T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/475
KARAR NO: 2023/851
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/08/2021
KARAR TARİHİ: 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkiline -----. İcra Müdürlüğü -----Esas Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı alacaklıyı tanımadığını, davalı ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalı tarafın sahte senet düzenleyerek bu takibi başlattığını, davalının icra takibine kötüniyetli olarak giriştiğini, ödeme emrinin 29.07.2021 tarihinde muhtara yapılmış olduğundan müvekkilinin 05.08.2021 tarihinde haberdar olduğunu,5 günlük borca itiraz ve imzaya itiraz şikayet süresinin kaçmasından dolayı müvekkilinin, telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını, mahkemenin uygun gördüğü takdirde teminatsız, aksi halde belirlenecek teminat mukabili, icra takibinin davanın kesinleşmesine kadar durdurulmasını, bu mümkün görülmediği takdirde, teminat mektubu mukabili, icra veznesindeki paranın dava sonuçlanıncaya kadar davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, haklı olan hukuka uygun davanın kabulüne, müvekkilinin icra dosyasındaki alacağın tamamına ilişkin borçlu olmadığının tespitine, takibe konu alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
;Yargıtay İçtihatları ve İcra İflas Kanununun amir hükümleri gereğince "senede karşı senetle ispat kuralı" gereği, davacı/borçlunun iddilarını ancak yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, davalı/borçlunun müvekkiline olan borcu nedeniyle bono düzenlenerek taraflarına verildiğini, dava dilekçesinde mesnetsiz soyut iddialarını ancak İİK.nun 169/a-1. maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiğini, dava dilekçesinde veya eklerinde böyle bir belge ile karşılaşılmadığını, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen tüm aleyhe iddialar taraflarınca kabul edilmediğini, davalı/borçlunun dava dilekçesi tamamen mesnetsiz, farazi çıkarım ve yaptırımlara dayanan, Mahkemeyi aldatmaya çabalamaktan öteye geçemediğini, davacı tarafın imza itirazı ise tamamen takibi durdurarak müvekkilin alacak hakkını sürüncemede bırakılması nedeniyle yapıldığını, imza incelemesi yapıldığında bu hususun anlaşılacağını, açıklanan nedenlerle; davalı/borçlunun mesnetsiz, soyut iddialarını ve tüm dava dilekçesini senede karşı senetle ispat kuralı gereği ve iddialarını İİK.nin 169/A-1. maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispatlayamaması nedeniyle reddine, davacı/borçlunun sırf müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açmış olduğu davasının reddine, davacı/borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ----- İcra Dairesi'nin -----Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Dava Konusu Senet Asli ve Örneği, Nüfus Kayıtları, Mukayese İmza Örnekleri,
---- Ön Raporu, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış Menfi Tespit ( Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada; mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi dava şartları incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerini beyan etmeleri üzerine üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, tahkikat işlemleri ve incelemeleri yerine getirilip bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin ve davalının sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizce davaya esas -----. İcra Dairesinin ------Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden, dayanak senet ise fiziki olarak getirtilerek incelenmiştir. Buna göre icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca davacı vekilinin vaki tedbir talebi gereği İİK'nin 72/3 maddesi gereğince teminat mukabilinde icra veznesine girecek paranın ödenmemesi yönünde tedbir kararın verilmiş ve talep gereği tedbir uygulanmıştır.Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; davacı- borçlunun -----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takip dosyasına konu kambiyo senedindeki keşideci/borçluya atfen bulunan imzanın kendisine ait olmadığı dolayısıyla keşideci görünen davacıyı bağlamayacağı iddiası ile davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK'nin 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (-----). Menfi tespit davasında ispat yükü ise, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK madde 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir sebeple son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (-----).Senede karşı mutlak defiler ise senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.(Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2015 gün ve------).
