T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/481 Esas
KARAR NO: 2025/944
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/07/2024
KARAR TARİHİ: 04/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf, ----- tarihinde saat 18.00 sıralarında -----Caddesi istikametine sola dönüş yapan ----- plakalı araç sürücüsünün, yaya olarak yolun karşısına geçişini tamamlamak üzere olan davacıya doğru -------Caddesi istikametinden gelen plakası tespit edilemeyen firari araca çarpmamak amacıyla geri manevra yaptığı sırada aracın sağ arka tekerlek kısmının davacıya çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini ileri sürdüğünü, olay yerine kolluk ekiplerinin geldiğini ve kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, ancak kazaya sebebiyet veren firari araç sürücüsünün plakasının tespit edilememesi nedeniyle kusur dağılımı yapılamadığını belirttiğini, davacı, kazaya ilişkin olarak------- soruşturma numaralı dosyası kapsamında ceza soruşturması yürütüldüğünü, olay yeri görüntü kayıtları ve sair bilgi ve belgelerin toplandığını, ancak firari sürücünün tespit edilememesi nedeniyle hakkında daimi arama kararı verildiğini ve soruşturmanın derdest olduğunu ifade ettiğini, davacı taraf, trafik kazası sonucunda sağ tibia ve fibula kırığı şeklinde yaralanma meydana geldiğini, bu kapsamda Şehit Prof. Dr.------Hastanesi’nde ameliyat ve tedavi gördüğünü, ----- Dalı tarafından düzenlenen raporda davacının tüm vücut sürekli çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kayıp oranının %9,2, engellilik oranının %8 olarak belirlendiğini, tıbbi iyileşme süresinin 270 gün, geçici iş göremezlik süresinin 90 gününde ise başka bir kişinin bakımına ihtiyaç duyduğunun tespit edildiğini,------- kapsamı dışında kalan ve faturalandırılamayan tedavi giderlerinin 4.000 TL olarak hesaplandığını ileri sürdüğünü, davacı, kazaya neden olan aracın tespit edilememesi nedeniyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca yalnızca bedensel zararlar bakımından sorumluluğu bulunan ---- başvurulduğunu, ancak ---- nezdinde yapılan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin başvuruların, uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerinde yapılması gerektiği gerekçesiyle dosyadan el çekilmesi suretiyle sonuçsuz kaldığını, bu nedenle huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirttiğini, davacı ayrıca, kusur dağılımının yapılabilmesi için kaza anını gösteren video kayıtları, ceza dosyası ve ifade tutanakları dikkate alınarak dosyanın ----- seçilecek bilirkişiler marifetiyle incelenmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespitinden sonra davacının sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden kaynaklanan maddi zararının ---- tarafından tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ------- uyuşmazlıkta öncelikle ispat yükünün davacıya ait olduğunu, Türk Medeni Kanunu m.6, HMK m.190 ve Türk Borçlar Kanunu m.50 uyarınca davacının zararı, kazanın oluş şekli ile kusuru ve zararla fiil arasındaki illiyet bağını somut ve kesin delillerle ispatlaması gerektiğini, ancak somut olayda kazanın plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir araçtan kaynaklandığının ispatlanamadığını ileri sürdüğünü, dosyada kazanın davacının iddia ettiği şekilde meydana geldiğini doğrulayan görgü tanığı, net ve çelişkisiz kamera kaydı veya kusur tespitine elverişli objektif veri bulunmadığını, kaza tespit tutanağı, taraf beyanları ve görüntü inceleme tutanakları arasında ciddi çelişkiler mevcut olduğunu, davacının kendi beyanlarında dahi kazanın yalnızca ----plakalı araçtan kaynaklandığını ifade ettiğini, buna karşılık firari araca ilişkin iddianın soyut kaldığını, bu nedenle -------sorumluluğunu doğuracak şekilde kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın neden olduğunun somut olarak ispatlanamadığını belirttiğini, davalı ayrıca, ------------nezdinde yapılan başvuruların da kazanın oluş şeklinin ve kusur durumunun açıklığa kavuşturulamaması nedeniyle el çekme kararıyla sonuçlandığını, bu durumun da ispat yetersizliğini ortaya koyduğunu savunduğunu, bunun yanında davalı, ------ usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu m.97 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca zorunlu olan başvuru evraklarının eksik sunulduğunu, başvuru şartının dava şartı niteliğinde olduğunu ve bu eksiklik nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürdüğünü, davalı taraf, sunulan maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, raporun yetkili sağlık kuruluşu tarafından, yönetmelikte öngörülen kurul yapısı ve uzmanlık branşlarıyla düzenlenmediğini, güncel muayeneye dayanmadığını, bu haliyle hükme esas alınamayacağını ve en azından ------ dairesinden usulüne uygun yeni bir rapor alınması gerektiğini belirttiğini, ayrıca davalı, kazanın karayolu kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, ceza soruşturması dosyasındaki tüm evrak ve görüntülerin celbi ile, kusur tespiti yapılacaksa bunun -----veya uzman bilirkişilerce gerçekleştirilmesi gerektiğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte, kazanın ---- plakalı araçtan kaynaklandığının tespiti halinde bu aracın kaza tarihinde geçerli ---------- bulunduğunu, bu durumda husumetin sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini ve ----- yönünden davanın reddinin zorunlu olduğunu, tazminat hesabı yapılacaksa ----tarihli -------- yaşam tablosu ve %1,65 teknik faiz esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ve