T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/232
KARAR NO : 2025/735
DAVA : Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan (Tazminat)
DAVA TARİHİ : 14/04/2021
HEYETE TEVDİ TARİHİ : 29/04/2025
KARAR TARİHİ : 01/10/2025
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinin gerekli yeterli kısımları:
''...
Konu :Davalı bankanın müvekkil şirket sözleşmesini haksız yere feshetmesi, karşılığı olduğu halde müvekkilin takas çeklerinin yazılmasına sebep olması, asılsız sahtecilik suçlamasıyla müvekkil şirketi kazancından mahrum etmesinden ötürü müvekkil ve şirket ortaklarının maddi ve manevi zarariannın ticari avans faiziyle davalıdan tahsili talebidir.
Harca Esas Peder : 450.000.00 TL. ( Belirsiz Alacak davası Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyia)
Açıklamalar :
Müvekkil şirket-----Bölgesinde faaliyet gösteren yurtiçinde ------ gibi marka firmalar ile yurtdışı firmalarına Endüstriyel Boyama Tesisi Üreten büyük bir şirkettir.
Müvekkil şirket ticari faaliyeti gereği 2015 yılından bu yana davalı bankanın ----- Şubesinden gerek mevduat hesabı, gerekse kredi ilişkisi çerçevesinde bankacılık hizmeti almaktadır.
Davalı Banka Güven kurumu olduğu halde Bankacılık İşlemlerindeki kusuruyla müvekkili ağır zarara uğratmıştır. Şöyle ki ;
1 )DAVALI BANKA HİÇBİR SEBEP GÖSTERMEKSİZİN HESAP KAT İHTARI GÖNDEREREK KREDİ SÖZLEŞMESİNE AYKIRI SURETLE KREDİNİN TAMAMININ ÖDENMESİNİ TALEP ETMİŞTİR.
Sayın Mahkemenizce bilineceği üzere Bankacılık Mevzuatında kredi sözleşmesinin feshedilerek kredinin tamamının istenebilmesi için taksitte 90 günden fazla gecikme olması gerekmektedir.
Davalı banka böyle bir olgu olmadığı halde 12/01/2018 tarihinde hiçbir sebep
göstermeksizin ---- Noterliğinin ------ yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek;
Krediye son verdiğini kredileri kat ederek kredi bedelinin tamamı olan 1.260.000, 08 TL. kredi tutan ile 121.585,88 TL kredili mevduat hesabı tutarının 24 saat içinde ödenmesini müvekkile ihtar etmiştir.( EK - 1 Anılan ihtarname )
Şartları gerçekleşmediği halde tüm alacağı tek yanlı muaccel eden işbu ihtarname haksız ve kötüniyetlidir
2 ) DAVALI BANKA MÜVEKKİLİN SÖZLEŞMESİNİ HAKSIZ YERE FESHEDİP TÜM HESAPLARINA BLOKE KOYMUŞ, MÜVEKKİLİN TAKASTAKİ ÇEKLERİNİ ÖDEME TALİMATINA RAĞMEN ÖDEMEYEREK MÜVEKKİLİN ---- BANKASI SİCİLİNDE ^ KARA LİSTEYE ALINMASINA SEBEP OLMUŞTUR.
Davalı bankanın ihtarından sonra taraflar bankacılık faaliyetleri devam etmiş bir nevi davalı banka ihtannı geri çekmiştir. Bu durum davalı bankanın da ihtannda haksızlığım kabul ettiğinin göstergesidir. ( EK - 2 Hesap özeti )
Davacı müvekkil ; 21/02/2018 tarihinde sektörde tanınmış şirketlerden olan------Tesisi Sözleşmesini yüksek bir kârla akdetmiştir. Sözleşmeye göre müvekkil işi teminen diğer tarafa 182.880,00 EURO bedelli Banka Teminat Mektubu verecektir.
Bu meyanda davacı müvekkil ; sözleşme görüşmeleri devam ederken davalı bankaya portföy yöneticisi ---- e - posta adresi üzerinden teminat mektubu isteğinin olacağını 13/02/2018 tarihinde bildirmiştir.( EK - 3 E - posta metni )
Sayın Mahkemenizce bilineceği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 199. Maddesi ” V Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli vazıh veva basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veva ses kavdı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir."
hükmünü amirdir
Davacı müvekkil davalı banka ile yüzyüze haricindeki görüşmelerini e - posta ve sms yoluyla yapmış olup sunduğumuz posta ve sms metinleri BELGE niteliğinde olup herkes için bağlayıcıdır.
Müvekkil şirket ------ firmasıyla sözleşmeyi imza ettikten sonra davalı bankadan teminat mektubunun verilme zamanının geldiğini mektubun hazırlanmasını talep etmiştir. Dayalı banka ise müvekkilden örnek teminat mektubu isteöinde bulunmuş davacı müvekkil de davalının daha önce kendilerine ---- ve ----- firması için verdiöi teminat mektubu portföy --- -- e- posta ---- 28/02/2018 tarihinde saat 15.50 ve 15,51 *de göndermiştir. ( EK - 4 Anılan e posta metni )
Müvekkil şirket avnı gün 28/02/2018 tarihinde saat 17.16 ’da sözleşme akdettiği ----- firmasına davalı bankaya da örnek olarak gönderdiği ----- firması için alınan teminat mektubu üzerinden taraf , bedel kısımlarını sözleşmeye uyarlayarak örnek teminat mektubu göndererek uygunluk istemiştir. (EK - 5 Anılan e posta metni)
Müvekkil ertesi gün 01/03/2018 sabah saat 10.18 ’de davalı banka portföy yönetici --- ---- numaralı GSM telefonuna sms göndererek " ----- Hanım günaydın, aradım duymadınız, konuşmamıza istinaden önce ----- verdiğimiz teminat mektubunu düzenleyerek örnek otarak gönderdik uygunluk yermeleri durumunda ----- Beyin ( Şube miidürii ------ dediği gibi en geç Salı günü verebilecek miyiz Ona göre firmaya bilgi vereceği bildiriminde bulunmuştur.( EK alamamıştır. Müvekkil müşterisi ---- - firması ise aynı gün 01/03/2018 tarihinde davalı bankaya saat 14. 16 'da e - posta göndererek teminat mektubunun uygunluğunu sormuştur. ( EK 7 - Anılan e posta )
Davalı banka ise yukarıdaki yazışmalarla da sabit olduğu üzere müvekkilin müşterisine ve kendi şubelerine önceki teminat mektuptan üzerinden örnek mektup gönderdiğini bildiği halde " mektubun sahte bir mektup olduğu" bilgisini vermiştir. ( EK - 8 Davalı banka yazışması)
Bu durum üzerine müşteri ----- firması müvekkili arayarak "Bize sahte mektup göndermişsiniz bankanız tövte Komutu" bilgisini vermiştir. Bu durum üzerine müvekkil şirket temsilcisi doğrudan şubeye gitmiş Şube Müdürü " Bir yanlış anlama olmuş. merak etmeyin mektubunuz çıkacak denmiştir "
Davalı banka kusurlu eylemlerinde daha da ileriye gitmiş;
Bir sonraki gün olan 02 / 03 / 2020 tarihinde müvekkil şirket yine davalı bankaya portföy yöneticisi ----- üzerinden "Takasta çeklerimiz var mı, Ödemelerini hangi hesaba yapayım " şeklinde e posta göndermiştir. ( EK 9 - Anılan e posta }
Davalı bankaca verilen bilgi doğrultusunda şubedeki hesabına " Takas Çekleri Ödemesi " açıklamasıyla dört adet çek bedeli olan 112.500,00 TL. ( Yüz On İki Bin Beş Yüz ) göndermiştir. ( EK10 - Ödeme dekontu ) Aynyeten de davalı bankaya çekler için göndermiş olduğumuz ödemenin EFT dekontudur açıklamasıyla yine e posta üzerinden bilgi vermiştir. ( EK 11 - Anılan e posta Hal böyle olmasına rağmen müvekkil bir gün sonra 03/03/2018 tarihinde hesaplannı incelediğinde çek bedellerinin ödenmediği çeklerin yazıldığını öğrenmiştir. Derhal davalı şubeye gitmiştir. Şube. yetkililerince "Hakkınızda suç duyurusu söz konuşu hesaplarınız Katedildi , Cek için yaptığınız ödemeleri kredi borcunuza kestik Şubece yapacağımız bir şey yok artık is Genel Müdürlükte" denmiştir.Sözleşmesi tek yanlı SÖZLÜ şekilde feshedilen , hesaplan katedilen , çekleri yazılan müvekkil neye uğradığını şaşırmıştır.
3 ) DAVALI BANKA MÜVEKKİL ŞİRKET TEMSİLCİSİ HAKKINDA ÖRNEK TEMİNAT MEKTUBUNDAN BAHİSLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞ SAVCILIKÇA TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞ İŞBU TAKİPSİZLİK KARARINA DAVALI BANKANIN YAPTIĞI İTİRAZ KESİN OLARAK REDDEDİLMİŞTİR. BÖYLELİKLE DAVALI BANKANIN SÖZLEŞMEYİ FESHE ve HESAPLARI BLOKEYE DAYANAK GÖSTERDİĞİ SEBEBİN HAKLI OLMADIĞINA DAİR KESİNLEŞMİŞ YARGI KARARI MEVCUTTUR.
