T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/376
KARAR NO : 2025/780
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/10/2019
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ----- ( küçük) diğer müvekkiller ----- baba) ---- ( anne) çocuk olduğunu, müvekkili ------hamileliği süresince davalını sigortalısı Dr. ------- tarafından takip edildiğini, doktorun genel olarak tibbi kötü uygulaması sonucu down sendromunun hamilelikte teşhis edilemediğini, gerekli tesilerin yapılmadığını, müvekkillerinin hamilelik boyunca aydınlatılmadığını, yazılı veya sözlü aydınlatılmış bilgilendirme yapılmadığını ve küçük ---- down sendromlu olarak doğmuş olduğunu, küçük ---- down sendromlu olduğu'nun ----- Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 09/11/2018 larih ------ sayılı Engelli Sağlık Kurulu raporu ile tespit edilmiş olduğunu, down ecndromunun hayat boyu devam eden bir işgöremezlik hali olduğunu, küçük ------ hayatı boyunca sürekli bakım, koruma, gözetim ve bakıcı ihtiyacı içerisinde bulunduğunu, davacıların maddi ve manevi zararının ortada olduğunu beyanla belirsiz alacak davası olarak açılan davada şimdilik 2.000 TL bakıcı gideri tazminatı, 2.000 TL yapılmış ve yapılması öngörülen tedavi eğitim vb. masraflar, 2.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkili kamu görevlisi olup davanın idare aleyhine ve idari yargıda açılması gerektiğini, davanın ------Şirketi'ne ihbarını talep ettiklerini, dava konusu vakada müvekkili doktora atfı kabil bir kusur bulunmadığını, hastanın gebelik takibinin ------ Merkezi'nde diğer davalı Dr. ---- tarafından yapıldığını, davacı hastanın müvekkil hekimin görev yaptığı hastaneye gebelik testlerini yaptırmak üzere geldiğini, hastanın Perinatoloji Polikliniğinde yapılan muayenesinde bebeğin ense kalınlığının 3.3 mm. Olarak tesipt edilmesi üzerine hastaya yapılması gereken bütün tesilerin öneminin defaatle hatırlalılmış olduğunu, daha sonra hastanın ileri yaşı ve arımış NT nedeni ile prenalal tanı lesti önerilmiş ve genetik danışmanlık için Genetik Hastalıkları bölümüne yönlendirilmiş ve ikinci düzey ultrasonografi için kendisine randevu verilmiş olduğunu, davacı hastanın müvekkil hekimin bütün uyarılarına rağmen genetik haslalıkları bölümüne başvurmamış ve ikinci düzey ultrasonogorafi için kendiisne ayrılan randevuya gelmemiş olduğunu, hastanın bundan sonra da bir daha müvekkil hekime başvurmamış olduğunu, down sendromunun tespiti halinde de anne karnında fetüre imkanı bulunmadığını, davacı hastanın gebelik sürecinde üzerine düşen yükümlülüklerini ihmal ettiğini, dolayısıyla hastanın doğacak sonuçlardan yine kendisinin sorumlu olduğunu, meydana gelen netice ile müvekkil hekim tarafından uygulanan müdahaleler arasında nedensellik bağı bulunmadığını beyanla davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkili kamu görevlisi olup davanın idare aleyhine ve idari yargıda açılması gerektiğini, davanın ------ Sigorta şirketi'ne ihbarını talep ettiklerini, dava konusu vakada müvekkili doklora atlı kabil bir kusur bulunmadığını, hastanın gebelik takibinin davacı hastanın gebelik sürecinde üzerine düşen yükümlülüklerini ihmal ettiğini, dolayısıyla hastanın doğacak sonuçlardan yine kendisinin sorumlu olduğunu, meydana gelen netice ile müvekkil hekim tarafından uygulanan müdahaleler arasında nedensellik bağı bulunmadığını beyanla davanın reddini talep ve beyan etmiştir.İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının işbu davayı açabilmesi gerekli olan zamanaşımı süresi geçtiğini, dava süresi içerisinde ileri sürülmediğini, bu sebeple davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarında da belirttikleri üzere düzenlenen rapor hatalı olduğunu, yeni bir rapor alınması gerektiğini, düzenlenen rapor denetime elverişli bir rapor olmadığını, bilirkişiler kök raporda direndiğini ve ek rapor ile herhangi bir yenilik getirmediğini, yargılama aşamasındaki itirazları da dikkate alınmamasından dolayı bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ihbar olunan şirket hastanenin organizasyonuna ilişkin düzenlemeleri üçüncü kişinin uğrayacağı zararı mümkün olduğu kadar düşük tutabilecek biçimde düzenlediğini, bu bağlamda öncelikle personeller arasında yer alan açık bir yetki düzenlemesi oluşturduğunu, tehlikeli durumlar için gerekli koruyucu düzenlemelerde denetleme boşluğunu içinde barındırmayan bir görev dağılımı yaptığını ve personelin aşırı yük altında kalmasına yol açmayacak akılcı bir istihdam politikası gözettiğini, ihbar olunan şirket, hekimlerin ve hekimler dışındaki personelin seçiminde, eğitiminde ve denetlenmesinde çok hassas bir şekilde özen gösterdiğini, tedavinin her aşamasında gerekli önlemleri alabilecek, gereğince işi yürütebilecek bir başkasını görevlendirebilecek ve yapılacak işlemleri denetleyebilecek nitelikte hekimleri hazır bulundurduğunu, hekimlere hasta bilgilendirme ve rıza onam alma prosedürüne ilişkin kurum içi yönerge hazırladığını ve ilgili tüm onam formlarını ihbar olunan şirketin hastanenin otomasyon sistemine hekimlerin kolaylıkla ulaşabileceği bir şekilde yüklediğini,Öncelikle zamanaşımı itirazı ve dava şartı arabuluculuk itirazları bulunduğunu, HMK md.119/2 gereği dava dilçesinde dayanılan olay ve maddi vakıalar ile talep sonucun açıklatılması için davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesini, celp edilmesi gereken delil ve kayıtların, Medula kayıtları ile bu kayıtlardan tespit edilecek hasta dosyaları, test ve tetkik sonuçları ile belgelerin celbini, Medula kayıtları ve ilgili tüm hasta dosyaları geldiğinde, dosyanın Adli Tıp Kurumu ------. İhtisas Dairesine gönderilmesine; aksi halde üniversitelerden üç kişilik heyet oluşturularak Perinatoloji - Tıbbi Genetik - Deontoloji bölümlerinden tercihen öğretim görevlisi-Prof.Dr. bilirkişilere dosyanın tevdii edilmesini, her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
Davalı ----- sigortaya yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
-------- Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
------ müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.----- Araştırma Hastanesine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
T.C. Sağlık Bakanlığı'na yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Kadın Doğum ve Gebelik Uzmanı bilirkişi, Tıbbi Genetik Uzmanı bilirkişi, ile Deontoloji(Tıbbi Etik) Uzmanı bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuştur.
ATK raporu dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, Tıbbi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında, tıbbi kötü uygulama ile hekime atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı, hastanın hekim tavsiyesi ve gözetimi altında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, meydana gelen sonuç ile uygulanan müdahaleler arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak bakıcı gideri, tedavi,iyileşme,eğitim giderleri ile sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasıdır.Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.Dosyada, yapılan zaman aşımı itirazları ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Dosyada, aşamalarda aydınlatılmış onam yönünden rapor alınması amacıyla ara kararlar oluşturulmuş, dosya, kadın doğum ve gebelik uzmanı bilirkişi, tıbbi genetik uzmanı bilirkişi, ile deontoloji(tıbbi etik) uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 17.03.2021 tarihli rapora göre, dosyada mevcut belge ve tibbi kayıtlara bakıldığında, davacının gebelik takibinin davalılardan Dr. ------ tarafından yapıldığı, hastanın gebeliğin çeşitli dönemlerinde muhtelif kereler riskler hakkında bilgilendirildiği, hastanın yapılan bilgilendirmelere ve yüksek risk grubunda olmasına rağmen amniosentez testi ve anomali tespitine yönelik diğer ileri tetkik araştırmaları yaptırmaktan kaçınmış olduğu, Dr. ----- yönlendirmesi üzerine ------ Araştırma Haslanesi'nde ---- Perinatoloji Kliniğinde diğer davalı --------- başvurması üzerine yapılan muayenede ense kalınlığında artış (3,3mm) tespit edilmesi üzerine ve diğer risklerden dolayı hastanın Genetik Bölümü'ne yönlendirilmiş olduğu, Prenatal Tanı testleri ile ilgili bügilendirilmiş, 2.Düzey US randevusu verilmiş olduğu halde hastanın önerilen tetkiklerin hiçbirini yaptırmamış olduğu, Genelik Bölümüne gitmediği ve 2.Düzey US randevusuna gitmemiş olduğu, genetik araştırmaları bölümüne başvurmamış olduğu, dolayısı ile davacı küçük küçük ------ down sendromlu olarak dünyaya gelmesi ile sonuçlanan davacı ------ gebelik sürecinde davalı doktorlara gebelik takibi ile davacının bilgilendirilmesi hususlarında atfı kabil bir kusur bulunmadığı rapor edilmiştir.
Davacı küçüğün maluliyetinin tespiti amacıyla ATK'ya müzekkere yazılmış, maluliyet raporu dosyaya sunulmuştur.Yargıtay ------ Hukuk Dairesinin 21/10/2024 tarih, ----- esas ----- karar sayılı ilamında: "...İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda doktorun açıkça kusurlu bulunmadığı yönünde rapor düzenlenmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat yükünün ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, sigortanın teminat limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre maddi tazminat talebi yönünden davanın ıslah edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ------- için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ---- için 10.000,00 TL ve baba ------ için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemece verilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 12 ve 17 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı çocuk -------- yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ------- yararlanacağı şüphesizdir. Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekmiştir." belirtilmiştir.
Yukarıda anılan içtihat uyarınca, Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. maddesi, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmesinin ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, şayet hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı, çocuğun ölümcül şekilde rahimden tahliye edileceği, bu durumda sağ olarak dünyaya gelmesi ile, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunduğu şeklinde düşünülerek ve buna bağlı dava açılarak geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmadığı, talebin sonuç olarak davacı küçüğün kişilik haklarını özellikle de yaşam hakkını ihlal ettiği kanaatinin Mahkememizde hasıl olduğu anlaşıldığından davacıların maddi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 102,47 TL harcın mahsubu ile eksik 512,93 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 6.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara verilmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,
Dair, davacılar vekili ve davalılar ------vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. E-duruşmaya son verildi.