T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/581 Esas
KARAR NO: 2025/764
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/08/2024
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı-borçlu arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunu, bu ticari ilişki doğrultusunda davacı tarafından davalı-borçluya ürün satışlarının gerçekleştirildiğini, işbu satım ilişkisine dayalı olarak davalı-borçluya ----- bedelli fatura düzenlendiğini; davalı-borçlu iş bu faturaya dayalı bir kısım ödemeyi gerçekleştirdiğini ancak bakiye 6.303,56 EURO ödemeyi yapmadığını, yine taraflar arasındaki satım ilişkisine dayalı olarak davalı-borçluya ------ fatura tanzim edildiğini; davalı-borçlu iş bu faturaya dayalı ödeme yapmadığını da borçlu, ilgili faturalara dayalı ürünleri almasına en ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği dolayısıyla da ödenmemiş fatura--------------- Esas sayılı dosyası ile davacı tarafından davalı-borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, başlatılan bu icra takibine, davalı-borçlu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir biçimde itiraz etmiş ve tarafımızca itirazın iptali davasının da ön şartı olan arabuluculuk süreci için, arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, itirazın haksız olduğunu,” beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, borcun ödendiğine dair makbuz ya da sair evraklar sunamayan, haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli şekilde borca itiraz etmiş bulunan davalı-borçlunun itirazının iptaline ve dava konusu -----Esas sayılı takibin devamına hükmolunacak meblağın 9620'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı-borçluya yükletilmesine, alacağın tahsiline, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı şirket 6100 Sayılı HMK'nın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi vermemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmalara katılmamış; davalı şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Tarafların ----- Faturalar, Davacının Ticari Defter ve Belgeleri, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67. maddesi gereğince açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış incelenip değerlendirilmek suretiyle tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ------sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi mükellefi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu --- formları celbedilmiştir. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde de; -----Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ---Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. -----Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir, düzenlemesi bulunmaktadır. Davanın taraflarının TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sıfatını taşıdıkları; takibin ve davanın dayanağının da cari hesap sözleşmesi bulunmadığından açık hesap ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ---- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ----Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ---- sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz.------- Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dayanak faturalar ve açık hesap kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı şirket davaya yanıt vermediğinden yasa gereği iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu -------formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği , takibin dayanağının da fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ------ Kurulundan resen seçilen bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Davalıya inceleme gün ve saatinde HMK'nin 222/3 üncü maddesi uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ihtarına havi kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçları da bildirilerek ihtar edilmesine ilişkin şerhleri içeren ara kararların bulunduğu tutanak inceleme gün ve saati ile birlikte usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen; davalının ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve dolayısıyla davalının defterlerinin üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Buna göre Bilirkişi SMMM ------- tarafından sadece davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 07.08.2025 tarihli raporda özetle; Davacı tarafından ibraz edilen 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, Davalı şirketin ticari defter belge ibraz etmediği, Davacı tarafın 2022 ve 2023 yılları ticari defter kayıtlarında, takip tarihi itibariyle kaydi olarak davacı tarafın davalı şirketten 15.471,56 Euro alacaklı olduğu, D. Davacı tarafın takip öncesi işlemiş 735,77-Euro faiz talep ettiği, ancak dava dosyasında davalı şirketi temerrüte düşürdüğüne ilişkin belge ibraz etmediği, yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalı şirketi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; ancak bilirkişi raporuna karşı herhangi bir itiraz öne sürülmemiştir.Böylece davanın taraflarınca itiraz edilmeyen bilirkişi raporu her iki taraf yönünden kesinleşmiş ve kesinleşen işbu rapor Mahkemeyi de bağlayacak nitelik kazanmıştır. (HMK-281,282) Mahkememizce bu kapsamda yapılan incelemede somut olayda öncelikle davanın tarafları arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, takip konusu faturalar ve bundan doğan alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve davacı defterlerinin HMK'nin 222.maddesi gereğince delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Buna göre takip tarihi itibarıyla davacının kendi defterlerinde kayıtlı alacağının 15.471,55 EURO olduğu görülmüştür. Bu durumda, 6100 Sayılı HMK'nin 222/2,3 fıkaralarına göre kesin delil niteliğine bürünen davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan alacağın ödendiğine ilişkin bir savunma; bilgi, belge ve delil de sunulmayan takip ve dava konusu alacağın takipte gösterilen asıl alacak yönünden sübut bulduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (HMK.222/3. ) Binaenaleyh; davacı şirketlerin yukarıda gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri kendi ticari ticari defterlerindeki kayıtlar, faturalar, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde görülen ve kesinleşen bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde 15.471,55 EURO asıl alacak yönünden kısmen ispatladığı ancak TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşması nedeniyle işlemiş faiz yönünden isteminde yerinde olmadığının gözetilmesi sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; davalı-borçlunun davalı-borçlunun ------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (15.471,56 EURO) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki TCMB 'nin döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle 15.471,56 Euro üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (735,77 Euro) talebin reddine karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, vergi dairesi kayıtlarından ( birebir örtüşen BA ve BS formlar) anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının asıl alacak yönünden itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, davacının ticari defter ve belgeleri ile bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundanicra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın ( *Takip tarihi olan 19.04.2024 günü itibarıyla asıl alacağın TCMB'nin efektif döviz satış kuru karşılığı -15,471,56 Euro X 34,7398 TL = 537.478,90 TL- üzerinden tazminat hesaplanmıştır.) % 20'si olan 107.495,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine de karar verilmiştir.----------6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak yani kabul ve ret oranına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun-------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (15.471,56 EURO) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki TCMB 'nin döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle 15.471,56 Euro üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (735,77 Euro) talebin reddine,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın ( *Takip tarihi olan 19.04.2024 günü itibarıyla asıl alacağın TCMB'nin efektif döviz satış kuru karşılığı -15,471,56 Euro X 34,7398 TL = 537.478,90 TL- üzerinden tazminat hesaplanmıştır.) % 20'si olan 107.495,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 39.391,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 6.770,20 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 2.817,68 TL harcın mahsubuyla bakiye 29.804,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -------- bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%95) üzerinden hesaplanan 3.420,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca----- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%5) üzerinden hesaplanan 180,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 6.770,20 TL peşin harç ve 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 7.258,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafından yapılan 80,00 TL posta ücreti ve 5.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.330,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%95) ve ret (%5) oranına göre 5.063,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
9-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 90.499,56 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle -------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun