T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/450
KARAR NO : 2025/761
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/07/2024
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davalı şirket arasında,------ Makinesinin davalı şirket tarafından temin edilerek davacı şirkete satılması hususunda anlaşma sağlandığını ve bu konuda davalı taraf şatış şartlarını da havi olacak şekilde 25.11.2022 tarihli proforma fatura düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini, davalı şirket, 24.04.2023 tarihinde ekipmanın gümrüğe geldiğini bildirmesi üzerine davalı şirketçe de davalı şirkete 29.05.2023 tarihinde 74.000 Euro'nun yasal mevzuat gereği TL karşılığı olan 1.582.793,40 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından 29.05.2023 tarihinde ödeme yapılmasına rağmen makine davalı şirkete satış konusu makineyi teslim etmediğini, davalı şirket makinenin akıbeti hakkında da bilgi vermekten imtina etiğini, davacı şirket yetkililerince, davalı şirketin makinenin temini için sipariş verdiği tedarikçi ----- firması ile iletişim kurulduğunu, anılan tedarikçi firmaca davacı şirket yetkililerine; davalı firmanın kendilerine fatura kesmesi gerektiğini, bahse konu makinenin 6 ay boyunca firmalarının deposunda bekletildiğini, ödeme yapılmadığını ve davalı ----- tarafından makinenin teslim alınmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine malı teslim alamayacağını anlayan davacı şirket, davalıya ödediği 74.000 Euro'nun iadesini davalı şirketten talep ettiğini, davalı şirket davacı şirketin bu talebini kabul etmiş olup 20.11.2023 tarihinde firma ile fatura iade süreçleri başladığını, ilk etapta 74.000 Euro karşılığı 2.353.325,80 TL ----- nolu iade faturası düzenlendiğini, ancak davalı firma yatırım teşvik belgesine istinaden KDV iadesi ve vergi açısından firmaları için sıkıntı olacağını belirterek 74.000 Euro karşılığı 2.353.325,80 TL bedelli ---- nolu faturayı iade ettiğini, bilahare 11.12.2023 tarihinde yapılan görüşmeler üzerine anlaşma sağlanmış olup 29.05.2023 tarihindeki 74.000 Euro'nun karşılığı kadar çek vereceğini taahhüt ettiğini, bu itibarla ödeme için 3 adet çek verileceği davacı şirkete bildirildiğini ve ilk aşamada 2 adet vadeleri 28.12.2023 ve 20.03.2024 olan çekler teslim alınarak bedelin iadesine yönelik işlemlere başlandığını, satış bedelinin iadesi kapsamında davalı şirket tarafından verilen çeklerin vade/tahsil tarihlerindeki EURO kuru karşılığı aşağıdaki gibi olup firma tarafından bakiye tutara yönelik üçüncü bir çek davacı şirkete verilmediğini, davalı tarafından ödenen tutarlar dikkate alındığında davacı şirketin ödeme yaptığı 74.000 Euro bedelin 20.03.2024 tarihi itibariyle ödenmeyen kısmının 37.846,10 Euro olduğu görüldüğünü, davalı şirket ile len görüşmelerde 37.846,10 Euro bakiye tutarın ödenmek istenmediği bildirildiğinden davacının 37.846,10 Euro tutarındaki bakiye alacağının ödemelerin düşülerek hesaplandığı 20.03.2024 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ---- EURO döviz mevduatına uygulamış olduğu en yüksek döviz faizi ile birlikte fiili ödeme günlü ----- EURO için belirlediği efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalı şirketten alınarak davacı şirkete ödenmesine hükmolunmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanları hukuka, usule ve somut gerçeklere aykırı olduğunu, dava dilekçesi ekinde yer alan proforma faturanın ödeme başlıklı maddesinde, "ödeme: siparişte peşin ödeme uygulanmaktadır” şeklinde bir kayıt mevcut olduğunu, yine teklif geçerlilik süresi maddesinde "teklif geçerlilik süresi: teklifimiz gönderildiği tarihten itibaren 10 (ON) gün süre ile geçerli olduğunu, teklifte sunulan fiyat ve teslim süreleri teklif geçerlilik süresinden sonra değişebilir." şeklinde bir kayıt mevcut olduğunu, görüleceği üzere, teklifin geçerlilik