geçici bakıcı giderlerinin sağlık giderleri teminatı kapsamında olup sigorta şirketleri ve--- sorumluluğu dışında kaldığını, bu talepler yönünden davanın esastan reddi gerektiğini, faiz talebinin ise temerrüt oluşmadığından yerinde olmadığını ileri sürerek, davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, bu mümkün görülmezse esastan tamamen reddini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında --------- Son Tutanağı,---- Kaydı, ----- Soruşturma Sayılı Dosyası, ----- ---------Kararı dosyası, ----Tescil Kayıtları, Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ------ Hastanesi Kayıtları, -----Kayıtları, ----- Anabilim Dalı Maluliyet Raporu, Hasar dosyası ve poliçe, ---- kayıtları, ----- Araşıtırması, ----- Kusur Raporu, ---- Kusur Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, yaralanmalı trafik kazası nedeniyle, 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince; tedavi giderleri (bakıcı- tedavi), kazanç kaybı ve çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar kapsamında açılmış maddi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.6098 sayılı TBK'nin 49. maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2985 sayılı KTK 85. maddesi uyarınca; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. ---------- sigortacısı işletenin üçüncü şahıslara verdiği zararı poliçe limitine kadar sigortalamaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Yasasının 14. maddesi uyarınca sigortalısı tespit edilemeyen veya rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ---- ihdas edilmiştir. Davalı ---- tarih 26594 sayılı Resmi Gazete yayınlanan ----- Yönetmeliğinin 9.b. Maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiği tarihte geçerli olan teminat tutarı dahilinde zarardan sorumludur.Yapılan yargılama, yukarıda alıntılanan yasal düzenlemeler ve toplanan delillere göre somut olaya bakıldığında; dava dilekçesinde --------- tarihinde saat 18.00 sularında -------- Caddesi istikametine sola dönüş yapan ----- plakalı araç sürücüsünün, yaya olarak yolun karşısına geçişini tamamlamak üzere olan davacıya doğru ------ istikametinden gelen plakası tespit edilemeyen firari araca çarpmamak amacıyla geri manevra yaptığı sırada aracın sağ arka tekerlek kısmının davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını ileri sürmüştür. Ne var ki alınan bilirkişi kusur raporunda da ve ---------- Dairesi raporunda da kaza anı görüntüsü incelenerek kazada kusurun % -100 oranında dava dilekçesinde gösterilen ---- plakalı araç sürücüsü ----- isimli kişide olduğu yönünde rapor verilmiştir. Ayrıca ----- tarafından düzenlen ----- tarihli raporda ve bunu teyit eden -------- kusur raporunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sürücüsünün olay mahalli kavşakta dönüşünü yavaş bir hızda yaptığı ve yere düşen davacı yayaya çarpmadan durduğu görüldüğününden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda ve yönetmelikte belirtilen sürücülere ait kural ihlali tespit edilmediği ve kazaya sebebiyet vermediğinden dolayı kazada kusurunun olmadığı yönünde tespit ve görüş beyan edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında eldeki olayda soruşturma dosyası içeriğinde davacının şikayet beyanına göre kazada yukarıdaki araç ve sürücüsünü işaret ettiği ve şikayetçi olduğu halde; soruşturma dosyası içeriğine göre kaza tespit tutanağı esas alınarak anılan araç sürücüsü hakkında takipsizlik kararı verildiği ve kararın itiraza sonucunda kesinleştiği, muhtemelen açıklanan soruşturma sürecinin ve sonuçlarının etkisiyle dava dilekçesinde kazada kusurun plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir araç sürücüsüne atfedildiği, ancak hakimlik bilgi ve tecrübesine göre kamera kayıtlarına dayandığı ve birbirini teyit ettiği için benimsenen kusur raporlarına göre kusurun ve sorumluluğun tamamen ---- plakalı araç sürücüsü ---olduğu, işbu aracın ---- sigortacının da -----olduğu, buna göre davalı---- yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve kusur durumu kapsamında herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin son duruşmada davaya ------- dahil edilerek devam edilmesine yönelik talebinin 6100 Sayılı HMK sistematiğinde taraflardan birinini ölümü dışında davaya yeni bir tarafın dahil edilmesi hususu düzenlemediğinden dinlenmediği belirtilmelidir. Öte yandan olayda davalı ------- sorumluluğu bulunmadığı ve teknik olarak taraf sıfatı hususu tartışmalı olsa da mahkememizce iddianın doğrudan doğruya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsüne dayandırılması nedeniyle davalının taraf sıfatının varlığı kabul edilerek yargılamanın yapıldığı ve sonuçta davalının sorumlu tutulamayacağı tespit ve tayin edildiğinden doğrudan hüküm verilmesinini yerinde olacağının düşünüldüğü de ifade edilmelidir. Binaenaleyh, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde 4721 Sayılı TMK'nin 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispatlanamayan davanın esastan reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1. maddesi gereğince tamamen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca gerek bu kapsamda gerekse somut olay yönünden ihtiyari niteliği gereği Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca------ bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı; davalı vekilinin yoklugunda ;6100 sayılı HMK'nın 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle -------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/12/2025