T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/755
KARAR NO : 2025/695
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/11/2023
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketine ------ poliçe numarasıyla ihtiyari mali mesuliyet kaskosu ile sigortalı ----- plakalı araç, 23.02.2022 tarihinde müvekkile ait --- plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, ------- plakalı araç sürücü bu kazanın gerçekleşmesinde %100 kusurlu olduğunu, taraflarca tutulan tutanağa istinaden davalı aracın ZMM sigorta şirketi olan----- karşı Sigorta Tahkim Komisyonun -------başvuru numaralı dosyasına açılan davada yapılan yargılamada Uyuşmazlık Hakeminin 20.12.2022 ------- sayılı kararı ile, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden başvuru sahibinin aracında meydana gelen değer kaybı zararının tahsili talebine dayanak 21.07.2021/2022 vadeli ------nolu ZMMS Poliçesi kapsamında zorunlu trafik sigortasının mevcut olduğunu, işbu poliçede yer alan araç başına maddi zarar teminat limitinin 50.000,00-TL olarak belirlendiğini, sigorta kuruluşu tarafından başvuru sahibi aracında meydana gelen hasar bedeline ilişkin, ----- plakalı aracın Kasko Poliçesinin bulunduğu ---------rücuen 46.874,00- TL, 212,40-TL ve 2.913,60-TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL ödeme yapıldığı görüldüğünü, başvuru sahibine ait------ plakalı araç için toplam 50.000,00-TL ödeme yapıldığı anlaşılmış olup sigorta kuruluşunun teminat limiti ile sorumluluk ilkesi dikkate alınarak, sigorta kuruluşunun poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumluluğu gereğince başvurunun reddine karar verildiğini, davalının ZMM sigorta şirketince davacının aracında gerçekleşen hasar nedeniyle davacının kasko şirketine 46.874,00-TL hasar ve davacıya 2.913,60-TL değer kaybı ödemesi yapıldığından davalının ZMM sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dolduğundan davalı araç sahibine karşı değer kaybı tazminatının ödenmesi amacıyla Kasko İMM sigorta şirketine karşı dava yoluna gitme zarureti hasıl olduğunu, kaza nedeniyle davacıya ait araçta değer kaybı oluştuğunu, davacıya ait ----plakalı araç ---- model -------- paket olup kaza tarihindeki ikinci el piyasa bedeli çok yüksek olduğunu, davacının aracı, marka ve modelinden de anlaşılacağı üzere üst segment bir araç olduğunu ve kaza tarihinde de düşük bir kilometreye sahip olduğunu, bu nedenle aracında meydana gelen değer kaybının hesaplanması için bağımsız eksperden rapor talebinde bulunduğunu, talep üzerine hazırlanan ekspertiz raporuna göre davacıya ait araçta 43.500,00-TL tutarında reel değer kaybı meydana geldiğini, izah edilen sebeplerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik, 20.000,00-TL değer kaybı tazminatının poliçe limitleri dahilinde davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları C.9. maddesine göre kasko sigortasından doğan her türlü tazminat davası hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlülüğünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl sonra zamanaşımına uğradığını, mahkeme nezdinde ikame ettiği “ müvekkil sigorta şirketinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL hasar tazminatının tahsilini” talep ettiğini, ancak işbu davanın “belirsiz alacak davası” olarak ikame edilmesi HMK’nın ilgili hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, belirsiz alacak davasının açılabilmesi, dava değerinin davanın açıldığı tarihte davacı tarafça belirlenebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde mümkün olduğunu, işbu dava konusu miktar davacı tarafça belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ilgili hüküm uyarınca değer kaybı teminat kapsamına dahil edilebilecek zararlar kapsamında olmayıp ancak düzenlenecek ek sözleşme ile teminat kapsamına alınabileceğini, davalı sigorta şirketi dava dışı ----- plakalı aracın ihtiyari mali mesuliyet kasko şirketi olmakla birlikte mezkur poliçede değer kaybının teminat altına alındığına ilişkin ibare bulunmadığını, neticeten davalı sigorta şirketinin ihtiyari mali mesuliyet kasko şirketi sorumluluğu kapsamında sorumluluğu bulunmadığını, somut olayda kaza tarihi göz önüne alındığında; 01.04.