem taraflar arasındaki sözleşmeden geçmişle etkili dönüldüğünün tespiti hem de şimdilik 10.000-USD'nin iadesi olduğunu, davada talep konusunun bölünebilir olmadığını, bu durumda HMK 109/1. Madde uyarınca kısmi dava açılamayacağını, davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının talebinin sözleşmeden geçmişe etkili olarak dönüldüğünün tespiti ve kısmen şimdilik 10.000-USD'nin ödenmesi olduğunu, bunun hem tespit davası hem de eda davası mahiyetinde olup, HMK 106. Maddesi uyarınca; eda davası açılabilecek hallerde belirsiz alacak davası müstesna olmak üzere tespit davası açılamayacağını, bu nedenle HMK 114/1 mad. Hükmü gereğinde davanın usulden reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinin HMK'nun 119/ğ maddesinde belirtilen şartları taşımadığını, konu kısmı ve netice-i talep kısımlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, talep sonucunun net bir şekilde belirtilmediğini, dilekçenin konu ve --- numaralı talep kısmında, yapılan tüm ödemelerin iadesini talep eden davacı vekilinin netice-i talep kısmında sadece 10.000-USD'nin iadesini talep ve dava ettiğini, HMK 119/2. Maddesi uyarınca davacı vekiline verilecek kesin mehil içinde talebinin açıklattırılmasını, açıklanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, kısmi dava açılamayacağına yönelik itirazları kapsamında ve dava dilekçesindeki davacının ----- numaralı talebi nazarı itibara alındığında dava değerinin de düşük gösterildiğini, dava değerinin, davacının temlik sözleşmesi kapsamında yaptığı ve dava dilekçesinde kendisini iadesini talep ettiği toplam tutar olan 1.536.998,52- USD'den düşük gösterildiğini, harcın eksik yatırıldığını, HMK 120. Maddesi gereğince eksik yatırılan harcın tamamlatılmasını talep ettiklerini, müvekkili banka ile davacı arasında müvekkili bankanın yasal takip borçlusu ----firmasından olan ve yasal takibe konu edilen alacakların temlikine yönelik olmak üzere 15.02.2013 tarihinde, "Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi" imzalandığını, davacının söz konusu sözleşme hükümleri uyarınca yerine getirmesi gereken edimleri ifa etmediğini, ödemelerini gününde ve tam olarak yapmadığını, müvekkilinin işbu sözleşme hükümlerine istinaden halen davacıdan alacaklı olup, bakiye temlik bedelini ve ferilerini talep hakkına haiz olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin gününde ve tam olarak yapılmaması üzerine sözleşme hükümleri gereğince herhangi bir ihtar ve ihbar zorunluluğu bulunmamasına rağmen müvekili bankaca davacı firmaya keşide edilen ---- Noterliği'nin 22.03.2019 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; sözleşmede yazılı seçimlik haklardan (a) bendindeki seçimlik talep haklarını kullanacakları ve alacağın tahsili talebiyle muhatap aleyhine yasal yollara başvuracakları husus ile sözleşmeye konu taksitlerin ödenmemesi nedeniyle protokol hükümleri gereğince tüm borcun muaccel hale geldiği ve fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile 20.03.2019 tarihi itibariyle toplam 2.568.619,42-USD bakiye temlik bedeli borcun ödenmesini, müvekkili bankanın bakiye temlik bedelini talep ettiğini ve yasal yollara başvurulacağı hususunun ihtar edildiğini, iş bu ihtarnamenin davacı ve davacı vekiline 25.03.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, borcun ifa edilmemesinin sonuçlarının T.B.K'nun 112. Maddesinde düzenlenmiş olup, sözleşmenin kendisine yüklediği edimi gereği gibi yerine getirmeyen borçlu davacının, müvekkili bankanın bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu, davacının kendisine keşide ve tebliğ edilen ----- Noterliği'nin 12.