T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/83
KARAR NO : 2025/714
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/02/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/11/2023 günü----- plakalı davacıya ait araç ile ---- plakalı davalı------- ait, diğer davalı ------ Tarafından uzun vadeli kiralanan, aracın yan arka taraftan çarptığını, davacının aracı da çarpmanın etkisiyle sürüklenerek bariyerlere çarparak ancak durabildiğini ve işbu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, hasara sebebiyet veren------ plakalı aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigortası ------poliçe numarası ile, ihtiyari mali mesuliyet(kasko) sigorta poliçesi ise bilinmeyen poliçe numarası ile davalı -------. üzerinde olduğunu, kaza sonucu davacının aracında birçok parça onarılamayacak düzeyde hasar gördüğünü, işbu hasar müvekkilin kaskosu tarafından yaptırıldığını, buna bağlı olarak yaklaşık 385.480,56 bin küsür TL'lik bir hasar ortaya çıkmış ve işbu rakam tramer sorgusuna işlediğini, işbu tramer ve araca yapılan işlemler araçta değer kaybı oluşturduğunu, açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle ve yargılama sırasında toplanacak deliller neticesinde; dava konusu trafik kazası sonucu müvekkilin aracında meydana gelen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 100,00 TL değer kaybı, 100,00 TL mahrumiyet bedeli olmak üzere; toplam 200,00 TL maddi zararın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kanuni faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı / borçlu taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı ------ Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf talepleri somutlaştırılmadığını, huzurdaki dava talepleri belirlenebilir olup davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı taraf, dava konusu aracın “uzun süre” kullanılamaması nedeniyle mahrumiyet kaybı yaşandığını iddia ettiğini, mahrumiyet bedeli talebi belirsiz alacak olarak talep edilmişse de bu talep tutarı ve mahrum kalınan gün sayısı davacı tarafından bilinmesi gereken bir olgu olduğunu ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmeyeceğini, davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemeyeceğini, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayrı şeyler olduğunu, bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacı tarafça zarar miktarı özellikle mahrumiyet bedeli kalemi yönünden belirlenebilir olduğunu, davacı taraf uzun süre araç kullanımından mahrum kaldığını bildirdiğini ancak kaç gün aracın kullanılamadığını bildirmediğini, mahrum kalınan süre ve bu sürede ikame araç kullanılıp kullanılmadığı, ulaşım hizmeti için yapılan harcamalar vs. davalı tarafça bilinen ve kolaylıkla hesaplanabilen alacak kalemleri olduğunu, yine bu husus servis raporları ve sair belgelerden kolayca anlaşılabilecek, hesaplanabilecek ve ispatlanabileceğini, bu nedenle mahrumiyet bedeline ilişkin talep, belirli ve belirlenebilir olduğu için huzurdaki dava, yerleşik içtihat uygulamaları ile de tasdik edildiği üzere belirsiz alacak davası olarak yürütülemeyeceğini, davacı tarafından ikrar edildiği üzere huzurdaki davanın konusu sigorta poliçelerinin kapsamı içerisinde olup zararın kabulü anlamına gelmemek ile beraber vuku bulduğu iddia edilen zararın tazmin sorumluluğu da davalı sigorta şirketine ait olduğunu, dava konusu araç hakkında sigorta poliçelerinin akdedilmesi ve primlerin ödenmesindeki yegane amaç da zaten sigorta poliçesinin kapsamında olan riskler ve zararlara karşı tacir şirketlerin kendini güvence altına alması olduğunu, davacı tarafından ikrar edildiği üzere, sigorta poliçeleriyle korunmuş olan dava taleplerine ilişkin davalı şirkete karşı dava yöneltilmesi hakka ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin dava kapsamında sorumluluğu bulunmadığını, KTK’nın 3.,85.,97.ve 100.maddelerinde belirtildiği üzere hukuki ve mali sorumluluk araç malikine ve sigorta şirketine ait olduğunu, işbu dilekçenin husumeti ilgilendiren kısmında detayları ile açıklandığı üzere, davacı tarafın taleplerine ilişkin davalı şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı taraf, taleplerini öncelikle diğer davalı sigorta şirketine yöneltmeli ve Mahkeme tarafından haklı görülür ise diğer davalı sigorta şirketi tarafından zararı tazmin edilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ile beraber sigorta poliçelerini aşan bir zararın varlığı halinde ancak diğer ilgililere başvurulabildiğini, davalı şirket dava kapsamında davalı sıfatının şartlarını taşımadığı ve huzurdaki dava konusu olaydan da sorumlu olmadığı için yine kendisine başvurulamayacağını, bu kapsamda işbu dava konusu taleplerin davalı şirket yönünden reddini talep ettiklerini, tüm bu açıklamalar ışığında huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini ve sorumluluk yükletilemeyeceğini, kusur oranını içeren kaza tespit tutanağı dahil davacı tarafın aleyhe delil ve beyanlarına itiraz edildiğini bildirerek huzurdaki haksız davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu ve husumet yönünden usulden reddine, aksi halde kusur durumu ve zarar tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ve her ne kadar belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmasa da Mahkeme aksi kanaatte olması halinde davacı taraf taleplerinin somutlaştırılmasına; dava taleplerine ilişkin