Davalı banka sözleşmeyi yazılı bir bildirim yapmaksızın feshettikten sonra 13/03/2018 tarihinde müvekkil şirket yetkilisi ---- hakkında ---- C.Başsavcılığının ----- Soruşturma sayılı dosyasından sahte teminat mektubu düzenlemek suçundan suç duyurusunda bulunmuştur. ( EK - 12 Davalı Bankanın Şikayet Dilekçesi)
Savcılık Makamı yaptığı soruşturma sonunda " Şüphelinin soruşturmaya konu teminat mektubunu örnek mahiyetinde gönderdiği yönündeki beyanı ve orijinal belgenin şirkete veya bankaya ibraz edilmediği , dosyada düzenlenmiş ıslak imzalı bir teminat mektubu bulunmadığı ve alınan beyanlarda sözkonusu teminat mektubunun sadece mail ortamından gönderildiği anlaşılmakla şüphelinin üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA 24/12/2018 tarihinde karar verilmiştir. ( EK - 13 Anılan takipsizlik kararı )
Davalı banka işbu karara itiraz etmişse de itirazı ----- Sulh Ceza Hakimliğinin ----- sayılı dosyasından KESİN olarak 27/02/2019 tarihinde reddedilmiştir. ( EK - 14 Sulh Ceza Mahkemesi karan )
4 )DAVALI BANKA HAKSIZ SURETLE TÜM ALACAĞINA MUACCELİYET KAZANDIRIP İHTİYATİ HACİZ YOLUYLA KREDİLERİN TAMAMI BEDELİ ÜZERİNDEN İCRAYA GEÇMİŞTİR. DAVALI YAN İHTİYATİ HACZİ; KAMBİYO VASFINA SOKTUĞU MÜVEKKİLİN ADİ SENETLERİ ÜZERİNDEN YAPARAK MÜVEKKİLİN İCRA TAKİBİNE İTİRAZLARINI PEŞİNEN ENGELLEMİŞTİR. YİNE ŞİRKET HAKKINDA İHTİYATİ HACİZ KARARI ALDIĞI GİBİ ŞİRKET ORTAKLARININ TAŞINMAZ ve ARAÇLARINA da İHTİYATİ HACİZ KOYUP YAKALAMA ve SATIŞ YOLUNA GİTMİŞTİR. BÖYLELİKLE DAVALI BANKA MÜVEKKİL ŞİRKETİ AĞIR MADDİ VE MANEVİ ZARARA UĞRATMIŞ OLUP TAZMİN ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.
Davalı banka müvekkil şirketçe kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen boş teminat senetlerine kredinin tamamı bedeli olan 1.320.000,00 TL. ( Bir milyon üç yüz yirmi bin ) yazarak ----Asliye Hukuk Mahkemesinin------- sayılı dosyasından aldığı 09/03/2018 tarihli ihtiyati haciz karanyla ------ İcra Müdürlüğünün ------sayılı dosyasından icra takibine geçmiştir. ( Ek - 15 İhtiyati haciz kararı Ödeme Emri Ve Senet Sureti) İcra dosyasından müvekkil şirket fabrikasına 27/03/2018 tarihinde hacze gelinmiştir. Yine şirkete ait------plakalı araca ihtiyati haciz ve yakalama şerhi konulmuş senette kefil olarak yer alan şirket ortağı----- plakalı aracı ile ---- 5988 Ada 1 Parsel , ----nolu dairesine İhtiyati haci2 konulup satış işlemi başlatılmıştır.
Yine kredi sözleşmesinin teminatı olarak davalı bankaya ipotek olarak verilen şirket ortağı-----ilçesi, ---- Mahallesi, 667 ada 38 parsel ----- nolu daire için------İcra Müdürlüğünün ------Esas sayılı dosyasından İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibine geçilmiştir. 21 / 08 / 2020 tarihine satış günü alınmıştır. ( EK 16- İcra emri ve Satış İlanı )
Görüleceği üzere davalı bankanın alacağı ipotekle güvence altında olmasına karşın ; ihtiyati haciz yoluyla müvekkil şirketin hareket kabiliyetini devre dışı bırakmıştır. Müvekkil Şirket ve ortaklan bütün işini gücünü bırakarak davalının - başlattığı haksız icra takibini ödemek üzere mesaisini harcamıştır. Yine müvekkil şirket davalı banka yüzünden kara listeye girmekle kredibilitesi sarsıldığından başka bankalardan da kredi kütlanamamış iktisaden mahva sürüklenmiştir.
Müvekkil şirket yorucu bu süreç içinde davalı bankaya icra borcunu
18 / 05 / 2018 tarihînde 50.000,00 TL.
11 / 07 / 2018 tarihinde 2.299,00 TL.
13 / 08 / 2018 tarihinde 70.000,00 TL.
19/11/2018 tarihinde 125.000,00 TL.
14/12/2018 tarihinde 200.000,00 TL.
05/03/2019 tarihinde 100.000,00 TL
06/03/2019 tarihinde 1.410,00 TL.
09/08/2019 tarihinde 100.000,00 TL.
15/08/2019 tarihinde 12.000,00 TL.
21/11/2019 tarihinde 112.000,00 TL.
17/01/2020 tarihinde 112.000,00 TL.
17/01/2020 tarihinde 159,77 TL.
12/05/2020 tarihinde 56.000,00 TL.
16/06/2020 tarihinde 112.000,00 TL.
17/06/2020 tarihinde 112.000,00 T L.
23/06/2020 tarihinde 112.000,00 TL.
04/08/2020 tarihinde 700.000,00 TL.
04/08/2020 tarihinde 70.000,00 TL.
04/08/2020 tarihinde 53.640,00 TL.
Hesabında kalan 18.340,00 TL. ’nin kesilmesi yatırmak suretiyle 2.118.848,00 TL. olarak ödemiştir. ( Ek 17 - Ödeme Belgeleri ) Maddi Zarar Kalemlerimiz
A ) İcra Dosyaları Nedeniyle Uöramlan Zarar : Müvekkil şirket, mevcut özvarlığını haciz tazyikiyle davalıya ödemek zorunda kaldığından piyasaya olan ödeme taahhütlerini yerine getirememiştir.
Bu bağlamda müvekkil şirket hakkında davalı bankanın takibiyle beraber 28 adet icra takibi başlatılmıştır. Bu borçlann toplam ana parası 2.062.687,72 TL. olduğu halde icraya geçilmesi sebebiyle faiz , icra masrafı ve Vekalet Ücretinden dolayı 3.195.034,00 TL ödenmiştir. Aradaki 1.1132.346,00 TL. fark müvekkilin maddi zararı olup davalıca tazmini gerekmektedir. ( EK - Müvekkilin muhatap olduğu icra dosyalarının listesi) Zira davalı bankanın haksız feshi olmasaydı müvekkil Kredisini taksit şeklinde ödeyecek, çekleri yazılmayacak , icra takiplerine muhatap olmayacak fazladan faiz, yargılama gideri ve İcra Vekalet Ücreti ödemeyecekti.
Yine davalı bankanın haksız fesih işlemiyle müvekkil şirket Vergi Dairesine olan yapılandırma taksitlerini zamanında ödeyememiştir, Bu sebepte 55.336,17 TL. olan vergi borcu gecikme nedeniyle 111.391.61 TL olarak yeniden yapılandırılmıştır. Aradaki 56.055,00 TL. fark müvekkil şirketin maddi zararları olup davalıca tazmini gerekmektedir.
Müvekkil şirketin piyasaya olan ödemelerini zamanında yapamamasına davalı banka sebep olduğundan ana para harici fazladan ödenen bedelin davalı bankaca tazmini gerekmektedir.
Bu nedenle müvekkilin anapara borcu dışında fazladan ödediği bedellerin davalıdan tahsili gerekmektedir. İşbu zarar kalemimizi belirteyemediğimizden bilinebilirliği bilirkişi incelemesine muhtaç olduğundan şimdilik davalı bankadan 50.000,00 TL. 'nin tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber ödenmesini talep ediyoruz.
B } Gelir Kavbı Zararı Müvekkil şirket davalı bankanın yol açtığı haksız fesih , haksız Savcılık şikayeti , haksız hacizlerle Bankalar nezdindeki kredibilitesini kaybedip , piyasada borcunu ödeyemeyen şirket durumuna düşmüştür. Yine müvekkil şirketin ihracat bağlantıları zayıflamış, mesai bu işlere harcandığından yeni iş alamamış fahiş maddi zarara uğramış iktisaden dar boğaza girmiş , piyasadaki tüm itibar ve saygınlığı zedelenmiştir.
--- şirketin 2017 yılı ile 2018,2019,2020 yılı ciroları mukayese, davalı Bankanın müvekkilin ticari faaliyetini lağvettiği açıkça görülmektedir. Zira müvekkil şirket 2018 Kartından 2020 Ağustosuna kadar ki süreçte yeni iş alamamış, para kazanamamış maddi zarara uğramıştır. Nitekim müvekkil şirketin brüt satışlarının dağılımı aşağıdaki gibidir.
.........
Müvekkil şirket bilançoları yıllara göre Mali Bilirkişi tarafından incelendiğinde müvekkilin maddi zararı rakamsal olarak ortaya konacaktır. ( EK- 18 Müvekkil Şirket 2017/2018/2019/2020 bilançolar. )
Bu nedenle davalı banka sözleşmeye aykırı tutum ve işleri , sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle müvekkilin işbu maddi maddi zararını ödemek zorundadır. Müvekkilin işbu gelir kaybına yönelik zararı da bilinebilir olmadığından şimdilik 50.000,00 TL. 'nin tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber davalıca ödenmesini talep ediyoruz.
.........
C ) Müşterice Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Uğranılan ----- firması -----. Noterliğinden keşide ettiği 15/03/2018 tarihli ihtarnamesiyle " Teminat mektubunun teyidi hususunda ------ ile yapılan görüşmede Banka tarafından teminat mektubunun " daha önce banka tarafından düzenlenen teminat mektubunun bilgilerinin tahrif edilmek suretiyle oluşturulan sahte bir belge olduğu 01/03/2018 tarihinde tarafımıza bildirilmiştir. İşbu sözleşme hükümlerine aykırı davranışınız nedeniyle sözleşmeyi feshettiğimizi bildiririz " fesih ihtarında bulunmuştur. ( EK -20 Anılan ihtarname )
Davalının kusurlu işlemiyle iş müvekkilden alınmış ----- Firması işi müvekkilin rakibi olan ----- vermiştir. İşbu sözleşme feshedilmeseydi müvekkil şirket sözleşme bedeli olan 609.600 EURO üzerinden % 20 'si nispetinde net kazanç elde edecekti. Müvekkilin işbu 121.920 EURO kazanç kaybını ( 1.045.000,00 TL) davalı banka karşılamakla yükümlüdür. Müvekkilin işbu zararına karşılık şimdilik 25.000,00 TL. 'nin tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber davalıca ödenmesini talep ediyoruz.
D ) Şirket taşınmazının acilivetten düşük bedelle satışından donan zarar Davalı bankanın Müvekkil şirket kredi ana parası 1.317.763,79 TL. olduğu halde davalı bankaya icra masrafı , Avukatlık ücreti , faiz , vs feriler nedeniyle 2.141.239,67 TL. ödemiştir. Müvekkil şirket aydan aya ödediği kredinin tamamının haksız suretle muaacel hale getirilip icraya konulması nedeniyle ticari faaliyetini sürdürdüğü --- Bölgesinde 108 ada 21 parsel----- numaralı fabrikasını 16/07/2020 tarihinde bedeli 16.000.000,00 TL. ( On altı milyon ) olduğu halde aciliyetten 11.500.000,00 TL. ( On bir milyon beş yüz bin ) bedele satmak zorunda kalmıştır. ( EK - 21 Tapu ) Müvekkilin işbu zaran da bilinebilir olmadığından keşten inceleme gerektirdiğinden işbu zarar kalemimize de karşılık şimdilik 25.000,00 TL. 'nin tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber davalıca ödenmesini talep ediyoruz.
Bir güven kurumu olarak Anonim Şirket şeklinde örgütlenmekle basiretli tacir prensibine daha sıkı tabi olan davalı bankanın özen yükümlülüğü daha ağır olduğundan müvekkilin tüm zararını tazmin etmek zorundadır.
Manevi Tazminat Talebimiz :- bankanın kusuru nedeniyle müvekkil şirketin itibarı sarsılmış kişilik haklan zedelenmiştir. Müvekkilin ---- Bankasının Riskli Müşteriler Listesinde Gözükmesi. Takas Çeklerinin Yazılmağı Müvekkili Nakdi sıkıntıya düsüriip Faaliyet Gösterdiği Fabrika Binasın» Elinden Çıkarmak Zorunda Kalması , Sahtecilikle Suçlanıp İş bağlantılarını kaybetmesi Manevi Tazminata hükmolunması gerektiği muhakkaktır
.........
Davaya konu uyuşmazlığın çözümü için tarafımızca 18.02.2021 tarihinde dava şartı olan Arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, ---- arabuluculuk dosya numarası ile kayıtlı görüşmeler sonucunda anlaşmaya yanlamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmiş olmakla ilgili tutanağı Sayın Mahkemenize sunuyoruz. ( EK - 24 )
Bu sebeple davalı bankanın müvekkili uğrattığı manevi zarara karşılık 250.000,00 TL. (İki Yüz Elli Bin ) manevi zarann haksız fesih / hesaplara bloke tarihi olan 02 / 03 / 2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber ödenmesini talep ederiz.
Davalı bankaca hesabı kat ve feshin haksızlığına rağmen şirket ortağı------ araç ve taşınmazına ihtiyati haciz konulup araçlarına yakalama çıkarılması ve taşınmaz için satış işlemlerine başlanması manevi yönden büyük bir üzüntü kaynağı teşkil etmiş onur ve gururunu rencide etmiştir.
Bu nedenle davacılardan -------manevi zararına karşılık 25.000,00 TL. (Yirmi Beş Bin ) manevi zarann haksız fesih / hesaplara bloke tarihi olan 02 / 03 / 2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber ödenmesini talep ederiz.
Davalı banka hesabı kat ve feshinin haksızlığına rağmen Şirket ortaklarından ------ taşınmazı üzerindeki ipotek üzerinden ilamlı icra takibine geçip satış günü alması müvekkili kahretmiştir. Müvekkilin yaşadığı ruhsal sıkıntıya karşılık 25.000,00 TL. (Yirmi Beş Bin ) manevi zarann haksız fesih / hesaplara bloke tarihi olan 02 / 03 / 2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber ödenmesini talep ederiz.
.........
Sonuç ve İstem : Yukarıda arz edilen nedenler doğrultusunda;
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 150.000.-TL maddi tazminat ile 300.000,00 TL. manevi tazminatın haksız fesih / hesaplara bloke tarihi olan 02 / 03 / 2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle beraber davalı yanca ödenmesini
...''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
''...
KONU : Cevap dilekçemizin ve delil listemizin sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR:
USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ
1-SÖZ KONUSU DAVA DİLEKÇESİ MÜVEKKİL BANKAYA USULSÜZ BİR ŞEKİLDE TEBLİĞ EDİLDİĞİNDEN, CEVAP SÜREMİZİN DAVAYI ÖĞRENDİĞİMİZ TARİH OLAN 14/10/2021 TARİHİNDEN İTİBAREN BAŞLATILMASI GEREKMEKTEDİR.
Davacı tarafından müvekkil banka aleyhine ikame edilmiş olan davaya ilişkin dava dilekçesi, her ne kadar 03/06/2021 tarihinde müvekkil bankaya tebliğ edilmiş gözüküyor ise de müvekkil bankaya yapılan tebligat usulsüz tebligat olduğundan ötürü iş bu davaya ilişkin cevap süresi, tarafımızca bu davadan haberdar olunup vekalet sunulan 14/10/2021 tarihi olmalıdır. Açıklamamız gerekirse;
Tebligat Kanunu Madde 13 " Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır." demektedir.
Bunun yanı sıra Tebligat Kanunu Madde 20 uyarınca,
"Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi:
Madde 20 (Değişik : 6/6/1985 - 3220/6 md.)13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. (Değişik son cümle: 19/3/2003-4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır. (2) "
Görüleceği üzere, işyerlerine yapılacak tebligatlarda, ÖNCELİKLE şirket yetkilisinin orada olup olmadığı sorgulanmalı ve ancak ŞAYET ŞİRKET YETKİLİSİ O SIRADA ORADA BULUNMUYOR İSE, orada hazır bulunan evrak memuruna yapılmalıdır.
Müvekkil banka tarafından açılan ve usulsüz tebligata ilişkin olan------ İcra Hukuk Mahkemesinin 01/10/2015 Tarihli -----sayılı ilamı uyarınca,(EK-1)
"Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 20 ve 21. maddelerinde tüzel kişilere yapılacak tebligat usulü düzenlenmiş olup, buna göre tebligatın tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılması, yetkili temsilcinin herhangi bir sebeple orada bulunmaması veya evrakı bizzat alamayacak bir halde olması durumunda tebliğin tüzel kişinin memur ve müstahdemlerinden birine yapılması gerekir. TEBİLGAT YETKİLİ TEMSİLCİ YERİNE MEMUR YA DA MÜSTAHTEMLERİNDEN BİRİNE YAPILMIŞSA, BUNUN NEDENLERİNİN TEBLİGAT EVRAKINA AÇIKÇA YAZILMASI GEREKİR. İncelenen tebliğ evrakında bu kurala uyulmadığı ve tebligatın usulsüz olduğu kanaatine varılmış, ancak davalı borçlunun 24/02/2015 tarihinde borca itiraz dilekçesi vermesi nedeniyle, takibi öğrenmiş olduğu 24/02/2015 tarihinde tebliğin yapılmış olduğunun kabulüne karar verilerek…" denilmek suretiyle iş bu dava ile birebir aynı durumdaki başka bir dosyada yapılan tebligatın usulsüz olduğuna karar vermiştir.
------- İcra Hukuk Mahkemesinin 01/10/2015 Tarihli ------ sayılı ilamı ile verilen, yapılan tebligatın usulsüz olduğu yönündeki karar YARGITAY ------ HUKUK DAİRESİNİN 31.03.2016 TARİHLİ ------ SAYILI İLAMI İLE ONANMASINA KARAR VERİLMİŞTİR. (EK-2)
İşte bu yüzden, söz konusu tebligat, müvekkil banka şube yetkilisinin orada olup olmadığı sorgulanmaksızın ve keyfiyet mazbataya yazılmaksızın yapılan tebligat usulsüzdür ve davaya cevap süremizin davayı öğrendiğimiz tarih olan 14/10/2021 tarihinde başlaması gerekmektedir. Yasal süresi içerisinde de cevaplarımızı sunuyoruz.
ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:
Davacı tarafından açılan dava, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olup tarafımızca kabulü mümkün değildir. Şöyle ki;
1-MÜVEKKİL BANKA TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN İŞLEMLER, BANKACILIK TEAMÜLLERİNE, SÖZLEŞME HÜKÜMLERİNE VE YASAL MEVZUATA SON DERECE UYGUN OLUP HİÇBİR HUKUKA AYKIRILIK BULUNMAMAKTADIR.
Davacı ile müvekkil banka arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedilmiş olup işbu GKSler kapsamında da davacı tarafa krediler kullandırılmış, avans teminat mektupları verilmiş, çeşitli bankacılık hizmetleri sunulmuştur. (Müvekkil Banka Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak celbi talep olunur.) Kısaca dava konusu süreç hakkında bilgi vermek gerekirse;
Davacı şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkil banka gördüğü lüzum üzerine, ------Noterliğinin 12/01/2018 tarihli ------ Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile kredilerin kat edildiğini ve 24 saat içerisinde bildirilen borcun ödenmesi gerektiğini bildirmiştir. (EK-3 Kredi Kat İhtarnamesi)
Kredi kat ihtarıyla birlikte davacı şirketin ticari hayatına devam ederek borçlarını ödeyebilmesi için, müvekkil bankanın alacağı ve tüm hakları baki kalmak kaydıyla, davacıların ısrarlı bir şekilde borçlarını ödeyeceklerini söylemeleri üzerine, bankacılık işlemlerine bir süre daha devam edilmiş ise de davacı şirket müvekkil bankaya olan borcunu ödeyememiş, müvekkil banka da davacı şirkete daha fazla sabır gösteremeyeceği ve taviz veremeyeceğinden, sözleşmesel ilişkinin devamı müvekkil banka yönünden mümkün olmadığından, yasal mevzuat ve sözleşmeden doğan haklarını kullanarak yasal süreci başlatmıştır.
Tüm bunlara ilave olarak davacı taraf bu süreçte, sahte bir teminat mektubu üreterek müşterisine vermiş, müvekkil banka ise bu teminat mektubundan, kendi müşterisinin mektup teyidi için gönderdiği mail ile haberdar olmuş, davacı tarafın ciddi risk içeren bütün bu eylemleri nedeniyle de davacı şirket ile olan güven ilişkisi tamamen kopmuştur.
Zaten müvekkil banka kayıt ve belgeleri üzerinde, bilirkişi incelemesi yaptırıldığı takdirde, müvekkil banka tarafından yapılan bütün iş ve işlemlerin son derece hukuka uygun olduğu ve davacı taraflara karşı hiçbir sorumluluğunun olmadığı tespit edilecektir.