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna gelince; bu husus 2004 sayılı İİK’nin 170. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak bu inceleme icra hukuk mahkemelerindeki yapılan incelemeye yönelik olup HMK atfı içerir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.Eldeki davada menfi tespit davası olmakla ve takibe dayanak senette keşideci sıfatı bulunan davacı- borçlu tarafından imza inkarında bulunulmakla benzer mahiyette değerlendirme ile 6100 sayılı HMK'nin 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi; “(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”; “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi; ''(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir” “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. şeklinde düzenlemeler içermektedir. Buna göre, 6100 sayılı HMK’nin 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi sebeple farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ----- sayılı kararında da benimsenmiştir.6100 sayılı HMK'nin 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur (-----).Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; -----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası ile davalı tarafından davacı-borçlu hakkında keşidecisi ve lehtarı davanın tarafları olan 20/06/2018------ tanzim tarihi ve yeri,17/01/2021 vade tarihli , 6.150,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı ve yetkili ve görevli mahkemede işbu davanın açıldığı sabittir. Davacı eldeki davada icra takibine dayanak senet altındaki imzaya itiraz ederek borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkememizce taraflarca gösteriler deliller toplanmış ve resen getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğindeki icra takibine dayanak senette yer alan imzanın sahteliğine dayanıldığından ve imzanın keşideciye ait olup olmadığı ilk bakışta anlaşılamadığından 6100 sayılı HMK'nin 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılarak teknik rapor alınması gerekmiştir. Bu kapsamda senedin tanzim tarihine en yakın tarihte resmi iş ve işlemler için atılan ıslak imzaların bulunduğu örnekler toplanarak dosya-----Fizik ihtisas Dairesine gönderilmiştir. Daire tarafından düzenlenen 29/07/2022 tarihli raporda mukayese imza örneklerinin yetersiz olduğundan bahisle ön rapor verilerek dosya iade edilmiştir. Bunun üzerine mahkememizce dosyadaki veriler yeterli görüldüğünden dosya bu kez -----Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen bilirkişi Grafoloji uzmanı Dr.----- verilerek rapor istenmiştir. Dr.----- tarafından düzenlenen 19.12.2022 tarihli raporda özetle; İnceleme konusu senette borçlu ----- atfen atılmış imzalar ile davacı ...'un “----” soyadı incelemesinde kullanılan grafoloji atmış olduğu karşılaştırma imzaları arasında, imza ve kaligrafik tanı unsurları bakımından çok önemli uygunluk ve benzerlikler saptandığından, inceleme konusu senette borçlu----- atfen atılmış imzaların davacı ...eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır şeklinde rapor verilmiştir. Davacı vekili tarafından rapora itiraz edilmekle birlikte; itiraz soyut ve genel nitelikte olduğu gibi, raporun net verilere dayalı olarak neticeye bağlandığının anlaşılması karşısında işbu itirazlara itibar edilmemiştir. Davacının senet üzerindeki imzayı inkar ettiği ancak imzanın mahkememizce yeterli görüldüğü için benimsenen bilirkişi raporuna göre kendisine ait olduğu kesin olarak tespit edilmekle, kıymetli evrak niteliğindeki bono sebepten mücerret olduğundan davacının ileri sürdüğü sahtelik iddiasını artık 6100 Sayılı HMK'nin 201. maddesine göre yazılı belge/senet ile ispat etmesi gerekmektedir. Oysa davacı imzanın sahteliği iddiası dışında dosyaya maddi hukuka göre işbu senede konu paranın verilmesinin lazım gelmediğine dair yazılı hiçbir belge ve delil sunmamıştır. Mamafih, dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı görüldüğünden davacı vekiline yemin delili de hatırlatılmış, buna ilişkin ihtarlı kesin süre verilerek yemin davetiyesi hazırlanmak suretiyle davalıya gönderilmiş ve de davalı yemini eda etmek için duruşmada hazır olmuşsa da, davanın senetteki imzanın sahteliğine, yani senedin hükümsüzlüğüne dayanması karşısında imzanın davacıya aidiyetinin tespitine ve takdirine göre artık yemin delili ile ispatı gerektirir bir husus görülmeyerek buna ilişkin ara kararlardan sarfınazar edilerek davanın esastan reddine karar verilmiştir.Davalının 2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince tazminat talebinin ise; İİK'nin 72/3 maddesi gereğince icra veznesine girecek paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının davacı vekilinin teminatı yatırması ve talebi üzerine uygulanmış olması karşısında davalının alacağının tahsilinin gecikmesi nedeniyle kabulüyle; asıl alacağın %20'si olan 1.230,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince davacı sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince alacağın tahsilinin gecikmesinden dolayı tazminat talebinin kabulü ile, takdiren asıl alacağın( 6.150,00 ) %20'si olan 1.230,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 113,78 TL harcın mahsubuyla 156,07 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir olunan 6.662,35 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına)Dair, taraf vekillerinin ve davalı asılın yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (6.662,35 TL