T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/378
KARAR NO: 2023/774
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/06/2021
KARAR TARİHİ: 13/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı taraf ile 01.10.2015 tarihinde kömür tedarik sözleşmesi akdettiğini, sözleşmenin 8.2 maddesine göre ödemelerin 2 hakedişte bir yapılacağını, bu amaçla düzenlenen ikinci hakedişten sonra 5 gün içerisinde bir ve ikinci hakediş toplamının yükleniciye ikinci faturadan itibaren 30 gün vadeli çek verileceğini, ödemelerin periyodik olarak devam edeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmedeki özelliklerle kömür temini sağlamakla ilgili yükümlü kabule ettiğini, sözleşmeye uygun yükümlülüğünü yerine getirdiğini, mal tedarik ilişkisinin 2017 tarihine kadar devam ettiği ancak davalının sözleşmenin 7.2 ve 8.maddesinde belirtilen ödeme yükümlülüğüne riayet etmediğini, düzenliliği sağlamadığını, ödemede sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin davalıyı her ne kadar temerrüde düşürmüş olsa bile sözleşme ile belirlenmiş hizmet tedariğinde TTK 1530/2 göre borçlunun alacaklının herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceğini, sözleşmede şart edilmemiş olsa da faize hak kazanacağını, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak sözleşme hükümlerinden sorumluluğunu yerine getirmediğini, ödemelerde sürekli bir şekilde gecikmeler olduğunu, her ne kadar müvekkili iyi niyet göstergesi olarak-----Noterliği kanalıyla 27.05.2019 tarihli ve ---- yevmiye numaralı ihtarname ile temerrüt faizini talep etmiş ise de herhangi bir sonuç alamadığını, müvekkilin davalı aleyhine ----İcra Müdürlüğünde ----- sayılı dosyalar ile icra takibi başlattığını ve her birine davalının itiraz ettiğini, ayrıca davacının aynı konu üzerinden ----- Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde-----. sayılı dosyasıyla dava ikame ettiğini ve işbu davanın -----Sayılı karar ile dava şartı sebebiyle reddedildiğini, faturaların bilirkişi marifetiyle yapılacak gecikme zammı hesabı ile müvekkilinin zararının ortaya çıkacağını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL kısmi alacağın vade tarihlerinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü talepleri zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirket nezdinde doğmuş doğacak hiçbir hak ve alacağı bulunmadığı bu hususun dosyaya ibraz edilecek banka kayıtları, ödeme dekontları ve müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile ispat edileceği, davacının müvekkili şirketle ticari ilişki kapsamında birden fazla sözleşme yapmasına rağmen farklı şartlarla imzalanan sözleşmeleri gizleyerek haksız kazanç menfaat etmeyi amaçladığını, davacı ile müvekkili şirket arasında 01.10.2015 ile 31.12.2017 tarihleri arasında süren ticari ilişki kapsamında birden fazla kömür tedarik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelerde farlı vade ve barem fiyatları öngörüldüğünü, 01.10.2015 tarihli sözleşme ile davacının 3 ay içinde 15.000 ton kömür teslimi yapması; müvekkilin de sözleşme bedelini düzenlenen her 2. Hakedişten sonraki 5 gün içinde yükleniciye fatura tarihinden itibaren 30 gün vadeli çek ile ödeyeceği kararlaştırıldığını, devamında 01.07.2016 tarihli yeni bir sözleşme imzalandığını ve bu defa 6 ay içinde 30.000 ton kömür teslimi yapılması; bedelin ise haftada bir düzenlenen hakedişlerin onaylanmasıyla düzenlenen fatura tarihinden itibaren 60 gün sonra yapılacağının kararlaştırıldığını, son olarak 17.08.2017 tarihinden sonraki süreci düzenleyen ve elektronik posta aracılığıyla teyit edilmiş bir protokol düzenlendiğiıs, buna göre sözleşme bedelinin faturaların kesildiği tarihten itibaren 6 ay sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacı her ne kadar yalnızca imzalanan ilk sözleşmeyi ileri sürerek taraflar arasında 2 yılı aşkın süren ticari ilişkiyi buna dayandırmak istemişse de 01.10.2015 tarihli sözleşmenin 2.3.maddesinde sözleşmenin süresinin imza tarihinden itibaren 90 gün olduğunu, bu sürelerin tarafların karşılıklı mutabakatı durumunda 6 ay uzatılabileceğinin düzenlendiğini ancak sözleşmenin 2017 yılına kadar devam ettiğini iddia eden davacı; davacı sözleşmenin uzatıldığına ilişkin