T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/978
KARAR NO: 2025/642
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2024
KARAR TARİHİ: 18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.09.2023 tarihinde davalıya kasko sigortasına ek ihtiyari mali mesuliyet sigortalı ------- plakalı aracın, müvekkile ait ------- plakalı araca arkadan çarpması sonucu iki taraflı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, ------- plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası müvekkilin aracında oluşan hasarın bir kısmının karşı aracın trafik sigortası aracılığıyla tazmin edildiğini, hasarın bakiye tazmini için karşı aracın ZMM sigorta şirketine müracaat edildiğini, ZMM şirketi tarafından atanan eksper raporunda müvekkilin aracında 66.910,90TL hasarın bulunduğunun tespit edildiği ve tespit edilen değerin ödendiğini, değer kaybı için 55.000,00TL ödeme ile sigorta limitinin dolduğunu, davalı şirketin davaya konu aracın kasko İMM poliçesi sigortacısı olup, müvekkilin aracında oluşan hasar için ödeme yapmadığını, bağımsız eksper tarafından düzenlenen rapora göre müvekkilin aracında 119.892,30 TL hasar olduğunun tespit edildiğini, bakiye hasar bedelinin faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, bu nedenlerle; davanın kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerine tahmiline hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aracının ZMM poliçesi müvekkil şirket tarafından düzenlendiğini, işbu poliçesinden davacı tarafın tüm zararının karşılandığını, bu nedenle davacınının herhangi bir alacağının kalmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin sorumluluğu bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazanın hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde iddia edildiği gibi meydana geldiğinin ispatının gerekiğini, maddi vakanın ispatı halinde müvekkil şirketin davacının gerçek zararını tazminle sorumlu olduğunu, davanın kabülü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, sigortalımızın kusuru ve davacının zararı konularında bilirkişi tetkikatı yapılması gerektiğini, bu nedenlerle; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:
Sigorta Tahkim Komisyonu ------ sayılı dosyası, araç trafik kayıtları, -------- yazılan müzekkere cevabı, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bakiye hasar bedeli tazminatının tahsili talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Dava Şartları Başlıklı 114/1-i maddesinde 'Aynı davanın, daha önce kesin hükme bağlanmamış olması' dava şartı olarak yer almıştır. Dava Şartlarının İncelenmesi başlıklı 115/1-2.maddesinde ise” "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nin 303.maddesine göre de ; kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırmaktadır. Bu ilke gereği açılan davada kesin hüküm bulunması dava şartı olup resen gözetileceği malum ve maruftur.
Somut olayda; davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ihtiyari mali mesuliyet teminatı veren kasko sigorta poliçesi ile sorumluluğu temin edilen ----- plakalı araç ile davacı tarafa ait ------ plakalı aracın, 24.09.2023 tarihinde karıştıkları trafik kazası neticesinde davacı aracında oluşan ve -------- plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinin teminat limitini aşan hasar bedelinin tazmininin talep edildiği görülmüştür.Sigorta Tahkim Komisyonu ------ sayılı dosyasının incelenmesinde; dosyanın taraflarının, dava konusu olayın, taleplerin dayandırıldığı poliçenin ve neticei talebin aynı olduğu, yapılan yargılamada bilirkişi raporunun alındığı, yargılama devam ederken bilirkişi raporu ile tespit edilen bakiye hasar bedeli ve ferilerinin sigorta şirketince ödenmiş olması nedeniyle başvuru sahibinin hasar bedeli talebi konusuz kaldığından, konusuz kalan başvuru hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kesin olarak karar verildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nin 303 - (1) maddesinde 'Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. düzenlenmesi bulunmaktadır. Buna göre gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir. Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından aynı taraflar arasında ve aynı uyuşmazlık konusunda esastan verilen kararlar da (alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında verildiğinden) kesin hüküm oluşturur. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından, talebin esastan reddine karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması durumunda da verilen karar kesin hüküm sonucu doğuracağından, zarar gören dava yolu ile de olsa aynı zarara yönelik yeniden talepte bulunamaz.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafın huzurdaki davaya konu taleplerinin Sigorta Tahkim Komisyonu ------ sayılı dosyasında değerlendirildiği ve zararının Tahkim yargılaması devam ederken karşılandığı ve STK tarafından bu yönde konusuz kalan başvuru hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kesin olarak karar verildiği, bu aşamada mahkememizce kesinleşmiş STK dosyası ile aynı doğrultuda yargılama yapılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK’nin 114/1-i maddesi gereğince davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.Yasa yolu bakımından yapılan değerlendirmede;
Karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında; davanın alacak tam ve kesin olarak belirlenmeden ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep artırımı halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı da gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın, 6100 Sayılı HMK'nin 114/1-i maddesi gereğince 'kesin hüküm nedeniyle; 6100 Sayılı HMK'nin 115/2.maddesine göre DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderinın davacı üzerinde bırakılmasına,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 187,80 T Lharcın davacı taraftan tahsil edilerek hazineye irad kaydına,
4-) Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 7/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir olunan 100,00 TL maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-) Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansının yatırana iadesine ve bu konuda Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinın Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürü tarafından resen işlem yapılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.