T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/893
KARAR NO : 2025/677
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 10/11/2023
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından ----- plakalı aracın ----- nolu genişletilmiş artı kasko poliçesi kapsamında 24/08/2022 - 24/08/2023 tarihleri arası dönem için sigortalandığını, 12.11.2022 günü saat 12.20 civarında, Davalı sürücü -----yönetimindeki----- plakalı aracıyla----- istikametinde seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek sol şeride girmesi ve kendi aracının sol ön yan kısımları ile; yine aynı istikamette sol şeritt seyir halinde olan ---- yönetimindeki----- plakalı aracın sağ yan kısımlarına çarpması; bu çarpmanın etkisiyle---- plakalı aracın orta şeritte aynı istikamette seyreden sürücü ----yönetimindeki ------ plakalı aracın sağ arka köşe kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davalıların sigortacısı ve sürücüsü olduğu aracın, KTK m.56/1-A hükümlerine aykırı olarak, kusurlu bir biçimde sevk ve idaresi sonucu meydana gelen kazada sigortalı araçta hasar oluştuğunu, kaza sonucu sigortalı araçta meydana gelen zarar nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalısına 100.128,91TL hasar ödemesi yapıldığını, 6102 sayılı TTK md.1472 uyarınca müvekkili şirketin sigortalıyı halef olarak ödemiş olduğu sigorta bedelini sorumlulardan rücuen talep etme hakkına sahip olduğunu, meydana gelen kazada davalıların sigortacısı/maliki ve sürücüsü olduğu ------ plakalı davalı araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusurlu olduğunu, davalıların dava konusu hasardan sorumlu olduğunu, bu sebeple ödenen tazminat miktarının davalı borçlulardan rücu edilmesi maksadıyla öncelikle ----- İcra Müdürlüğü’nün ------Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin davalıların haksız ve yersiz itirazları nedeni ile durduğunu, tüm bu nedenlerle davalıların takibe haksız itirazının iptali ve en az alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi için işbu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu beyanla, davanın kabulüne, davalıların ----. İcra Müdürlüğü’nün ------sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptalini ve takibin devamını davalıların asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın davalı açısından yetkili Mahkemede açılmadığını, davanın yetkisiz Mahkemede açılmış olması nedeniyle reddini talep ettiklerini, dava ticari dava olarak açıldığını, ancak arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, trafik kaza tespit tutanağında, davalının % 100 kusurlu bulunmuşsa da, trafik kaza tespit tutanağı kesin nitelikte olmadığını, bu nedenle, kusur oranına itiraz ettiklerini, davanın ileriki aşamalarında yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu kusur oranının değişmesi ihtimali söz konusu olduğunu, davalının % 100 kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, kusur durumu belli olmadığı için taraflarından, açılan icra dosyasındaki borca itiraz edildiğini, öncelikle yetkisizlik nedeniyle ve dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle, ayrıca açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 126-131 maddeleri kapsamında davalı ------ Şirketi tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket kendisini vekille temsil ettirmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, ---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Hasar Dosyası ve Kasko poliçesi, ZMMS Poliçesi, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Kaza Ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Faturalar, Ekspertiz Raporu, Bilirkişi Kusur Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketinden ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve aynı zamanda 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd. maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu olan sürücüden tahsili için başlatılan ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine karşı davalılarca yapılan itirazlar nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazların iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.-----. AHM'nin ------ Karar sayılı görevsizlik kararı ve işbu kararın kesinleşmesi üzerine Mahkememize tevzi edilen, 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince işbu davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta davalı sigorta şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek mevcut ve toplanan deliller nezdinde tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı gerçek kişi vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre de ; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK'nin 61.maddesi gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; davacı sigorta şirketi tarafından -----İcra Dairesinin --- Esas sayılı takip dosyasından davalı-borçlu sigorta şirketi ve davalı ---- hakkında maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için dava dışı sigortalısına ödediği tazminatın davalı sigortalısı araç sürücüsünün kusuru gereği rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itirazlar üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da maddi hasarlı trafik kazasında kusur, hasar ve hasar onarım bedeli üzerinden çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ile olaya özgü bilgi ve belgeler toplanmıştır. Olayın temeli dosyada bulunan maddi hasarlı kaza tespit tutanağına ve diğer delillere göre 12/11/2022 tarihinde ---- otoyolu üzerinde----- istikametinde davacı sigorta şirketine 24/08/2022-2023 başlanğıç bitiş tarihli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ---- adına kayıtlı ---- sevk ve idaresindeki ----plakalı hususi otomobile davalı kişinin adına kayıtlı ve sürücüsü olduğu davalı sigorta şirketine 13/11/2021-2022 tarihli araç başına maddi 43.000 TL limitli ZMMS sigortalı ----plaka sayılı hususi nitelikteki araç ile aynı yolda hareket eden-----plakalı araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazasına dayanmaktadır. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesi gereğince ----- Bölg Trafik Tescil Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre vaki kazada kusurun, KTK'nin 56/1-a maddesi gereğince; sürücünün geçme, dönme, duraklama, durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmesini ihlal ettiği, diğer sürücülerin kural ihlalinin bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce davalı gerçek kişinin savunmasında kusur durum ve oranına itiraz edildiği zarara ilişkin davalıların etkili ve yeterli bir itiraz ve savunmaları bulunmadığı görülmüştür. Buna göre uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kazada kusur durum ve oranının tespit edilmesi gerektiği anlaşılmakla HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince özel ve teknik bilgi gerektiğinden dosya alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. ----- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Makine Mühendisi Bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 21/01/2025 tarihli raporda özetle; a) -----Plakalı Araç Sürücüsü -----: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 47/d, Madde 52/b, Madde 56/a,b,c, Madde 67/a-1,2,3, Madde 46/a,b,c, Madde 84/j ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin Madde 95/d, Md. 101/b Madde 94/a,b,c, Madde 137, Madde 137/A-1,2,3, 157/a-10, Madde 157/b son paragrafında açıklanan hükümler gereği yukarıda açıklanan trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın meydana gelişinde %100 ASLİ KUSURLU olduğu kanaatine varılmıştır. b)---- Plakalı Araç Sürücüsü ---- 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununu ve bu kanuna bağlı yönetmeliğin herhangi bir maddesini ihlal ettiğine dair kanaatin oluşmadığı ve kazanın oluşumunda KUSURUNUN OLMADIĞI, kanaatine varılmıştır. ---- Plakalı Araç Sürücüsü ------: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununu ve bu kanuna bağlı yönetmeliğin herhangi bir maddesini ihlal ettiğine dair kanaatin oluşmadığı ve kazanın oluşumunda KUSURUNUN OLMADIĞI, kanaatine ilişkin raporu verilmiştir. Anılan rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş; davalı gerçek kişi vekili tarafından itirazlar öne sürülmüştür. Ne var ki kaza tespit tutanağı ve onu teyit eden bilirkişi raporundaki değerlendirme, tespit ve kusur dağılımının olaya bire bir uygun olduğu , ekli krokiden de açıkça görüldüğü üzere davalının birden çok kural ihlal etmek suretiyle kazaya sebebiyet verdiğinden kusurun yüzde yüz davalı araç sürücüsünde olduğu kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, Yargıtay ----.HD.------) Buna göre somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından ekspertiz raporuna göre sigortalısının zararı giderilmiş ve kusura göre davalılara rücu edilmiştir. Davacı sigorta şirketinin ödemesi Sigortacılık Kanunu gereği delil niteliğindeki ekspertiz raporuna dayanmakta olup, ödenen miktar işin niteliği ve meydana gelen hasara göre piyasa koşullarına göre de makul ve maruf olduğundan gerçek zararı yansıttığı anlaşılmakla birlikte; işbu miktarın davalıların müşterek sorumluluğu bakımından bakıldığında poliçe limitini aştığı tespit edilmiş; bu nedenle sigorta şirketinin sorumluluğu hükümde poliçe limitiyle sınırlandırılmıştır. Davacı sigorta şirketinin TTK'nin 1472/1 maddesi gereği sigortalısının halefi sıfatıyla zararını yukarıda açıklanan yasal çerçevede davalılardan isteyebileceği, somut olayın özellikleri, usul ekonomisi ilkesi, iddia ve savunma ve özellikle taraf menfaatleri birlikte değerlendirildiğinde başkaca tahkikatı gerektirir bir husus kalmadığı, özellikle Sigortacılık Mevzuatı ve sigorta şirketlerinin hasar durumunda bilinen işleyiş, iş ve işlemlerine göre davacı sigorta şirketinin ödeme ve ödemeye esas hasar yönünden bilirkişi raporu alınmasının yargılamayı uzatmaktan ve gereksiz gider yapılmasından başka bir katkı sağlamayacağı, uyuşmazlığın tamamen aydınlandığı, olayın hakimlik bilgi ve tecrübesi kapsamında mevcut delillerle kesin olarak çözüldüğü , davacının davasında tamamen haklı olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (HMK,146,187,198, 266,282,) Binaenaleyh; yukarıda ayrıntılı olarak yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri esaslarına göre ispat edilen davasının kabulü ile; davalı-borçluların ----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin davalıların sorumluğundaki aracın hususi nitelikte olmasına nedeniyle asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle (davalı sigorta şirketinin ise araç başına maddi 43.000,00 TL olan poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu tutulması kaydıyla) aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3,83, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, TBK, 49, 50/1,51/1, 61,62,162,166, 74/1 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 ,1472, 1483 vd, HMK, 25,27, 30,31,33, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266,)
2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalılar yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalılar poliçe limitine göre hesaplanmak suretiyle talep gereği müştereken sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında sadece davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların ---.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle (davalı sigorta şirketinin ise araç başına maddi 43.000,00 TL olan poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu tutulması kaydıyla) aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.267,53 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.284,94 TL harcın mahsubuyla bakiye 5.982,59 TL harcın davalılardan ( davalı ----- Şirketi'nin 2.153,73 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.284,94 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 542,00 TL posta masrafı ve 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.407,59 TL yargılama giderinin davalılardan ( davalı -----Şirketi'nin 2.393,04 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalılardan ( davalı ----- Şirketi'nin 12.000,00 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, davacı vekilinin ve davalı ----- vekilinin yüzlerine karşı, davalı Sigorta Şirketi vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.