T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/543
KARAR NO : 2025/786
DAVA : Tazminat ( Esere Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/08/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat ( Esere Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı ile yaptığı bakım sözleşmeleri ve girdiği ticari ilişki sonrasında, fabrika ve atölyesindeki kamera kayıt sistemini eksiksiz tamamlayıp işletime almayı, bu kameraların cep telefonundan sorunsuz bir şekilde izlenebilmesini ve personel denetleme kontrol sistemi kurmayı ve işletime almayı taahhüt ettiğini, davacının bedelinin çok üstünde paralar ödeyerek davalıdan yükümlülüğünü yerine getirmesini beklediğini ve fakat davalı sözde kurulumu yaptığı günden bu yana hiçbir verim alamadan bugüne kadar gelindiğini, davalı bakım sözleşmesi yanında yaptığı her işlemden dolayı fatura kesip ücret aldığını, sonunda davalının bu işi yapamayacağına kanaat getiren davacının başkaca bir firmadan destek aldığında davalının yaptığı hiçbir şeyin doğru olmadığını, bu zamana kadar kandırıldığını üzülerek öğrendiğini, davalı sistemi kurmak için gerekli ürünleri yanlış seçtiğini, kalitesiz kablolar, ayarsız ve ikinci el -----, malzemeler kullanmış, kabinin kurulumunu yapamadığını, bu ürünler ------ marka eski versiyon cihazlar olduğu için müvekkilim kamera görüntülerini telefonundan izleyemediğini, sürekli kopmalar yaşadığını, davalının özensiz, kalitesiz yaptığı bu işlerden dolayı kendisi birçok defa servise gelmiş ve fakat problem bir türlü çözülemediğini, aynı şekilde Personel Denetleme Kontrol Sistemi davalı yanca kurulmuş ve fakat bir gün dahi çalışmadığını, sistemin yazılımsal sıkıntısı çözülememiş, sürekli vardiyaları karıştığını, internet ayarları yapılamadığını, kullanılamadığını, davacının tüm bunları, davalının eksik ve hatalı ifalarını, kalitesiz malzemeyi kullanıp fahiş bedeller ödediğini, problemi çözmesi için anlaştığı yeni ve işinde uzman firmanın tespitlerinden öğrendiğini, ----- Arabuluculuk Bürosunun ----- Büro dosya no----- başvuruda bulunduğunu, taraflar anlaşmaya varamadığını, yargılama sırasında ileri sürülecek ve inceleme sonucunda ortaya çıkacak sair nedenlerden dolayı davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 10.000 TL nin 26/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek T.C. ------ Bankası kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve Avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, taraflarınca yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ve sistemin çalışmadığını iddia ettiğini, ancak, sistemle ilgili ortaya çıkan sorunların asıl nedeni, taraflarının kontrolü dışında olan internet altyapısındaki eksikliklerden kaynaklandığını, davacı tarafın süreç içerisinde internet sağlayıcılarını değiştirmesi ve başka bir firmaya geçmesi, bu sorunun farkında olduklarını gösterdiğini, sistemle ilgili yaşanan problemler hakkında kendilerine bilgi verildiğinde, yapılan kontroller neticesinde kameraların çalışır durumda olduğu belirlendiğini, dilekçe ekinde sunmuş oldukları ------ konuşmalarında da görüleceği üzere; ilk önce davacı taraf, sistemde görüntü bulunmadığına dair fotoğraflar paylaştığını; kendileri ise kendi sistemlerinde var olan ve çalışır durumdaki görüntünün fotoğraflarını göndererek, sistemlerinin çalışır durumda olduğunu ve bunu davacıya attıkları sistem görüntüleriyle kanıtlamış olduklarını, internet altyapısı konusunda herhangi bir sorumlulukları veya yükümlülükleri bulunmadığını, davacının dilekçesinde bahsi geçen ayarsız ve ikinci el ----- kurulumu kendileri tarafından yapılmadığını, bu ekipmanlar, internet altyapısını kuran ve bizden bağımsız olarak çalışan bir ekip tarafından yerleştirildiğini, taraflarca kurulan tek