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile mütemerrit olduğunu ve müvekkili bankanın da alacağının muaccel hale geldiğini, davacının iade isteminin yasal bir dayanağının bulunmadığını, müvekkili banka tarafından temlik vaadi sözleşmesine konu alacakları nedeniyle dava dışı ----- firması hakkında başlatılan tüm icra takipleri, gerek ihtarname tarihi itibariyle gerekse dava tarihi itibariyle derdest olduğunu, ipotekli ve hacizli taşınmazlara ilişkin süresinde satış talep edilerek satış avansının yatırıldığını, hacizlerin düştüğü iddiasının gerçek olmadığını, davacının müvekkili bankaya keşide ettiği ----Noterliği'nin 20.03.2020 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de dava dilekçesindeki iddialarını belirttiğini, bu ihtarnameye istinaden -----Noterliği 11.06.2020 tarih ve ----- yevmiye no ile verilen cevabi ihtarnamede ipotekli ve hacizli taşınmazlar için süresinde satış talebi yapıldığını ve satış avanslarının depo edildiğini, hacizlerin hala ayakta olduğunun belirtildiğini, dava dışı ---Asliye Ticaret mahkemesi'nin----Esas ------Sayısı dosyasından mahkemece 15.12.2017 tarihinde İ.İ.K.'nun 179. Maddesi uyarınca iflasına karar verildiğini, iflas kararı ile birlikte müflis firma hakkında başlatılan tüm cüzi icra takiplerinin yasa gereği külli takibe dönüştüğünü, müvekkili bankanın tüm alacağına ilişkin olmak üzere iflas tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü----İcra ve İflas Müdürlüğü'nün ---- iflas sayılı dosyasından iflas masasına alacak kaydı yaptırıldığını, bu nedenle takiplerin düştüğünü, alacağın zamanaşımına uğradığı ve hacizlerin düştüğü iddialarının da doğru olmadığını, müvekkili bankaya bu konuda kusur atfedilemeyeceğini, tüm takip dosyalarında yapılması zorunlu işlemlerin yapıldığını, nihayetinde borçlu firma hakkında iflas kararı verilmesi ile birlikte tüm müvekkili banka alacağının iflas masasına rüçhanlı alacak olarak kayıt ve kabul edildiğini, davacının temlik vaadi sözleşmesinin imzalandığı 15.02.2013 tarihinde alacağı temlik almak istediği dava dışı ---- Firması tarafından açılan iflasın ertelenmesi davasından haberdar olduğunu, davanın iflas ile sonuçlanması ihtimalini bilmekte olduğunu, davacının sözleşmede; "müvekkili bankanın alacağın varlığından, talep ve tahsil kabiliyetinden, borçluların aczinden sorumlu olmamak ve teminatların hali hazır durumlarını inceleyerek ve mevcut durumlarını bilerek, buna ilaveten müvekkili bankanın temlik esnasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmediğini, müvekkili bankanın bunlardan sorumlu olmadığını bilerek ve kabul ederek temlik almayı" kabul ettiğini, davacının sözleşmede yer alan bu açık kabul ve ikrarının sözleşmenin tarafı olarak kendisini bağladığını, davacının bu aşamadan sonra borçlunun iflası nedeniyle alacağın tahsil kabiliyetinin tehlikeye düştüğü yönündeki iddiasının iyi niyetli olmadığını, hukuk sistemimizde sözleşme serbestisinin ve sözleşmeye bağlılığın esas olduğunu, davacının tacir olduğunu ve TTK hükümleri gereğince basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, sözleşmede temlik bedelinin tarafların açık rızası ile döviz olarak kararlaştırıldığını, bu bedelin arttırılmadığını, davacının temlik bedelinin Türk Lirasına dönüştürülmesi yönünde müvekkili bankaya yönelik bir talebi olmadığı gibi açtığı bir uyarlama davasının da olmadığını, ülkemiz ekonomik koşullarında döviz kurundaki artışın öngörülebilir mahiyette olduğunu, temlik vaadi sözleşmesine konu alacağın teminatı olan ipotekli taşınmazların değerinin kat be kat arttığını, edimler arasındaki dengenin bozulduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının sözleşme gereğince yerine getirmesi gereken edimleri ifa etmediğini, borcun ödenmesine ilişkin taraflarınca keşide edilen ihtarname ile birlikte temerrüde düştüğünü ve protokol gereği ödenmesi gereken tüm borcun muaccel hale geldiğini, davacının borcun muaccel hale gelmesinden 1 yıl sonra müvekkili bankaya keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeden dönmesinin hukuken mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki mahiyeti itibariyle