T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/351
KARAR NO : 2025/738
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 23/01/2022
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 21/07/2018 tarihinde ---sevk ve idaresinde bulunan ----- plaka sayılı motosiklette yolcu iken, motosiklet sürücüsü ----- direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek tarflı trafik kazası neticesinde ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin kaza sonucu %86 oranında iş gücü kaybına uğradığını bundan kaynaklı ömür boyu başkasının bakımına muhtaç hale geldiğini, yaşam boyu bakıcı zararının bulunduğunun açık olduğunu, sürekli iş göremezlik zararının davalı ... tarafından ödendiğini, huzurdaki davanın yaşam boyu sürekli bakıcı gideri zararına ilişkin olduğu, trafik kazası sonucu ağır şekilde yaralanarak yaşam boyu bir başkasının bakımına muhtaç hale gelmesine neden olan---- plaka sayılı motosikletin, davalı ... -----. tarafından (kaza tarihini kapsayan) Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını, arabuluculuk da anlaşma sağlanamadığını, beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin yaşam boyu bakıcı gideri zararına istinaden şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının yerleşim yerinin ------ olduğunu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin mevzuat gereği sigorta şirketinin genel müdürlük adresi sebebi ile ----- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı teminat kapsamı dışında olduğunu SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına ceza dosyasının celbini, ilgili dosya eksikliği tamamlandıktan sonra dosyanın trafik ihtisas dairesine sevkine, sonuçta davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulculuk Son Tutanağı, (------) CBS---- Soruşturma sayılı dosyası, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, ZMMS Poliçesi ve Hasar Dosyası, Çeşitli Hastane Kayıtları, ----- ATK Trafik İhtisas Dairesi Kusur Raporu, ------ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dali Maluliyet Raporu, SGK Kayıtları, Bilirkişi Hesap Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, Trafik Kazası nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince bedensel zararlar (1.Tedavi giderleri. ( bakıcı ) 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) nedeniyle ZMMS poliçesi kapsamında davalıdan maddi tazminat/ sürekli bakıcı gideri istemine ilişkindir. Dosya ------ Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 04/04/2022 tarih ----- Esas ve ----- Karar ile verilen ve kesinleşen yetkisizlik kararı sonucunda Mahkememize tevzi edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada Mahkememizce yetkisizlik kararı veren Mahkeme tarafından dilekçeler aşamasının tamamlandığı anlaşılmakla tensip zaptı hazırlanarak usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak; daha önce ön inceleme duruşması yapılmadığından resen incelemeye tabi başta KTK'nin 97.madesi gereğince sigorta şirketine başvuru olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddelerine göre genel ve özel dava şartları ile taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın duruşmaya katılan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluna gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir-------2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında toplanan deliler ve yargılamaya göre somut olaya gelince; 21/07/2018 tarihinde-----sahil yolu üzerinde dava dışı sürücü ----- sevk ve idaresindeki-----plaka sayılı motosikletin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi şeklinde tek taraflı trafik kazası meydana geldiği ve işbu kazada motosiklette yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Kazaya ve zarara sebep olduğu ileri sürülen ----plakalı motorlu aracın (motosiklet) davalı ... şirketine kaza -----10/04/2019 başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 360.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 360.000,00 TL teminat limitiyle ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen trafik kazası sonucunda trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmemiş olup kazaya ilişkin olarak ---- CBS tarafından ------ soruşturma sayılı dosyasından yürütülen işlemler neticesinde vaki şikayet yokluğuna bağlı olarak takipsizlik kararı verilmekle birlikte kazaya ilişkin bilgi ve belge ve ifadeler anılan dosya kapsamıyla sabittir. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığın çözümü için esaslı üç unsur olan kusur, maluliyet ve zarar hesabı üzerinde durulmuştur. Buna göre gerek yetkisizlik kararı veren Mahkeme ve gerekse Mahkememizce gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Akabinde öncelikle kazada kusuru ilişkin uyuşmazlık bulunduğundan kusur durum ve oranının tespiti için dosya ------- ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş ve rapor alınmıştır. Daire tarafından düzenlenen 16.08.2023 tarihli raporda özetle; Sürücü ----- sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahallinde dikkatini yola vermesi ve aracının hakimiyetini koruması gerekirken sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybetti olayda % 100 ( yüzde yüz ) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. ATK raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiş; ATK raporunun soruşturma dosyası ve işbu dosya kapsamındaki ifade, bilgi ve belgelere göre olayın oluş şekline uygun olduğu, kusurun doğru şekilde tespit edildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerekitiği kabul ve takdir edilmiştir. (HMK,266 vd.TBK,74/1) Akabinde ise davacının kalıcı maluliyet durumunun ve tedavi gideri kapsamında bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından kazadan itibaren tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve bu kez dosya ------ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına gönderilerek kaza tarihideki yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet durum ve oranına ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Anılan kurum tarafından düzenlenen 04/02/2025 tarihli raporda özetle; davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin özür oranının % 98 (yüzdedoksansekiz ) olduğu ve sürekli olduğu 18 ay süreyle de geçici iş göremezlik halinde kaldığı yönünde görüş , oran ve süre verilmiştir. Bunun üzerine maluliyet raporunun da usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu kabul edilerek tazminat hesabı aşamasına geçilmiş ve dosya HMK'nin 266. maddesi gereğince teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş ve kusur ve maluliyet oran ve durumlarına göre tazminat hesabı yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi Aktüerya uzmanı ------ tarafından hazırlanan 20/04/2024 tarihli raporda özetle ;21.07.2018 tarihinde meydana trafik kazasında; Davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre belirlenen zarar tutarından %20 hatır taşıması indirimi sonucu davacı ...’