2-DAVACI TARAF HER NE KADAR, HESAPLARINA HAKSIZ YERE BLOKE KONULDUĞUNU, TAKASTAKİ ÇEKLERİNİ ÖDEME TALİMATINA RAĞMEN ÖDENMEDİĞİNİ, ----- BANKASI SİCİLİNDE KARA LİSTEYE ALINDIKLARINI İDDİA ETMİŞ İSE DE;
DAVACI ŞİRKETİN ÇEK ÖDEMELERİNİN YAPILDIĞI - HESABI BLOKELİ OLUP 02/03/2018 TARİHİ İTİBARİYLE 161.553,27-TL EKSİ BAKİYE BULUNMAKTADIR. AYRICA DAVACI ŞİRKETİN KREDİLERİ KAT EDİLMİŞ OLUP İDARİ TAKİP ALTINDADIR.
HAL BÖYLE OLUNCA DAVACI ŞİRKETİN, BLOKENİN KALDIRILARAK ÇEK KARŞILIKLARININ ÖDENMESİ TALEBİ BANKA TARAFINDAN UYGUN GÖRÜLMEMİŞ VE BANKANIN SÖZLEŞMESEL HAKKI OLAN TAKAS MAHSUP YETKİSİ ÇERÇEVESİNDE DAVACI ŞİRKETİN VADESİZ HESABINA YATIRDIĞI TUTAR MÜVEKKİL BANKAYA OLAN BORCUNA MAHSUP EDİLMİŞTİR.
Davacı şirketin 02/03/2018 tarihinde ödemesi gereken 4 adet çeki bulunmakta olup ekte sunulu - Merkezinden Gelen Çekleri Dökümünden görüleceği üzere söz konusu 4 adet çekin toplam karşılığı 112.500-TLdir. (EK-4)
Davacı şirketin takas çekleri ise müvekkil banka nezdindeki ----- nolu hesaptan sorulmakta olup, ilgili hesaptaki - ekside ve blokeli haldedir. Davacı şirketin 02/03/2018 tarihi itibariyle - hesabındaki banka borcu 161.553,27-TLdir. (EK-5)
Davacı tarafça ise her ne kadar 02/03/2018 tarihinde, takas çeklerinin sorgulandığı -----nolu ---- hesabı blokeli ve eksi bakiyede olduğundan ----- nolu vadesiz hesabına "takas çekleri ödemesi" açıklamasıyla 112.500-TL hesaba gönderilmiş ve - blokesinin kaldırılarak çeklerinin ödenmesi talep edilmiş ise de işbu tutar, zaten kredileri kat edilmiş ve idari takipte bulunan davacı şirketin söz konusu talebi uygun görülmeyerek müvekkil bankanın sözleşmesel hakkı olan takas mahsup yetkisi uyarınca, kredi borçlarına mahsup edilmiştir.
Keza her ne kadar müvekkil banka tarafından daha öncesinde davacı şirketin - hesabı blokeli ve eksi bakiyede olsa da çeklerinin karşılıksız kalmaması adına iyiniyet çerçevesinde; söz konusu bloke işlem bazında kaldırılarak çek bedellerini ödemesine müsaade edilmiş ise de işbu tutum davacı tarafça süreklilik arz edecek şekilde alışkanlık haline gelmiş ve müvekkil bankanın iyiniyeti davacı tarafça suistimal edilmiştir. Müvekkil banka da daha fazla taviz gösteremeyeceğinden, 02/08/2018 tarihindeki - bloke kaldırma taleplerini uygun görmeyerek söz konusu tutarı sözleşmesel hakkı olan takas mahsup yetkisi uyarınca banka alacağına mahsup etmiştir. Bakiye kalan banka alacağı için ise yasal takip başlatılmıştır.
Görüleceği üzere, davacı tarafın çeklerinin karşılıksızdır işlemine maruz kalmasının müvekkil banka ile hiçbir ilgisi bulunmamakta olup davacı tarafın takas çeklerinin sorulduğu - hesabı ekside ve blokeli halde olmasaydı, yani davacı taraf müvekkil bankaya yüklü miktarda borçlu olmasaydı, söz konusu çekleri karşılıksız kalmayacaktı. Zaten davacı taraf da müvekkil bankaya borcu varken, müvekkil bankaya uzun süredir ödemediği borcunu değil, çek hamillerine olan borcunu ödemeye çalışmakta olup müvekkil bankanın buna katlanma mecburiyeti de bulunmamaktadır.
3-DAVACI TARAF HER NE KADAR, SAHTE TEMİNAT MEKTUBU NEDENİYLE MÜVEKKİL BANKA TARAFINDAN YAPILAN SAVCILIK ŞİKAYETİ HAKKINDA KYOK VERİLDİĞİNİ VE FESHE/BLOKEYE DAYANAK GÖSTERİLEN SEBEBİN HAKLI OLMADIĞININ KESİNLEŞTİĞİNİ İDDİA ETMİŞ İSE DE;
TAKİPSİZLİK KARARINDA ÖZETLE, ŞÜPHELİ HAKKINDAKİ İDDİANIN ASILSIZ, YERSİZ VE MESNETSİZ OLDUĞUNDAN BAHİSLE DEĞİL, GERÇEĞE AYKIRI OLARAK YETKİSİZ BİÇİMDE OLUŞTURULAN MEKTUBUN E-MAİL DIŞINDA BİR YERDE KULLANILMAMASI, BANKAYA TAHSİL İÇİN İBRAZ EDİLMEMESİ VE ASLINA ULAŞILMAMASI NEDENİYLE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR.
01.03.2018 tarihinde Müvekkil Banka müşterisi ----- çalışanı ----- tarafından bahse konu teminat mektubunun fotokopisi ekli email yazışması ile müvekkil bankaya iletilmiş ve ilgili mektupla ilgili Müvekkil Banka teyidi talep edilmiştir. (EK-6 Gerçeğe aykırı teminat mektubu ve email çıktısı)
Müvekkil Banka tarafından yapılan inceleme sonucunda ilgili teminat mektubu örneğinden mektubun, daha önce Müvekkil Banka tarafınca düzenlenmiş bir teminat mektubunun muhtelif bilgilerinin tahrif edilmek suretiyle oluşturulmuş sahte bir belge olduğu ve Müvekkil Bankaca düzenlenmiş gerçek teminat mektubunun Müvekkil Bankaya iade edilmiş olduğu tespit edilmiştir. (EK-7 iade alınan mektup örneği) Akabinde, ilgili teminat mektubunun Müvekkil Bankaca düzenlenmediği ve Bankaca yapılacak yasal başvurulara esas olmak üzere, sahte teminat mektubunun Müvekkil Bankaya teslim edilmesi istenilmiştir. (EK-8 Müvekkil Banka tarafından teminat mektubunun sahte olduğunun anlaşıldığı bilgisinin verildiği 01.03.2018 tarihli yazı)
Görüleceği üzere, ---- tarafından, --- lehine ve ------ isimli firma muhatap olacak şekilde daha önce Müvekkil Bankaca düzenlenmiş teminat mektubu, seri ve sayı numarası aynı kalacak şekilde tutar, vade, muhatap ve sair bilgiler değiştirilerek bir avans mektubu örneği oluşturulmuştur. Görüleceği üzere, MEKTUP ALTINDA İMZALAR VE PERSONEL İSİMLERİ DE YER ALMAKTA ve tıpkı ticari ilişkide kullanılmak üzere tüm unsurlara, yeni ticari ilişkiye göre mektup üzerinde yer verilmektedir.
Örnek olarak sunulan mektuplarda, "SAYI, NUMARA ve LEHTAR ve BEDEL" gibi belirleyici ve mektubu özelleştirici bilgilerinin ticari ilişkiye özgü olarak FOTOKOPİ, KES YAPIŞTIR yöntemi ile düzenlenmesi ve İMZALI bir şekilde, ticari ilişkinin tarafına gönderilmesi şeklinde bir uygulama HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR. Burada gönderilen mektup, BİR ÖRNEK DEĞİL, TAM OLARAK GERÇEKMİŞ GİBİ DOLDURULMUŞ, FOTOKOPİ İLE İMZA VE LEHTAR MUHATTAP BİLGİLERİ EKLEME YAPILARAK ESKİ MEKTUP ÜZERİNDEN YENİ BİR MEKTUP YARATILMIŞ ve TEDAVÜLE ÇIKARILMIŞ, ALDATMA KABİLİYETİ OLABİLECEK BİR MEKTUP GÖRÜNTÜSÜNE SAHİP OLUP TİCARİ İLİŞKİ DE KULLANILMAK VE TİCARİ İLİŞKİ DE ZAMAN KAZANMAK, MÜŞTERİYİ İKNA EKMEK MAKSATLI OLARAK muhatap firma ------ iletilmiştir.
Bankacılık uygulamasında mektup örneği, temin edilmek üzere müşteri ile değil, aksine mektubu hazırlayacak banka ile lehtar, bedel, sayı, tarih, kısımları boş olarak paylaşılır, aynı şekilde mektuptan hazırlanması istenir ve hazırlanacak mektup içerisinde yer alması gereken bilgiler banka ile paylaşılır, Banka da mektup örneğinden esinlenerek, yeni ticari ilişkinin bilgilerine göre mektubu banka kendisi hazırlar. Burada ise-----, tamamen banka yerine geçerek bir mektup hazırlamış ve imza içerecek şekliyle, yeni lehtara hitaben SANKİ GERÇEĞİ ELİNDEYMİŞ, BANKADAN MEKTUP TEMİN EDİLMİŞ İZLENİMİ yaratılarak düzenlenmiş bir mektup görüntüsü söz konusudur. Ayrıca, ----- firmasının bankadan onay almadığı bir mektup örneğini, almış izlenimi yaratarak, ve eski bir mektuptan alıntı sayı ve numaraları kullanarak, lehtar, bedel, tarih değişikliği suretiyle YENİ BİR MEKTUP yaratıp, müşteriler ile paylaşmasının, hiçbir haklı, yasal bir nedeni bulunmamaktadır. Bankacılık uygulamasında, yeri olmayan bir mektup görüntüsü yaratılmasının, gerek müvekkilim bankada, gerekse lehtar firmada şüphe uyandırması da son derece olağandır.