karşılıklı borç doğuran ve sürekli edimli bir sözleşme olduğunu, sözleşmeden dönmenin ancak ani edimli sözleşmelerde söz konusu olabileceğini, bu nedenle davacının dönme beyanının hukuki bir dayanağı olmadığını, taraflar arasında imzalanan alacağın temliki vaadi sözleşmesinde banka kayıtlarının kesin delil olacağına ilişkin delil sözleşmesi imzalandığını, müvekkili bankanın defter ve kayıtların üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile davacının iade isteminin yasal dayanaktan yoksun olduğunun ve bakiye temlik alacakları bulunduğunun sabit olacağını, dava dilekçesinin ekinde sunulan Prof. Dr. ---- alınan 19.06.2020 tarihli Hukuki Mütalaa'nın sözleşmenin tarafları arasında herhangi bir hukuki denge gözetilmeksizin tek yanlı olarak hazırlandığını, ayrıca Türk Borçlar Hukuku'nun hukuki güvenlik ilkesi, sözleşme serbestisi, sözleşmenin taraflar açısından bağlayıcılığı, muacceliyet ve temerrüt hükümleri ve hakkında kanunda açık hüküm bulunan bir sözleşmeye başka bir sözleşme türüne ait hükümlerin tatbik edilemeyeceği, TTK 'nun basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü gibi temel ilkelerini tamamen gözardı ederek hazırlandığını, tek yanlı olarak hazırlanan hukuki mütalaayı kabul etmediklerini ve mütalaanın hukukun temel ilkelere ters düştüğünü, usule ilişkin itirazları gözetilerek; talep konusunun bölünebilir olmadığından HMK 109/1. Maddesi uyarınca kısmi dava açılamayacağından davanın usulden reddini, usule ilişkin itirazları gözetilerek; eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamayacağından davanın HMK 114/1. Maddesi gereğince usulden reddini, usule ilişkin itirazları gözetilerek; talep konusunun net olmaması ve çelişkili olması nedeniyle dava dilekçesinin HMK 119/ğ maddesinde belirtilen koşulları taşımaması nedeniyle reddini, HMK'nun 119/2. Maddesi uyarınca davacı vekiline verilecek kesin mehil içerisinde talebin açıklattırılmasını, açıklanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, usule ilişkin itirazları gözetilerek; gerek kısmi dava açılamayacağında yönelik itirazları gerekse dava dilekçesinin 7 numaralı bendinde talep edilen ödeme miktarının 1.536.998,52 -USD olması, buna karşılık dava değerinin 10.000-USD gösterilerek 73.300-TL üzerinden harç yatırıldığı dikkate alındığında, dava değerinin düşük gösterilmiş olması nedeniyle harç eksik yatırıldığından HMK'nun 120. Maddesi gereğince eksik yatırılan harcın tamamlattırılmasını, harç tamamlanmadığı takdirde davanın usulden reddine, esasa ilişkin tüm itirazları nazarı itibara alınarak, davacının imzalamış olduğu sözleşmenin hukuki mahiyeti itibariyle "sözleşmeden dönme" ye ilişkin beyanının yasal bir dayanağı bulunmadığından sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve yapılan ödemelerin iadesi talebinin reddine, halen müvekkili bankaya bakiye temlik bedelini borçlu bulunan ve mütemerrit durumdaki davacının yasal dayanağı bulunmayan davasının ve tüm taleplerinin reddine, davacı tarafından dava açılmadan yaklaşık 6 ay önceden alınan 19.06.2020 tarihli hukuki mütalaayı gerek taraflar arasındaki hukuki dengenin gözetilmemesi, tek yanlı olarak hazırlanmış olması, gerek Türk Borçlar Hukuku'nun ve TTK'nun temel hukuki prensiplerine aykırı olarak hazırlanmış olması ve eksik incelemeye dayalı olarak hazırlanmış olması nedeniyle kabul etmediklerini beyanla, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
