T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/15
KARAR NO : 2025/740
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/08/2023
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından davacı aleyhine 08/11/2022 tarihinde ---- İcra Müdürlüğünün ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, davalı ile davacı müvekkili arasında bir ticari ilişki gerçekleştiğini, bu ticaret neticesinde müvekkilinin davalıya 23.11.2019 vadeli ve 13.000 TL tutarında kambiyo senedi verdiğini, müvekkilinin bu senet bedelini davalıya vadesinde elden ödediğini, söz konusu senet davalı tarafından müvekkiline iade edilmediği gibi, söz konusu senetin davalı tarafından -----. İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas numaralı dosyası ile icra takibine konu edildiğini ve icra dosyasına takip dayanağı olarak konulduğunu, müvekkili davalının ablasının kocası olup, borcun miktarına ve ödendiğine dair tanıkları olduğunu, borcun ödendiğini ispat eden ve taraflarca imza altına alınan belge de mevcut olduğunu, müvekkilinin yukarıda bahsi geçen senedi TL cinsinden tanzim edildiğini, davalı senet üzerinde tahrifat yaparak senet tutarını 13.000,00 TL’den 13.000,00 USD cinsine çevirdiğini, davalının bu eylemi ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma ---- Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ---- soruşturma dosya numarası ile devam ettiğini, bu nedenle tespit davası açtıklarını beyan ettikleri belirtilen ve mahkemece re'sen nazara alınacak nedenlerle; davanın kabulüne davacının, davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, ------. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas numaralı dosyası kapsamındaki haczin durdurularak, icra takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 13.000,00 USD’nin % 20’si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava görevsiz olan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup mahkemenin görevsizliğe karar vermesi gerektiğini, dava, menfi tespit davası olup, davacı taraf huzurdaki davayla davalının elindeki senetten dolayı başlatmış olduğu kambiyo takibinde borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 4. maddesi hükmü uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu, TTK’nun 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile değişik 5. maddesinde; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alındığını, görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından re’sen de dikkate alınması gerektiğini, huzurdaki dava, tamamen kötüniyetli olan ve borcunu ödememek için işin esasında haksız da olsa bütün hukuki mekanizmaları kullanmayı amaçlayan davacının ikame etmiş olduğu haksız bir dava olduğunu, davacı taraf 23.11.2019 vadeli ve 13.000,00 TL bedelli senet verdiğini ve senet üzerinde tahrifat yapıldığını beyan etmiş olup iddialar gerçeği yansıtmadığını, davaya konu icra takibine esas senet 13.084,00 USD olarak düzenlenmiş olup çıplak gözle bakıldığında dahi senet üzerinde tahrifat olmadığı görüleceğini, davacı taraf davalıdan senette konu miktarı nakit olarak borç almış olup davaya konu borcu ödeyeceğini belirterek müvekkili uzunca bir süre ödeme yapacağını belirterek oyaladığını, davalı da aralarında akrabalık bağı olması ve aile içi huzursuzluğa sebebiyet vermemesi amacıyla iyiniyetle davacının ödeme yapmasını beklemiş ama tabiri caizse kandırıldığını ve oyalandığını düşünerek yasal yollara başvurduğunu, davacı taraf huzurdaki davadan önce açmış olduğu -----İcra Hukuk Mahkemesi'nin -------Sayılı icra takibine itiraz şikayetinde '' Doların yükselmesini fırsat bilerek kötü niyetli olarak icra takibi başlatılmıştır '' şeklinde beyanda bulunarak senedin yabancı para cinsi üzerinden düzenlenmiş olduğunu açıkça ikrar ettiğini, öncelikle görevsiz mahkemede açılan davada mahkemenin görevsizliğine karar verilmesine, ilgili harcın tamamlatılmasına, aksi halde davanın usulden reddine, işbu talep uygun görülmezse ekte sunulan deliller ve ispat vasıtaları neticesinde esasa girilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ----. İcra Dairesinin ------- Esas sayılı dosyası'nın UYAP kaydı, Nüfus Kaydı, ---- CBS ----- Soruşturma Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları,----.İcra Hukuk Mah------ Esas sayılı dosyası, Banka dekontları, ----- Gazetesi örenekleri, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.Tarafları yukarıda belirtilen dava dosyası hakkında -----Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01/12/2023 tarih ve ---- Esas ------ Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak gönderilen ve Mahkememize tevzi edilip başlıktaki esasa kaydı yapılmış olup 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada; Mahkememizce dilekçeler aşamasının tamamlandığı ancak ön inceleme duruşmasının yapılmadığı anlaşılmakla tensip zaptı hazırlanarak usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde duruşmaya katılan taraf vekilleri sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın sulh olmak istemediklerini beyan etmeleri üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, tahkikat işlemleri ve incelemeleri yerine getirilmiş ve araştırılacak bir husus bulunmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Davanın dayanağı ---- İcra Dairesinin ---- Esas ------ dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek incelenmiştir. Yapılan incelemede; keşidecisi -------, lehtar alacaklısı ... olan,23/10/20219 düzenleme tarihli 23/11/2029 vadeli , 13.084. USD bedelli ,bedeli nakten ibereli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığı ve davacının senet üzerinde tahirifat yapıldığı ve bedelin USD olarak yazıldığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere ve iddianın öne sürülüş biçimine göre senetteki imzanın inkar edilmediği evrakın kıymetli evrak niteliğinde olduğu sabit olup, olaya temel ilişkinin değil, kambiyo hukukunun uygulanacağı açıktır. Bu nedenle menfi tespit davası, menfi tespit davasında ispat hakkı ve kambiyo hukukunun gündeme geleceği de tartışmasızdır. Bu nedenle maddi olayın daha iyi anlaşılması için, bir kısım yasal düzenlemelere değinilmesi ve hukuki açıklamalar yapılması uygun olacaktır.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir . ------Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir ------İspat hakkı ise, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olup, yasalarımızda düzenlenmiştir. İspatın konusu, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan, tarafların anlaşamadığı ve çekişmeli olan vakıalardır. Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş olan vakıalar ise, çekişmeli olmadığından ispat konusu değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190.maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nin ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (------sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Kural olarak menfi tespit davasında davacı, dava konusu borcun hiç doğmadığını davalı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürerse ispat yükü davalıya aittir. Zira hukuki ilişkinin varlığını ileri süren davalıdır. Ancak davacı hukuki ilişkinin varlığını kabul edip başka bir nedenle geçersiz olduğunu (ya da sona erdiğini) ileri sürerse, bu durumda ise ispat yükü davacıdadır. Davacı bu durumda, varlığını kabul ettiği hukuki ilişkinin sona erdiğini ileri sürmekle ispat yükünü de üzerine almış olur (Bkz. Y. HGK'nun 05.11.2013 Tarih------sayılı ilamı). Ne var ki, menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olmakla beraber, alacak bir senede bağlanmış ise, bu durumda ispat yükü yer değiştirir. Başka bir ifade ile bu durumda senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacı, iddiasını ispat etmek zorunluluğundadır.Yukarıda yapılan açıklamalar ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince; öncelikle yukarıda açıklanan yasal nedenler ve Yargıtay uygulamalarına göre icra takibine konu bondan dolayı borçlu olmadığını ispat yükü davacı/borçlu/keşideci üzerindedir. Davacı taraf temelde senet üzerinde paranın türüne ilişkin ilişkin tahrifat yapıldığını iddia etse de, Mahkememizce duruşmada taraf ve taraf vekilleri huzurunda dayanak bono taraflara teyit ettirilmek suretiyle incelenmiş olup senet üzerinde herhangi bir tahrifat ve/veya değişiklik olmadığı görülmüştür. Kaldı ki yapılan şikayet üzerine ----- CBS'nin ----- soruşturma sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup işbu karara yapılan itiraz üzerine ------ Sulh Ceza Hakimliği tarafından itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Öte yandan bir kambiyo senedi olan bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulması TTK'nin 778/2-f maddesi yollamasıyla TTK'nin 680. maddesi gereğince mümkündür. Davacı keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını kanuni delillerle (senet, yemin) ispatlamak zorundadır. Davacı taraf buna ilişkin tanık (------) göstermiş olsa da; davanın niteliğine miktar ve değerine göre davalı vekilinin muvafakatı olmadığından gösterilen tanık dinlenememiştir. Bununla birlikte tarafların enişte kayın olması hasebiyle işbu yakınlık 6100 sayılı HMK'nin 203.maddesindeki istisnalardan olmadığından tanık dinlenmesi de mümkün olmamıştır. Davacı tarafından dosyaya senedin kuaför dükkanı ortaklığına ilişkin verildiği, özellikle senet üzerindeki 13.084 TL olan bedelin sonradan USD olarak değiştirildiği ve TL olan bedelin de ödendiği ileri sürülse ve buna ilişkin bir kısım bilgi ve belge ibraz etse de işbu belgelerin bono ile doğrudan bağlantısı kurulamadığı gibi davalıdan sadır olan belge niteliklerinde de olmadığından yukarıda açıklanan kambiyo senedine ilişkin ilkeler uyarınca senedin kıymetini ve bedelini izale edecek nitelikte görülmemiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı gibi iddianın suç oluşturması nedeniyle yemin delili ile ispata elverişli olmadığı da belirtilmelidir. Mahkememizce tarafların enişte kayın olduğu da gözetilerek kıymetli evraka ilişkin kazuistik düzenlemeler ve usul hukuku engelleri karşısında hukuki(toplumsal) barışın sağlanması yönünden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması maksadıyla resen 6100 sayılı HMK'nin 169 vd maddeleri gereğince davalı isticvap edilmiş ancak beyanlarına göre yukarıdan beri açıklanan hukuki durum ve kabullerde bir değişiklik yaşanmamıştır. Binaenaleyh, 4721 Sayılı TMK'nin 6. ve 6100 Sayılı HMK'nin 190, 200,201, 225 vd. maddeleri gereğince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince, uygulanmış bir tedbir kararına bağlı olarak alacağın tahsili gecikmediğinden davalı/alacaklı lehine tazminat takdirine yer olmadığına karar verildiği de belirtilmelidir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise 326/1. maddesine göre tamamen davacı taraf sorumlu tutulmuş ve aynı yasanın 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince, uygulanmış bir tedbir kararına bağlı olarak alacağın tahsili gecikmediğinden davalı/alacaklı lehine tazminat takdirine yer olmadığına,
3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 2.561,63 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 1.915,00 TL harçtan mahsubuyla bakiye 3.861,23 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücreti ve 38,40 TL vekalet harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davacı asılın ve davalı vekilinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.