T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/441
KARAR NO: 2025/709
DAVA: Tespit ve Bildirim
DAVA TARİHİ: 04/11/2024
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tespit davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete ------- numaralı zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile sigortalı ----- plakalı aracın, 21.09.2023 tarihinde davacıya ait ------ plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan yargılama neticesinde davacıya ait araçta hasar miktarının 36.936,67-TL olarak hesaplandığını, davacının aracının kazalarını öğrenmek için Tramer sistemine mesaj göndermiş, gelen mesaj içeriğine göre aracın 21.09.2023 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle 36.936,67-TL olan hasar bedelinin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne 37.734,07-TL olarak işlenmiş olduğunu öğrendiğini, davalı sigorta şirketi gerçekleşen kazaya ilişkin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne 21/09/2023 tarihinde gerçekleşen kaza sebebiyle oluşan hasar bedelini doğru bildirmeyerek Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliğinin 23. maddesini ihlal etmiş ve bu nedenle müvekkilimiz mağdur olduğunu, davalı Sigorta şirketine 11/10/2024 tarihinde bu hususta başvuru yapmamıza rağmen herhangi bir gelişme sağlanamadığını, davaya konu ------ plakalı araçta 36.936,67-TL hasar meydana geldiğinin tespiti ile bu tutarın TRAMER’e doğru bir şekilde bildirilerek düzeltilmesi gerektiğinden davanın tespit davası olarak açılması zarureti hasıl olduğunu, tespit davalarında, bir miktar alacağın tahsili talebi bulunmadığını, bu bakımdan ticari dava niteliğindeki tespit davaları açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığını, 09.08.2008 tarihli Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliğinin 23. Maddesinin 2. fıkrasında güncellenmiş ve günlük muallâk ve ödenmiş hasarların TRAMER kaydına gecikmeksizin bir gün içinde doğru bildirme zorunluluğu bulunduğunu, sigorta şirketleri tarafından yalnız ve sadece hasar ile ilgili bilgileri bildirme yükümlülüğü bulunmadığını, sigorta şirketleri açık mevzuata rağmen değer kaybı ve yargılama giderleri gibi ödedikleri tüm bedelleri TRAMER kaydına işlettikleri, bu durumun kişilerin mağduriyetine sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, bir kişi aracını ister kasko, isterse trafik sigortasından yaptırmak istediğinde sigorta şirketleri sigortalı adayının riskine bakarak teklif sunduklarını, TRAMER kaydında gerçekleşen hasar için ödenen bedelden daha fazla bir bedelin görülmesi halinde teklifin daha yüksek olacağı, sigortalının riskli olarak değerlendirileceği, ödenecek prim bedelinin artış gösterdiği sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğunu, aracını satmak isteyen kişinin TRAMER kaydına bakan alıcı, hasarın gerçekleşenden daha yüksek olduğunu görmesi halinde daha fazla indirim için satıcıyı zorlayacağı bir gerçeklik olduğunu, her iki durumda TRAMER kaydında sigorta şirketi tarafından hasar için ödenenden daha fazla bedelin yazılı olması araç sahibinin mağduriyetine neden olacağını, izah edilen sebeplerle, HMK 106/1. madde gereğince tespit davasının kabulü ile; 21/09/2023 tarihinde gerçekleşmiş olan kaza sebebiyle müvekkile ait ------- plakalı araçta oluşan ve davalı tarafça TRAMER'e hatalı olarak bildirilen hasar kaydının 36.936,67-TL olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde, kaydın düzeltilmesi amacıyla karardan bir örneğin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne gönderilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davaya bakmakta idari yargının görevli olması nedeniyle HMK 114/1-b maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Sigorta Bilgi Merkezi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 24 maddesi uyarınca Hazine Müsteşarlığı nezdinde kurulan, tüzel kişiliği haiz, yine denetimi adı geçen Müsteşarlık tarafından gerçekleştirilen bir kamu tüzel kişisi olduğunu, davalı şirket, kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet göstermekte olup eylem ve işlemleri de kamusal nitelikte olduğunu ve kamu hizmeti kavramı çerçevesinde olduğunu, istemin ileri sürülüş biçimine göre davacı; açıkça, davalı kamu tüzel kişisinin hizmet kusuruna dayandığını, kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargı görevli olduğunu, davacının davadaki talebi, davacı hakkında oluşturulan davalı kurum tarafından oluşturulan kaydın silinmesi istemine, diğer bir ifadeyle, davalı kurum nezdinde davacı hakkında kayıt oluşturulmasına dair davalı kurum işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, bu işlemin iptali istemine ilişkin olduğu davacı, davalı hakkında davalı kurum veri