mutabakatı ibraz etmediğini, sözleşmeler ve protokol ile sabit olduğu üzere, davacının en son olarak 6 ay vade kararlaştırılmış olmasına rağmen sonraki sözleşme ve protokolü gizleyerek müvekkili şirket temerrüde düşmüş gibi vade farkı talep etmesi kötü niyetinin en bariz delili olduğunu, davacının huzurdaki dava ile müvekkili şirketten haksız menfaat elde etmeyi amaçladığını, müvekkili şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı takdirde davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunun anlaşılacağı, davacının hak ettiği tüm bedellerin sözleşmeler ile belirlenen vadeler içinde ödendiğini, dosyaya ibraz edilen cari hesap ekstresinden anlaşılacağı üzere davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir alacağının bulunmadığını, şayet vade tarihinde bir gecikme yaşandıysa bunun sebebinin davacının sözleşme ile kararlaştırılan hakediş raporlarını onaylamaması olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER:
Taraflara ait BA/BS formları, bilirkişi raporları.SMMM bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafın ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu ve lehine delil vasfı bulunduğu, dava konusu faturaların ve faturalara ilişkin ödemelerin davalı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve faturaların vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafın davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacı tarafın 2017 yılı envanter defterinin ise sayfalarında kayıt olmadığı görüldüğünden başka bir ifade ile defter sayfaları boş olduğundan, HMK 222/2. mad. hükmüne göre 2017 yılı ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığının belirtildiği, davacı defterlerinde davalı tarafa ait borç kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davanın konusu olan ve davacının iddia ettiği sözleşme şartına uygun olmayarak faturaların geç ödenip ödenmediği hususunda yapılan incelemede, sözleşmenin hukuki değerlendirme ve takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere davaya konu fatura dönemindeki sözleşmenin ödeme maddesi ile faturalar için verilen çeklerin vadeleri tetkik edildiğinde davacının incelenen faturaları karşılığında davalı ----- yukarıda ifade edildiği üzere sözleşmenin 7.2.mad. göre geç ödeme yaptığı, faturanın ödenmesi gereken tarihten faturanın ödendiği tarihe kadar geçen sürede (geciken gün) davacı tarafın toplamda 161.243,99-TL faiz alacağı belirtilmiştir.
Nitelikli hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun incelenmesinde; "Türk Borçlar Kanunu kural olarak satıcının borcunun yalnız tek bir teslimle ifa edildiği satışları düzenlemiştir. Ancak uzun bir zaman dilimine yayılan ve birden fazla ifayı kapsayan standart bir satış veya eser sözleşmesi için zaman içerisinde “ard arda teslimli sözleşme” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu tür ilişki, sözleşme taraflarından birinin sözleşme konusu edimi ard arda teslim etmeyi, buna karşılık diğer tarafın ise, çoğu zaman para olan karşı edimi, bir defada veya her bir teslimat anında ard arda ifayı üstlendiği sözleşmelerdir. Sözkonusu sözleşmeleri diğer sözleşmelerden ayıran özellik, borçlunun edimini bir defada teslim etmeyip, birbirini takip eden vadelerde ifa etmesidir.
Art arda ifalı sözleşmelerde taraflardan birinin edimi art arda çeşitli aralıklarla ifa edilmekte, karşı edim ise ya tek seferde veya karşı tarafın ifasına uygun olarak art arda gerçekleşmektedir. Alacaklının temel amacı belirli bir süre boyunca ihtiyaçlarının devamlı şekilde karşılanması ise, geniş anlamda ise bir sürekli borç ilişkisi söz konusu olacaktır.
Uyuşmazlık konusu, 07.07.2016 ila 31.12.2016 tarihleri arasında keşide edilmiş faturalar 01/07/2016 tarihli KÖMÜR TEDARİK SÖZLEŞMESİ'nin 7.madde kapsamında olduğu görülmüştür.
01/07/2016 imza tarihli sözleşmenin Mad.7.1 “Hakedişler, teslimat programına ve sözleşmeye uygun olarak yapılan teslimatlara ilişkin, madde 6 daki esaslara göre ---- tarafından haftada bir düzenlenecek ve yüklenici tarafından da onaylandıktan sonra faturası düzenlenecektir.” Mad.7.2 "Hakediş Raporuna Uygun Şekilde Düzenlenen Faturanın Ödemesi Ödemeler, fatura düzenleme tarihinden 60 (altmış) gün sonra yapılacaktır.” denilmiştir.