KALDI Kİ EN ÖNEMLİ HUSUS, müvekkilim banka, 24.01.2021 tarihinde ---- firmasının tüm kredilerini kat etmiş ve ------ firmasının Bankamızda toplam 1.361.375 riski (883.809 lik kısmı KGF) olup, kredili risk durumu idari takipte izlemede olması nedeniyle, ----- tarafından yapılan teminat mektubu talebi MÜVEKKİLİM BANKACA REDDEDİLMİŞ İKEN, böyle tahrip edilmiş ve yetkisiz ve izinsiz bir şekilde oluşturulmuş gerçeklik izlenimi taşıyan bir mektup suretinin, müvekkilimin müşterisi olan------ iletilmesidir. ÖZETLE, MÜVEKKİLİM BANKA TEMİNAT MEKTUBU TALEBİNİ REDDETTİĞİ HALDE, tahrip edilmiş şekilde üretilmiş bir mektubun, bir başka müşterisine sunulduğunu, yine bu müşterisinden öğrenmektedir.
Tüm bu yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, müvekkilim bankanın alışa gelmişin dışında bir yöntemle oluşturulmuş ve başka müşterilerle bankanın rıza ve onayı dışında paylaşılmış bir mektup görüntüsü karşısında, basiretli tacir olan müvekkilim bankanın üst seviyede özen göstermesi gerektiği dikkate alınırsa, anayasal şikayet hakkı çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunması son derece olağan bir hakkın kullanımıdır. Kaldı ki ----- Cumhuriyet Başsavcılığının ------ sor nolu dosyası ile yürütülen soruşturmada, ------firması yetkilisi hakkında, teminat mektubu aslının ibraz edilmemesi ve mektup aslına ulaşılamaması nedeniyle takipsizlik kararı verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Son tahlilde, davacı tarafın iddialarının gerçekle bağdaşması mümkün olmayıp ceza soruşturmasında mektup aslına ulaşılamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmesinin, davacı tarafın sahte teminat mektubu ürettiği ve bu sahte teminat mektubunu müşterisiyle sözleşme yapmak için kullandığı, söz konusu müşteri tarafından da davacı ile yeni çalışacakları için bankadan mektup teyidi istediği, müvekkil bankaca da bu suretle söz konusu sahte mektuptan haberdar olunduğu dikkate alındığında, müvekkil banka tarafından yapılan iş ve işlemlerin son derece haklı ve yerinde olduğu görülmektedir.
4-MÜVEKKİL BANKA TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN BÜTÜN İŞ VE İŞLEMLER, TARAFLAR ARASINDA AKDEDİLEN GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ HÜKÜMLERİNE SON DERECE UYGUN OLUP SÖZLEŞMEDEN KAYNAKLANAN YASAL HAKKINI KULLANAN MÜVEKKİL BANKANIN DAVACILARA KARŞI HİÇBİR TAZMİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNMAMAKTADIR.
Davacı tarafa çek bedellerini ödemesi için müvekkil bankanın -- blokesini kaldırmaya veya eksi bakiye yazdırmaya zorunda olmadığı, bu konudaki bütün takdir ve tercih hakkının bankada olduğuna ilişkin hüküm şu şekildedir.
GKS m. 5.7.1
"Taraflar, Bankanın zorunlu hallerde bu krediyi kullandırıp kullandırmamaya veya limitini artırıp eksiltmeye ya da kullandırılmış olsa bile, krediyi dondurmaya veya kesmeye yetkisini kabul ve beyan ederler. Bunun içindir ki, bu hesaba borç bakiye verdirmek istendiğinde Bankanın bu talebini her zaman kabul etmeme yetkisinin bulunduğunu Müşteri kabul ve beyan eder. BU BEYANI GEREĞİ MÜŞTERİNİN HESABI YETERLİ ALACAK BAKİYE VERMEDİĞİ HALDE, BU HESABI ÜZERİNE KEŞİDE ETTİĞİ ÇEKLERİN BEDELLERİNİ ÖDEMEK İÇİN BANKANIN BU HESABA BORÇ BAKİYE VERDİRMEK ZORUNDA OLMADIĞINI aksine sadece bu hesaptaki bakiyeyi çek hamiline ödemeye ve kısmen ya da tamamen karşılıksız kalan çekin arkasını karşılıksız olarak yazmaya Bankanın yetkili ve muhayyer olduğunu ve keza kendisine tanınan limiti aşacak şekilde çek keşide ettiğinde, Bankanın bu çekin bedelini ödemeyerek, çekin arkasını kısmen veya tamamen karşılıksız yazma hakkı bulduğunu Müşteri kabul ve taahhüt eder."
Müvekkil bankanın kredi kat ihtarnamesi çekmeye hak ve yetkisinin bulunduğu gösterir hüküm şu şekildedir.
GKS m. 5.8.4
"Müşteri; geri ödeme planında belirtilen anapara, faiz, fon ve vergilerden oluşan taksitlerden herhangi birini vadesinde ödemediği veya işbu Sözleşmedeki yükümlülüklerden birini dahi yerine getirmediği takdirde, vadesinde ödenmeyen anapara, faiz, fon ve gider vergisinden oluşan taksit ile bu taksidi takip eden taksitlerin anaparaları toplamının muaccel olacağını ve bu nedenle söz konusu toplam tutarı nakden ödemekle yükümlü olduğunu kabul ve beyan eder."Müvekkil bankanın kendi alacakları hakkında, rehin, hapis, takas ve mahsup hakkına ilişkin hükümler şu şekildedir.
GKS m. 3.3.1
"Taraflar, Müşterinin Banka veya şubelerinde ya da muhabirlerinde ya da başka yerlerde bulunan ve Bankanın şubelerinin veya muhabirlerinin zilyetliğinde ve/veya emrinde mevcut ve ileride mevcut olabilecek altınlar, altın depo hesapları, Türk Lirası ve/veya dövizli mevduat dahil her türlü alacakları, bloke paraları, kiralık kasa mevcudu, tahsil için verdiği her türlü senetler ve çekler, hisse senetleri, yatırım fonu katılma belgeleri, özel sektör ve devlet tahvilleri, mevduat sertifikaları, hazine bonoları, finansman bonoları, her nevi gelir ortaklığı senetleri, varlığa dayalı menkul kıymetler, ihracat vesaikleri, akreditif belgeleri, velhasıl her türlü menkul kıymetler ile kıymetli evraklar ve bunların kuponları ile malvarlığı değerleri ve bunların paraya çevrilmesi ya da tahsili halinde elde edilecek tutarlar üzerinde Bankadan kullanmış olduğu her türlü kredilerinden doğan, her türlü risk veya alacakları için rehin ve hapis hakkı olduğu ve bunların bir kısmını veya tümünü bloke etmeye veya bloke bir hesaba almaya ve BUNLARI KISMEN VEYA TAMAMEN ALACAKLARI İLE TAKAS VE MAHSUP ETMEYE, alacaklı ve borçlu cari hesapları arasında serbestçe virman yapmaya YETKİLİ BULUNDUĞU HUSUSUNDA MUTABIKTIRLAR.
3.3.2. Banka, Müşterinin hesabına alacak kaydedilen tutarı, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde mahsup etme hakkına sahip olup, Müşteri, Bankaya olan borçlarını Bankada mevcut alacakları ile ve sair teminatlarla takas ve mahsup etme hakkının bulunmadığını, bu hakkından feragat ettiğini kabul ve beyan eder.…
3.3.4. Taraflar, Müşteri, lehine gelmiş veya gelecek havaleler üzerinde Bankanın hapis ve rehin hakkı bulunduğu ve kendisine ihbarda bulunmadan önce de Müşteri adına kabul ve Bankaya olan borçlarına, yukarıdaki maddeler gereği mahsup etmeye yetkili olduğu hususunda mutabıktırlar.
…
3.3.6. Müşteri, işbu Sözleşme ile Bankaya vermiş olduğu her türlü menkul kıymetleri ile alacaklı cari hesapları üzerinde takas ve mahsup hakkını kullanması yetkisi nedeniyle vadenin bozulması sonucu meydana gelebilecek faiz kaybı ya da kur farkı ve benzeri kayıp ve tutarları Bankadan talep etmeyeceğini kabul eder."
Görüleceği üzere, müvekkil banka sözleşme kapsamındaki yasal haklarını kullanmış olup yasal hakkını kullanan bankaya hiçbir kusur yüklenemeyeceğinden, müvekkil bankanın davacı taraflara karşı hiçbir tazmin yükümlülüğü bulunmamaktadır.
5-KALDI Kİ DAVACI TARAF HER NE KADAR HUZURDAKİ DAVA İLE MADDİ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNDE BULUNMAKTA İSE DE; EĞER SÖZ KONUSU İCRA TAKİPLERİNİN HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR İSE SÖZ KONUSU İCRA TAKİPLERİNE KARŞI MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVASI AÇABİLECEK OLUP İŞBU DAVALARI AÇMAYIP ARADAN GEÇEN UZUN ZAMAN BOYUNCA HUZURDAKİ DAVAYI İKAME ETMESİ, SON DERECE KÖTÜNİYETLİ OLUP HUKUKİ YARAR DA BULUNMAMAKTADIR.
Davacı taraf her ne kadar huzurdaki dava ile, müvekkil banka tarafından haksız icra takipleri başlatıldığını, bu icra takipleri nedeniyle yargılama gideri, faiz ve vekalet ücreti ödemek durumunda kaldığını, ticari itibarının zedelendiğini, gelir kaybına uğradığını, taşınmazın düşük bedelle satıldığını, müvekkillerinin kahrolduğunu, üzüntü duyduklarını, rencide olduklarını iddia ederek maddi manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de;
Davacı taraf son derece basit bir hukuki yol ile, eğer müvekkil bankanın icra takiplerinde veya diğer yasal başvurularında haksız olduğunu düşünüyor veya iddia ediyor ise, menfi tespit ve istirdat davası açabilecek olup huzurdaki davayı açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Kaldı ki İİK m.72 uyarınca, menfi tespit ve istirdat davası açmak için, 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olup davacı taraf işbu 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava ikame etmeyerek istirdat konusundaki haklarını kaybetmiştir.
"Menfi tesbit ve istirdat davaları:
Madde 72 (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
…
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur."