ın; a)Ömür boyu bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının = 12.578.018,40 TL. olduğu, b)Davacının tedavi/sağlık gideri teminatı kapsamında olan bakıcı gideri zararı poliçe limitini aştığından ömür boyu bakıcı gideri zararı nedeniyle; Davalının sorumluluğunun = 360.000,00 TL.lık limit ile sınırlı olacağı, c)Başvuru tarihine göre temerrüdün 30.11.2021 tarihinde gerçekleşmiş olacağı, d)Aracın kullanım şeklinin hususi olması nedeniyle avans faizi talebine ilişkin takdirin Mahkemeye ait olduğu yönünde rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine tebliğ olunmuştur. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna göre bedel artırım dilekçesi verilmiş ;davalı vekili tarafından ise bir takım itirazlar öne sürülmüştür. Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin beyan ve itirazları gözetilerek yapılan değerlendirmede öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun % 100 oranının davalı ... şirketine sigortalı davalı araç/motosiklet sürücüsünde olduğu, davacıya atfı kabil müterafik kusur bulunmadığı tespit edildiğinden varsa doğan zarardan davalı ... şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu tespit edilmiştir. Yine ------ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranları da Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmiş olup hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Zira davacı hazin kaza nedeniyle genç yaşta % 98.oaranında yaşam boyu malul kalmış olup sürekli bir bakıcıya ihtiyaç duyacağı muhakkaktır. Bu kabule göre nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen zarar hesabı raporuna gelince; raporun Yargıtay uygulaması gereği TRH 2010 Yaşam tablosu esas alınarak proğrasif rant yöntemine göre hesaplandığı, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu yasal sebeplerin bulunduğu ve hesaplanan tazminattan sigortalısı araç sürücüsünün % 100 kusur oranına göre davalının poliçe limitleri dahilinde tamamen sorumlu olduğu ancak kazanın iki arkadaşın motosiklet ile gezdiği sırada meydana geldiğinden hatır taşıması açık olduğundan belirlenen toplam zarardan/ tazminattan Yargıtay uygulaması gereğince % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği ve bu indirim sonrasında da belirlenen sonuç zararın her halükarda poliçe limitini aştığı değerlendirilmiş ve görülmüştür. Öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih----- sayılı iptal kararı gereği, ZMSS Genel Şartları'nın A.5-c maddesine göre bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık teminatı kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığı; sürekli bakıcı gideri zararının, AYM iptal kararı da dikkate alınarak Yargatay'ın yerleşik uygulamaları gereği davaya konu edilen sürekli bakıcı gideri zararının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından karşılanması gerektiği gözetilmiştir. (Bkz;Yargıtay -----.HD.07/06/2021 ------ Hülasa; yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler kapsamında haksız fiil niteliğindeki trafik kazası ile malüliyet/zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, ortaya çıkan kalıcı maluliyet ve oranına göre hesap ve talep olunan tazminat alacağından ( tedavi gideri kapsamında bakıcı gideri ) davalının sorumlu tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Binaenaleyh; Mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, talep artırım dilekçesi, sigorta poliçesinin türü, tarih ve kapsamı ile limitleri, 2918 sayılı KTK'nin 97.maddesine göre davalıya yapılan başvuruya bağlı olarak hesaplanan sekiz iş günü sonrasına tekabül eden temerrüt tarihi, sigortalı aracın hususi nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, özellikle kusur, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen kusur ve malüliyet raporları ile nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından ibraz edilen rapor da gözetildiğinde yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde davacının davasını TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince usulüne uygun olarak ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle davanın kabulü ile 360.000,00 TL tedavi giderlerine (sürekli bakıcı gideri) ilişkin maddi tazminatın 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre yapılan başvuruya bağlı olarak temerrüt tarihi olarak belirlenen 30/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı ... şirketinin kişi başına tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalı ... şirketinden alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6,KTK. 3, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. Maddesi, TBK, 49, 50/1, 51/1, 52, 54, 55, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK,25,26,27,29,30,31,33,146, 187, 190, 198, 266 vd,281,282,320,321,322 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı ... sorumlu tutulmuştur Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretine gelince; işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olması nedeniyle davalı ... şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. (Bkz; Yargıtay ------Bu kapsamda somut olayda taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk giderinden davacı sorumlu tutulmak suretiyle sonuçta 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile 360.000,00 TL tedavi giderlerine (sürekli bakıcı gideri) ilişkin maddi tazminatın 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre yapılan başvuruya bağlı olarak temerrüt tarihi olarak belirlenen 30/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı ... şirketinin kişi başına tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalı ... şirketinden alınarak, davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 24.591,60 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 80,70 TL peşin harç ve 1.195,50 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 23.315,40 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 80,70 TL peşin harç, 1.195,50 TL tamamlama harcı, 1.760,60 TL posta masrafı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.345,00 TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam 9.117,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 57.600,00 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.