Bu kapsamda davalı (asıl müteahhit) ---- sözleşmeden kaynaklı hukuki sorumluluğu devam edeceğinden bilirkişi aracılığı ile tespit edilen “ödenmeyen her bir faturaya ---- temerrüt faiz oranları ile vadesi 2016 yılına isabet eden tarihler için yıllık %11,50, 2017 yılına isabet eden tarihler için yıllık %10,75 ile faiz hesabı yapıldığında, faturanın ödenmesi gereken tarihten faturanın ödendiği tarihe kadar geçen sürede (geciken gün) toplamda 161.243,99-TL faiz işleneceğine dair” tespitlerin uygun olduğu kanaati oluşmuştur." şeklinde tespit yapılmıştır.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, asıl alacağa bağlı faizin ödenmesi talebine ilişkindir.
Somut olayda; taraflar arasında 01/07/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ancak davalının sözleşmenin 7.2 ve 8 maddelerinde belirlenen ödeme planına riayet ederek ödeme yapmadığını bu nedenle borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz alacağının tahsilini talep ettiği görülmüştür."Faiz asıl alacağa bağlıdır fakat bir kez doğmakla bir yan edim olarak varlık kazanır. Asıl alacak tamamen sona erdiğinde faiz borcu da sona erer (TBK m.131/1, BK m.113/2). Faiz alacağı doğduktan sonra, açıkça vazgeçilmedikçe ayrı dava ve takip konusu edilebilir." (YHGK----- Esas----- Karar)
".. faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir haktır. 6098 sayılı TBK'nın 131. uyarınca, asıl alacak sona erince fer’i haklar da sona ermiş sayılır. Faiz asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip konusu edilebilir. Asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına engel teşkil etmez. Ancak, faiz isteğinin ayrı bir davaya konu yapılması halinde, dava tarihi itibariyle asıl alacağın ödenmemiş olması, ödenmiş ise anılan madde hükmü uyarınca ihtirazi kayıt konulması şarttır." (---- BAM ---- HD---- Esas ---- Karar)
Zamanaşımı define ilişkin yapılan değerlendirmede; Dava konusu alacağın faiz alacağına ilişkin olduğu bu haliyle TBK'nun 131.maddesi hükmü uyarınca, feri nitelikteki bu alacağın asıl alacağa bağlı olduğu, zamanaşımı ve diğer hususların da buna göre değerlendirilmesi gerektiği, asıl alacağın 01/07/2016 tarihli sözleşmeden ve bu sözleşmeye bağlı olarak sözleşme tarihinden sonra düzenlenen faturalardan kaynaklandığı anlaşılmakla TBK 146. Maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımının dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen 01/07/2016 tarihli sözleşme kapsamında davalı tarafın ödemelerini sözleşmenin 7.2 maddesi gereği belirlenen tarihlerde yapmamış olması nedeniyle oluşan faiz alacağının tahsili talebine ilişkin olduğu, her ne kadar davalı tarafça yalnızca dava dilekçesinde belirtilen faturalara ilişkin talepte bulunulabileceği belirtilmiş ise de dava dilekçesinde talep belirli faturalara hasredilmediği örneklendirme yolu ile vadesinde ödenmeyen fatura bilgilerine yer verildiği, neticei talebinde vadesinde ödenmemiş borçlar için oluşan birikmiş temerrüt faizi talebinde bulunduğu, her ne kadar davacı tarafın 2017 yılına ilişkin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiş ise de alacağa dayanak faturalara konu malların davalı tarafa teslim edildiği, fatura bedellerinin belirlenen vade tarihinden sonra da olsa ödendiği hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ile taraflar arasında düzenlenecek faturalara ilişkin vade tarihinin açıkça belirtildiği bu haliyle davalı tarafın artık ayrıca temerrüde düşürülmesine ya da asıl alacağa ilişkin ödemelerin tahsili sırasında ihtirazi kayıt koymasına gerek olmadığı, bununla birlikte davalının da faturaları süresinde ödediğini ispat edemediği, davacı tarafın faiz talebine ilişkin hesaplamanın faturaların ödenmesi gereken tarih ile ödemenin yapıldığı tarihler arasında geçen süreler dikkate alınarak yapıldığı ve buna göre davacı tarafın 161.243,99-TL faiz alacağının bulunduğu, TBK 121/3 maddesi gereği temerrüt faizine faiz yürütülemeyeceğinden davacı tarafından toplam faiz alacağına ilişkin talebinin kabulü ile faize faiz yürütülmesine ilişkin talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile 161.243,99 TL işlemiş temerrüt faizinin davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
-TBK 121/3 maddesinde yer verilen emredici kurala bağlı olarak davacı vekilinin dava konusu alacağa faiz işletilmesi talebinin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.014,57 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 853,88 TL peşin harç ve 1.900 TL ıslah harcından mahsubuyla bakiye 8.260,69 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 853,88 TL peşin harç, 1900 TL ıslah harcı ile yargılama gideri olarak yapılan 2.950,00 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 25.799,04 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.