T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/816
KARAR NO: 2024/790
DAVA: İtirazın İptali (Taraflar Arasındaki Alacak-Borç İlişkisine Dayalı)
DAVA TARİHİ: 12/11/2024
KARAR TARİHİ: 15/11/2024
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde tensiben yapılan incelemesi sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ihtiyati haciz talepli olarak ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları:
"...
HARCA ESAS DEĞER :
17.000.000,00 TL
(Faiz, masraf, vekalet ücreti ve diğer nedenlerden dolayı fazlaya dair talep hakkımız saklıdır.)
KONU : Sayın Mahkemenize; fazlaya dair tüm talep, dava ve alacak haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 8.500.000,00 TL 31.03.2024 TARİH VE ----- NOLU ÇEK ve 8.500.000,00 TL ----- NOLU ÇEK olmak üzere toplam 17.000.000,00 TL tutarındaki alacağın tahsili için açılan ----İcra Müdürlüğünün ------ Sayılı takip dosyası ile başlattığımız icra takibine vaki haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli İTİRAZIN İPTALİ ile takibin devamına ve davalı şirketin % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ve sair taleplerimizi havi dava dilekçemizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR :
1. MADDİ OLAY
EK:1 halinde dilekçemiz ekinde yer alan 8.500.000,00 TL bedelli, ---- Şubesi, 31.03.2024 tarih ve ----- nolu çek ile EK:2 halinde dilekçemiz ekinde yer alan 8.500.000,00 TL bedelli, ---- Şubesi, 31.04.2024 tarih ve ---- nolu çekler, müvekkil alacaklı ----- tarafından ciro ile teslim alınmıştır.
EK1 : 8.500.000,00 TL bedelli,----Şubesi, 31.03.2024 tarih ve ---- nolu çek görüntüsü
EK2 : 8.500.000,00 TL bedelli, ------ NOLU ÇEK'lerin ibraz süreleri karakol tarafından haksız bir şekilde muhafaza altına alınmaları nedeniyle kaçırılmış olup işbu çekler kambiyo vasfını yitirmiştir. Söz konusu çeklere, ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ---- Nolu soruşturma dosyasından verilen haksız bir talimat ile el konulmuştur. Bu nedenle dava konusu çekler tarafımızca ilamsız takibe konu edilmiş , borçlular tarafından haksız ve mesnetsiz bir şekilde borca itiraz edilmiştir.
Davacı müvekkil ile davalılar arasında mevcut olan borç ilişkisi, davalıların borcunu ikrar ettiğine dair mevcut protokol ile açıkça ortadadır. Alacağımız, hukuki çerçevede tam ispata yakın bir şekilde ispat edilmiştir. Ne var ki, davalı borçlular; haklarında yapılan sayısız takip neticesinde kaçak durumda olup, kendilerine ait adreslerin boş olduğu ve hacze kabil mal bulunmadığı haciz tutanakları ile sabittir. Borçluların kaçma riski son derece yüksek olup, bu durum alacağımızın tahsiline yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Davacı müvekkil, söz konusu alacağını, ilgili çeklerden kaynaklanan meblağın tahsili amacıyla ---. İcra Müdürlüğünün -----Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatmıştır. Ancak, davalılar tarafından kötü niyetle yapılan itiraz neticesinde bu takip haksız bir şekilde durdurulmuştur. Bu nedenle, itirazın iptali talebiyle işbu davanın açılması zarureti doğmuştur.
2. HUKUKİ SEBEPLER
DAVA ŞARTI ARABULUCULUK YOLUNA GİDİLMİŞTİR.
Ticari dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğundan, --- Arabuluculuk Bürosunun arabuluculuk ----- Büro Dosya Numarası ----- Arabuluculuk Numarası dosyası üzerinden yapılan toplantı neticesinde, anlaşamama tutanağı imzalanmış ve işbu davayı açma zarureti hâsıl olmuştur
EK3: E-imzalı Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağı
BORÇLUNUN BORCA, FAİZE VE FAİZ ORANLARINA İLİŞKİN İTİRAZLARI HAKSIZ, MESNETSİZ VE HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUNDUR.
Davalı borçluların; borcun faizine ilişkin itirazları da yerinde değildir. Zira ---- ile imzalanan borcun ikrarı niteliğindeki protokol ve diğer deliller ışığında, davalıların işlemiş ve işleyecek yasal faizinden sorumlu olduğu ortadadır.
DAVALI BORÇLULAR, KÖTÜ NİYETLİ OLARAK İCRA TAKİBİNE İTİRAZ ETMİŞTİR.