ekipman, modemle bağlantı kurulabilmesi amacıyla bağlantıları çoğaltmak için yerleştirilen ve ikinci el veya ayarsız olmayan bir adet 8'li ----- olduğunu, bu durum göz önünde bulundurulduğunda, sistem ile ilgili yaşanan problemlerin sorumluluğunun taraflarına atfedilemeyeceği açık olduğunu, bakım sözleşmesi kapsamında sunulan hizmetlerin yanı sıra gerçekleştirilen ek işlemler için fatura kesilmesi işlemi gerçekleştirildiğini, bu işlem, hizmet sağlayıcı olarak yasal ve ticari yükümlülükleri yerine getirme çerçevesinde standart bir uygulama olduğunu, herhangi bir ek hizmetin sunulması ve bu hizmetlerin müşteriye teslim edilmesi karşılığında bir bedel talep edilmesi, ticari pratiklerin bir parçası olduğunu, dolayısıyla, ek hizmetler için faturalandırma yapılması, hem şeffaflığı hem de taraflar arası anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirme açısından önemli olduğunu, davacı tarafın dilekçelerinde belirttiği üzere kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu yükümlülükleri yerine getirmeleri için taraflarınca bedelin çok üstünde ödemeler talep etiğimiz iddia edildiğini, ancak, teklif listesinde açıkça görülebileceği üzere, sunulan ürün ve hizmetler için liste fiyatlarının üzerinde ekstra indirimler uygulandığını, bu durum, iddia edilenin aksine, davacıya maliyet açısından avantaj sağlanmış olduğunu gösterdiğini, davacı taraf ile aralarındaki davanın mahkemeye intikal etmesinin temel nedeni, yükümlülük ve sorumluluk alanı dışında olmasına rağmen, mevcut kabinin davacı şirket için yetersiz olduğunu belirtmeleri ve taraflarınca yeterli olacağını bildirdikleri özelliklere uygun olmayan eski kabin yerine hemen hemen aynı ebatlarda yeni bir kabinin temin edilmesi ve davacı şirketin bu yeni kabini kurmalarının talep etmesi olduğunu, bu süreçte, ekstra ücret talep etmelerine rağmen, davacı tarafın hizmetin ücretsiz yapılmasını istemesi üzerine anlaşmazlık yaşandığını, bu talebin kabul edilemez olduğunu, daha önce de iş ilişkileri boyunca birçok fedakarlıkta bulunulduğunu ve davacının çeşitli ek taleplerini karşılamak adına esneklik gösterdiklerini arz ve izah edilen nedenler ile yargılama neticesinde davacı tarafın tüm taleplerinin ve işbu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,30/11/2020 tarihli kamera sistemi teklifi/sözleşmesi, Faturalar, Fotoğraflar, Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, Tanık beyanları, ------ Konuşmaları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ------; ' Ben davacı şirkete 2021 yılı Aralık ayından bugüne kadar muhasebeci olarak çalışıyorum, davacı şirket makine imalatı yapıp, satan bir şirkettir, davacı şirketin faaliyet gösterdiği fabrika ve ofisler aynı yerde olup bu mekana kamera sistemi bulunuyordu, daha doğrusu ben işe başladığım tarihte bu kameralar bulunuyordu ve bu kameraları öğrendiğime göre davalı şirket tarafından kurulmuştu, ancak ben işe başladıktan sonra davalının kurduğu kamera sistemlerinde sorunlar ortaya çıktığı görüldü, özellikle şirketin sahibi işi gereği sürekli yurt dışında olduğundan iş yerini telefon üzerinden takip etmek istiyordu, ancak net bir bağlantı kurulamadığından izleyemediği için mevcut sistemde sorun olduğu ve memnun olmadığını beyan ederek benden bu durumu araştırmamı istedi, ben sorunun giderilmesi için davalı tarafla irtibata geçtim, kendisi birkaç defa servise gelmesine rağmen daha doğrusu yaklaşık 1,5 yıl boyunca gelip gitmesine rağmen kamera sistemlerindeki sorun giderilemedi, hatta bize her geldiğinde servis ücreti için fatura kesiyor ve biz de ödüyorduk, ortaya çıkan sorunların internet kaynaklı olduğunu beyan etmesi üzerine ----- internet hattına geçmemize rağmen yine sorun giderilemedi, uzun süre kamera sistemlerindeki sorun giderilemeyince