T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/841 Esas
KARAR NO:2025/973
DAVA: İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/12/2023
KARAR TARİHİ:11/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalıya ait olan -------- adresinde mevcut olan mal ve hizmetleri tedarik ederek şirkete ait olan yerinde tadilat işlemleri yaptığını ve neticesinde de gerek işlemleri yaparak davalı şirkete teslim ettiğini, daha sonrasında davacı, davalı şirkete -------- bedelli fatura kestiğini ve gönderdiğini, bu aşamaya kadar davacı, davalı ile anlaşma gereği mal ve hizmet işlemlerini yerine getirmesine rağmen davalı üzerine düşen borcunu haklı bir neden olmaksızın yerine getirmediğini ve bundan ötürü davacının mağdur olduğunu ve ticari kimliğin zedelendiğini, dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları fatura ve ileride sunacakları işlem aşamalarında da görüleceği üzere davacı ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişki nı açık ve net bir şekilde gösterdiğini, davalı/borçlu, tüm bu hususların varlığını çok iyi bir şekilde bilmesine rağmen; kötü niyetli bir şekilde haksız ve mesnetsiz itirazlarda bulunarak, icra takibini durdurup, zaman kazanmaya çalıştığını, davacı şirketin ticari defterleri, cari hesap kayıtları ve yapılan işin tespiti üzerinde bilirkişi tarafından yapılacak bir inceleme ile işbu alacağın varlığı açıkça tespit edileceğini beyan ederek; borçlu tarafın itirazının iptaline, takibin devamına ve davamızın kabulüne, icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden borçlu hakkında en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, avukatlık ücreti ile her türlü yargılama giderinin borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan işbu davada davacı borcun neden kaynaklandığına dair hiçbir açıklama yapılmadığını, buna ilişkin belge sunulmadığı ve herhangi bir belge davalı şirkete tebliğ edilmediğini, bu kapsamda dava dilekçesi ekinde sunulan faturaların içeriklerinin kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafça yapıldığı iddia olunan işin ve malzemelerin birim maliyetine (birim maliyetleri fahiş derecede yüksek olup böyle bir fiyat teklifi yahut davalı tarafından kabulü söz konusu değildir), metraj hesaplamalarına ve işin usulünce yapıldığına dair itirazlarımız olduğunu, dava konusu edilen faturanın kabulü tarafımızca mümkün olmadığından, davalı şirketçe ---- tarihinde bu fatura konusu tutar bakımından iade faturası düzenlenmiş ve davacıya gönderildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için aksi düşünüldüğünde dahi yani bir faturanın iade edilmemiş olması tek başına fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de doğurmayacağını. Yine asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, davalı şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıpsız yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafından yapılması gereken işler her ne kadar eksik ve hatalı olarak yapılmışsa da davalı şirketin davacıya yaptığı işin karşılığı ödemeleri yaptığını, davacının takip dayanağı olarak sunmuş olduğu fatura ise mükerrer ve/veya hatalı ve fahiş fiyatlar üzerinden davalı şirketle bir mutabakat olmaksızın düzenlenmiş olup, davacının daha önce düzenlediği fatura konusu borç davalı şirketçe ödendiğini beyan ederek; Mahkemenin uyuşmazlığın görülmesinde görevsiz olduğundan davanın öncelikle görevsizlik sebebiyle usulden reddine, haksız ve kötü niyetle açılmış bulunan davanın esastan reddine, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar/kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ------- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Kayıtları, -------- Kayıtları, ------ Mükellef Kayıtları ve ------ Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Çek Fotokopisi, Bilirkişi Raporları, Keşif, Tanık, Fotoğraflar, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinden tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ---- Esas sayılı dosyası ------ sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosya arasına alınarak içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları -------- vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ait olduğu 2023 yılına ilişkin ----formları getirtilmiş ve dosyaya konulmuştur. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde;-----Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir------ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın -------- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. --------- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince davalının ticari şirket olduğundan tüzel kişi tacir sayıldığı, davacının ise gerçek kişi olduğu, ------ kaydı olduğu ve işletme hesabına göre defter tutmakla birlikte -------gerçek kişi tacir kaydı bulunduğu ve esnaf sınırının üstünde kazancı olduğundan tacir olduğu açıktır. Buna göre takibin ve davanın dayanağının da eser sözleşmesi kapsamında faturaya dayalı alacak iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında Mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde 222 -
