T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/883
KARAR NO : 2025/743
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/11/2022
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.07.2021 tarihinde, ------ İlçesinde, davacının arka koltukta yolcu olarak seyir ettiği, ---- sevk ve idaresindeki ------- plakalı aracın yol kenarında bulunan ağaca çarpması sonucu meydana gelen tek taraflı kazada davacı müvekkil bedensel olarak malul kalmış ve maddi zarara uğradığını, kaza sonucu, henüz 17 yaşında olan müvekkilin koluna platin takılmış, müvekkil uzunca bir süre tedavi görmüş ve yaşamını koluna takılan platin ile devam ettirdiğini, davalı ------ kazaya karışan----- plakalı aracın üçüncü kişilere vereceği maddi zararların sorumluluğunu ------- numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında 06.01.2021-06.01.2021 tarihleri arasında geçerli olmak kaydıyla üstlendiğini, bu sebeple ------ Şirketine 28.06.2022 tarihinde başvurularak davacı müvekkilin kaza sebebiyle uğramış olduğu bedensel zararlara ilişkin 600.000,00 TL tutarında tazminat talep edildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından ------ numaralı hasar dosyası açılmış ve başvurumuza ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının kaza tarihinde 17 yaşında öğrenci olduğunu, kaza dolayısıyla dönem kaybı yaşadığını, davacının babası vefat ettiğini, annesi ceza infaz kurumunda olduğundan, davacı öğrenciliğinin yanında geçimini sağlayabilmek adına sigortasız olarak tatillerde çalıştığını, davacı kaza sonrasında 6-7 ay boyunca çalışamamış, daha sonrasında ise eski gücüne ulaşamadığından günlük yaşantısında zorluklar çekmekte, maluliyeti sebebiyle çalışmakta olduğu işlerde artık çalışamadığını, maddi zarar kapsamında olan geçici tam iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderlerinden davalı şirket 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m.61 uyarınca sorumlu olduğunu, izah olunan nedenlerle; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun adli yardıma ilişkin düzenlemeleri uyarınca işbu yargılama kapsamında adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini, geçici tam iş göremezlik dolayısıyla uğramış olduğu maddi zararın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL tutarındaki alacağın işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına, sürekli iş göremezlik dolayısıyla uğramış olduğu maddi zararın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL tutarındaki alacağın işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına, tedavi giderleri dolayısıyla uğramış olduğu maddi zararın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL tutarındaki alacağın işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık dava ve arabuluculuk vekalet ücretinin davalıdan tahsilinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 20.07.2021 tarihli kazaya ilişkin olarak T.C Sağlık Bakanlığı----- Hastanesi’nden 08.09.2022 tarihinde sağlık kurulu raporu alınmıştır. İlgili raporda davacının maluliyet oranı %0 olarak belirlendiğini, davacının sürekli maluliyeti bulunmadığından sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, ------ Hastanesi sağlık kurulu raporu vermeye yetkili olduğunu, Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş hastane tarafından davacının maluliyet oranı %0 tespit edildiğini, davacının sürekli maluliyetinin oluşmadığı tespit edildiğinden bu yöndeki taleplerin inceleme yapılmaksızın reddini talep ettiklerini, çalışılamayan dönemde mahrum kalınan kazanç bulunmaması durumunda geçici iş göremezlik talebinin reddi gerektiğine ilişkin Yargıtay ----- Hukuk Dairesi ---- Esas, ----- Karar ve 18.06.2018 tarihli ilamında belirtildiğini, talep edilen tazminat ve giderlerin tarife kapsamında SGK tarafından karşılanacağı açıkça belirtildiğini, işbu nedenle davalı sigorta şirketinin, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri bakımından, vaki prim devirleri sebebiyle sorumluluğu kapsamında bulunmadığı SGK’nın sorumlu tutulacağı sabit olduğunu, KTK’ nın 91. maddesi hükmü ile ZMSS’ da sigortacının sorumluluğu aynı yasanın 85/1’nci maddesindeki işletenin sorumluluğu esasına dayandırıldığına göre, işletenin KTK’ nın 86/1 maddesi uyarınca zarar görenin birlikte kusurunu ileri sürebildiği hallerde, onun bu sorumluluğu zarar görene karşı yükümlenen sigortacı da zarar görenin birlikte kusurunu kanıtlayabildiği hallerde yargıç sigortacının sorumlu olduğu tazminat miktarını da indirebileceğini, dosyada mübrez muayene evrakları ve adli kurul raporu incelenerek davacının yaralandığı bölgeler dikkate alındığında başvuranın emniyet kemeri takmadığı, emniyet kemerinin takılması halinde bahse konu yaralanmaların gerçekleşmeyebileceği ve kaza nedeniyle başvuranın yaralanması ile emniyet kemerinin takılmaması arasında nedensellik bağı bulunduğu ve sonuç olarak da davacının müterafik kusurunun bulunduğu izahtan vareste olduğunu, dava konusu somut olayda hatır taşıması bulunduğundan davalı şirket aleyhine bir tazminata hükmedilmesi durumunda, her halükarda TBK md.51 gereği uygun bir indirim yapılmasını talep