süresi 10 (On) gün olarak belirlenmiş ve ödeme şekli de peşin olarak belirlendiğini, bu kapsamda teklif tarihinden itibaren peşin ödeme yapılmadığı ve teklifin geçerlilik süresi dolduğundan, dava dilekçesinde yer alan proforma faturaya itibar edilmemesi gerektiğini, tarafların karşılıklı olarak yükümlülük üstlendiği proforma faturaya istinaden davacı tarafından üstlenilen yükümlülükler yerine getirilmemiş ve proforma fatura geçerliliğini kaybetmiş olduğunu, proforma faturada da yer aldığı üzere 10 günlük süre içerisinde peşin olarak ödeme yapılmadığı için proforma/teklif geçerliliğini yitirdiğini, diğer yandan, davacı şirket, ürünün gümrüğe geldiğinin bildirilmesi akabinde ödeme yapıldığını ifade etmişse de, taraflar arasında ödemenin ürün gümrüğe gelince yapılacağı kararlaştırılmadığını, proforma faturada ve ayrıca yazılı olarak elektronik posta yoluyla da belirtildiği üzere peşin ödeme yöntemi kararlaştırıldığını, taraflar, dava konusu ürüne ilişkin ödemenin Türk Lirası cinsinden yapılması yönünde mutabık kaldıklarını, davacı şirket tarafından 13.01.2023 tarihinde, davalı şirketten 31.12.2022 tarihli bakiyesi talep edilmiş ve davalı şirket tarafından 13.01.2023 tarihinde 709.624,31.-TL şeklinde bakiye teyidi dönüşü yapıldığını, bakiye teyidi Türk Lirası cinsinden paylaşıldığını, bununla birlikte, davacı şirketin bağımsız denetimini gerçekleştiren denetim firması tarafından 31.12.2022 tarihli mutabakat formunun doldurulması talep edilmiş ve yine davalı şirket tarafından döviz cinsinden değil Türk Lirası cinsinden bildirimde bulunulduğunu, davacı şirkete verilen çekler ifa yerine geçmek üzere verilmiş olup; davacı şirket çekleri teslim alırken herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunmadığından, kur farkı/fiyat farkı adı altında herhangi bir bedel talep edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, taraflar arasında, kur farkı/fiyat farkı ve benzerlerinin uygulanabileceğine ilişkin herhangi bir yazılı anlaşma ve ticari teamül bulunmadığını, bu husus davacı tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sonuç olarak, tarafların EURO cinsinden yazılı olarak anlaştığına dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, maddi olgular da tarafların Türk Lirası cinsinden satış bedelini kararlaştırdığı konusunda destekleyici nitelikte olduğunu, bununla birlikte tarafların kur farkı/fiyat farkı uygulanabileceği yönünden herhangi bir yazılı anlaşması da bulunmadığını, ayrıca, davalı şirket tarafından döviz endeksli değil, Türk Lirası cinsinden fatura düzenlendiğini, nitekim ürünün teslim edilmemesi nedeniyle de tarafların yazılı olarak mutabık kaldığı üzere, davacı şirket tarafından da, müvekkili şirketin kestiği faturaya karşılık aynı tutarda ve konuda Türk Lirası iade faturası düzenlenmiş ve davalı şirket tarafından davacı şirkete ifa yerine geçen ödeme mahiyetinde çek teslim edildiğini, söz konusu çeklere ilişkin olarak herhangi bir ihtirayi kayıt sunulmadığını, ancak sonradan, herhangi bir hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde fiyat farkı/kur farkı faturası düzenlenmesinde ve/veya buna ilişkin talep bulunulmasında herhangi bir hukuka uyarlık bulunmadığını, dolayısıyla hukuki dayanaktan yoksun huzurdaki davanın reddine ve yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Vergi Dairesi Kayıtları, 2023-2024 Yıllarına Ait BA-BS Formları, Ticari Defter ve Belgeler, Proforma Fatura, Faturalar, E-Mailler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, satış sözleşmesi kapsamında sözleşmeye konu makinenin teslim edilmemesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış; incelenip değerlendirilmek suretiyle tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son duruşmada hazır taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir, düzenlemesi bulunmaktadır.