Davalı taraf, yukarıda açıklanan borç ilişkisine karşın, alacağımızı engelleme amacıyla, tamamen kötü niyetli olarak --- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyası ile başlattığımız icra takibine itiraz etmiş bulunmaktadır.03.04.2024 tarihinde davalı ------- ve müvekkil arasında imza altına alınmış olan sözleşme uyarınca; davalı taraf dava konusu çeklerden kaynaklanan 17.000.000,00 TL borcunu ödemeyi garanti ve taahhüt ettiği sözleşmeyi imzalamıştır.
EK.4 : Taraflarca İmza Altına Alınan Borcun İkrarı Niteliğindeki Sözleşme
Davacı müvekkil ile davalı arasında imzalanmış bulunan ve tarafların karşılıklı iradeleri ile vücut bulmuş olan sözleşme, işbu davaya konu olan borcun varlığını ve niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. Söz konusu sözleşmede, davalı tarafın çeklerden kaynaklanan borcunu davacıya belirli dönemlerde ödeyeceğini ayrıntılı bir şekilde taahhüt ettiği ve bu taahhüdünü yazılı olarak imza altına aldığı ve yukarıda zikredilen ----- CBS ---- SRŞ dosyası kastedilerek ödeme yasağı kararlarının kaldırılacağı dahi taahhüt edilmiştir. Ancak, bu sözleşmeye rağmen herhangi herhangi bir ödeme yapılmamış, savcılık dosyasındaki el koyma kararının kaldırılması için dosyaya beyan veirlmemiş ve icra takibine konu ettiğimiz alacak talebimize haksız olarak itiraz edilmiştir. Davalıların itirazının haksız olduğu ve borcun varlığının sabit olduğu açıktır.
4. TARAFLARCA İMZA ALTINAN SÖZLEŞME UYARINCA TALEP VE İTİRAZLARIMIZ İÇERİĞİNDEKİ HAKLILIĞIMIZ, YAKLAŞIK İSPATIN DA ÖTESİNDE TAM OLARAK İSPAT EDİLMİŞTİR.
Yukarıda da belirtildiği üzere taraflarca imza altına alınan sözleşme ile çeklere dayalı borç tam olarak ispat edilmişse de ne yazık ki davalılarca işbu borç ifa edilmemiştir. Bununla birlikte davalıların sadece borçlarını ifa etmeme noktasında değil, davalıların geçmişteki eylemleri ve mevcut durumları göz önüne alındığında aynı zamanda mal kaçırma niyetinde olduklarına dair ciddi deliller mevcuttur.Şöyle ki, davalılar hakkında daha önce başlatılan icra takiplerinde, haciz işlemleri sırasında mahallerine gidildiğinde tüm taşınmazların ve menkullerin boşaltılmış olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, davalıların borçlarını ödemekten kaçınmak amacıyla mallarını kaçırma niyetinde olduklarının açık bir göstergesidir.Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, dürüstlük kuralına aykırı hareket eden tarafların, hukuki işlemlerinin geçersiz sayılacağı ve alacaklıların haklarını ihlal etmeye yönelik eylemlerinin hukuk düzeni tarafından korunamayacağı aşikardır. Davalıların mütemadiyen mal kaçırma yönündeki bu gayretleri, hukuki güvenliği zedelemekte ve müvekkilimizin alacaklarına kavuşmasını engellemektedir. Bu bağlamda, daha önceki dosyalarda mahallerine gidildiğinde davalıların taşınmazlarının ve menkullerinin boşaltıldığına dair haciz tutanakları mevcut olup, bu tutanaklar dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Söz konusu tutanaklar, davalıların sistematik olarak mal kaçırma niyetinde olduklarını ve alacaklılardan mal kaçırma suretiyle borçlarını ödemekten imtina ettiklerini açıkça göstermektedir.
EK5: İzmir İcra Daireleri Tarafından Düzenlenen Haciz Tutanakları
Bu nedenle, davalıların mal kaçırma eylemlerinin ve borçlarını ifa etmemek amacıyla yaptıkları hileli işlemlerin tespiti ve gerekli hukuki önlemlerin alınması gerekmektedir.
AYRICA YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE, DAVALININ BORCA İTİRAZ ETMESİ HAKSIZ VE KÖTÜ NİYETLİDİR. Davalılar icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz etmiştir. Davamızın haklılığı ve davalı/borçlunun kötü niyetli itirazı anlaşılacaktır. Bu sebeple, davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı borçluların haksız ve kötü niyetli itirazı sonucu % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine talep ederiz.
