T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/335 Esas
KARAR NO:2025/1070
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:15/05/2023
KARAR TARİHİ:26/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava şartı olan arabuluculuğun yerine getirilebilmesi ve uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülebilmesi amacıyla ---- tarihinde----- tarihinde yapılan toplantıda tarafların anlaşamaması üzerine arabuluculuk dava şartının tamamlandığını, dava konusu trafik kazası nedeniyle yaralanan davacının maddi zararlarının tazmini amacıyla---- tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak zararlarının karşılanmadığını, bu suretle sigorta şirketine başvuru şartının da yerine getirildiğini, ---- tarihinde ---- davalı-----sevk ve idaresindeki ----- plakalı araçla kaldırımda bulunan davacıya çarptığını, davacının sağ ayağının kırıldığı ve yaralandığı, kaza sonrası hastaneye kaldırılan davacının tedavi gördüğü,-------- soruşturması kapsamında alınan ------- raporunda yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta derecede etkilediğinin tespit edildiğini, davacının tedavi görmesine rağmen tam olarak iyileşemediği ve kalıcı olarak malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalı sürücü------- tam kusurlu olduğu, ceza dosyasında davalının aracının yan aynasıyla davacıya çarptığını kabul ettiği, her ne kadar ceza dosyasındaki kusur bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olsa da toplanacak delillerle davalının tam kusurunun açıkça ortaya çıkacağını, davacının kaza nedeniyle çalışamaz hale geldiği, geçici iş göremezlik süresinin ----- tarafından belirlenmesi gerektiği ve bu süreye ilişkin maddi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin gerektiğini, ayrıca sürekli iş göremezlik oranının tespiti için ------ rapor alınmasının zorunlu olduğu ve sürekli iş göremezlik zararının da davalılardan tahsil edilmesi gerektiğini, davacının ------ doğumlu olduğu, yaklaşık 18 yıldır mobilya sektöründe kesim ve bantlama ustası olarak çalıştığı, kaza tarihindeki aylık gelirinin net 15.000 TL olduğu, ----- kayıtlarında bu tutarın görünmemesinin işverenlerin primleri düşük göstermek suretiyle ücretin bir kısmını elden ödemelerinden kaynaklandığını, yargılama sırasında yapılacak emsal ücret araştırmaları ve toplanacak delillerle gerçek gelirinin tespit edileceğini, kazaya karışan aracın sürücüsü ve maliki olan davalı ------- zarardan sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sıfatıyla poliçe limiti dahilinde davacının maddi zararlarından sorumlu bulunduğunu belirtmiş olup, tüm bu nedenlerle HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası açıldığını, geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının tespiti ile şimdilik 100’er TL’nin kaza tarihi olan 22.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP -1:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu ileri sürmesine rağmen hasar dosyası kapsamında tazminat değerlendirmesi yapılabilmesi için zorunlu olan yüzdesel maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporu ile tazminat hesabına esas diğer belgeleri sunmadığını, bu haliyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca dava açılmadan önce yerine getirilmesi gereken başvuru şartının usulüne uygun şekilde tamamlanmadığını, eksik belgeyle yapılan başvuruya dayanılarak dava açılmasının mümkün olmadığını ve bu nedenle davanın öncelikle usulden reddedilmesinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığını ancak müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı sürücünün kusuru oranı ile sınırlı olduğu ve poliçede yer alan azami teminat limitlerini aşamayacağı, manevi tazminat taleplerinin zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamında bulunmadığı, teminat limitinin tamamının doğrudan ödenmesinin söz konusu olmadığı ve esas olanın gerçek zararın tespiti olduğunu, davacının sunduğu tıbbi belgeler üzerinden alınan ----- tarihli uzman mütalaasında davacının dava konusu kaza nedeniyle herhangi bir sürekli maluliyetinin bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, maluliyet bulunmaması halinde fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının kurulamayacağı ve bu durumda tazminat sorumluluğunun doğmayacağı, bu nedenle davanın esastan reddinin gerektiğini, uzman mütalaasının HMK 293 kapsamında takdiri delil niteliğinde olduğu ve mahkemece alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilmesinin gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kaza tarihinin ----- olması nedeniyle varsa maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesinin gerektiğini, bu amaçla dosyanın ------ gönderilmesinin uygun olacağını, kusur yönünden ceza dosyasında yer alan raporların hukuk yargılamasında bağlayıcı olmadığını, kazanın oluşumuna etki eden tüm unsurların değerlendirilerek sigortalı sürücünün kusur oranının yeniden belirlenmesinin gerektiğini, bu nedenle dosyanın------ gönderilmesinin gerektiğini, tazminat hesabı yapılması halinde bunun ------ siciline kayıtlı aktüerler tarafından------ yaşam tablosu ve yüzde 1 8 teknik faiz esas alınarak yapılmasının gerektiğini, hesaplamada davacının mesleği ve gelir durumunun dikkate alınmasının zorunlu olduğunu, ----- kayıtlarının esas alınması gerektiğini, ayrıca davacının kaza nedeniyle------- tarafından elde ettiği geçici iş göremezlik ödenekleri ile bağlanan gelirlerin varsa peşin sermaye değeri üzerinden tazminattan mahsup edilmesinin gerektiğini, 6111 sayılı Kanun ve yürürlükteki poliçe genel şartları gereğince tedavi giderleri ile geçici iş göremezlik zararlarının ------ sorumluluğunda bulunduğu ve bu kalemler yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, birden fazla zarar gören bulunması halinde teminatın Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca proporsiyon esasına göre paylaştırılmasının gerektiğini, her durumda müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, usulüne uygun başvuru bulunmadığından temerrütten söz edilemeyeceği ve bu nedenle faiz uygulanacaksa bunun ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz şeklinde olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