hesaplamaların uzman sigorta eksperleri tarafından yapılmasına ve davanın esastan reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine dair karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Poliçesi ve ------ sayılı ------ Poliçesi ile teminat altına alınan------ plaka sayılı aracın 29.11.2023 tarihinde karışmış olduğu kaza neticesinde davacıya ait ------- plakalı araçta meydana gelen hasara ilişkin olarak davalı şirkete başvuru yapılmamış olup davaya ilişkin olarak ----- numaralı değer kaybı, ----- numaralı maddi hasar, ------ kasko imm hasar dosyası oluşturulduğunu, söz konusu hasar dosyasından gerekli değerlendirmeler yapılarak; piyasa rayiç değeri ve değer kaybına konu parça/işçilikler doğrultusunda; yapılan ödemeler ile davalı şirket sigorta poliçesinden kaynaklanan sorumluluğu yerine getirildiğini, davacının dava dilekçesi evrakları arasında sunmuş olduğu başvuru evrakının davalı şirkete gönderildiğine/iletildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir evrak bulunmadığını, ayrıca başvuru ekinde hasar dosyasını sonuçlandırmaya yönelik zorunlu belgelerin bulunup bulunmadığı belli olmadığını, davacının başvurusu davalı şirket kayıtlarında mevcut olmayıp davacının başvuru yaptığını ispatlaması gerekmekte olup aksi halde başvuru şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru kadar olduğunu, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve oranı tespit edilmesi gerektiğini, meydana gelen hasarın boyutu ve aracın kullanım amacı gibi hususların karşı tarafın talebinin poliçe teminatı kapsamı içerisinde olup olmadığının değerlendirilmesi açısından önem arz ettiğini, değer kaybı talep edilen araç uyuşmazlık konusu kaza öncesi kazaya karıştığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, aracın sonradan meydana gelmiş olan kazası neticesi tekrar değer kaybına uğraması mümkün olmadığını, önceki hasarlar sebebiyle değer kaybına uğramış olan aracın değer düşüklüğünden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, gelir kaybı, kar kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak yansıma veya dolaylı zararlar trafik poliçesi teminatına girmediğini, huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, kabul anlamına gelmemek üzere; kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına, hesaplamanın genel şartlar kapsamında yapılmasına, teminat kapsamında yer almayan mahrumiyet bedeli talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı ------ Şirketi ve davalı gerçek kişiye usulüne uygun olarak dava dilekçesi ekli davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, Ticaret Sicil Kayıtları, ------- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, ZMMS/İMMS Sigorta Poliçeleri ve Hasar dosyası, Kaza Ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Uzun Süreli Araç Kira Sözleşmesi, Faturalar, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, Haksız Fiil Niteliğindeki Maddi Hasarlı Trafik Kazası nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu hususi nitelikteki aracında meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı ve ikame araç zararlarının ; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi ile davalı malik/işleten şirket ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu davalı sürücü ile kiralayan şirket tarafından müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi istemine ilişkin HMK'nin 107.mddesi gereğince açılmış belirsiz alacak davasıdır. Ayrıca davalı
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu asıl davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve sigorta yönünden ihtiyari olarak gidildiği anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla sebep, süreç ve sonuçları açıklarak tercihen taraflara uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeleri konusunda teşvik ve teklif edilmesine karşın duruşmada hazır bulunan kendisini vekille temsil ettiren taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan tüm taraf ve taraf vekillerinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Öte yandan Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.Hasar onarım bedeli yönünden; Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir. Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay -------.HD'ni 15/03/2018 T. ------ sayılı ilamı) İkame araç bedeline gelince; Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Sonuç itibarıyla araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay ------. HD ------sayılı ilam), Bu anlamda dava dilekçesindeki anlatım ve aşamalardaki davacı vekilinin beyan ve işlemleri, olaya özgü hususlar ve özellikle davacı şirketin zaten araç kiralama şirketi olaması hasebiyle talebin ikame araç zararın ilişkin olduğu kabul ve takdir edilerek uyuşmazlık izale edilmiştir.Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; 29/11/2023 tarihinde ---- ili, ----- ilçesi, ----üzerinde davacının malik/işleteni olduğu dava dışı ---- sevk ve idaresindeki ------- plaka sayılı hususi otomobil ile davalı şirketlerin malik-işleten ve kiralayanı olduğu, diğer davalı gerçek kişinin sevk ve idaresindeki , davalı sigorta şirketine kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS ve İMMS sigorta poliçesi ile sigortalı----- plaka sayılı hususi nitelikteki araçların karıştığı maddi hasarlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği sabittir. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesi gereğince ------ Trafik Tim Komutanlığı tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre vaki kazada kusurun, KTK'nin 52/1-b maddesi gereğince Sürücüler:
