T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/759
KARAR NO: 2025/417
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/10/2024
KARAR TARİHİ: 12/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı borçlu arasında cari hesap ilişkisinden kaynaklı ticari borç ilişkisi bulunduğunu, cari hesap ekstresinden, faturalardan ve------. İcra Müdürlüğü----- Esas sayılı dosyasından da görüleceği üzere davalının davacı şirkete 12.991,96 TL borcu bulunduğunu, davalı şirkete borcunu ödemesi yönünde yapılan tüm ikazlar sonuçlar kalmış olup davacı şirket cari hesaba dayalı alacağını davalıdan tahsil edemediğini, işbu sebeple davacı şirket tarafından -----. İcra Müdürlüğü ------- Esas sayılı dosyası ile 12.991,96-TL olan cari hesap alacağının tahsili için, ilamsız icra yolu ile davalı aleyhine icra takibi başlattığını, yapılan bu yasal takip sonucu, davalı borçlu tarafından 20.09.2024 tarihinde borca, takibe, asıl alacağa ve ferilerine itirazda bulunduğunu ve --------. İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğunu, davalının, borç tutarı cari hesap ekstresi ve fatura ile sabit iken davalı borcu nedeniyle başlatılan icra takibine, kötüniyetli ve salt süreci uzatmak adına itiraz ettiğini, işbu itiraz kötü niyetli ve haksız olduğundan; davacı şirket tarafından cari hesap ilişkisinden kaynaklı ticari alacağının tahsili talebiyle davalı aleyhine-----İcra Müdürlüğü ------. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız ve salt süreci uzatmak adına yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, kötü niyetli olarak likit fatura alacağına ve icra takibine itiraz eden davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra-İnkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi talepleri bulunmakta olup, kayıtların incelenmesi ve sözleşme hükümlerinin incelenmesi ile davalı şirketin alt yüklenici olarak hakkedişlerin onayını yapma yetki ve sorumluluğunun olmadığını, davacı taraf ile ibralaşma sağlandığı açıkça anlaşılacağını, davacı taraf ticari olarak hak etmediği bir bedeli davalı şirketten talep etmekte olup, iddia ve taleplerin hukuki bir karşılığı bulunmadığı ticari defter incelemesi ile açıklığa kavuşacağını, davacının talep ettiği faiz başlangıç tarihleri ve faiz oranının yasal dayanağı bulunmamakta olup, alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen faiz başlangıç tarih ve oranına itiraz ettiklerini, davalı şirket temerrüde düşürülmeden alacak isteminde bulunulduğu tarih itibariyle faiz talep edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek; davaya ilişkin cevaplarımızın kabulü ile kötü niyetli hareket eden davacının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame ettiği davasının öncelikle zaman aşımı ve husumet itirazımız gereği usulden, bunun mümkün olmaması halinde ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile anlaşılacağı üzere esastan reddine, yargılama giderlerinin ve yasal vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
------. İcra Müdürlüğü -------- Esas sayılı icra takip dosyası, Taraf şirketlere ait BA/BS formları,
Mahkememizce SMM bilirkişiden 06/04/2025 tarihli bilirkişi raporu alınarak taraflara tebliğe çıkarılmış, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuş, ancak davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazlarının mevcut bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli görüldüğünden reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, -----. İcra Müdürlüğü------ Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, davacı tarafın dava konusu 12.991,54 TL'lik alacağının taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşın davalı tarafça ticari defter ve kayıtlara işlenmiş ve dosyaya ibraz edilen herhangi bir ödeme belgesinin dosyaya ibraz edilmediği, davalı defterlerinde yer almayan 0,42 TL lik davacı alacağına ilişkin dayanak belgenin bulunmadığı, bu haliyle davacının 12.991,54 TL'lik asıl alacak talebine ilişkin davasında haklı olduğu, fazlaya ilişkin talebinin ise yerinde olmadığı kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde;
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, ------- sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede;
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'unun 18/A maddesinin 11. fıkrası, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, arabulucu tarafından davalının arabuluculuk görüşmelerine davet edildiği, davalının geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmadığı, davalının ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk faaliyetinin görüşme yapılamadan sona erdiği anlaşılmakla davalının tüm yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalının ---- İcra Müdürlüğü’nün ------- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 12.991,54 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan 12.991,54 TL nin % 20 si oranında olmak üzere 2.598,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 887,45 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 459,85 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ve 427,60 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan 4.810,00 TL nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 12.991,54 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 0,42 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
7-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL nin davalı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı;6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.