CEVAP TALEP 2- Davalı gerçek kişiye dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen davalı kişi tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126 -131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER : Hukuk Mahkemeleri Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ----Sicil Kayıtları, Nüfus Kayıtları,---- Esas sayılı dosyası, Ekonomik Sosyal Durum Araştırma Sonuçları, ----- Poliçesi, Başvuru/ İhtarname ve Hasar Dosyası, Hastane Kayıtları, ----- Kusur Raporu,--- Maluliyet Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) doğan zararların; 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi ile malik-işleten ve sürücü olarak davalı gerçek kişi tarafından 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince tazmin edilmesi istemine ilişkin olarak HMK'nin 107.maddesi gereğince açılmış belirsiz alacak davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken------ poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sebep ve sonuçları açıklanarak sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı malik-işleten şirket ve davalı gerçek kişi vekilinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre ----- poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de ihtiyari nitelikte arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. --------- ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan -------- maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, ---------- motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve ---------uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ---- tarihinde saat 16.00 sularında---- adresinin önünde davalı----- sevk ve idaresindeki sevk ve idaresindeki ------plaka sayılı hususi nitelikteki kamyonetin yaya konumunda bulunan davacıya çarpması şeklinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve davacının geçici ve kalıcı şekilde yaralandığının ileri sürüldüğü tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen ----- plakalı motorlu aracın kaza tarihinde malik- işleteninin davalı kişi olduğu ve aracın kaza tarihi itibarıyla ----- başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde ----ve kişi başına sağlık gideri ----- teminat limitiyle davalı sigorta şirketi nezdinde --------- sigortalı olduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen trafik kazası nedeniyle kolluk tarafından tutulmuş bir kaza tespit tutanağı bulunmamaktadır. Ancak olaya ilişkin---- tarafından yapılan soruşturma kapsamında açılan davaya göre-----Esas sayılı dosyasından ----- raporu alınmış ve bu raporda sürücü asli davacı yaya tali kusurlu bulunmuştur. Buna göre Mahkememizce gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Mahkememizce anılan ve kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre ----- raporunun dosya kapsamındaki iddia ve savunma , önceki bilirkişi raporu, ifadeler, tanık beyanı ve sair bilgi ve belgelere göre olayın oluş şekline uygun olduğu , kazaya karışan sürücünün ve yayanın kural ihlallerinin gösterildiği anlaşılmakla birlikte kusur oranı bulunmadığından kazada kusurun % 75 oranında davalıda % 25 oranında davacıda olduğu kabul ve takdir edilmiştir.-----Davalıların kusura dayalı sorumluluğu bulunduğunun bu şekilde tespit edilmesine müteakip ise davacının geçici ve kalıcı maluliyet durumunun ve tedavi gideri kapsamında bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından kazadan itibaren tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez ----- gönderilerek kaza tarihideki yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet durumu; oranı, süresi ve bakıcı ihtiyacı ve süresine ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Anılan kurum/daire tarafından düzenlenen ---- tarihli raporda özetle;-------- tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, ----------tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında engelliliğine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan;1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0(yüzdesıfır) olduğu,2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3(üç) aya kadar uzayabileceği "yönünde görüş , oran ve süre verilmiştir. Bu rapor da, taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı özellikle davacı vekili tarafından öne sürülen itirazlar yerinde görülmemiştir. Böylece ------ maluliyet raporunun da usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edildiğinden tazminat hesabı aşamasına geçilmiştir. Dosya , HMK'nin 266 vd maddesi gereğince özel ve teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda------- listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş ve kusur ve maluliyet oranı, süresi ve tüm delilere göre tazminat hesabı yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi Aktüerya uzmanı ---- tarafından hazırlanan-------tarihli raporda özetle ;a)Davacının geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararının; tali kusur durumuna göre %10-%40 kusur aralığına isabet eden tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu, %100 kusura göre zarar = 6.260,22 TL %40 kusura göre = 2.504,09 TL %10 kusura göre = 626,02 TL ,b)Davacının maddi zararının zorunlu trafik sigorta poliçesindeki sakatlık teminat limitini aşmadığı, c)-------- tarafından davacının maluliyet oranının %0 olarak belirlenmesi nedeniyle sürekli iş gücü kaybı nedeniyle bir zararının bulunmayacağı, d)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi ------ olarak belirlenmiş olup, Araç sürücüsü bakımından temerrüdün ----------olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı, e)Sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi gözükmesi nedeniyle avans faizi talebine ilişkin takdirin mahkemede olduğu yönünde tespit, görüş ve hesap içeren rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Buna müteakip taraf vekillerince