T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/883
KARAR NO : 2025/675
DAVA : İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2023
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket, davacı şirketten aldığı mal ve hizmetlere karşılık peyderpey ödemeler yaptığını ancak 08.08.2023 tarihinden sonra ödeme yapmamaya başladığını, fatura borçları ödenmeyince ----- İcra dairesi ------- Sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davalı taraf kötü niyetle ve gerçeğe aykırı beyanla itirazda bulunduğunu, davalı yanın itirazı haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı şirketten çeşitli tarihlerde mal ve hizmet alındığını ve usullere göre faturalandırıldığını, takip dayanağı faturalar, cari hesap ekstresi ile her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde haklılıları ortaya çıkacağını, borçlu şirket, icra takibine yaptıkları haksız itirazda, her ne kadar 3. kişi başka bir şirkete ödeme yaptığını iddia etmiş olsa da alacaklı davacı şirketin bu ödemeye ilişkin rızası muvafakati ya da temlik sözleşmesi gibi bir belge olmadığı gibi, takip dayanağı fatura bedellerinin ödendiği konusunda, itirazın ispatına mazhar herhangi bir ödeme belgesi de sunamadığını, açıklanan nedenlerle borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptali için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı davanın kabulü ile davalı borçlu şirketin icra takibine ilişkin haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline ve takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesine, davalı borçlu şirketin %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı borçlu şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket 22.07.2022 tarihinden itibaren ------- aldığı nakliye işine taşeron olarak ağır vasıta kamyon sahipleriyle ticari anlaşmalar yapmış kamyonların hiçbir sorumluluğunu üstlenmeksizin yalnızca taşınan ürünün miktarınca bu kamyon sahiplerine ödeme yapmakta ve halen de aynı şekilde faaliyetini sürdürdüğünü, 22.07.2022 tarihinde davaya konu hizmetleri sağlayan davacı ------ bu hizmetleri gerçekleştirirken kullandığı ------- plakalı araçlar henüz davacı şirket tarafından satın alınmadığını, davacı şirket yetkilisi ---- ve ortağı ------ ricasi neticesinde davalı hiçbir sorumluluğu veya iş akdine dahil olmamasına rağmen ------ Şoförler bularak ----- gelmiş, araçlar satın alınmış ve ------- naklini sağladığını, davacının araçları takip edecek kimseleri olmadığından davalı şirket yetkilisi 3 araç için aylık 20.000,00 TL bedelle gerçekleştirilmesi şeklinde anlaşıldığını, davalı araçların tüm bakım, muayene noter plaka vb. işlemlerini, davacı yetkilisinden vekalet alıp ortağı ve 2 elemanından oluşan ------- grubunu 07.10.2022'd2 kurarak işe başladığını, davacı, araç ve şoförlerin hiçbir işlemiyle ( bakım, takip, teknik ve elemanların takibi ) ilgilenmediği, davacı taraf çalışan araçlarının sadece hak edişlerini sahiplenirken, masraf iş takibi vb. Durumlardaki araçlarına ait ödemeleri müvekkil üzerine bırakmak istemediğini, bu masraf ve ödemelerin davalı tarafça yapıldığını ve davalının özveri ile takip ettiği ve ------ tarafında tüm işlemlerin yapılıp, takibinin de yapılmasını yok sayarak üstüne müvekkili de kötü niyetli olmakla suçlayarak aslında kendi yaptıklarını davalıya itham etme gayretine düştükleri gayet açık olduğunu, davalı araçları ------ teslim etmiş, teslim edildiğine dair fotoğraflar çektiğini, bu araçlardan birini davacı davalıya sattığını, diğer araçlardan birini ise davalının aracılık ederek bulduğu müşteriye satarak davacının işini kolaylaştırdığını, bu olayın neticesinde taraflar arasına soğukluk girdiğini, davacı kötü niyetli bir tutumla, masraf ve diğer giderleri dahil etmeden sadece hak edişe göre, brüt alacağı esas alarak (alacağı olmayan tutar için ) bu davayı açtığını, davacıya daha önce bildirilen masraf dosyasının tam hali dosyaya eklendığını, alacaklı olduklarını iddia ettikleri tutarın asılsız olduğu görüldüğünü, anlatılan sebeplerle, davalı alacağının dava hakkı saklı kalmak kaydı ile, haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddi ile davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : -----. İcra Dairesi'nin ------ sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Taraf Şirketleri Ticaret Sicil Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları 2022 ve 2023 Yıllarına Ait BA-BS Formları, ------- görüşmeleri, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