---- Arabuluculuk Bürosunun ---- arabulucuk nolu ve 01.10.2020 tarihli tutanak aslı, Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi ve ek protokolleri, firma defter ve belgeleri, Prof. Dr. ---- tarafından hazırlanan uzman görüşü raporu, 20.03.2020 Tarih ve ----- Noterliği'nin ---- sayılı ihtarnamesi,--- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası, ----- İcra Müdürlüğünün ----Esas Sayılı dosyası, ---- İcra Müdürlüğünün ----Esas Sayılı dosyası ve bilirkişi raporu.Mahkememizce SMMM, Bankacı ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten alınan 08.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı yanın davalı yana 15.02.2013 tarihli “Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi” ve ekleri gereği 02.10.2018 tarihine kadar ve kaydi olarak 1.536.998,52-USD ödemiş olduğu, davalı yanın davacı yandan 15.02.2013 tarihli “Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi” ve ekleri gereği 30.12.2020 tarihi itibariyle ve kaydi olarak 2.568,619,42-USD bakiye temlik alacağının bulunduğu, davacı tarafın sözleşmeden dönmesinin şartlarının oluşmadığı, davacı tarafın dönmeye dayanak sunduğu gerekçelerin yetersiz olduğu, davalı tarafın, sözleşme ile belirlenen çerçevede temlik vaat edilen icra dosyalarında gerekli özen ve dikkati gösterip göstermediğinin mevcut dosya münderecatından değerlendirmesinin tam olarak yapılamayacağı, davacı tarafın haklı sebeple sözleşmeden döndüğü kabul edilirse 1.536.998,52-USD tutarındaki önceki ödemelerin ticari faiziyle talep edilebileceği belirtilmiştir.Bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmesi amacıyla ve davacı vekilinin bu yöndeki talebi de dikkate alınarak mahkememizce SMMM, Bankacı ve hukukçu bilirkişiden oluşan yeni bir heyetten alınan 03.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasında 15.02.2013 tarihinde 10 maddeden oluşan “Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi"nin imza altına alındığı, söz konusu sözleşmenin konusu olan davalı bankanın --- takip ve operasyon şubesi borçlularından dava dışı ---- olan ve sözleşmenin 1-a maddesinde açıkça belirtilen icra dosyalarına konu alacağını, alacağın varlığından, talep ve tahsil kabiliyetinden, borçluların ve borçtan sorumlu kişilerin aczinden sorumlu olmamak kaydıyla ve dosyaların hali hazırdaki durumlarını inceleyerek ve mevcut durumlarını bilmek suretiyle davacı tarafın temlik aldığı, sözleşmenin 1.a Maddesinde, dava dışı ---- kullandırılan kredilerden doğan banka alacaklarının tahsili amacı ile dava dışı ---- Şirketinin ve dava dışı ---- aleyhine -----.İcra Müdürlüğü -----İcra müdürlüğü ----- sayılı icra takip dosyalarına konu alacakların ve alacağa bağlı teminatları 3.300.000,00-USD bedelle Sözleşme şartlarına bağlı kalmak şartıyla davacıya temlik etmeyi, davacı ----- aynı şartlarda bankanın alacağın mevcudiyetininden, miktarından, talep ve tahsil kabiliyetinden ve borçluların aczinden sorumlu olmadığını kabul ederek ve buna ilaveten bankanın temlik esnasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmediğini, Bankanın bunlardan sorumlu olmadığını da bilerek ve kabul ederek temlik almayı vaad ettikleri, Sözleşme şartı ödemelerin (En son ödeme revizesi 06.01.2017 tarihinde yapılmış) ödeme planına bağlandığı, son ödeme planına göre 28.12.2016 tarihinde 8.000.- USD peşin ödendiği ve bakiye kalan 2.551.750. USD 28.01.2017 -28.11.2021 tarihlerinde değişken tutarlarda olmak üzere toplam 3.143.643.20 USD geri dönüşlü olarak ödeme planına bağlandığı, taraflar arasında imzalanarak revize edilen son ödeme planı ve yapılan ödemelerden görüleceği üzere temlik almayı vaad eden ---- tarafından ödeme planına uygun olarak ödeme yapılmadığı, son ödemenin 02.10.2018 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından 20.03.2019 Tarihli --- yevmiye no ile ---.Noterliği ile gönderilen ihtarnamede, 06.01.2017 tarihli ----no'lu ek sözleşme hükümleri gereğince bankaya ödenmesi gereken ve ödeme tarihi geçmiş 6 taksit toplamı 93.977,89 USD olan borcun ödenmediği ve protokol hükümleri gereği protokole konu borcun tamamının muaccel hale geldiğinin ihtar edildiği, bu tarihten tam bir yıl sonra ----muhatap alarak ----Noterliği marifetiyle 20.03.2020Tarihli ---- yevmiye no ile; sözleşmeden haklı sebeplerle geçmişe etkili olarak dönülmesi ve yapılan ödemelerin fazileri ile birlikte