5. İHTİYATİ HACİZ NİTELİĞİNDE İHTİYATİ TEDBİR TALEBİMİZ MEVCUTTUR.
Davalı şirket ve şirket yetkilisi -----, müvekkilimiz yanında piyasada iş yaptığı bir çok kişiyi mağdur etmiş, keşide ettiği çekleri ödemeyerek, şirketi batırıp tabir-i caizse kaçmıştır. Davalıların borçlu olarak bulunduğu bir başka müvekkilimize ait icra dosyasından yapılan takyidat sorgusunda, davalı şirket adına kayıtlı gayri menkuller üzerinde bir çok haciz kaydı olduğu görülmüş, EK:5 halinde sunulan haciz tutanaklarından da anlaşılacağı üzere davalılar usulsüz bir şekilde ticari terk ederek şirket merkezlerini boşaltmıştır. Davalı şirket adına kayıtlı iki taşınmaz için icra dosyasından alınan takyidat raporu örnek teşkil etmek ve ihtiyati haciz taleplerimizin haklılığını ortaya koymak adına EK:6 halinde Sayın Heyetiniz dikkatine sunulmaktadır.
Gelinen aşamada yargılama sonucunda haklı çıkmamız halinde alacağımızın tahsili için davalılar adına kayıtlı gayrimenkullerden başka paraya çevirecek bir değer mevcut değildir ve davalıların ticari çevresindeki alacaklıları hali hazırda icra dosyalarından satış aşamalarına geçmiş bulunmaktadır. Yargılama sonunda muhtemel tahsilat olanaklarımızın şimdiden temini ve müvekkilimizin alacak hakkının şimdiden garanti altına alınabilmesi için satışı yapılan gayrimenkullerde sıra cetveline dahil olabilmek adına, mümkün ise teminatsız mümkün değil ise Sayın Mahkemenin uygun göreceği bir teminat karşılığında ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ederiz.
EK6: Davalı Şirket Adına Kayıtlı Gayrimenkuller Üzerinde Konulan Hacizleri Gösterir Takyidat Raporu
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve Sayın Mahkemece re’sen gözetilecek sebepler ve tüm dosya kapsamı göz önüne alınarak, huzurdaki davayı ikame etme gereği hasıl olmuştur.
................
NETİCE VE TALEP :
Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Hâkimliğinizce resen buyurulacak sebeplerle fazlaya ilişkin dava, hak ve alacak haklarımız saklı kalmak kaydı ile;
1-Öncelikle ve ivedi olarak dava konusu alacak tutarında İHTİYATİ TEDBİR NİTELİĞİNE İHTİYATİ HACİZ KARARI VERİLMESİNE,
2-HAKLI DAVAMIZIN KABULÜ ile --- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra dosyası Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe vaki kötüniyetli İTİRAZIN İPTALİNE ve icra takibinin talep edilen miktar ve avans faiz oranı üzerinden DEVAMINA,
3- Karşı taraf borçluların HAKSIZ İTİRAZI VE ALACAĞIN KESİN OLARAK BELİRLENEBİLİR MAHİYETTE OLMASI NEDENİYLE itiraz edilen asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE,
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak dava dilekçesinde ayrıntısı belirtilen ve kambiyo vasfını yitirdiği açıkça ifade edilen söz konusu 2 çekle ilgili olarak taraflar arasındaki 03/04/2024 tarihli sözleşmeye göre davalıların davacıya 17.000.000 TL borçlu oldukları ve sözleşmede belirtilen taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı ancak ödenmediği, ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------ nolu soruşturma dosyasından verilen el koyma kararı nedeniyle ilamsız takibe konu edildiği ve borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, itirazın haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve ihtiyati hacze karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davanın ticaret mahkemesinde görülmesi ihtimalinde dava şartı niteliğinde zorunlu arabuluculuğa başvuruda bulunulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı belirtilmiştir.
Dava taraflar arasındaki 03/04/2024 tarihli sözleşmeye bağlı alacağa ilişkin yapılan takibe itirazın iptaline yönelik olup, dava dilekçesinde açıkça ifade edildiği üzere sözleşmede belirtilen 2 adet çek kambiyo vasfı niteliğini yitirmiş olup, eldeki dava yönünden ispat kuralları kapsamında belge niteliğine haiz olmaktan öte davanın niteliğini ve görev kurallarını etkileyen kambiyo senedi etkisi söz konusu değildir.