bir kısım itirazlar öne sürülmekle birlikte uyuşmazlığın çözümüne bir etkisi ve soncu değiştirecek nitelikte görülmemiştir. Zira emsal ücret araştırmaları yapılsa da bundan bir sonuç alınamamıştır. Bunun üzerine HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep arttırım dilekçesi sunulmuş; davalılar tarafından talep artırım işlemine karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin işbu davaya ilişkin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmede, öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun kesinleşen ceza mahkemesi kararı da gözetildiğinde % 75 oranında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, varsa doğan zarardan, sigortalının kusuru oranında davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı diğer davalının sınırsız olmak üzere vaki talep gereği müteselsil olarak sorumlu tutulmalarının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu anlaşılmıştır. Yine------- raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranlarının Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiği ve belirlendiğinden hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun davacının kaza tarihinde elde ettiği asgari ücret geliri esas alınarak üç aylık geçici iş göremezlik süresine göre düzenlendiği, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, raporda yukarıda açıklanan yasal sebeplerin bulunduğu ve usul ve yasaya uygun olarak hesaplanan geçici maluliyetten kaynaklanan tazminattan davalı sigorta şirketinin (poliçe limitleri dahilinde) ve davalının; davalı araç sürücüsünün kazada % 75 oranında kusurlu oluşuna göre müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabileceği tespit edilmiştir. Binaenaleyh; Mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, sigorta poliçesinin türü, tarihi, kapsamı ve limitleri, başvuruya bağlı olarak oluşan sekiz iş günü sonrası temerrüt tarihi, taleple bağlılık ilkesi ve de sigortalı aracın kullanım amacının hususi nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, özellikle kusur, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ----- kusur raporu,---- maluliyet raporu ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından geçici maluliyet için gerekli tazminat için ibraz edilen rapor da gözetildiğinde; davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince geçici maluliyete ilişkin maddi tazminat istemi yönünden usulüne uygun olarak ispat ettiği, davacının ------- raporuna göre kalıcı maluliyetinin tespit edilemediği anlaşıldığından kalıcı maluliyete ilişkin talebinin ise sakıt olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacınınDavacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine, Davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının ise kabulü ile; 4.695,16 TL tazminatın, davalı ------- yönünden kaza/haksız fiil/temerrüt tarihi olan 22/09/2021 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen ---- tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık/tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan---- ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla-işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. ----------- 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise; maddi tazminat yönünden davacının reddedilen davanın değerine (100.00 TL) göre , toplam maddi tazminat olarak kabul edilen miktar ve işin niteliği gereği reddedilen maddi tazminat dışında davalılar lehine vekalet ücreti hesap edilmesi dışında; HMK'nin 327/1 maddesi gereği dürüstlük kuralı temelinde yargılamaya matuf tüm giderlerin dosya bütünü için yapılmış olması nazara alındığında açıklanan vekalet ücreti hesabı dışında tüm yargılama giderlerinden HMK'nin 326/1,2,3,327/1 maddeleri gereğince aleyhinde maddi tazminata hükmedilen davalılar müştereken ve müteselsil olarak sorumlu tutulmuştur. uştur. Ancak Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi --------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretine gelince; işbu dava ------ yönünden 2918 sayılı KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve sürücü yönünden 6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. Fıkrasındaki düzenleme gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. ---- Bu kapsamda somut olayda taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk giderinden ise davacı sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)DAVANIN KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-)Davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile; 4.695,16 TL tazminatın, davalı---------- yönünden kaza/haksız fiil/temerrüt tarihi olan 22/09/2021 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 25/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık/tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 410.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla-işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,Davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 179,90 TL harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 79,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 356,50 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca --- bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı 179,90 TL peşin harç, 79,00 TL tamamlama harcı, 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 464,40 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı tarafından yapılan 1.400,25 TL posta ücreti ve 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 4.650,00 TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam 13.550,25 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 4.695,16 TL nispi vekalet ücretinın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 100,00 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak, davalı sigorta şirketine verilmesine,
9-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı gerçek kişinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle---------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2025