Davacı tanığı ------ beyanında; "Ben davacı şirkette 2017 yılından 2024 yılı Kasım ayına kadar sigortalı olarak muhasebe ve finans sorumlusu olarak çalıştım, davacı şirket peyzaj, iş makinesi kiralama ve harfiyat gibi işlerde faaliyet göstermektedir, davacı şirket 2022 yılının Eylül ayının başlarında çift çeker diye tabir edilen 3 adet kamyon satın aldı ve bu kamyonları çalıştırmak üzere davalı şirkete teslim etti, taraflar arasında bu işe ilişkin yazılı bir sözleşme yapılmamıştı, zira gerek davacı şirketin sahibi ---- gerekse davalı şirketin sahibi ---- ortak tanıdıkları ve ------- isimli kişinin aracı olması sebebiyle davalı şirkete sözlü olarak verilmişti, bu araçların bütün bakım ve tamir ile araçların şoför ücretleri ve sigorta maliyetlere davacı şirkete ait olmak üzere, davalı tarafından araçlar çalıştırılacaktı, bu sözleşmeye göre davalı şirket yalnızca bu araçların piyasada koordinasyonunu sağlayacak bunun karşılığında iş bitiminde ücretini alacaktı, bu araçlar davalı şirket tarafından 2022 yılı Eylül ayı 2023 yılı Mayıs ayının sonuna kadar davalı şirket tarafından çalıştırıldı, davalı şirket bu araçları bu süre içerisinde ------bulunan bir maden ocağına kiraya vererek çalıştırmıştı, bu süreçte araçların tamamı aylık 200-250 Bin TL civarında aylık gelir elde etmesine rağmen ilk aylarda bu ödemeler yapıldı ancak son Nisan ve mayıs aylarında davacı şirkete ödemesi gereken toplam 320.000 TL civarında bir rakam ödenmedi, zira huzurda bulunan davalı şirket temsilcisi ----- tarafından ekstra masraflar yapıldığı ileri sürülerek ödeme yapılmadığı ve yapılmayacağı söylendi, bu ekstra masraflar bu kişinin kendince tek taraflı olarak belirlediği araçlara ilişkin bazı masraflardır, ancak o güne kadar yapılan bütün masraflar zaten aradaki sözleşmeye göre davacı şirket tarafından ödenmişti, davalı tarafından sonradan ortaya çıkarılan bu masrafların neye ilişkin olduğu ve davacının önce ödemediği bir masraf bulunmadığından bu husus davacı tarafından kabul edilmedi, ben de bu sırada ------ ile görüşmüştüm, kendisi bana aradaki cari hesap farkının 100- 150 Bin TL olduğunu söylemişti, bu duruma göre davalının 320 Bin TL olan davacı alacağının 100-150 Bin TL düşeceği ve gerisini ödeyeceği anlamına geliyordu, ancak davalı şirketin temsilcisi ----- bu miktarın hiçbirini göndermedi, bana gelip ------ beyle görüşeceğim, bu şekilde kabul ederse yaklaşık 200.000 TL ödeyerek hesabı kapatacaklarını aksi halde işi ------ bey tarafından mahkemeye taşınması halinde işin uzayacağını ve hiç ödemeye yapmayacağını bana telefonda söylemişti, çünkü ben davacı şirketin finans sorumlusu olduğum için bu tür işlerin takibini ve görüşmelerini ben yapıyorum, ben muhasebeci olduğum için şirketin kayıtlarını ben tutuyorum, bu duruma ve ticari defterlerimize göre davalıdan 322.000 TL civarında bir alacağımız görünüyordu, davalı gelip ------ Bey ile görüşmedi ve herhangi bir ödeme de yapılmadı, biz araçları kiralandığı ----- şirketten ------- Beyin yönlendirmesiyle gidip teslim aldık, daha sonra bu araçların ikisini sattık, birisi durmaktadır, hatta bu araçların birisi ------ ta bulunduğu sırada davacı şirket tarafından üçüncü bir kişiye satılmıştı dedi, bana sormuş olduğunuz ------ görüşmeleri doğrudur, bu görüşmeler ----- araç grubunda ----- bey, ----- Bey, ben ve ------ bey bulunuyordu, ayrıca bu grupta ------- olarak geçen kişi de benim, bu konuşmalar araçların işletilmesi ile ilgili konuşmalardır, araçlarla ilgili sorun çıktığında ------ bey sorumlu olarak bize bildiriyordu biz de çözüm üretiyor araçların tamir ve bakımını yaptırıyorduk, aslında araçların bakım ve tamir gibi işlerin yapılacağı yerleri de ------ bey belirliyor ve buluyordu biz de daha sonra tamir ve bakımı yapan firma ile görüşmeyi biz yapıp ödemesini biz yapıyorduk, ------ Bey zaman zaman araçlarla ilgili ufak tefek harcamalar yapıyordu ancak bu paraları da biz kendisine gönderiyorduk, daha doğrusu bu tür işleri ortak tanıdık olan ----- isimli kişi yapıyor biz de ----- beye ya da onun söylediği tamircilere ödüyorduk, ----- Bey aynı zamanda ------ Beyin akrabası olduğu için iş konusunda kendisine yardımcı oluyordu dedi.