Görüleceği üzere, davacı taraf yasal süresi içerisinde menfi tespit/istirdat davası açmamış olup artık borçlu olmadığını düşündüğü bir borç yüzünden huzurdaki dava ile asılsız iddialar ileri sürerek maddi manevi tazminat talebinde bulunmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
6-HİÇBİR KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA- DAVACI TARAFÇA 150.000 TL MADDİ 300.000-TL MANEVİ TAZMİNAT TALEP EDİLMİŞ İSE DE İŞBU TALEPLERİ SON DERECE HAKSIZ OLUP AYRICA TALEP OLUNAN TAZMİNAT MİKTARLARI DA FAHİŞTİR.
Davacının sosyal ve ekonomik, mesleki durumları ile birlikte yukarıda detaylıca açıkladığımız üzere müvekkil banka tarafından yapılan işlemlerde hiçbir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Kaldı ki davacı taraf, uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi her türlü zararını somut bir şekilde ortaya koymalı ve kesin delillerle ispat etmelidir. Nitekim Türk Medeni Kanunuun 6. Maddesi uyarınca, herkes iddiasını ispat ile mükellef olup davacının maddi ve manevi zararına dair asılsız iddialarını ispat etmesi zorunluluk arz etmektedir. İspat yükü karşı tarafta olup davacının asılsız iddialarının kabulü tarafımızca mümkün değildir.
Bu kapsamda tüm bu hususlar birlikte göz önüne alınarak öncelikli olarak davacının haksız Maddi-Manevi Tazminat talebinin reddine, aksi görüş hasıl ise; hak ve nefaset kuralları çerçevesinde zenginleşme sonucunu doğurmayacak ölçüde daha düşük manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Yukarıda detaylı olarak arz ve izah olunan nedenlerle, bankacılık hukuku alanında uzman ve içerisinde bankacı bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından, işbu bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle şube nezdindeki bütün kayıt ve belgeleri, hesap hareketlerini, dekontları tek tek irdelenerek yapılacak inceleme neticesinde de anlaşılacağı üzere, müvekkil banka tarafından gerçekleştirilen işlemlerin tamamı hukuka uygun olup davacı tarafın haksız davasının reddini talep etme zaruretimiz hasıl olmuştur.
.........
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah olunan nedenlere binaen;
- Dava dilekçesinin müvekkil bankaya usulsüz olarak tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ tarihinin öğrenme tarihimiz olan 14/10/2021 olarak kabul edilerek süresi içinde verilen cevap dilekçemizin kabulüne,
- Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
...''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Deliller
----- AHM'ne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
------ CBS'ye yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
İlgili icra müdürlüklerineyazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
İlgili vergi dairelerine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Davalı bankaya yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Mahkememize bildirilen tanıkların talimat yolu ile beyanları alınmıştır.
Sözleşme yorum ve denetim uzmanı bilirkişi, bankacılık hukuku alanında uzman bilirkişi ile GDU uzmanı bilirkişi heyeti kök ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, bunun sonucu olarak davacıların, başlatılan takipler sebebiyle zarara uğrayıp uğramadıkları, gelir kaybı zararları olup olmadığı, sözleşmenin feshi nedeniyle zarara uğrayıp uğramadıkları, davacı şirkete ait taşımazın satımından kaynaklı zararın oluşup oluşmadığı, varsa miktarının ne olduğuna dair HMK 107 maddesi uyarınca açılmış maddi tazminat davası ile 300.000,00 TL manevi tazminat davasıdır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, gelen müzekkere cevapları, tanık beyanları ve taraflarca sunulan deliller hep birlikte değerlendirilmiştir.
Dava açılmadan önce davacı tarafça, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca arabuluculuk görüşmelerine katılım sağlanmış ancak anlaşma sağlanamamış, bu hususa ilişkin dava şartı yerine getirilmiştir.
Mahkememize bildirilen tanıkların talimat yolu ile beyanlarının alınması amacıyla ----- Nöbetçi ATM'ye yazılan talimata ikmalen yanıt verilmiş, tanık beyanları dosya arasına alınmıştır.
Dosya, sözleşme yorum ve denetim uzmanı bilirkişi, bankacılık hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 15.06.2022 tarihli rapora göre, davalı bankanın birikmiş cari hesap alacakları nedeniyle 12.01.2018 tarihinde ve usulüne uygun ihtarnameyle kredi hesaplarını kat ettiği, bu işlemin sözleşmeye ve yasaya uygun olduğu, davalı banka tarafından C.Başsavcılığına yapılan suç başvurusu nedeniyle yapılan inceleme, soruşturma neticesinde, fiziken bankaya veya muhataba iletilen bir teminat mektubu olmadığından başvurunun reddedildiği, bu durumun davacının eyleminin suç niteliğinde olmadığı anlamına gelmekle birlikte sözleşmeye, sözleşmeye duyulan güven ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu, davalı bankanın, ---hesabına ve takastaki çeklerin ödenmesi için gönderilen meblağların kredi borcuna mahsup edilmesi işleminin usule ve sözleşmeye uygun olmadığı, bundan doğan zararı karşılaması gerektiği, bunun dışında davacının ileri sürdüğü diğer zarar ve tazminat kalemlerinin haklı olmadığı, Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve bu feshin haksız olduğu kanaatinde olabileceği değerlendirilerek, davacı firmanın, sözleşmenin haksız yere feshinden dolayı; icra dosyaları nedeniyle uğranılan zarar ile ilgili olarak, dava dosyası ekinde sunulan klasörde mevcut icra ödemelerinde asıl ödenmesi gereken borçlar dışındaki faiz, masraf, vekalet ücretleri, harçlar gibi ödemeler ve bu ödemelerin ödendikleri tarihten dava tarihine kadar olan avans faiz hesaplamaları yapılmış olup, zarar tutarının toplam 130.926,89 TL olarak hesaplandığı, vergi dairesine yapılan ödemedeki zarar için, iddia edilen 55.336,17 TL yapılandırılan anapara ve 2. yapılandırma sonucu uğranılan 56.055 TL'lik zararın oluştuğuna dair bir belge sunulmadığından, ilgili zarar tespitinin yapılamadığı, gelir kaybının, davacı firma yıllara sair karşılaştırmalı bilançolarında da görüldüğü üzere, oluştuğu fakat zararın bilinebilirliği açısından birçok etkenin varlığı ile zararın değişkenlik gösterebileceği dikkate alındığından, oluşan zararın hesaplanamayacağı, sözleşmenin feshi nedeniyle yapılacak iş ve ya işlere ait gelir kaybının oluştuğu ihtimalinin yüksek olduğu, şirket taşınmazının aciliyetten satışı ile satış yapıldığı tarihteki borçlarını ödeyebilme açısından acil satışın gerektirdiği asıl değerinden daha düşük satılmış olma ihtimalinin yüksek olduğu, bu konudaki zarar hesaplamasının, o bölgede yapılacak keşif ve değerleme ile ortaya çıkacağı rapor edilmiştir.
Dosyanın kapsamı, sunulan raporun içeriği ve rapora itirazların esası dikkate alınarak dosya, önceki bilirkişilerden farklı bir sözleşme yorum ve denetim uzmanı, bir GDU uzmanı ile bir bankacılık hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 28.11.2022 tarihli rapora göre, davacı asıl borçlu firma ------ ile davalı banka arasında 15.07.2015 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme kapsamında firmaya 250.000 TL limit tahsis edildiği, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin kefil imza sayfasını davacı -----müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davacı asıl borçlu firma ------ ile davalı banka arasında 11.03.2016 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme kapsamında firmaya 5.000.000 TL limit tahsis edildiği, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin kefil imza sayfasını davacı------müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davacı asıl borçlu firma ------- ile davalı banka arasında 24.03.2016 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme kapsamında firmaya 5.000.000 TL limit tahsis edildiği, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin kefil imza sayfasını davacı ----- taraflar arasında akdedilen sözleşmelere istinaden, davalı banka tarafından davacı firma ---- adına ------ nolu Müşteri Numarası oluşturulduğu; ------ ve ------ numaralı cari vadesiz hesap açıldığı, bu hesaba Kredili Mevduat Hesabı tanımlandığı, ------ numaralı kredi hesaplarından taksitli kredi kullandırıldığı, İskonto Kredileri kullandırıldığı, Çek karnesi tahsis edildiği, ---- Nolu hesaba tanımlandığı, ------nolu-----tahsis edildiği, banka tarafından -----, adına ----ve ----- yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği, dosyaya sunulan tebliğ şerhinde gönderilen ihtarnamenin ------. Ye 24.01.2018 (Çarşamba) tarihinde, ------16.01.2018 (Salı) tarihinde tebliğ edildiği, dosyaya sunulan belgelerden davacı firma tarafından dava dışı ------ firmasına mail ile teminat mektubu görseli gönderdiği, dava dışı firmanın da bu mail üzerinden banka teyidi istediği / talep ettiği, bankanın 01.03.2018 tarihinde dava dışı firmaya cevap verdiği,4.) Banka tarafından 02.03.2018 tarihinde ---- nolu Kredili Mevduat Hesabının (-) limitinin “Krediyi Takibe Alma”------ Kredinin Takibe Alınması” İşlem açıklaması ile -161.553,27 TL olarak KAT edildiği, -Limitinin kapatıldığı, 02.03.2018 tarihinde takas'a ibraz edilen; 18.000 TL Bedelli ----- Seri Nolu, 40.000 TL Bedelli ---- Seri nolu, 29.500 TL Bedelli ----- Seri nolu, 25.000 TL Bedelli ------ Seri nolu, (toplam 112.500 TL bedelli) 4 adet Çek'in hesap bakiyesi sıfır (0,00 TL) olduğundan ve ---- Limiti kapandığından, takastan karşıklıksız olarak ödenmediği, firmaya kullandırılan ------ Nolu Kredilerin 02.03.2018 tarihinde KAT edildiği, davalı banka tarafından T.C. ------- İcra Dairesi ----- Esas Dosyası ile Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile (Örnek No:-------) 07.03.2018 (Çarşamba) tarihinde takibe geçtiği,5.) 