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni Genel Şartların değer kaybı hesaplamasına esas alınması gerektiğini, değer kaybı zararının, 01.04.2020 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “yürütmesi durdurulanların dışında” Ek-1’inde düzenlenen değer kaybı şartları ve hesaplama formülüne göre tespit edilmesi gerektiği açık olduğunu, 09/10/2020 tarihinde Anayasa Mahkemesi 2918 sayılı Kanununda Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartlarla ilgili olarak 90. Maddesinde “bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlar” ile ve genel şartlarda” ifadesini ve 92. Maddesinin (i) bendini iptal ettiğini, 2918 sayılı Kanun motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu ve bu sorumluluğun sigortalanması esaslarını kanunda belirlemiş ve uygulamaya ilişkin esasları da Kanun çerçevesinde idareye bıraktığını, nitekim iptal edilen hüküm genel şartların etkisini kanun çerçevesiyle sınırlamışken kanunun genel esasları belirleyen hükümlerinin yeterli olmadığını, genel şartlarda belirlenen kriterlerin dikkate alınmayacağı fikrini kabul etmenin mümkün olmadığını, huzurdaki davanın davalı şirket aleyhine sonuçlanması ve tazminat ödenmesi ihtimalinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca müvekkil şirket tarafından ödenen tazminatın sigortalıya rücu edilme hakkı olduğunu, bu nedenle davanın; ------ Vergi Kimlik numaralı sigortalı -------- ihbar edilmesini açıklanan ve re’sen nazara alınacak nedenlerle; davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı, Nüfus Kaydı, ------- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi Kayıtları, ZMMS Poliçesi, Başvuru Belgeleri ve Hasar Dosyası, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Uzman Raporu (Ekspertiz) Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, haksız fiil niteliğindeki maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu hususi aracında meydana gelen hasara bağlı olarak oluşuğu ileri sürülen değer kaybı zararının ; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. maddeleri gereğince düzenlenen İMMS (kasko) poliçesi teminatı kapsamında Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. Maddesi gereğince 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkin HMK'nin 109.maddesi gereğince açılmış kısmi alacak davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu asıl davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru (teminatın dolduğu) ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve sigorta yönünden ihtiyari olarak gidildiği anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla sebep, süreç ve sonuçları açıklarak tercihen taraflara uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeleri konusunda teşvik ve teklif edilmesine karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Öte yandan Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.Hasar onarım bedeli yönünden; Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir. Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay -------.HD'ni 15/03/2018 T------ sayılı ilamı)Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; 23/02/2022 tarihinde saat 16.20 sularında ---- ili, ----- ilçesi, ------ Mahallesinde ------- yan yol üzerinde davalı sigorta şirketine kaza tarihinde davalı sigorta şirketine genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ------Adına kayıtlı ve ----- sevk ve idaresindeki ------ plaka sayılı ticari nitelikteki kamyonun davacının malik-işleteni ve sürücüsü olduğu ------ plakalı hususi otomobile çarpması şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği başta taraflarca kanunun verdiği yetkiye dayanarak düzenlenen kaza tespit tutanağı olmak üzere dosyadaki sair delilerle sabittir. Somut olayda kaza tespit tutanağı, ZMMS sigortacısı tarafından yapılan ödemeler ve mevcut bilirkişi raporu ile diğer bilgi ve belgelere göre sürücülerinin kusur durumuna ilişkin esasen bir tartışma bulunmamaktadır; Mahkememiz de aynı görüştedir. Zira ZMMS sigortacısı olarak dava dışı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemeler ve kaza tutanağına göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'nin 84/g maddesinde asli kusur sayılan şeride tecavüz etme suretiyle kazaya sebebiyet verdiği kazada başka bir etken bulunmadığından vaki kazada asli ve tam kusurlu ( %-100 ) olduğu açıktır. (TBK, 74/1, HMK. 266 vd, 282, Yargıtay ------.HD.------ Ayrıca kaza nedeniyle davacının aracında hasar oluştuğu ve hasara bağlı olarak Makine Mühendisi bilirkişi raporların da belirlendiği üzere değer kaybı oluştuğu ve bundan davalının sıralı sorumluluk ilkesi gereğince poliçe limitiyle sorumlu tutulması gerektiği bir gerçektir. Çünkü yukarıda yasal sebepleri ayrıntılı olarak gösterildiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, herhalde sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir. (Yargıtay HGK'nin 15.6.2011 tarih ve -----. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve------- ) Buna göre somut olayda davacı vekilinin beyanından ve Sigorta Tahkim Komisyonu kararından anlaşıldığı üzere davaya konu kaza nedeniyle araç başına 50.000 TL olan ZMMS poliçe limitinin yapılan ödemeler sonucunda tükendiği sabit görülmüştür. Kazadan ve oluşan hasardan doğan değer kaybına gelince ise, bilirkişi raporunda belirlendiği üzere tamirin ekonomik olduğu gibi belirlenen değer kaybının dosyada bulunan ve delil niteliği taşıyan ve yakın tespitler içeren sigorta ekspertiz (uzman) raporu da gözetildiğinde kazanın meydana geliş şekline ve araçtaki hasar durumuna göre parça ve işçilik yönünde oluşan değer kaybının aracın markası, modeli ve kilometresine de bakıldığında aracın kazadan önceki rayiç piyasa değeri ile kazadan sonraki rayiç piyasa değeri arasındaki 50.000,00 TL farkın kaza tarihindeki ekonomik koşullara ve ikinci el araç piyasasına göre kadri maruf ve isabetli olduğu anlaşılmıştır. Böylece somut olayda kusur ve değer kaybı yönünden gerekçeli hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için aynen benimsenen bilirkişi raporu da gözetildiğinde, haksız fiil kapsamında gerçek zararın karşılanması ilkesinden hareketle belirlenen toplam değer kaybı zararının, yukarıda açıklanan yasal çerçevede zarar veren aracın kasko sigortacısı davalı şirket tarafından poliçe kapsam ve limitleri dahilinde tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı vekili tarafından işbu dava 6100 Sayılı HMK'nin 109.maddesi gereği kısmi alacak davası olarak açıldığından Mahkememizce talep üzerine verilen süre içinde miktarın ıslah edilmek suretiyle arttırıldığı ve harcın tamamlandığına da müşahede edilmiştir. (HMK,107/2) Binaenaleyh, davacının davasını yukarıda açıklanan yasal nedenler ve yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TBK, 49, 50/1,51, KTK, 91/1, 85/1-son, 86/1 , 88/1 , TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre Makine Mühendisi ------ tarafından düzenlenen Mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu da gözetildiğinde esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; vaki kısmi ıslahla artırım işlemi, KTK'nin 100.maddesi göndermesiyle başvuruya bağlı olarak oluşan temerrüt tarihi ( KTK'nin100. maddesinde 99.maddesine atıf yapılmadığından temerrüt yönünden TTK hükümleri uygulanacaktır. Buna göre Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.3.4.1. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 1427/2. maddesine göre, sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde genel ve özel şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur. Bu sürenin sonunda ödeme yapılmaması halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. (Yargıtay ------HD 16.03.2023 tarih ve -----; 30.06.2022 tarih ve-------ile davalıya sigortalı aracın kayıtlarına ve kullanım amacına göre ticari nitelikte olması nedeniyle avans faiz uygulanmasının gerekmesinin de gözetilmesi suretiyle davanın kabulü ile; 47.086,40 TL değer kaybı tazminatının (İMMS poliçesi teminatları ve 500,000,00 TL miktarıyla sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olarak belirlenen 21/02/2023 tarihinden itibaren (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1427 ve 1446 maddelerine göre ihbardan/başvurudan itibaren kırkbeş gün sonrası) işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 81/2, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. Maddesi, Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. Maddesi, TBK, 49, 50/1,51,52/1, 74, 117/2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17, TTK,16/1, 1401 vd ,1427/2, 1446, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 109, 146, 187/1-2, 190, 194, 198, 266 vd, 282,293, 320,322 )
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinin tamamından 326/1-3 maddesi gereğince poliçe limitinin aşılmadığı da gözetilerek davalı sorumlu tutulmuştur. Ancak Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına ve diğer sorumlulara karşı açılacak davaların (KTK'nin 100.maddesi yollamasıyla İMMS sigortacısına karşı açılacak davalar da aynı akıbete tabidir) zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. (Bkz; Yargıtay ------Bu kapsamda taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk giderinden davacının sorumlu tutulması suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile; 47.086,40 TL değer kaybı tazminatının (İMMS poliçesi teminatları ve 500,000,00 TL miktarıyla sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olarak belirlenen 21/02/2023 tarihinden itibaren (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1427 ve 1446 maddelerine göre ihbardan/başvurudan itibaren kırkbeş gün sonrası) işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.216,47 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 341,55 TL peşin harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 462,57 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.412,35 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 341,55 TL peşin harç, 462,57 TL ıslah harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 96,75 TL posta masrafı ve 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.459,12 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansların yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.