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. -------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ----------Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, fatura kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu ---------- formları getirtilmiştir. Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda fatura düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla öncelikle 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya----- Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ----tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ----- tarihli raporda özetle; 1. Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı tarafından ibraz edilen------- işletme defteri 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 486 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile defter beyan sistemi üzerinde tutulduğundan noter onay bilgisi bulunmaktadır. Davalı tarafın ibraz ettiği ---------ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. 2. Takip Konusu Alacak Yönünden: Davacı tarafın ---- işletme defteri göre davacı tarafından davalı tarafa 2 fatura ile KDV dahil ---- tutarlı satış yaptığı, takibe konu edilen------- faturaların davacının işletme defterinde kayıtlı olduğu, davalının --------- tutarlı iade faturasının davacının işletme defterinde kayıtlı olmadığı görülmüştür. İşletme defteri tek yanlı kayıt usulüne göre gelir ve gider esasına göre tutulduğundan, alınan ödemeler ile yapılan ödemeler işletme defterine kayıt edilmediğinden davacı tarafın borç/alacak bakiyesi görülmektedir. Davalı tarafından davacı adına yürütülen----- kayıtlarına göre davalı tarafından ---- tarihine kadar davacı taraftan ---- tutarlı alış yaptığı, bu süreçte davacı tarafa----- ödeme yapıldığı ve davacı tarafa ----tutarlı iade faturası düzenlendiği ve buna göre ----- tarihi itibariyle davacı tarafa takibe konu edilen ------ tutarlı faturadan kaynaklı borcunun bulunmadığı görülmüştür. Davacı tarafından takip konusu yapılan, ------ tutarlı faturanın, davalı tarafından ---- tarihinde defterlerine kayıt edildiği ve 8 günlük kanuni süreden sonra --------- tutarlı iade faturası düzenlediğinden, teslim tesellüm karinesinin oluştuğu, aksinin ispatının davalıya geçtiğinin, dosya kapsamında bu yönde delil olmadığın kabulü halinde; ----- takip tarihi itibariyle davacının davalıdan ---------- alacaklı olduğu. Mahkeme tarafından kısmen veya tamamen davacı lehine hüküm kurulması halinde, davacının asıl alacağına takip tarihinden itibaren talebe bağlılık ilkesi gereği yıllık %9 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faizi yürütülebileceği yönünde görüş ve hesap bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından rapora karşı beyan davalı vekili tarafından ise beyan itiraz dilekçesi sunulmuştur. Mahkememizce davalı vekilinini itirazları fatura süresince iade edilmediğinden yerinde görülmeyerek dinlenmemiş ve ispat kuralları gereği davalıya yemin teklifi hatırlatılmasına rağmen davalı vekili tarafından keşif yapılarak tanıkların dinlenemesi ve bilirkişi raporu alınması gerektiğinden yemin delilene dayanmayacakları ileri sürülmüştür. Bunun üzerine davalı taraf faturayı süresinden sonra iade ettiğinden ispat yükünün davalıya geçtiği sabit olmakla birlikte; davalının savunma ve ispat hakkın kapsamında taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinin sabit oluşu, sözleşme gereği işin yapılıp yapılmadığının, eksik ya da ayıplı yapılıp yapılmadığını ispat edebileceği düşüncesiyle ara kararlardan külliyen rücu edilerek keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek elektrik mühendisi bilirkişi refakate alınarak mahallinde keşif yapılmış tanıklar dinlenmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi Elekrik Mühendisi ----- tarafından düzenlenen -------- raporda özetle; ❖ Davalı tarafından dosyasına sunulmuş ----------- firmasının teklifindeki malzeme miktarlarının ve fatura kalemlerinin davacının düzenlediği faturalarla aynı olmadığı, tekliflerin karşılaştırılması için iş sahibi tarafından yapılacak işin çerçevesinin ve kullanılacak malzeme marka ve miktarlarının belirlenerek (keşif özeti çıkarılarak) teklif alınacak firmalara aynı keşif özetinin gönderilerek teklif alınması neticesinde fiyat karşılaştırmasının yapılması gerektiği, Teklifte malzeme kalemlerinin ve kablo metrajlarının dahi farklı olduğundan bu teklif üzerinden değerlendirme yapılamayacağı, ❖ Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davacı tarafından düzenlenen ------ tarihli faturada; ------ sıradaki kalemlerin faturadan düşülmesi neticesinde ------ tarihli fatura bedelinin --------- tarihli faturada ------ sıradaki Yangın Kablosu birim fiyatının 22,00 TL; ---- sıradaki -------- olması gerektiği, ----- fatura edildiğinden -----sıradaki ---- İlave kaleminin mükerrer olduğu ve faturadan çıkarılması gerektiği, ❖ Davacı tarafın yapmış olduğu tadilat bedelleri toplamının her iki fatura kapsamında ---- tarihli fatura kapsamında davacı tarafa ---- ödeme yaptığından bu bedelin toplam alacaktan düşülmesi neticesinde davacının bakiye alacağının -------- olduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine bilirkişiden ek rapor düzenlenmesi istenmiştir. Ne var ki bilirkişi ek raporunda kök rapordaki görüşlerinde ve hesabında sebat etmiş; her iki taraf ek rapora da itiraz etmişlerdir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesiyle bir eser meydana getirmeyi üstlenen yüklenici, üstlendiği bu edimi iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek ve meydana getirilen eseri teslim etmek, iş sahibi de eserin teslimi ile muaccel olan iş bedelini ödemek borcu altındadır. Eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyetiyle iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır.-----------Eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda eksik işlerin varlığı ve kim tarafından giderildiği konusunda yüklenici ve iş sahibinin birbiriyle çelişen beyanda bulunmaları halinde bu konularda ispat yükünün kimde olduğuna bakılmalı ve buna göre bildirilen deliller değerlendirilmelidir. İspat yükü belirlenirken kanuni ve fiili karinelerden de yararlanılmalıdır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK. madde 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK. madde 190) olup, bu temel kurallarında sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eser sözleşmesi imzalandıktan sonra yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Ancak bu karinenin aksi savunulup ispat edilebilir. ------------ Bu nedenle eser sözleşmelerinde kural olarak sözleşmesi feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla iş sahibi, eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde iş bedeli zorunlu unsurdur. Bu tip sözleşmelerde iş sahibi ya da yüklenici çoğu zaman iş bedelini kararlaştırmaktadır. Buna