Sebepsiz zenginleşme ise; haklı bir neden olmaksızın bir kimsenin malvarlığının başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşme davası, haksız olarak başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen kimsenin, bu zenginleşmeyi geri vermesi amacını taşır. Bu şekilde, hukuki değerler arasında bozulmuş olan denge yeniden tesis edilmiş olur. Sebepsiz zenginleşme 6098 sayılı TBK'nin 77-82. maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'nin 77/I maddesinde “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olacağı” 77/II maddesinde de "Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur, şeklinde ifade edilmiştir. Zenginleşen kimsenin malvarlığının, herhangi bir mal edinmeden de artış göstermesi ve malvarlığının azalması gerekirken haklı bir sebebe dayanmadan azalmayıp mevcut durumunu muhafaza ettirmesi de madde hükmünde ifade edildiği üzere sebepsiz zenginleşme sayılmaktadır. Davanın sebebi sebepsiz zenginleşme olmakla kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. (BK.m.101/1, TBK.m.117/1) Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlememektedir. Sebepsiz zenginleşmede ise sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır. (TBK.m.117/2)
Öte yandan davanın taraflarının TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sıfatını taşıdıkları; davanın dayanağının da faturalar kapsamında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara göre malın teslim edilmemesi nedeniyle alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;
6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde 222 -
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE -----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: -----) (KOD ----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 ----- NO: ---- KANUN NO: ------) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; taraf şirketler arasında----- Makinesinin satışı konusunda sözleşme bulunduğu sabittir. Taraflar arasındaki bu sözleşme gereğince satışı konu makinenin bedeli ödendiği halde teslim edilemediği konusunda esasen bir itilaf yoktur. Buna göre Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden mükellef kayıtları ile birlikte uyuşmazlığın tabi olduğu 2023/2024 yıllarına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda fatura düzenlendiği anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişililik Bölge Kurulundan resen seçilen bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Buna göre Bilirkişi SMMM ----- tarafından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 10.05.2025 tarihli raporda özetle; tarafların ibraz edilen 2023 yılına ilişkin ticari defterlerinin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin kayıt nizamı bakımından uygun olduğu taraflar lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri bulunduğu. tarafların tacir olduğu ve taraflara arasında ticari ilişkinin bulunduğu ve taraflar arasında yapılan anlaşmanın döviz cinsinden yapıldığı, davalının davacıya 74.000.-Euro proforma faturası düzenlediği, davacının davalıya 74.000.-Euro karşılığı TL ödeme yaptığı, karşılığında davalının davacıya 74.000.-Euro karşılığı fatura düzenlediği ancak işbu faturadaki ürünleri davacıya teslim etmediği, Mahkemenin takdirinin, yapılan 1.582.793,40.-TL ödemenin ve 1.242.000,00 TL iadenin dövize çevrilmesinin gerektiği yönünde olması halinde; davacının davalıdan 37.846,10.-Euro alacaklı olduğu, aksi durumda davacının davalıdan 340.793,40.-TL alacaklı olduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı bir kısım itirazlar öne sürülmüştür. Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede somut olayda öncelikle davanın tarafları arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, makinenin bedelinin o tarihteki döviz kuru karşılığı olarak ödendiği ancak makinenin tesliminin gerçekleştirilmediği, davalının işbu paranın 1242.000,00 TL kısmını çek düzenlemek suretiyle iade ettiği ticari defter ve belgelerden neşet eden bilirkişi raporunda belirlendiği üzere sabittir. 6098 sayılı TBK'nin 112 vd maddeleri gereğince olayda davalı şirket teslim borcunu ifa etmediğinden borçlunun temerrütü gerçekleşmiş olup aynı yasanın 77 vd maddeleri gereğince aldığını aynı şekilde ve şartlarda iade etmekle yükümlüdür. Buna göre ilk ödeme o tarihteki döviz karşılığı olarak yapılmışsa -ki ona göre yapılmıştır- iadenin de iade tarihindeki tarihindeki döviz karşılığı yapılması gerektiği sözleşme özgürlüğü başta olmak üzere Türk Borçlar Kanunun sistematiğinin ve hukukun genel ilkelerinin gereği ve sonucu olduğu vazıhtır. Somut olayda davacının çekle iade edilen TL cinsinden miktara itirazı kayıt koymadığı gerekçesiyle çekin bir ödeme aracı olduğuna ilişkin savunmaların uygulanması mümkün görülmemiştir. Aksi halde borçlunun zamamında ifa etmediği ediminden alacaklı ağır zarar görmüş; borçlu davalı sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Dolayısıyla iade edilen TL cinsinden paranın (1.242.000,00 TL) o tarihteki kur üzerinden dövize/euro çevrilmesi ve sözleşme ve ödeme tarihindeki kur üzerinden düzenlenen fatura bedeli olan 74.000,00 Euro'ya (1.582,793,40 TL) mahsup edilerek bakiye 37.846,10 euro tutarın EURO olarak talep edilmesi hukuka uygun bulunmuştur. Binaenaleyh davacı şirketin davasını, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri nezdinde tarafların ticari defterlerindeki kayıtlar, faturalar, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde görülen bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde ispatladığı sonuç ve kanaatiyle davanın kabulü ile, 37.846,10 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki -----döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. ( AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd. 117/1 ,77 vd.112 vd, 207 vd, TTK, 11,12, 15, 16/1, 18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 31, 33, 220, 221, 222, 146, 187/1, 190,194, 198, 266 vd, 281, 282, 320,321,322, ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince davalı sorumlu tutulmuştur. Yargılama giderlerinin (harç ve vekalet ücreti) hesabında yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası esas alınmıştır. (Yargıtay ---- HD'nin 12/05/2022 tarih ve -----Yargılama gideri kapsamında ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama giderleri olarak davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddelesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile 37.846,10 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki ----- döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 91.027,04 TL karar ve ilam harcından 22.756,76 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 68.270,28 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 22.756,76 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 3.250,00 TL bilirkişi ücreti ve 92,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 26.587,16 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanununun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 198.558.12 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.