tabanında oluşturulan kaydın hukuka aykırı olduğunu iddia etmekte ve bu kaydın silinmesini, yani iptalini talep ettiğini, dava, gerek bu nedenle ve gerekse ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde gösterilen nedenlerle idari yargının görev alanında kalmaktadır şeklindeki gerekçelerinin ışığı altında davanın dava şartı yokluğundan işbu davanın usulden reddine dair karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Nüfus Kaydı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (TRAMER) Kaydına İlişkin Güncel Sorgu, STK Uyuşmazlık Hakeminin------ başvuru nolu dosyasında alınan bilirkişi raporu, Sigorta Tahkim Komisyoru Hakem kararı, Sigorta Şirketine Başvuru Dilekçesi ve Başvuruya İlişkin Ekran Alıntısı, ZMMS poliçesi, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Sigorta Hasar Sorgulamaları, Araç Ruhsatları ve Tescil Kayıtları, Ekspertiz Raporu, Kazalı araç fotoğrafları, Dosya kapsamındaki sair tüm bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava 6100 Sayılı HMK'nin 106. maddesi gereğince, davacının malik-işleteni olduğu ------ plakalı motorlu aracın 21/09/2023 tarihli maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak oluşan hasarına (onarım bedeline) ilişkin SBGM ( Tramer ) kayıtlarının gerçeğe uygun olarak düzeltilmesine yönelik tespit ve sonucunun SBGM'ye bildirilmesi istemine ilişkindir.Mahkememizin 07/11/2024 tarih ----- Esas------ karar sayılı 6100 Sayılı HMK'nin 114/1-h maddesi gereğince 'davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle; Davanın 6100 Sayılı HMK'nin 115/2.maddesine göre dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin kararının ------ BAM ----- Hukuk Dairesinin 10/04/2025 tarih ------ Esas ------- Karar sayılı ilamıyla davacının işbu tespit isteminde hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği ve dosyanın mahkememize iade edildiği ve dosyanın yeniden mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce doğrudan hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiğinden tensip zaptı oluşturularak aşağıdaki şekilde işlem, tahkikat ve yeniden karar aşaması gerçekleştirilmiştir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada Mahkememizce BAM kararı sonrası taraf teşkili ve dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen incelemeye tabi özel ve genel dava şartları, taraf sıfatı, harç gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında vaki sulh teşvikine rağmen tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilmiş ve aynı duruşmada toplanan tüm deliller incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Buna müteakip tahkikata gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla tahkikat bitirilmiş ve hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri dinlenip zapta yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Bilindiği üzere Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h ve 115) Buna göre somut olayda davacının, cep telefonu operatörlerinin kısa mesaj uygulamasını kullanarak erişilebilecek olan aracında oluşan hasar bilgilerinin düzeltilmesi için dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir. ---- BAM ----- HD.10/04/2025 T. -----Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği Madde 23- "(1) Üye sigorta şirketleri, Merkez tarafından kendilerinden istenen tüm bilgileri, doğru ve eksiksiz olarak, belirlenen şekilde ve sürelerde Merkeze iletmekle yükümlüdür.
(2) Üye sigorta şirketleri, zorunlu sigortalar, zorunlu trafik sigortası, zorunlu taşımacılık sigortası ve zorunlu ferdi kaza sigortası sözleşmelerine ait poliçe bilgileri ile güncellenmiş ve günlük muallâk ve ödenmiş hasarlara ve kaza tutanaklarına ilişkin bilgileri Merkez tarafından hazırlanarak Müsteşarlık tarafından onaylanan veri yapısında ve en çok bir günlük gecikmeyle Merkeze iletmek zorundadır.
(3) Üye sigorta şirketleri, Yönetim Komitesi kararı üzerine ihtiyari trafik sigortası,kasko sigortası ve Birlik görüşü alınmak üzere Müsteşarlıkça belirlenen sigorta sözleşmelerine ait içeriği ve veri yapısı Birlik tarafından belirlenen poliçe bilgileri ile güncellenmiş ve günlük muallâk ve ödenmiş hasar verilerini en çok bir günlük gecikmeyle Merkeze iletmek zorundadır.
(4) Üye sigorta şirketleri, Merkez tarafından, hatalı olarak gönderildiği tespit edilen bilgileri gecikmeksizin düzeltmek ve düzeltme kayıtlarını en çok bir günlük gecikmeyle Merkeze iletmek zarundadır.
(5) Üye sigorta şirketlerinin bilgi verme yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Müsteşarlık gerekli tedbirleri alır."Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190.maddeleri uyarınca; davanın taraflarından her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.