rağmen yani tarafların eser sözleşmesi kurulması konusunda mutabık kalmalarına rağmen bedeli kararlaştırmamış olmaları mümkündür. Bedelin kararlaştırılmamış olması sözleşmeyi bedelsiz hale getrimeyeceği gibi geçersiz sayılmasını da gerektirmez. Bedel açık olarak kararlaştırılmamış olsa dahi eser sözleşmesi ilişkisi geçerli olarak kurulmuş olacaktır. Bedel sözleşmede kararlaştırılmamış ise sözleşmedeki esaslara göre iş bedeli hesaplanmalıdır. Sözleşmede bedelin açık olarak belirlenmemiş olması halinde TBK'nin 481. maddesinde bedelin yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. --------- içtihat ve uygulamalarında da eser sözleşmesi ilişkisi sabit olup, sözleşmede bedelin yazılmamış olması ve tarafların bedelde anlaşamamaları halinde iş bedelinin bilirkişiye yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleri ile hesaplattırılacağı kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olaya döndüğümüzde bilirkişi raporları taraf ve tanık beyanları, yapılan keşif ve gözleme göre taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, davacının davalıya ait--------- bulunan dondurma dükkanının elektrik işlerini üstlendiği ve yaptığı, ancak işin yapılmasının güven esasında yürütüldüğü ve iş sahisinin kontrol ve denetimini yapmadığı, davacının da birim fiyatlarda fazla bedellere yer verdiği gibi bir kısım kalemlerde mükerrer iş ve malzemelere yer verdiği ve faturaya yansıttığı, davalının diğer itirazlarının tamamen piyasa koşullarına ve malzeme fiyat ve pazarlık gibi hususlara ilişkin olduğu, sonuçta bilirkişi raporunda belirlenen miktarın işin niteliğine, sözleşmeye ve az yukarıda belirtildiği üzere yapıldığı yıldaki piyasa rayiçlerine uygun olduğu, davacının yapmış olduğu iş-imalat karşılığının tam olarak belirlendiği, bu haliyle yeterli , gerekçeli ve denetime açık görülen raporun hükme esas alınabileceği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, davacının davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporları ve anılan diğer durum ve deliller karşısında asıl alacağa esas olarak kısmen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen elektrik mühendisi bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi göre yasal faiz uygulanmasının gözetilmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün de icra takibiyle oluştuğu anlaşıldığından işlemiş faize yönelik talep de dışlanmak suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; davalı-borçlunun -------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan ----------yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin ----asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ------ işlemiş faize olmak üzere---- yönünden ) davanın/talebin reddine karar verilmiştir. --------------Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; ---------- kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda takip hukuku açısından tazminatın yaptırım amacı ışığında yapılan değerlendirmede; takibin ve davanın dayanağının eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanmasına göre takipte gösterilen fatura alacağı ile hükmedilen alacağın farklı olmasından dolayı davacının kısmen haksız çıkması göre alacağın varlığı ve miktarının yapılan yargılamaya göre belirlenmesi karşısında dava konusu alacağın takip tarih itibarıyla davalı şirket yönünden muayyen/likid olmadığı anlaşılmakla İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmadığından davacı vekilinin mütemerrid icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında tarafların kısmen haklı çıkması yanında hüküm sonucuna da yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ----- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun--------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 160.854,902 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 160.854,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (60.048,00 TL asıl alacak +2.668,98 TL işlemiş faize olmak üzere 62.716,98 TL yönünden ) davanın/talebin reddine,
3-)Davacının,2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-)Davalının,2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince davacı/ alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğuna yönelik tazminat talebinin reddine,
5-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 10.987,94 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.818,04 TL harcın mahsubuyla bakiye 7.169,90 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanunun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -------- bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%72) üzerinden hesaplanan 2.246,40 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ----------- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%28) üzerinden hesaplanan 873,60 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 3.818,14 TL peşin harç ve 38,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.126,39 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davacı tarafından yapılan 459,00 TL posta ücreti ve 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.709,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%72) ve ret (%28) oranına göre 2.670,48 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
10-)Davalı tarafından yapılan 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 2.000,00 TL keşif yol masrafı, 4.361,50 TL keşif harcı olmak üzere toplam 13.861,50 TL yargılama giderinden davanın kabul (%72) ve ret (%28) oranına göre 3.881,22 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerine bırakılmasına,
11-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. madde 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. madde 13/1 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
13-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı asıl ile taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle -------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/12/2025