bu sefer biz başka bir şirket ile çalışmaya karar verdik ve piyasadan ---- isimli şirketi bularak davalının kurduğu kamera sistemlerini ve yapılan işlemleri kontrol ettirdik,----- tarafından yapılan keşif ve inceleme sonucunda kurulan kamera sistemlerinin ve malzemelerin kalitesiz olduğu, kablolarının eski olduğu ve ayrıca yapılan iş ve kullanılan malzemeye göre bedelin de fahiş olduğu söylendi, zira davalı şirkete bu iş karşılığı 2019 yılında 70.000 TL şirket adına para ödemiştim, 2023 yılı ortalarında---- bize o tarih itibariyle aynı paraya bu işin yapılacağını söylemişti----- tarafından bütün kablolar değiştirildi, kameralar yenilendi ve neredeyse önceki sistemin tamamı sökülerek yeniden bir kamera sistemi kuruldu ve bu şirkete de 70.000 TL ödeme yapmıştım, toplam 43 kamera sistemi kuruldu ve bu 43 kamera sistemini şuanda tek ekranda görebiliyoruz, ancak davalının yaptığı işte bu görüntü sağlanamıyor ve internet ortamına aktarılamıyordu, dolayısıyla davalının yapmış olduğu kamera sistemi hiçbir şekilde istenen hizmeti görememiş ve gerekli faydayı sağlayamamış olup ödenen ücretin de fahiş ve karşılıksız olduğunu düşünüyorum dedi.
Davacı vekili tarafından soruldu: ayrıca bu kamera sistemi kurulum sözleşmesine göre kamera sistemleri ile birlikte personelin giriş çıkış kart okuması için de bir sistem kurulması gerekiyordu, bu iş de bedele dahildi, davalı şirket bu sistemi de kuramamış ve çalıştıramamıştı, daha sonra ----- şirketi tarafından bu iş de hakkıyla yapılmış ve çalıştırmıştır, şuanda kart okuma sistemi ile personel giriş çıkışı yapılmakta ve personelin işe giriş-çıkışı kontrol edilmektedir, davalı şirket tarafından ayrıca servise gidiş gelindiği süreçte kabin ve kameraların dağılımı için ---- aldırılmasına rağmen bunlar da monte edilmemiştir, ayrıca internet değişikliği yaptırdığı için de şirket zarara uğramıştır, zira önceki kullanılan internet paketi yeterli olmasına rağmen davalının yönlendirilmesiyle alınan üst paket dolayısıyla daha fazla internet ücreti ödenmek zorunda kalınmıştır, ancak şuanda aradaki farkı tam hatırlamıyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) -----; ' Ben bana sormuş olduğunuz dava konusu olayı biliyorum, zira davacı şirkette kurulu bulunan kamera sistemlerini daha sonra ben yaptım, daha doğrusu sahibi olduğum ------ adına personelimle birlikte bizzat ben yaptım, davacı şirketin adına ------ isimli kişi benimle iletişime geçti ve bizi şirkete davet ettiler, biz şirkette keşif yaptık ve kamera sistemlerinin değişmesi gerektiğini iletip kendilerine teklif verdik, onlar da bu teklifi kabul etti ve işi aldık, biz önce davalı şirketin kurduğu sistemlerdeki bazı malzemeleri kurtarmak ve kullanmak istedik ancak davalı şirketten istenmesine rağmen bu şifreler verilmediği için davalı şirketin kurduğu bütün sistemleri kablolar dahil söküp kaldırdık ve sıfırdan ıp sistemi kurup kamera sistemini çalışır şekilde davacı şirkete teslim ettik, davalının kurmuş olduğu kamera sistemine ait malzemeleri söküp davacı şirkete teslim ettik, ben bu malzemelerin akıbetini bilemiyorum, bu malzemeler ancak ikinci el olarak kullanılabilir, değerini tam olarak bilememekle birlikte 2023 yılı itibariyle 40-50 Bin TL civarı olabilir, ben toplam işi o tarihte temelde 70 Bin TL bedelle yapmıştım, ancak davalının yaptığı sistemler kurtarılıp kullanılamadığı için bu bedel artmıştı, davalının yapmış olduğu kamera sistemlerindeki temel eksiklik kamera sistemlerinin düzgün çalışmaması, uzaktan yani telefondan izlenememesi, internet sistemi için kabin ve ------ kurulmaması gibi hususlardan kaynaklanıyordu, davalının kurduğu sistem analog diye kullanılan sistem olup bizim kurduğumuz sistem ise yapay zekaya dayalı ıp sistem üzerinden çalışmaktadır.