02.03.2018 tarihinde ------ gelen havale tutarı” “TAKAS ÇEKLERİ ÖDEMESİ” İşlem açıklamaları ile ------- Nolu Vadesiz TL Cari Hesaba 112.500,00 TL para girişi olduğu, hesaptan ----- Nolu Taksitli Ticari Kredi Taksit Tahsilatı ve ------ nolu Kredi kartı ekstre tahsilatı yapıldığı, fesih bakımından, tanık beyanı nazara alındığında, davacı müşterinin güven kırıcı şekilde hareket etmesine, davalı banka çalışanının sebep olduğu, banka tarafından yapılan feshin haksız olacağı, icra dosyasına ödenen bedeller bakımından, davacı tarafından icra dosyalarına, asıl alacak haricinde faiz ve sair alacak ferileri için 104.409,84 TL ödediği, davacının bu zararları ödeme tarihlerinden itibaren taraflar tacir olduğundan ticari faizi ile isteyebileceği, yapılan hesaplamaya göre bu alacaklara dava tarihine kadar 26.517,05 TL ticari faiz işlediği, yapılandırma bakımından, ilk yapılandırmanın, davacının borçlarının takip hesaplarına aktarıldığı 02.03.2018 tarihinden önce, ikinci yapılandırmanın ise bu tarihten sonra olması, yapılandırılan borcun aynı vergi borçlarına ait olması ve ikinci yapılandırmadan önce davacının kasasının da dahil olduğu dönen varlıklarındaki mevcudunun, bozulan ilk yapılandırmadaki ödenemeyen taksit tutarlarından daha düşük olması halinde, bu zararların da fiili zarar kapsamına girebileceği ve iki sözleşme arasındaki asıl alacağa bağlı faiz ve sair ferilerin davalıdan talep edilebileceği, dosya içerisinde bu hususta bir belge veya bilgi olmadığından, nihai bir değerlendirme yapılamadığı, gayrimenkulün ucuza elden çıkarılması bakımından, gayrimenkul bedeliyle davacının borçlarının kat edildiği 12.01.2018 tarihinden sonra takibe geçilen alacakların ödenmesi, gayrimenkulün satıldığı beyan edilen 16.07.2020 tarihinden önce, davacının kasasının da dahil olduğu dönen varlıklarındaki mevcudunun, gayrimenkul satışı ile elde edilen bedelle ödenen borçlardan az olması ve ilgili dönemde gayrimenkulün satış bedeli ile rayiç bedeli arasında fark olması durumunda, bu zararların da fiili zarar kapsamına girebileceği, dosya içerisinde bu hususta bir belge veya bilgi olmadığından, nihai bir değerlendirme yapılamadığı, yoksun kalınan kar bakımından, Mahkemece kredi sözleşmesini bankaca haksız feshedildiğine kanaat edilmesi durumunda, davacının ilgili dönemde yoksun kalınan karını davalı bankadan talep edebileceği, bununla beraber dosya içinde hesabın kat edildiği 2018 yılından önceki 5 yıla ait vergi öncesi brüt karları gösteren bilançoların bulunmadığı, bu sebeple 2018 yılı öncesi 5 yıllık dönemde hayatın olağan akışına göre ortalama olarak elde edilen vergi öncesi karın hesap edilemediği, ayrıca tek zarar ilkesi gereğince, davacının sözleşme yapma fırsatını kaçırdığını beyan edip, bu sözleşmeden elde edebileceği karı da ayrı bir zarar kalemi olarak talep ettiğinden, sözleşmeden elde edilecek karın da, hesap edilebilecek faaliyet karından mahsup edilmesi gerekeceği, dosya içerisinde sözleşme yapma fırsatı kaçırıldığı beyan edilen 3. kişi ile yapılacak sözleşmenin büyüklüğü, bedelini gösteren bir evrak da bulunmadığı, sektörel karlılığın da bilinemediği, gayrimenkul değer bakımından, satılmak zorunda kalındığı için zarara uğranıldığı iddia edilen taşınmaz il sınırları dışında olduğundan incelemediği, taşınmaz değeri ve satımından kaynaklı zararın oluşup, oluşmadığının tespit edilemediği rapor edilmiş olup, ilgili vergi dairelerine müzekkere yazılarak, taraflarca sunulan rapora karşı itirazların değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, itirazlar irdelenerek sunulan ek rapora göre, icra dosyasına ödenen bedeller bakımından, davacıların bedelsiz kalan çekler dışındaki zararlarını da talep ettiği, bu zaraların doğrudan davalının fiili ile illiyet bağı olup olmadığı bilinememekte olup, talep edilen toplam 1.106.304,95 TL zarar ile ilgili takdirin Mahkemede olduğu, yapılandırma bakımından, dosyada önce ve sonraki yapılandırma belgeleri ile, ikinci yapılandırma tarihi itibarıyla davacının bilanço, ticari defter ve kayıtlarındaki kasa ve dönen varlıkları ile ilgili bir veri mevcut olmadığı, zarar ile haksız fesih arasındaki illiyet bağı önem arzettiğinden, ilk yapılandırmanın, davacının borçlarının takip hesaplarına aktarıldığı 02.03.2018 tarihinden önce, ikinci yapılandırmanın ise bu tarihten sonra olması, yapılandırılan borcun aynı vergi borçlarına ait olması ve ikinci yapılandırmadan önce davacının kasasının da dahil olduğu dönen varlıklarındaki mevcudunun, bozulan ilk yapılandırmadaki ödenemeyen taksit tutarlarından daha düşük olması halinde, bu zararların da fiili zarar kapsamına girebileceği ve iki sözleşme arasındaki asıl alacağa bağlı faiz ve sair ferilerin davalıdan talep edilebileceği, ----- Vergi Dairesi'nden celbedilen kayıtlarda toplam 9 yapılandırma başvurusu olduğu, bu yapılandırma başvuruları sebebiyle davacının vergi borcu haricinde toplam 2.604,34 TL yapılandırma kapsamında bedel ödeyeceği, fakat vergi dairesince gönderilen ödeme tablolarına bakıldığında tahakkuk eden vergi borçlarının 2020 yılından sonra olduğu görüldüğünden, ilgili zararlar ile davalının fiili arasında bir illiyet bağı kurulamadığı rapor edilmiştir.
Davacılar vekilinin 04.07.2023 tarihli talep dilekçesi ile dosyanın gelmiş olduğu aşama ve sair hususlar bir bütün olarak değerlendirilerek 07.07.2023 tarihli ara karar ile ---- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına ve GDU bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, yine talimatın iade dönmesi üzerine davacılar vekilinin talebi doğrultusunda 02.10.2023 tarihli ara karar ile ------ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, talimatın ikmalen döndüğü, sunulan raporda, dava konusu taşınmazın arazi değerinin, piyasa fiyat araştırma ve emsal araştırma metoduna göre hesaplandığı ve TUİK yurtiçi ÜFE değeri uygulanarak satış tarihine göre indirgendiği, bu hali ile taşınmazın satış tarihi olan 16.07.2020 tarihi bedelinin 13.600.000,00 TL olacağı belirtilmiştir.
Davacılar vekilinin 24.03.2025 tarihli bedel artırım dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
''...
Konu : Davalı bankanın sözleşmeye aykırı suretle müvekkile verdiği belirsiz alacak ve zarar kalemlerimize dair bedel artırım talebimizdir.
Açıklamalar :
Huzurdaki dava; davalı bankanın hukuka aykırı şekilde müvekkil şirketin sözleşmesini feshedip hesabı kat suretiyle müvekkili haksız yere icra takibine muhatap etmesi , karşılığı olduğu halde müvekkilin takas çeklerinin yazılmasına sebep olup , müvekkili bankalar nezdinde kara listeye sokması, asılsız sahtecilik suçlamasıyla müvekkil ticari kazancından mahrum etmesi , taşınmazını düşük bedelle elden çıkarmak zorunda bırakması vs suretle müvekkil ve şirket ortaklarının maddi ve manevi zararlarının tespit edilmesi ve tespit edilecek olan zararın işleyecek olan ticari faiziyle davalıdan tahsili talepli, belirsiz alacak davasıdır.
Bu kapsamda; davalının sözleşmeyi haksız feshiyle müvekkilleri uğrattığı zararın bedeli bilirkişiler marifetiyle tespit edilmeye çalışılmış ise de bilirkişilerce müvekkillerin uğradığı zarar raporlarda eksik olarak mütalaa edilmiştir. Bu nedenle bilirkişi kök ve ek raporlarına karşı tarafımızca itiraz edilmiş olup, Sayın Mahkeme tarafından dosyamız yeniden bilirkişiye gönderilmediğinden müvekkillerin uğradığı zarar tam ve doğru tespit edilmemiştir.
Hal böyle olmakla birlikte; muhakemede gelinen aşama itibariyle belirlenen kadarıyla davalının haksız feshiyle, müvekkilleri uğrattığı zarara dair birinci talep artırım beyanımızı sunarız. Şöyle ki;
1-) DAVALININ, SÖZLEŞMEYİ HAKSIZ FESHİ NEDENİYLE, MÜVEKKİLİN İCRA DOSYALARINDAN UĞRADIĞI MADDİ ZARARA DAİR;
Bilirkişi raporunda; Üçüncü kişiye olan borçların süresinde ödeyemeyip temerrüde düşmesi nedeniyle ödediği temerrüt faizi, munzam zarar, cezai şart, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin müvekkil zararını teşkil ettiğini ve bankaca tazmini gerektiği” bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu veçhile, ıslah hakkımızı saklı tutarak şimdilik işbu birinci talep artırım dilekçemiz ile birlikte; davalının haksız ve hukuka aykırı işlemlerinden ötürü gerek bizatihi gerekse üçüncü şahısların icra takiplerinden müvekkili uğrattığı zarara dair 50.000.TL olan talebimize, 250.000.-TL daha eklemek suretiyle 300.000.TL’ye arttırmaktayız.