ettiklerini, davalı şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini beyan eder, her halükarda davacının faiz taleplerinin reddini talep ettiklerini, izah edilen ve re’sen nazara alınacak nedenlerle, davacının sürekli maluliyet bulunmadığından taleplerinin reddini, itirazları baki kalmak kaydıyla her durumda TRH 2010 Tablosu’na göre %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılmasını, davacının yaşı dikkate alınarak geçici iş göremezlik tazminatının reddini, davacının SGK’dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının kesin ve net olarak tespit edilmesi, ödeme alınması durumunda mükerrer ödemeye mahal vermemek için davacının taleplerinin reddini, her halükarda geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tazminatına ilişkin taleplerin teminat dışı olması nedeniyle reddini, davacının müterafik kusuru ve somut olaydaki hatır taşıması dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, muaccel bir alacağın doğmadığı dikkate alınarak davalı şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, Öğrenci Belgesi, ----- SGK Müzekkere cevabı, ----- Asliye Ceza Mahkemesi'ne ----- Esas sayılı dosyası UYAP Kayıtları, ------ Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Yaralanmalı-Ölümlü Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, Hasar Dosyası, Hastanesi Kayıtları, Adli Tıp Kusur Raporu, Adli Tıp Malüliyet Raporu, Bilirkişi Tazminat Hesap Raporu, Dosya kapsamındaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) Yaralanmalı/Ölümlü Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle doğan zararların, 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce tensip zaptı düzenlenerek usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigorta şirketine başvuru, dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 20/07/2021 tarihinde saat 06.45 sularında ----- sokağında dava dışı sürücü -----sevk ve idaresindeki ------ plakalı hususi otomobilin karıştığı tek taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği ve davacının geçici maluliyet ve kalıcı maluliyet geçirecek şekilde yaralandığının ileri sürüldüğü başta trafik zabıtası tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı olmak üzere tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen -----plakalı motorlu aracın kaza tarihinde malik- işleteninin -----, kaza sırasında sürücüsünün ------ olduğu, motorlu aracın yakarıda yazılı kaza tarihini de kapsar şekilde 06/01/2021-06/01/2022-12.00. başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 430.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 430.000,00 TL teminat limitiyle davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesin gereğince kazaya ilişkin olarak ------ Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliği tarafından düzenlenen Yaralanmalı/Ölümlü Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre kazada asli kusurun sürücüde olduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığın çözümü için esaslı üç unsur olan kusur, maluliyet ve zarar hesabı üzerinde durulacaktır. Buna göre mahkememizce taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Bu kapsamda öncelikle davalının sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı olduğundan kusur araştırması yapılması elzemdir. Bu kapsamda ---- ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 11/12/2023 tarihli raporda özetle ; tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi, tüm ifadeler, kaza tespit tutanağı ve ekli olay yeri krokisi, olay anını içeren ekli CD görüntüsü, bilirkişi raporu, ceza dosyası incelendiğinde kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup sevk ve idare hatası sonucu idaresindeki aracın sürüş hakimiyetini kaybeden sürücü -----meydana gelen olayın oluşumu üzerinde tamamen kusurlu olacağı, olay sırasında sürücü ----- idaresindeki araçta yolcu olarak bulunan kişilerin ise meydana gelen olayın oluşumu üzerinde mevcut veriler dahilinde kusursuz oldukları anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde kusur dağılımına gidildiği mevcut verilere göre; sürücü ------- sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermesi, taşıt yolu içerisinde güvenli ve tedbirli bir şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeyip sevk ve idare hatası ile idaresindeki aracın sürüş hakimiyetini kaybetmesi sonrasında gerçekleşen olayda Sürücü ------ %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce taraf vekillerinin işbu rapora herhangi bir itiraz öne sürülmediği anlaşılmakla olaya ilişkin ----Asliye Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı kovuşturma dosyası, kazatespit tutanağı, ceza dosyasında bulunan bilirkişi raporu ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde kazada davacı yolcunun müterafik kusuru bulunmadığı, kusurun % 100 oranında sigortalı araç sürücüsünde olduğu olduğu kesin olarak tespit ve tayin edilmiş olup işbu raporun hükme esas alınması gerektiği kabul ve takdir edilmiştir. (HMK,266 vd. 281, 282. TBK,74/1) Buna göre davalının sigortalısı araç sürücüsünün kusuruna ve derecesine bağlı olarak sorumluluğu bulunduğunun tespit edilmesine müteakip ise davacının geçici ve kalıcı maluliyet durumu ile bakıcı ihtiyacının ve süresinin tespiti bakımından kazadan itibaren kronolojik olarak tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez ---- ATK -----.İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre davacının bakıcı, maluliyet durum, oran ve sürelerine ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Anılan kurum/daire tarafından düzenlenen 11/09/2024 tarihli raporda ise özetle; ----- oğlu 2004 doğumlu --- 20.07.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 20/02/2019 tarihli ---- sayılı ----- Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirilmesinde; yer almayan cetvel, şekil ve tabloların, yer aldığı 20/02/2019 tarihli ---- sayılı ----- Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirilmesinde;1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği,3.Kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, 4.Söz konusu engel oranı 20/02/2019 tarihli ---- sayılı ----- Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ÇÖZGER’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, küçüğün özel gereksinimi yoktur oy birliği ile mütalaa olunur, şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Ancak maluliyete ilişkin ATK raporunun usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu, iyileşme süresinin geçici iş göremezlik süresi olarak kabul ve takdir edilmesi gerektiği anlaşılmakla tazminat hesabı aşamasına geçilmiş ve dosya özel ve teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş, kusur, maluliyet oranı ve süresine göre tazminat hesabına dair rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi Aktüerya/Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ------ tarafından hazırlanan 16/01/2025 tarihli raporda ise özetle; 20.07.2021 tarihinde meydana trafik kazasında davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ------; a)Geçici İş göremezlik döneminde %100 kazanç kaybı nedeniyle maddi zararı = 10.230,36 TL. olarak belirlenmiş olup, Davacının kaza tarihinde 17 yaşında ve öğrenci olması nedeniyle yukarıda “DAVACININ GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK DÖNEMİNDEKİ MADDİ ZARARI” başlığı altında ayrıntılı olarak izah edilen hususlara ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, b)ATK tarafından davacının maluliyet oranı %0 olarak belirlendiğinden sürekli iş göremezlik dönemi için maddi zararının bulunmayacağı, c)1 aylık bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının = 3.577,50 TL olduğu, d)Davacının yukarıda belirlenen maddi zararının poliçe limitleri içinde kaldığı, e)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin 14.07.2022 olarak belirlendiği, f)Aracın kullanım şeklinin hususi nitelikte olduğu, yönünde tespit, görüş ve hesap içeren rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili tarafından beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuş ve itirazlar yerinde görülmez ise talep artırım için süre verilemesi istenmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve delillere uygun hüküm verilmesi için yeterli ve elverişli olduğu, zararın raporla birlikte tam ve kesin olarak belirlendiği gözetilerek davacı vekiline HMK'nin 107/2 maddesi gereğince talep artırım için süre verilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili tarafından HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep arttırım dilekçesi sunulmuş; davalı sigorta şirketi vekili tarafından ise rapora ve talep artırım işlemine karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin işbu davaya ilişkin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmede, öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun % 100 oranında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, davacı yolcunun müterafik kusurunun bulunmadığı, buna göre varsa doğan zarardan, sigortalının kusuru oranında davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır. Yine ATK raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranlarının Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirilmesinde; yer almayan cetvel, şekil ve tabloların, yer aldığı 20/02/2019 tarihli ------ sayılı ------- Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamınd değerlendirilip belirlendiğinden hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun davacının kaza tarihindeki yaşına göre asgari ücret geliri esas alınarak dört aylık geçici iş göremezlik süresi ve bir aylık bakıcı giderine göre düzenlendiği, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, raporda yukarıda açıklanan yasal sebeplerin bulunduğu ve usul ve yasaya uygun olarak hesaplanan bakıcı giderinden kaynaklanan tazminattan davalı sigorta şirketinin, sigortalısı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu oluşuna göre poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulabileceği tespit edilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının kaza tarihindeki yaşı ve işine (öğrenci) göre gelir elde etmediği anlaşıldığından geçiçi iş göremezlik dönemine ilişkin tazminat talebi yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte davacı yolcu ile sigortalı araç sürücüsünün kuzen oldukları anlaşıldığından ortak toplumsal değerler nazarında davacının ahlaki ve ailevi görevin ifası kapsamında taşındığından hatır taşımasından bahsedilemeyeceği (ülkemizde örneğin köy minibüsü ile yolcu taşımacılığında olduğu gibi ticari amaçla hareket edilmesi hariç; olayda olduğu gibi hususi araçla yapılan ve hele hele gençlerin olduğu bir araçta yapılan taşımalarda kuzenlerin ücret karşılığı taşındığına ve uzak gelecekte taşınacağına bir kez bile rastlanmayacağından) Binaenaleyh; Mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, sigorta poliçesinin türü, tarihi, kapsamı ve limitleri, başvuruya bağlı olarak oluşan sekiz iş günü sonrası temerrüt tarihi, taleple bağlılık ilkesi ve de sigortalı aracın hususi nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, özellikle kusur, kişideki hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ATK kusur raporu, ATK maluliyet raporu ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından geçici maluliyet için gerekli tazminat için ibraz edilen rapor da gözetildiğinde; davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince yalnızca bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat istemi yönünden usulüne uygun olarak ispat ettiği, davacının ATK raporuna göre geçici kalıcı maluliyetinin tespit edilemediği anlaşıldığından kalıcı maluliyete ilişkin talebinin ise sakıt olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının geçici ve kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davalarının reddine, 3.577,50 TL tedavi giderlerine (geçici bakıcı gideri) ilişkin maddi tazminatın 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre yapılan başvuruya bağlı olarak temerrüt tarihi olarak belirlenen 14/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalı sigorta şirketinden alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97, 99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd, 1409, 1459, 1461, 1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 107, 146, 187,190, 198, 266 vd,281,282,320,322, ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince temelde tarafların haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlamasına göre belirlenmiştir. Ancak davacının yargılamada adli yardımdan yararlandığı anlaşılmakla davacı yönünden yapılan giderlerin ise HMK'nin 339/2 maddesi gereğince giderlerin davacıya yüklenmesi halinde davacının kaza tarihindeki yaşı da gözetildiğinde Anayasa'daki sosyal devlet ilkesi nazarında mağduriyetine sebep olacağı anlaşılmakla davacı taraf, reddedilen kısım yönünden hesap ve takdir edilen karşı vekalet ücreti dışında yapılan yargılama giderlerinden muaf tutularak davacıya düşen sair yargılama giderleri Hazine üzerinde bırakılmıştır. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince; işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. (Bkz; Yargıtay ----- Bu kapsamda somut olayda taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk giderinden esasen davacının sorumlu tutulması gerektiğinden dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK'nin 339/2 maddesi gereğince Hazine üzerinde bırakılmıştır. Bununla birlikte karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında davanın ilk açıldığı bedel üzerinden kısmen reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep artırım halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı da gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİ İLE;
a-) Davacının geçici iş göremezlik (100,00 TL) ve kalıcı iş göremezlik (100,00 TL) nedeniyle tazminat taleplerinin/ davasının reddine,
b-)3.577,50 TL tedavi giderlerine (geçici bakıcı gideri) ilişkin maddi tazminatın 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre yapılan başvuruya bağlı olarak temerrüt tarihi olarak belirlenen 14/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalı sigorta şirketinden alınarak, davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından; tamamlama harcı olarak yatırılan 60,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 555,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3120.00 TL arabuluculuk ücretinin HMK'nin 339/2 maddesi gereğince Hazine üzerinde bırakılmasına,
4-)Davacı tarafından yapılan 60,00 TL tamamlama harcı, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 71,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-)Davacı adli yardımdan yararlandığından devlet bütçesinden yapılan; 120,00 TL posta ücreti, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 6.995,00 TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam 11.615,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%95) ve ret (%5) oranına göre 11.034,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 580,75 TL giderin ise HMK'nin 339/2 maddesi gereğince Hazine üzerinde bırakılmasına,
6-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 3.577,50 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-)Davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 200,00 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.