T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/23 Esas
KARAR NO :2025/956
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/01/2024
KARAR TARİHİ : 05/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ---- ve ---- satın alarak bünyesine kattığını, bu birleşmeden önce davacı ile dava dışı ----- arasında uzun süredir devam edene ticari ilişki bulunduğunu, davacının ------Talebi doğrultusunda malzeme üretip teslime hazır hale getirdiğini, birleşme sonrasında davalı/borçlu şirketin protokol çerçevesinde müvekkilinin elinde bulunan hazır halde bekleyen malları satın almayı kabul ettiğini ve karşılıklı anlaştıklarını, davacının malların sevkiyatını yaptığını, davalı şirketin ödemeyi yapmadığını, borcun tahsili için-----sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibi başlattıklarını, davalı/borçlunun yetkiye ve borca itiraz ettiğini, yetki itirazı nedeniyle takibi yetkili ----- Esas sayılı dosyasından davalıya yeniden ödeme emri gönderildiğini, davalının borcun aslına ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, ancak itiraz sonrası davalı tarafından müvekkilinin banka hesabına takip alacağı olan 1.022.336,29-TL'yi haricen ödendiğini, takip tarihinden sonra davacıya ödeme yapıldığından asıl borca ilişkin bir taleplerinin olmadığını, davalının takibin dayanağı olan faturalara yasal süre içinde itiraz etmemiş olması nedeniyle faturaların bu nedenle takip tarihi itibari ile borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini ve takip öncesi temerrüde düştüğünü, ------- Esas sayılı dosyasından davalı/borçluya yapılan tebligat ile faizin işlemeye başladığını ve haricen yapılan ödeme tarihine kadar faiz hesaplaması yapılması gerektiğini, beyan ederek takip tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için faiz alacağı, icra vekalet ücreti ve takip masrafları yönünden itirazın iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Talep edilen alacak kalemleri ile dava dilekçesinde dava değeri olarak belirtilen tutarın birbiri ile örtüşmediğini, dava dilekçesinde HMK'nın 119/1. maddesinde öngörülen hususların eksik olduğunu, HMK 119/2 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava ve takip konusu masraf ve faiz alacaklarının belirlenebilir olduğundan itirazın iptali davasının kısmi açılamayacağını, müvekkilinin -------- yılında------- bünyesine kattığını, birleşen ------ davacı şirket arasında 5 yılı aşkın bir süredir ticari ilişki mevcut olduğunu, vade konusunda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında ticari ilişkiyi düzenleyen bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında ödeme süresinin 120 gün olarak belirlendiğini, davacının vadesi gelmemiş borç için işleyecek faiz talep ettiğini ancak vadesi gelmemiş alacağa faiz işletilemeyeceğini, takip konusu borcun takip tarihinde henüz muaccel hale gelmediğini beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Tarafların Vergi Dairesi Kayıtları ve ---- Formları, Sipariş Protokolü, E-Mailler, Banka Dekontları, Faturalar, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip tutanağa yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır
Öncelikle davaya esas ---- Esas sayılı dosyası----- sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların -------- kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığa ilişkin 2024 yılına ait ---- formları da istenmiş ve dosyaya konulmuştur.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ----- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın---- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.------Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.----Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, davadan önce asıl alacak ödendiğinden takibin ferilerine yönelik işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller ve resen getirtilmesi gereken deliller toplanmıştır. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinde dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan taraf vekillerine ihtar edilmiştir. Bu kapsamda dosya---- resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı ---- ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen---- tarihli raporda özetle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkide, ödeme için fatura tarihinden itibaren fiili olarak 4 aylık bir vade belirlendiği kanaatinde ise, takibe konu faturaların bedellerin takip tarihi itibariyle henüz muaccel olmayabileceği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmaması sebebiyle TTK'nın 1530. Maddesinin tatbik edilmesi kanaatinde ise, dava konusu faturaların bedellerin takip tarihi itibariyle muaccel olduğu, dava tarihi itibariyle bakiye borcun 214.126,56-TL olabileceği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; vaki beyan itirazlar değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere eldeki olayda olduğu gibi takipten sonra davadan önce yapılan kısmi ödeme halinde TBK'nin 100.maddesi gereğince kısmi ödeme miktarından öncelikle faiz, icra giderleri ve vekalet ücretinin mahsup edilmesi ve davalının sorumlu