b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun
gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar, kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiş olup davacının araç sürücüsüne herhangi bir kural ihlali ve kusur atfedilmediği görülmüştür. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin haksız fiil niteliğindeki maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur ve hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı zararı ve ikame araç bedeli üzerinde yoğunlaştığı, kusur oranının tespiti ile hasar onarım maliyetine göre oluşan değer kaybı ve hasar onarım süresi gereği ikame araç bedelinden oluşan zararların belirlenmesi suretiyle çözüleceği aşikardır. Bu kapsamda taraf/taraf vekillerinin iddia ve savunmaları kapsamında gösterdikleri deliller toplanmış ve uyuşmazlığın niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi ,belge ve kayıtlar dosyaya kazandırılmıştır. Mahkememizce bu kapsamda HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden kusur oranları ve davaya konu zararların varlığı ve miktarlarının tespiti yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Adli Trafik ve Makine Mühendisi bir bilirkişiden oluşan hayete tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi ----- tarafından düzenlenen 05/12/2024 tarihli raporda özetle ; kazada kusurun % 100 oranında davalı sürücüde olduğu, 320.000,00 TL değer kaybı oluştuğu ve 41.000,00 TL ikame araç bedeli hesaplandığı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiş;ancak itirazlar yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda öncelikle somut olayda kaza sonucunda zabıta tarafından düzenlenen resmi belge niteliğindeki tutanak, kaza yeri ve kazalı araç fotoğrafları ve bilirkişi raporuna göre davalı araç sürücüsünün KTK'nin 52/1-b maddesi gereğince Sürücüler:
b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun
gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar, kuralını ile KTK'nin 84/j) Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama asli kurallarını ihlal etmek suretiyle otoyol üzerinde hareket halindeki davacı aracına çarptığı olayda asli ve tam kusurlu olduğu (%-100) kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, HMK. 266 vd, 282, Yargıtay ----HD.-------Kazadan dolayı oluşan hasardan doğan değer kaybı ve ikame araç bedeline gelince de, bilirkişi raporunda belirlendiği üzere tamirin ekonomik olduğu gibi belirlenen değer kaybının dosyada bulunan ve delil niteliği taşıyan ekspertiz raporu da gözetildiğinde kazanın meydana geliş şekline ve araçtaki hasar durumuna göre aracın değer kaybının, davacının aracının markası, modeli ve kilometresine bakıldığında aracın kazadan önceki rayiç piyasa değeri ile kazadan sonraki rayiç piyasa değeri arasındaki 320.000,00 TL farkın günün ekonomik ve sosyal koşulları temelinde ikinci el araç piyasasına göre kadri maruf ve makul düzeyde olduğu anlaşılmış; işbu raporun somut olaya ilişkin süregelen Yargıtay uygulamasına uygun ve yerinde olduğu, anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilmiştir. Ayrıca yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca bilirkişi raporunda belirlenen ikame araç bedelinin de aracın teknik ve hususi özellikleri ve tamir süresi dikkate alındığında işin niteliğine ve olaya göre kadri maruf kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Böylece somut olayda kusur, hasar ve değer kaybı ve ikame araç bedeli yönünden gerekçeli hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için benimsenen bilirkişi raporu da gözetildiğinde, haksız fiil kapsamında gerçek zararın karşılanması ilkesinden hareketle; toplam değer kaybı ve ikame araç bedeli zararlarının, yukarıda açıklanan yasal çerçevede zarar veren aracın malik-işleten şirket yerine uzun süreli kiralayan davalı şirket, sigortacısı şirket ve sürücüsü tarafından müşterek ve müteselsil olarak tazmin edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Yukarıda gösterilen yasal nedenler ve kabule göre ikame araç bedelinin de uzun süreli kiralayan davalı şirket ve sürücü tarafından karşılanması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından işbu dava HMK'nin 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından bilirkişi raporuna göre verilen süre içinde değer kaybı ve ikame araç bedeli yönünden talep arttırım dilekçesi verildiği ve harcın tamamlandığına da müşahede edilmiştir. Binaenaleyh, davacının davasını yukarıda açıklanan ilkeler, vakıalar ve delilere göre TBK,49, 50/1, 51/1, 52/1, KTK, 91/1, 85/1-son, 86/1 , 88/1 maddeleri gereğince yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde; TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesine göre eldeki olay haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığından TBK'nin 117/2 maddesi ve HMK'nin 107.maddesi gereğince artırılan miktar dahil bedelin tamamına davalılar -----(işleten) ve gerçek kişi ------ yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/11/2023 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine gereğince yapılan başvuruya göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 20/12/2023 tarihinden itibaren sigortalı aracın hususi