T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/783
KARAR NO: 2025/285
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/11/2024
KARAR TARİHİ: 27/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket gıda alanında faaliyet göstermekte olup, "-----" isimli markanın sahibi olduğunu, davalı ile davacı şirket arasında 01.08.2021 yürürlük ve imza tarihli franchise sözleşmesi imzalanmış olup, işbu sözleşme hükümleri dahilinde davalının beş yıl süreyle davacıya ait " ------" markası adı altında işletmesi husunda taraflar mutabakata vardığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davalı işletmesini davacı şirketin markası ile işletmeye başladığını, sözleşme hükümleri uyarınca işletmesinde kullanacağı sarf malzemelerini davacı şirketten veya davacı şirketin gösterdiği kişilerden temin etmiş, 2023 yılı Ekim ayına kadar taraflar arasındaki Franchise ilişkisi ve sözleşmesi devam ettiğini, davalı beş yıllık süre henüz dolmamışken, sözleşme hükümlerine aykırı olarak, yasal bildirimde bulunmadığı gibi, davacı şirketin markasını işletmeden indirdiğini, işletmedeki demirbaşları, davacının gizlilik kapsamında sayılabilecek tarifler ile evrakları ve sair malzemelerle birlikte, davacı şirketin rakibi konumundaki başka bir markaya devir etmek suretiyle sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalı noter huzurunda düzenlenen vekaletnameye rağmen temsilcinin yetkisinin olmadığını iddia etse dahi taraflar arasındaki franchise ilişkisi kurulduğu sabit olduğunu, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince TBK m. 12/I ‘de düzenlenen “şekil serbestisi ilkesi” uyarınca, Fanchise sözleşmesi herhangi bir şekle bağlı olmadığını, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile davalının haksız feshi nedeniyle bilirkişi tarafından tespit edilecek fazlaya ilişkin zararı ıslah yolu ile talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00.-TL'nin, ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ile taraflar arasında imzalanmış bir franchise sözleşmesi bulunmadığı gibi bir an için sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi; dosyada mübrez vekaletname içeriğinden anlaşıldığı üzere vekilin davalı borçlandırma yetkisi bulunmadığını, huzurdaki davada, taraflarca imza edildiği iddia edilen sözleşmenin (22.1) hükmü gereğince ----- Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılınmış olup, işbu haliyle dosya yetkisiz mahkemede açıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bir an için sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi huzurdaki dava konusu tazminat isteminin reddi gerektiğini, davacı taraf, sözleşme süresi henüz dolmamışken davalının 2023 yılı Ekim ayında işletmeyi kapatıp başka bir markaya devrettiğini iddia etmişse de bu iddia gerçeği yansıtmadığını, davalı ile davacı taraf arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, davalının davacı şirketin franchise'ı olarak 5 yıl boyunca çalışmak ve cezai şart yükümlüğü altına girmek iradesi bulunmadığını, vekaleten imzalandığı iddia edilen Franchise sözleşmesinin, hukuki olarak bir bağlayıcılığı bulunmadığını, vekaletname içeriği TBK m. 504 hükümlerinde aranan özel yetki şartlarını taşımadığını, öte yandan; davalı şirkete ait işyeri 2023 yılında kapatılmış olup, hali hazırda sözleşme konusu yerde faaliyet gösterdiği iddia edilen firma ile davalı arasında bir bağlantı bulunmadığını, arz ve izah olunan nedenlerle; dosyada yetki ilk itirazımızın kabulüyle mahkemenin yetkisizliğine, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, 08/01/2021 tarihli Franchise Sözleşmesi, Taraflara ait Vergi Dairesi Kayıtları, 2021 Yılı BA-BS Formları, İhtarname, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava, Franchise sözleşmesinin haksız feshine bağlı olarak tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılmış öncelikle resen incelemeye tabi olan başta arabuluculuk olmak üzere genel ve özel dava şartları , taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenip değerlendirilmiş ve akabinde duruşmaya katılan davacı vekilinin konuya ilişkin beyanları da dinlenip zapta yazılmak sunetiyle; davalı şirket vekili tarafından ileri sürülen yetki ilk itirazı değerlendirilerek ön inceleme duruşması tamamlanmadan yetkisizliğe ilişkin doğrudan aşağıdaki şekilde hüküm verilmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesi gereğince; '' (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir:
a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı.
b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı.
c) (MÜLGA BENT ----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ------
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 117. maddesi gereğince ise ; ''(1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.
(2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir.
(3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.''6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendinde “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmü bulunmaktadır.
6100 Sayılı HMK 'nin 6/1.maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Aynı yasanın 7. maddesinde ise, davalının birden fazla olması halinde, davanın bunlardan birinin yerleşim yerinde açılabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, aynı kanunun 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılması mümkündür.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 17. maddesinde ise "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesi yer almaktadır.
Yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde HMK'nin 17. maddesi uyarınca geçerlidir. Yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. Bu yeni düzenleme, 01.10.2011 tarihinden sonra açılacak davalar bakımından uygulanmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendi “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü içermektedir.Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan kesin yetki halleridir. 6100 sayılı HMK'nin 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. Davacı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olması, davalının ise TTK'nin 11,12,15 maddelerine göre gerçek kişi tacir olmasına göre tarafların tacir sıfatını taşıdıkları tartışmasızdır.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar nezdinde somut olaya bakıldığında ; öncelikle davalı şirket vekili tarafından süresi içinde verilen cevap dilekçesi ile ilk itiraz olarak usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunulduğu ve yetkili mahkemenin -----Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun öne sürüldüğü tespit edilmiştir. (HMK-116/1-a, 119/2) Bu kapsamda dosyada bir örneği bulunan taraflar arasında düzenlenen ve imzalanan (davalını imzaya ve vekalete ilişkin savunması esastan yapılacak yargılamanın konusu olduğu kaydıyla) 08/01/2021 tarihli Franchise Sözleşmesinin 22.1 maddesinde aynen 'taraflar arasında işbu sözleşmenin uygulanması sonucunda oluşacak tüm uyuşmazlıklarda ---- Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili kılınmıştır.' düzenlemesi bulunduğu görülmüştür. İşbu sözleşmedeki yetki şartı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 17. ve 18. maddelerinde sayılan koşulları taşıdığından sözleşmenin tarafları bakımından geçerli ve bağlayıcı bulunmaktadır. Buna göre sözleşmede belirlenen ---- Mahkemelerinden anlaşılması gerekenin (-----) Adliyesi Mahkemeleri olduğu maruftur.(HMK,187/2) Binaenaleyh, tacir olan taraflarca yetki sözleşmesi (şartı) ile münhasır olarak ----- Mahkemeleri yetkili kılındığından davalı vekilinin 6100 Sayılı HMK'nin 19/2, 116/1-a, 117/1 maddeleri gereğince cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazının kabulüyle; 6100 sayılı HMK'nin 6,117/3,164/2 maddeleri gereğince Mahkememizin yetkisizliğine, aynı yasanın 17 ve 19/3.maddeleri gereğince yetkili Mahkemenin -----Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine ve dosyanın hüküm fıkralarında açıklanan yasal prosedüre bağlı olarak belirlenen yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. (AY.138/1)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)6100 sayılı HMK'nin 19/2 maddesi gereğince Yetki itirazının kabulüyle; 6100 sayılı HMK'nin 6, 16 ve 19. Maddeleri gereğince Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nin 19/3.Maddesi gereğince Yetkili Mahkemenin davalının seçimine göre -----ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
3-)6100 Sayılı HMK'nin 20.maddesi uyarınca taraflardan birinin süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği tarihten veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın -----Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin,süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.