olduğu bakiye alacağın tespit edilmesi gerekir. ------Kısmi ödemelerin alacaktan mahsubunda ise; takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve ferîleri toplamından mahsubu öncelikle Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. Bir başka deyişle, her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri uygulanıp bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı bulunmalıdır. Bu uygulama her bir ödeme için ayrı ayrı yapılmak zorundadır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferîleri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilmelidir. ------Dava tarihinden sonra yani yargılama aşamasında yapılmış bir ödeme olması halinde dava tarihinden sonra icra dosyasına yapılan ödemelerin tarih ve miktarı belirtilerek TBK'nin 100 üncü maddesi gereğince icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması ve mahkemece hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin kısmi ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmesi gerekir.---- Bu açıklamalar ışığında anılan bilirkişi raporu uyuşmazlığı çözmeye elverişli ve yeterli olmadığından bu kez dosya ------ Listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı farklı bir bilirkişiye verilmiş ve rapor istenmiştir. Bilirkişi ---- tarafından düzenlenen----- tarihli raporda yukarıda açıklanan ilkeler ve ara karar doğrultusunda hesaplama yapılarak ve sonuçta 176.769,23 TL alacak bulunduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş; davacı vekili tarafından dava değeri yönünden dava ıslah edilmiş ve bunun üzerinden harç tamamlanmıştır. Taraflar arasında somut olayda ticari ilişki ve takibe konu alacağın varlığına ve miktarına ilişkin temelde bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Kaldı ki davalı şirket tarafından takibe konu borcun davadan önce ödendiği de açıktır. Davalı şirket taraflar arasındaki ticari teamül gereği 120 gün vadeye göre borcun ödendiğini ileri sürse de; taraflar arasındaki protokolde buna ilişkin bir ibare bulunmadığı, takibin dayanağının satış sözleşmesi gereğince düzenlenen faturalardan neşet eden alacak olduğu, faturalarda kesin bir vadeye de rastlanmamıştır. Bu durumda TBK'nin 207/2 fıkrası uyarınca, taraflar aksini kararlaştırmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. TBK'nin 90/1 fıkrası uyarınca da taraflarca ifa zamanı kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur. Şu halde somut olayda icra takip tarihinde borcun muaccel olduğu ve icra takibiyle de davalının temerrüte düştüğü anlaşılmıştır. Ayrıca TTK 2/1 fıkrada; kanunda aksine bir hüküm yoksa ticari örf ve adet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül mahkemenin yargısına esas olamayacağı ancak irade açıklamalarının yorumunda teamüllerinde dikkate alınacağı ifadelerine yer verilmiştir. Bu kural yönünde olaya bakıldığında da varsa bile taraflar arasındaki uygulamanın bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdet olarak kabul edilmesine olanak görülmemiştir. Hasılı kelam, davalı vekilinin vadeye ve ticari teamüle ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri gereğince----- tarafından düzenlenen ikinci bilirkişi bilirkişi raporu, icra takip dosyası ile anılan diğer durum ve deliller karşısında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre vaki ıslah işlemi ve artırılan dava değerine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve tarafların TTK'nin 16/1.maddesi gereğince tüzel kişi tacir sıfatlarına göre avans faizi uygulanabileceği anlaşılmakla birlikte takip talebi ve ödeme emrinde yalnızca faiz ibaresinin geçtiği ve bundan Yargıtay uygulaması gereği yasal faizin anlaşılması gerektiğinin de gözetilmesi sonucunda davacının davasının kabulü ile davalı-borçlunun ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının takip talebi gereği TBK'nin 100.maddesi gereğince kalan 176.769,23 TL bakiye alacak kısmı yönünden iptali ile icra takibinin işbu bakiye asıl alacağa 11/12/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 176.769,23 TL üzerinden devamına karar verilmiştir. ------ 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle; 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının takip talebi gereği TBK'nin 100.maddesi gereğince kalan 176.769,23 TL bakiye alacak kısmı yönünden iptali ile icra takibinin işbu bakiye asıl alacağa 11/12/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 176.769,23 TL üzerinden devamına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.075,11 TL karar ve ilam harçtan, başlangıçta alınan 427,60 TL harç ve icra dosyasından alınan 5.111,68 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 620,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 5.915,83 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ----bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 620,00 TL ıslah harcı, 792,00 TL posta masrafı, 8.750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.078,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle --------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/12/2025