Aslında haksız işlem nedeniyle uygulanan takipler nedeniyle anapara borcu haricinde ödenmek zorunda kalınan takip bedelinin zarar kalemi olduğu ve bu zarar ile ödeme yasağı arasında illiyet bağı bulunduğu maruftur. Zira haksız yere çeki yazılıp bankalar nezdinde kara listeye girmekle bankalardan nakit kullanamayan haksız yere kredisi katedilen bir şirketin piyasaya olan taahhütlerini yerine getiremeyeceği ortadadır. Bu yönüyle İLLİYET BAĞININ VARLIĞI MARUF olmakla ayrı bir ispata gerek bulunmamaktadır. Nitekim emsal içtihatlar da bu yöndedir. Misalen:
---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi ------ 26.09.2024 tarihli ilamında; "…Davacı çek keşidecisi tarafından icra takiplerinde çek bedelleri dışında toplam 39.784,22-TL fazla ödeme yapıldığı, fazla ödemenin sebebinin davalının talebiyle alınan ödeme yasaklarından kaynaklandığı ,davacının zararı ile ödeme yasakları arasında illiyet bağı bulunduğu , davacı tarafın açtığı çek istirdadı davalarının reddine karar verildiği, aleyhinde başlatılan kambiyo takibine karşı da imzaya itirazda bulunmadığı, ödeme yapmadığı dikkate alındığında davalının haksız eylemi neticesinde davacının zarara uğradığının kabulü gerekir…davalının aldığı haksız ödeme yasakları nedeniyle uygulanan haciz işlemleri nedeniyle , davacının ticari itibarının zedelendiği , çek keşidecisi sıfatıyla çeklerini ve borcunu ödeyemeyen tacir durumuna düşmesine ,davacının manevi zarara uğramasına davalının kusurlu eyleminin yol açtığının kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafından haksız alınan ödeme yasakları nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş…” demiştir.
---- Bölge Adliye Mahkemesi ------.Hukuk Dairesi------10.05.2018 tarihli ilamında; “…davacının çeklerinin haksız olarak yazdırılması ile çek karnelerinin iptal edildiği, teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile tüm kredilerinin kat edildiği, sonrasında davacının banka hesaplarına bloke konulduğu, araçların yediemine çekilerek muhafaza altına alındığı, davacı yan ticari defterlerine göre davalının haksız fiili sonucunda davacı şirketin ticari faaliyetinin fiilen son bulduğu bu kapsamda somut olayda haksız fiilin hukuka aykırı olması, kusur, illiyet rabıtası ve zarar unsurlarının gerçekleştiği…” ifadesiyle tazmin yükümlülüğüne hükmeden yerel mahkeme kararını, “…DAVACININ FİİLİNİN HUKUKA AYKIRILIK, KUSUR, ZARAR VE NEDENSELLİK BAĞI KOŞULLARININ OLUŞTUĞU, DAVALI TARAFINDAN DA DAVA ALEYHİNDE BAŞLATILAN TAKİPLERİN HAKSIZ OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞ VE DAVACININ BORÇLU OLMADIĞI HALDE HAKKINDAKİ TAKİPLER VE TEMİNAT MEKTUBUNUN PARAYA ÇEVRİLMESİ NEDENİYLE TİCARİ FAALİYETLERİNİ YAPAMADIĞI VE İLK DERECE MAHKEMESİNCE DAVANIN KABULÜ YÖNÜNDE VERİLEN KARARIN USUL VE YASAYA UYGUN OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR.” ifadesiyle hükme bağlamıştır.
İşbu emsal içtihatlardan da görüleceği üzere;
Davalı bankanın haksız ve hukuka aykırı şekilde 02/03/2018 tarihinde müvekkilin sözleşmesini feshetmesi, karşılığı olduğu halde müvekkilin takas çeklerinin yazılmasına sebep olmasından dolayı, işbu haksız işlemler sonrasında açılan icra takipleri dahil olmak üzere müvekkili uğrattığı tüm maddi ve manevi zararı tazminle yükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
2-) ŞİRKET TAŞINMAZININ ACİLİYETTEN DÜŞÜK BEDELLE SATIŞINDAN DOĞAN ZARARA DAİR TALEBİMİZE DAİR;
Davalının haksız sözleşme feshi ve devamındaki eylemlerinden ötürü müvekkil ----- Bölgesi’nde 108 ada, 21 parsel 52 numaralı fabrikasını aciliyetten dolayı gerçek değerinden düşüğe 11.500.000.TL’ye satılmıştır. Dolayısıyla müvekkil bu acil satış nedeniyle, zararına satış yapmak mecburiyetinde bırakılmıştır.
Nitekim bilirkişi incelemesi neticesinde taşınmazın değerinin 13.600.000.-TL olduğu müvekkilin zararının da 2.100.000.TL olduğu mütalaa edilmiştir. Bu kapsamda ıslah hakkımızı saklı tutarak şimdilik işbu birinci talep artırım dilekçemiz ile birlikte; şirket taşınmazının aciliyetten düşük bedel satışı nedeniyle müvekkilin uğratıldığı zarara dair 250.000.TL olan talebimiz, 1.850.000.-TL daha artırmak suretiyle 2.100.000.TL’ye arttırmaktayız.
Netice-i Talep : Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; ıslah hakkımızı saklı tutmak kaydıyla ( ki davamız belirsiz alacak davası olmakla bir talep artırım bir de ıslah hakkımız mevcuttur) işbu birinci talep artırım dilekçemiz ile birlikte;
1. Davalının haksız ve hukuka aykırı işlemlerinden ötürü gerek bizatihi gerekse üçüncü şahısların icra takiplerinden müvekkili uğrattığı zarara dair 50.000.TL olan talebimiz, 250.000.-TL daha artırmak suretiyle 300.000.TL’ye
2. Şirket taşınmazının aciliyetten düşük bedel satışı nedeniyle müvekkilin uğratıldığı zarara dair 250.000.TL olan talebimiz, 1.850.000.-TL daha artırmak suretiyle 2.100.000.TL’ye artırmakla,
...''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Davacılar tarafından yapılan talep artırımına bağlı olarak 29.04.2025 tarihli ara karar uyarınca 6545 sayılı yasanın 45.maddesi ile değişik 5235 sayılı yasanın 5.maddesi gereğince davanın, değere bağlı olarak Mahkeme heyetine tevdiine karar verilmiştir.
Mahkememizce aldırılan 2.bilirkişi heyeti kök ve ek raporları ile talimat bilirkişi raporunun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunduğu, sözleşmenin, davalı tarafından haklı bir gerekçe olmaksızın feshedildiği kanaatinin mahkememizde hasıl olduğu ve haksız feshe bağlı olarak, davacı firma yönünden, icra takiplerinden dolayı maruz kalınan 300.000 TL ve şirket taşınmazının düşük bedel satışı nedeniyle maruz kalınan 1.875.000 TL zararının bulunduğu, bunlar dışında kalan talep ve miktarlar yönünden ise davanın sübut bulmadığı, 3095 sayılı Kanun uyarınca taraflar arasındaki işin ticari iş olması sebebiyle avans faizi talep edilebileceği, 02.03.2018 hesap bloke tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu tespitiyle beraber, netice olarak, davacı şirket adına talep edilen maddi tazminat davası yönünden, talebi artırılan davanın kısmen kabulü ile; icra takiplerinden dolayı maruz kalınan 300.000 TL'nin 02.03.2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, şirket taşınmazının düşük bedel satışı nedeniyle maruz kalınan 1.875.000 TL'nin 02.03.2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, bunlar dışında kalan talepler ve miktarlar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştirDavacıların ayrıca manevi tazminat talebi de mevcuttur.
Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır.
Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(
-----)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(-----
Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur---
Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, Manevi tazminatın amaçlarından biri caydırıcılık olmakla beraber diğeri manevi tatmin duygusudur. Manevi tazminat miktarı amacından çıkacak şekilde, tarafın maddi olarak çöküşüne neden olacak miktarda da olmamalıdır. Davacı tarafın sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olmayacak, zarara uğrayanda manevi huzur doğuracak ve hükmedilecek tazminat miktarının cezalandırmaya veya malvarlığına ilişkin bir zararı gidermeye yönelik olmayacak şekilde olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edilmiş olduğu, iş bu davada manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesinin davalının ekonomik olarak çöküşüne sebep olacağı, tüm hususlar, yukarıdaki açıklamalar, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler göz önünde tutarak, davacı ------ ortak sıfatı olmaması sebebiyle manevi tazminat talebinin reddine, diğer davacılar yönünden, haksız feshe bağlı olarak davacıların ticari itibarının ve kişilik haklarının zedelendiği değerlendirilip, hükümde gösterildiği şekilde, bloke tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kabul edilerek, davacı ----- ve davacı şirketin manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A) Davacı şirket adına talep edilen maddi tazminat davası yönünden:
Talebi artırılan davanın kısmen kabulü ile:
İcra takiplerinden dolayı maruz kalınan 300.000 TL'nin 02/03/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,
Şirket taşınmazının düşük bedel satışı nedeniyle maruz kalınan 1.875.000 TL'nin 02/03/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,
Yukarıdaki hüküm fıkraları dışında kalan talepler ve miktarlar yönünden davanın reddine,
B) Bütün davacılar adına talep edilen manevi tazminat davası yönünden:
Davacı ---- yönünden:
Davanın reddine,
Davacı ------- yönünden:
Davanın kabulü ile 25.000 TL manevi tazminatın 02/03/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
Davacı şirket yönünden:
Davanın kabulü ile 250.000 TL manevi tazminatın 02/03/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
C) Harç ve yargılama giderleri yönünden:
1-Kabule konu toplam değer üzerinden karar tarihi itibariyle alınması gereken 167.359,50 TL harçtan peşin alınan 7.684,88 TL nispi harç ile 33.301,19 TL tamamlama harcının toplamı olan 40.986,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 126.373,43 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine adına irad kaydına,
2-Davacılar tarafından yapılan 7.684,88 TL nispi harç ile 33.301,19 TL tamamlama harcının toplamı olan 40.986,07 TL harç gideri, 7.900,00 TL bilirkişi ücreti ve 4.849,55 TL keşif masrafları ile posta masrafı olmak üzere toplam 53.735,62 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 48.899,41 TL 'sinin davalıdan alınarak davacılara müştereken verilmesine,
3-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 1.201,20 TL 'sinin davalıdan alınarak; 119,00 TL'sinin davacılardan müştereken alınarak Hazine adına irad kaydına,
4-Maddi tazminat davası bakımından davacı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 299.250,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesine,
5-Maddi tazminat davası bakımından davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacı şirketten tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Manevi tazminat davası bakımından davacı --------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı --------verilmesine,
7-Manevi tazminat davası bakımından davacı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesine,
8-Manevi tazminat davası bakımından davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ------ tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,
İlişkin olmak üzere, e-Duruşma sistemi üzerinden taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.