iadesi konulu ihtarnamenin gönderildiği, buna cevaben----- Noterliği marifetiyle 11.06.2020 Tarihli ---- yevmiye nolu ihtarname ile cevap verildiği, davacının ---- Noterliğinin 20.03.2020 Tarihli ----- yevmiye nolu, sözleşmeden geçmişe etkili olarak dönüldüğüne ilişkin ihtarnamesinde haklı olmadığı, ayrıca ülkemizde yabancı para birimindeki artışın, eldeki olayda USD'deki artışının, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum teşkil edip etmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından 18.03.2022 tarihli dilekçe ile dava değerinin 1.536.998,52USD olarak ıslah edildiği görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ve ödenen bedellerin iadesi talebine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasında 15.02.2013 tarihinde "Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi" imzalandığı, buna göre taraflar arasında davalının dava dışı ---- ünvanlı firmaya kullandırdığı kredilerden kaynaklanan ve icra takiplerine konu alacakların, dosya takip haklarının ve alacağa bağlı teminatların 3.300,000-USD bedel karşılığında davacı tarafa devrinin taahhüt edildiği, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.12.2017 Tarih, -----. Sayılı kararıyla söz konusu alacakların borçlusu olan dava dışı ----- ünvanlı firmanın 15.12.2017 tarihinde iflasına karar verildiği, davacı tarafça hem dolar kurunda yaşanan olağanüstü artışlar sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan ivazın aşırı derecede arttığı ve ifa edilemez seviyeye geldiği hem de temliki vaat edilen alacağın borçlusunun İflas ettiği ve söz konusu alacakların tahsil kabiliyetinin ortadan kalktığı, sözleşmenin tek tarafa borç yükleyen bir hal aldığı iddiasıyla ----Noterliği'nin 20.03.2020 tarih ve ----- sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeye istinaden yapılan toplamda 1.536.998,52-USD ödemenin iadesinin talep edilerek taraflar arasında akdedilen 15.02.2013 tarihli “Alacağın Temliki Vaadi Sözleşmesi” başlıklı sözleşmeden geçmişe etkili şekilde dönüldüğünün davalı tarafa ihtar edildiği, davalı tarafça ----.Noterliği'nin 11.06.2020 tarihli ihtarnamesi ile taleplerin kabul edilmediğinin ve mevcut sözleşmenin ----- Noterliğinin 22.03.2019 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile taraflarınca feshedildiğinin beyan edilmiş olması üzerine huzurdaki dava ile taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile mezkur sözleşme kapsamında davacı tarafça davalı tarafa ödenen bedellerin iadesinin talep edildiği görülmüştür.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) aşırı ifa güçlüğü başlıklı 138. maddesi; "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır." şeklindedir.Yargıtay ---. HD nin ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı; "Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının TL üzerinden sözleşme yapma imkanı varken USD üzerinden sözleşme yaptığı, kiracının basiretli tacir gibi davranarak dövizdeki artışları öngörmek zorunda olduğu, ayrıca kira sözleşmesinin 11. maddesine göre belirlenen kira bedelinden herhangi bir nedenle kiracının tenkis ya da uyarlama talep edemeyeceğinin açıkça kararlaştırıldığı, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne gerekçe olarak belirttiği "mevcut kira bedelinin ödenmesinin davacının ekonomik mahvına sebep olacağı" şeklindeki gerekçenin kira bedelinin indirilmesine gerekçe olamayacağı, toplanan delillere göre TBK'nın 138. maddesinde belirtilen uyarlamanın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle; davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.... ONANMASINA..." şeklindedir.YHGK nun )---- Esas ----- Karar sayılı ilamı; "Somut olayda da davacı kendi özgür iradesi ile TL üzerinden ve kredi faizi ödemek suretiyle konut kredisi kullanabilecekken, --- üzerinden kredi kullanmış, döviz artışlarının başlamasına kadar yaklaşık üç buçuk