Dava dilekçesinde ifade edilen ve buna bağlı olarak kambiyo senetlerinden kaynaklanan dava niteliği ile davanın tevzi edilmesine yol açan söz konusu çeklerin dava dilekçesinde de açıkça ifade edildiği üzere kambiyo vasfını yitirmiş olması karşısında eldeki dava yönünden sadece delil etkisi olabileceğinden dava şartlarından görev kuralı yönünden irdeleme yapılması gerekmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddeleri:''...
Madde 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin *1* Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.
................
Madde 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K./2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
(4) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.
...''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlar ticari davalardır. 6102 sayılı TTK. 5/1. Maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı TTK.'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. Maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış ve görev ilişkisi haline gelmiştir. HMK. 1. Maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.Söz konusu yasal düzenlemelere göre ticaret mahkemeleri ticari davalara bakmakla görevli olup, ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır.Mutlak ticari davalar tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeni ile ticari sayılan davalardır. Buna göre TTK Madde 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alan veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilen davalar mutlak ticari dava niteliğinde olup, görevli mahkeme ticaret mahkemeleridir. Söz konusu çekler, kambiyo vasfını yitirmiş olması ve eldeki dava yönünden sadece delil kıymetine bağlı ispat kuralları yönünden bir etkiye sahip olması nedeniyle davayı mutlak ticari dava haline getirme özelliğine sahip değildir.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Bu kritere ve TTK Madde 4/1 düzenlemesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve hem de iki tarafın tacir olması şartlarının birlikte bulunması gerekli olup, ayrıca belirtilmelidir ki esas alınan kriter ''ticari iş'' olmayıp, ''ticari işletme'' kriteridir.
Görev kriterleri yönünden emsal ---- BAM -----. Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve --- Karar sayılı kararı ile ----- BAM ----. Hukuk Dairesi'nin -----kararı ışığında yukarıya aynen alınan ilgili yasal düzenlemeler, mutlak ve nispi ticari davalara ilişkin söz konusu kriterler, davanın niteliği, davacının tacir olmaması, davacı tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığının açıkça belli olması, söz konusu BAM kararında da ifade edildiği üzere görev yönünden uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olmasının veya TTK. Madde 19/2 düzenlemesinde yer alan ticari iş karnesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılmasının, davanın ticari dava olması için yeterli olmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir yönü olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gereken bir dava olduğu, taraflardan birinin şirket olmasının bu görev kriterlerine bir etkisinin olmayacağı sonucuna varıldığından Mahkememizin görevsizliğine ve yukarıda dilekçe bölümünde belirtildiği üzere açıklanmaya muhtaç "ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir" talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Son olarak belirtmek gerekir ki görev kurallarının dava şartı olduğuna ilişkin HMK 114/1-c maddesi,
HMK.nun 115. maddesine göre Mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorunda olması,
HMK.nun 30. Maddesine göre Hakimin lüzumsuz masraf yapılmamasını sağlamakla yükümlü olması,HMK.nun 138. maddesinde öncelikle dava şartlarının dosya üzerinden karar verileceğinin düzenlenmiş olması,
hususları birlikte değerlendirildiğinde tensiben görevsizlik kararı verilmesinin usul hükümlerine ve tarafların menfaatlerine daha uygun olduğu değerlendirildiğinden Mahkememizin görevsizliğine ilişkin olmak üzere tensiben karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve davanın görev yönünden dava şartı yokluğuna bağlı olarak USULDEN REDDİNE,
Kararın kesinleşmesine bağlı olarak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20/1 maddesinde belirtilen 2 haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde dosyanın görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,Gerekçede belirtilen şekilde açıklanmaya muhtaç nitelikte olan "ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir" ile ilgili hususların açıklığa kavuşturulması ve karara bağlanması konularının görevli Mahkemece değerlendirilmesine,Süresinde başvuruda bulunulması halinde harç ve yargılama giderleri ile avansa ilişkin hususların 6100 sayılı HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Süresinde başvuruda bulunulmaması halinde HMK. Madde 20 düzenlemesine bağlı olarak davanın açılmamış sayılmasına yönelik gerekli usuli kararın resen verilmesi gereğinin gözetilmesine,Yukarıdaki hüküm fıkralarında belirtilen ihtimallerde gözetilerek yargılama sonucunda ve resen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse resen yapılacak giderde mahsup edilmek ve HMK. Madde 333 düzenlemesi gözetilmek sureti ile avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
İlişkin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile tensiben karar verildi.