Davacı vekili tarafından soruldu: davalı şirketin kullanıdığı kablolar sektörde kullanılmakla birlikte davacının istediği özelliklerde olmayıp kalitesiz kablolardan oluşuyordu, kameralar ise zamana göre kaliteli kameralar olmakla birlikte kurulan ortama uygun olmayan kameralar seçilmişti, bu kameralarda yanlış yerlerde kullanılmıştı, ayrıca internet paketinden kaynaklanan bir husus da bulunmuyordu, esasında önceki paket yeterli olduğu halde bizim öğrendiğimize göre davalı şirket üst bir internet paketi gerektiğini ifade etmiş, ayrıca davalının kurduğu kamera sistemlerinin tarihinde davacı şirkette üst paket kullanımını gerektirir bir husus bulunmuyordu, benim yukarıda bahsettiğim davalının kurduğu kamera sistemlerinden arta kalan malzemenin bedeli olan tahmini 40-50 bin TL toplam malzemenin sıfır değerine ilişkindir, ben bu malzemenin ve kameranın ikinci el olarak alınıp satılabileceğini sanmıyorum ve değerini de bilmiyorum, ayrıca ben personel giriş ve çıkış vardiya sistemine ilişkin kurulumunu da yeniden yapmıştım, davalının kurmuş olduğu bu sistem de yeterince çalışmıyor ve vardiyaları karıştırıyordu, ayrıca ben bu sistemin şifrenin sistemini istememe rağmen davalı şirket temsilcisi bu şifreyi vermemişti, ben de sistemi yeni yazılımla birlikte yeniden kurmak zorunda kalmıştım dedi. benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 470 vd. maddeleri gereğince eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ve eksik işler nedeniyle aynı yasanını 475.maddesine göre genel hükümler uyarınca tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin usule ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu taraflar arasında düzenlenen sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir. 6098 Sayılı TBK'nin 470. maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.' şeklinde düzenlenmiştir.Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen 6098 sayılı TBK'nin 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK'nin 190 ve TMK'nin 6. madde gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. Eksik işler yönünden ise ihbar yapılmasına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nin 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir. Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nin 474 ve 477. maddesindeki hükümler uygulanmaz.Yerleşik içtihat ve uygulamalar doğrultusunda, iş bedelinin tamamının yüklenici tarafından taşerona veya iş sahibince yükleniciye ödenmesi halinde eksik ve kusurların giderim bedeli hüküm altına alınabilir ise de iş bedelinin ödenmemiş olması halinde eksik ve kusurların giderim bedeli değil, varsa fazla ödenen bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle eksik ve kusurlar gözetilerek yapılan işin fiziki oranı belirlenip iş bedeline uygulanarak mukayese edilmesi sonucu eksik veya fazla ödemenin belirlenmesi gerektiği; sözleşme dışı ve fazla işler yönünden ise iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda TBK’nin 529. maddesine göre vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir.6098 sayılı TBK 475. maddesinde eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin kullanabileceği seçimlik haklar sayılmıştır. Bunlar 475/1. maddesi hükmünce eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, 475/2. maddesine göre eseri alıkoyup bedelden indirim isteme, aynı maddenin 3. bendi gereğince aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. Yine aynı maddede iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay -----Hukuk Dairesi, ----- Esas, ------ Karar) Buna göre işlerin eksik ve ayıplı olması halinde, bu eksik ve ayıpların giderilme bedeli ve eksik ve ayıplı imalat nedeniyle oluşan zararın tazmini de genel hükümlere göre talep edilebilecektir.
Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda TBK'nin 474. maddesi, gizli ayıplarda ise TBK'nin 477. maddesi hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, TBK'nin 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile varolan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m.147/son) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün ve ------ sayılı ve Yargıtay ------ HD' nin 16/01/2013 tarih ve ------ sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya bakıldığında; taraf şirketler arasında davacının iş yerine güvenlik kamara sistemi kurulumu konusunda 30/11/2020 tarihli 40.074,90 TL bedelli sözleşme bulunduğu, davacı şirketin ödemeyi yaptığı, davalı yüklenicinin de işi yapıp teslim ettiği tarafların kabulündedir. Ancak davacı yapılan işte ayıplı ve eksik işler bulunduğu/ ortaya çıktığı iddiası ile tazminat talep etmektedir. Mahkememizce uyuşmazlığın niteliği gereği taraflarca gösterilen tüm deliller toplanmış ve getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Ayrıca davacı tarafından gösterilen tanıklar dinlenmiş ve özellikle davalı şirket temsilcisinin bütün savunmaları alınmıştır. Buna göre somut olayda bilirkişi raporu ve tanık beyanları nazarında işin niteliği gereği davalının kurduğu kamera sistemlerinden davacının beklediği faydayı tam olarak sağlayamadığı ve bu nedenle davacının eksik ve hatalı işleri başka bir firmaya tamamlatmak zorunda kaldığı, benimsenen bilirkişi ek raporuna göre eksik ve hatalı işlerin tamamlanması için 17.027,14 TL ek masraf gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu eksik ve hatayı işlerin giderilmesi için belirlenen bedelin serbest piyasa koşullarına uygun olduğu, ayrıca ayıbın ve eksik işlerin kamera sistemlerinin kullanımına ve davalının servislerine bağlı olarak zaman içinde kesin olarak anlaşılması üzerine eldeki dava açıldığından zararın artmasına sebebiyet verilmediği, bir başka anlatımla bu anlamda sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki süreye bakıldığında davacıya artan maliyetler yönünden bir kusur atfedilemeyeceği anlaşılmakla taraflarca ileri sürülen itirazlar yerinde görülmemiştir. (HMK,281,282,198) Zira eser sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran en önemli özelliklerinden birisi sonuç sorumluluğudur. Bununla yüklenici tarafların iradeleri doğrultusunda eserin yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu taahhüdün altına giren yüklenici işin niteliği gereği sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Davalı şirket temsilcisi kamera kurulum işini sözleşmeye ve işin niteliğine uygun şekilde yapıp teslim ettiğini savunsa da dosya kapsamına göre işbu savunması doğrulanamamış; eserde (kamera sistemi) eksik ve hatalı işler bulunduğu ve bundan davalının sorumlu tutulması gerektiği kesin olarak anlaşılmıştır. Böylece davacının kamera sistemlerindeki eksik ve ayıpların giderilmesi için oluşan zararını davalının genel hükümlere göre tazmin etmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. (TBK, 112,470,474, 475, 477) Davacı vekili tarafından işbu dava 6100 Sayılı HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların reddedilmesi üzerine talep arttırılmış ve harcın tamamlandığı müşahede edilmiştir. (HMK,107/2) Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TBK,112 Vd, 470 vd. maddeleri nezdinde TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri göre benimsenen bilirkişi raporu da gözetildiğinde esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; vaki talep artırım işlemi, tarafların tacir sıfatına göre avans faizi uygulanmasının mümkün olduğunun da tespitiyle birlikte davanın kabulü ile; 17.027,14 TL tazminatın 26/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. (AY.138/1)
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca aynı esaslar çerçevesinde Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile 17.027,14 TL tazminatın 26/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.163,12 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 269,85 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 120,01 TL harcın mahsubuyla bakiye 773,26 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 269,85 TL peşin harç, 120,01 TL tamamlama harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 742,00 TL posta masrafı ve 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.940,11 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 17.027,14 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına )Dair, davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) ve Ek Madde 1 (2) fıkrası gereğince dava tarihi itibarıyla kararın miktar yönünden (17.027,14 TL< 17.830,00 TL) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.