yıl sözleşmeyi benimseyerek taksitlerini ödemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde “Dövize endeksli kredide yıl içindeki kur riski borçluya aittir.” şeklinde açıklama mevcuttur. Davacı döviz üzerinden on yıl vadeyle kredi kullanırken ---- değer azalması söz konusu olduğunda TL karşılığı ödemelerinde de azalma olabileceğini değerlendirerek tercih hakkını kullandığı gibi, günümüz ülke koşullarında ilerleyen yıllarda dövizde ödeme güçlüğü doğuracak dalgalanmalarla karşılaşabileceğini de öngörebilir durumdadır. Sözleşmenin imzalanmasından sonra değişen koşulların ödeme güçlüğü doğurması yukarıda izah edildiği üzere tek başına sözleşmenin uyarlanması için yeterli olmadığından, Mahkemece uyarlama için aranan öngörülemezlik koşulunun somut olayda gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi hatalıdır.24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; sözleşme imzalanırken mevcut olan denge, sonradan objektif olarak bozulmuşsa ve bu bozulma sonucunda taraflardan birinin sözleşmeyi ifa etmesini beklemek dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacaksa işlemin temelinden çöktüğünün kabul edilmesi gerektiği, somut olayda kredi çekilirken ---- efektif satış kuru 1,2038 iken, dava tarihinde %100’ün üzerinde artışın gerçekleştiği, diğer yabancı para birimlerinde ve enflasyon değerlerinde böyle bir artışın söz konusu olmadığı, tüketicinin basiretli tacir gibi hareket etmesinin beklenemeyeceği de gözetildiğinde uyarlama koşullarının oluştuğu, bu nedenle uyarlama koşullarının oluştuğu yönündeki direnme uygun bulunarak miktar yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği yönünde ileri sürülen görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir." şeklindedir.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 1-a ve b maddelerinin incelenmesinde davacı tarafça temlik alınacak dosya bilgilerinin açıkça belirlendiği, icra takip dosyasına konu alacaklara ilişkin olarak davalı banka tarafından, alacağın mevcudiyeti, miktarı, talep ve tahsil kabiliyeti ile borçluların aczi bakımından herhangi bir sorumluğunun bulunmadığının kararlaştırıldığı, bununla birlikte bankanın temlik esnasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu da garanti etmediği, davacı tarafın alacağı temlik alırken en azından dosyaları inceleme ya da borçlu şirket hakkında araştırma yapma imkanı bulunduğu, zira borçlu şirket tarafından 2007 yılında iflas erteleme talebinde bulunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin ise bu tarihten sonra 15.02.2013 tarihinde akdedildiği, davacı tarafın sözleşme ile sorumluluk altına girdiği bedelin yabancı para birimi üzerinden belirlendiği, sözleşmenin davacı aleyhine olduğu iddia edilen tüm hükümlerinin taraflarca sözleşme serbestisi içerisinde kararlaştırıldığı, davacı tarafın bu noktada basiretli bir tacir gibi davranarak temlik aldığı dosyalara ilişkin muhtemel riskleri, dosyaların tahsil kabiliyetinin bulunup bulunmadığını, borçlu şirketin ekonomik durumunu araştırması ve yüklü bir döviz borcu altına girmeden evvel ülkenin daha evvel geçirdiği süreçlerdeki ekonomik dalgalanmalar ile bu dalgalanmaların tekraren yaşanabileceği risklerini göz önünde bulundurması gerektiği, bu haliyle davacı tarafın temlik alınan icra dosyalarındaki borçlu şirketin iflas ettiğini ve döviz kurundaki dalgalanmaları ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine ilişkin iddialarının yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı sonuç ve kanaati ile davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 427,60 TL olmakla baştan alınan 1.251,79 TL peşin harç ve 382.293,47 TL peşin harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 383.117,66 TL nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 527.857,98 TL nispi vekalet ücretinın davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.