nitelikte olması ve taraflar arasında ticari bir iş ve ilişki bulunmaması ve talepte gözetilerek işleyecek yasal faiziyle birlikte; 320.000,00 TL değer kaybı tazminatının (davalı sigorta şirketinin hem ZMMS hem de İMMS sigortacısı olduğundan sıralı sorumluluk gereği İMMS yönünden araç başına maddi 1.000.000,00 TL poliçe teminat üst sınır limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yukarıdaki ilke ve kabullerden hareketle 41.000,00 TL ikame araç bedeli tazminatının ise kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; davalılar ------ ve gerçek kişi------ müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Mamafih davacı vekili tarafından gerek dava dilekçesinde gerekse talep artırım dilekçesinde ikame araç bedelinden davalı sigorta şirketi ZMMS genel şartlar uyarınca ve İMMS'de aksine hüküm bulunmadığından sorumlu olmadığı halde tüm davalılar yönünden müşterek ve müteselsil talep gereği davacının davalı sigorta şirketine karşı toplam 41.000,00 TL olarak açtığı ikame araç bedeline yönelik davasının esastan reddine yönelik karar verilmesi zorunlu olmuştur.Öte yandan 2918 sayılı KTK'nin hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta aracı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında -----Şirketi ile diğer davalı ------- Şirketi arasında düzenlenen uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ve faturaya göre zarar veren aracın kiralandığı ve işleten sıfatının değiştiği tartışmasız bir gerçektir. Şu halde davalı davalı ------- karşı toplam 200,00 TL olarak açtığı değer kaybı ve ikame araç bedeline yönelik davasının; işbu davalının uzun süre kiralayan olmasına göre davalı taraf sıfatı bulunmadığından esastan reddine karar verileceği mübremdir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 ,KTK.3, 81/2, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1, TBK, 49, 50/1,51,52/1, 74, 117/2, TTK,11,12,13, 16/1, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 107, 146, 187/1-2, 190, 198, 266 vd, 282,320,322. ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1,3 maddeleri gereğince lehte ve aleyhte verilen kararlar ve miktarları çerçevesinde tarafların sorumlu olduğu miktarlar tek tek belirlenmiştir. Bununla birlikte Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve/veya sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına ve diğer sorumlulara karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalıların arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. (Bkz; Yargıtay------ Bu kapsamda tüm taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk son tutanağına göre giderinden davacının sorumlu tutulması suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)DAVANIN KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)
320.000,00 TL değer kaybı tazminatının, davalılar ---- (işleten) ve gerçek kişi -------- yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/11/2023 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine gereğince temerrüt tarihi olarak belirlenen 20/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 1.000.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
41.000,00 TL ikame araç bedeli tazminatının kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; davalılar -----ve gerçek kişi ------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının davalı sigorta şirketine karşı 41.000,00 TL olarak açtığı ikame araç bedeline yönelik davasının esastan reddine,
3-Davacının davalı -------- karşı toplam 200,00 TL olarak açtığı değer kaybı ve ikame araç bedeline yönelik davasının; işbu davalının uzun süre kiralayan olmasına göre davalı taraf sıfatı bulunmadığından esastan reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.659,91 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 6.164,98 TL harçtan mahsubuyla kalan 18.067,33 TL davalılardan ------hariç - ) müştereken ve müteselsilen (davalı ------- Şirketi yönünden 16.079,92 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç 6.164,98 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 7.020,18 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalılardan (----- hariç - ) müştereken ve müteselsilen (davalı -------- Şirketi yönünden 6.247,96 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 2.133,00 TL posta ücreti, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.133,00 TL yargılama giderinden yargılama giderinin davalılardan ------) müteselsilen (davalı ------- Şirketi yönünden 7.238,37 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktarlar üzerinden hesap ve takdir edilen 57.760,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan ------) müştereken ve müteselsilen (davalı ------- Şirketi yönünden 51.406,40 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya verilmesine,
9-)Davalı ------ Şirketi davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca ikame araç bedeli talebi yönünden reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- Şirketi'ne verilmesine,
10-)Davalı------- davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre anılan davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,
11-)Davalılar tarafından kendilerini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin, davalı ----- davalı ------ vekili ile davalı gerçek kişi------ yüzlerine karşı, davalı -------- vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.