Yapılan yargılama, yukarıda alıntılanan yasal düzenlemeler ve toplanan delillere göre somut olaya bakıldığında; öncelikle davacı tarafından ZMMS sigortacı olan TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olan davalı sigorta şirketi aleyhinde işbu davanın açıldığı, buna göre davalının kamu tüzel kişisi olmadığı gözetildiğinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi gereğince uyuşmalığın çözümünde adli yargı görevli olacağı ve Bam kararı gereğince de hatalı kayıtların düzeltilmesinde hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu duruma göre işin esasının incelenmesi ve karara bağlanması gerekmiştir. Somut olayda davacının malik- işleteni olduğu hususi nitelikteki motorlu araçta Sigorta Tahkim Komisyonu ------- Uyuşmazlık Hakemince verilen 10/06/2024 ------- sayılı kararda, bilirkişi raporuna göre hasar miktarının 36.936,67-TL olduğu yönünde görüş bildirildiği ve buna göre kısmı ödeme nedeniyle 14.776,67 TL tazminata karar verildiği görülmüştür. Davacı talebinin gerekçesini, kamuya kısa mesaj yoluyla açık olan Tramer kayıtlarında araçtaki hasarın 36.936,67 TL olduğunu beyan ederek bu durumun aracın sigorta poliçe fiyatlarının artmasına ve aracın ikinci el satış değerinin düşmesine neden olacağı olarak açıklamaktadır. Ne var ki ikinci el araç piyasası oldukça değişkenlik gösteren bir sektör olup aracın marka, modeli ve kilometresi önceki hasarları da gözetildiğinde ------330.912 km. Öncesinde üç kaza daha geçirdiği anlaşılıyor) SBG sistemindeki tam olarak (37.734,07 TL - 36.936,67 TL= 747,40 TL ) 747,40 TL'lik farkın sigorta poliçe fiyatlarına ve aracın ikinci el piyasa değerine hiçbir etkisi olmayacağı değerlendirilmiştir. Çünkü bu tespitin ve talebin de esasen Sigorta Hakemi tarafından atanan bilirkişi raporuna ve bu kapsamda verilen karara dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce bu davada hasara ilişkin yeni bir rapor alınması halinde de farklı bir hasar onarım rakamının ortaya çıkacağı hakimlik bilgi ve tecrübesi ile sabittir. Ancak Anayasal çabukluk ve usul ekonomisi ilkeleri gözetilerek sonuca etkili olmayacağından bu yola tevessül edilmemiştir. Filhakika yargısal uygulamada bilinmektedir ki; bilirkişi raporunda hasar onarım bedelinin ve/veya değer kaybının bilirkişi raporlarında nispeten az belirlendiği durumlarda da bilirkişi raporuna karşı şedit itirazlar öne sürülmekte ve gerçek zarar olgusundan hareketle uyuşmazlıklar sürekli artırıldığı gibi uyuşmazlıkların çözümünün uzatılması ile birlikte yargının iş yükü de hızla artırılmaktadır. Halbuki, hasar onarım ve değer kaybı gibi hususlarda çok fazla etken bulunmakta olup, gerçek zararı matematiksel olarak bire bir tespit etmek mümkün değildir. Zira aslında Yargıtay uygulaması gereği gerçek zarardan kastedilen gerçeğe en yakın zararı bulmak ve hüküm altına almaktır. Somut olayda da Uyuşmazlık Hakemi tarafından bilirkişi raporuna göre gerçeğe en yakın zarar hakkında karar verildiği halde bu kere sistemdeki rakam ile hakem kararı arasındaki sonuca göre oluşan 747,40 TL gibi günümüzün ekonomik ve sosyal koşullarında esaslı hiçbir değer ifade etmeyen bir parayı, hele hele ikinci el araç piyasası ve sigortacılık mevzuatı ve uygulamaları yönünden hiçbir etkisi ve sonucu olmayacak işbu farkı öne sürerek dava açmak yargılama giderlerine sebebiyet vermekten başka hiçbir amaç taşımadığından Mahkemeye erişim ve hak arama özgürlüğünün açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Dürüst davranma başlıklı 2. maddesinde yer alan; herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz, şeklindeki hüküm ile herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken makul ve dürüst bir kimseden beklenilen objektif davranışa uygun biçimde hareket etmekle yükümlü olacağı düzenlenmiştir. Hukuki işlemlerin kurulmasında, yorumlanmasında ve tamamlanmasında dürüst davranma ilkesi oldukça önemlidir. Ayrıca hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirleme noktasında da dürüstlük kuralının önemli bir işlevi bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken somut olayın şartları dürüstlük kuralı dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır. (-----. Binaenaleyh, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde davanın; yukarıda açıklanan sebeplerle resen gözetilen TMK'nin 2.maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı bulunduğundan yerinde görülmeyerek doğrudan esastan reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6, HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 31, 33, 106, 146, 266,187/1,2, 190, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği Madde 23 )
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1. maddesi gereğince tamamen davacı taraf sorumlu tutulmak suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. II.Kısım II.Bölüm 10.fıkrası uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.