Davacı vekili tarafından tanıktan soruldu: Davalı şirketin temsilcisi ------ bey bana aramızdaki para alacak verecek sorununu kendi aramızda konuşup çözmezsek yani bu durumu ------- bey mahkemeye taşırsa hiçbir ödeme yapmayacağını, süreci uzatacağını ve paranın değer kaybedeceğini söylemişti.
Davalı vekili tarafından tanıktan soruldu: Ben ----- isimli şirkete ödeme yapılıp yapılmadığını hatırlamıyorum ancak hemen hemen her ay farklı şirketlere farklı miktarlara bakım onarım için ödemeler yapılıyordu, ben davacı şirketin sahibi ve temsilcisi ----- beyle davalı şirketin temsilcisi huzurda bulunan ------ beyin kendi ücreti konusunda hangi şartlarda anlaştıklarını bilmiyorum, ancak bu tür işlerde genellikle araç sahibine sefer veya tonaj üzerinden anlaşma yapılmış olabilir, bizim davalıya ödeme yaptığımız tarihi hatırlamıyorum, zira zaten sözleşme gereğince araçların gelirlerini ilk önce kendisi alıyordu, sonrasında bize fatura karşılığında ödeme yapıyordu, buna göre bizim davalıya değil, davalının bize ödeme yapması gerekiyordu, araç teslimi konusundaki ifadem yanlış anlaşılmış olabilir ben araçlar ------- bulunduğundan orada teslim alındığını sanıyorum, ancak araçlar başka bir yerde de teslim edilmiş olabilir, bunun benim tarafımdan şirketteki görevim gereği tam olarak bilinememesi normaldir dedi " şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada Mahkememizce Tebligat Kanunu hüküm ve usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas-----İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığa ilişkin 2022-2023 yıllarına ait BA/BS formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Taraflar 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tüzel kişi tacir sayılmakta ve takibin ve davanın dayanağının da nakliye faturalarına dayalı alacak iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında Mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE -----: 28.07.2020 ----- NO: ---- KANUN NO: -----) (KOD -------) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 ----- NO: ---- KANUN NO: ------ Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı/ vekili tarafından ----.İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında vekalet sözleşmesi kapsamında nakliye bedeli olarak düzenlenen faturalar/cari hesap alacağı nedeniyle icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında sözleşme ve yukarıda açıklanan yasal sürece ilişkin olarak bir itilaf bulunmadığından temelde sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve dosyaya yazılı olarak cari hesap sözleşmesi ibraz edilmediğinden açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022-2023 yıllarına ait BA-BS formları ve işin niteliği gereği diğer deliller içtima edilmiştir. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan taraf vekillerine ihtar edilmiştir. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ---- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 13/08/2024 tarihli raporda özetle; Davacı ------- incelenen 2022-2023 yılları yasal ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı VUK’nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun ve usulünde tutuldukları, birbirini doğruladığı, Ticari defterlerin sahipleri lehine delil olma niteliklerinde oldukları, davalı------ 2023 yılları yasal ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı VUK’nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun ve usulünde tutulmakla beraber, 2022 yılı kapanış maddesinde davacı lehine 194.991,04 TL.’nin 2023 yılı açılış maddesinde kayıt görmemiş olduğu, 2023 yılında davacı tarafa havale yoluyla yapılmış ödemelerin de kayıt görmemiş oldukları, Davalı taraf ticari defterlerinde yapılacak düzeltme maddelerinden sonra ; Davalı taraf nezdinde davacı taraf lehine 322.355,95 TL. alacak bakiyesinin oluşacağı, Sayın mahkemenin tarafların mükellefi bulundukları Vergi Dairesi müdürlüklerinden celp ettirdiği Form BA – BS beyanlarının 2023 yılında 5 belgede olmak üzere 710.691,65 TL. KDV öncesi tutarda mutabık oldukları, örtüştükleri, Davalı ------ Dosyaya sunduğu 28.06.2024 tarihli dilekçesi ekinde, Davacının 322.355,95 TL. alacağının bulunduğunu beyan etmiş olup, ancak, kendisinin de, listesini de dökerek toplam 383.153,00 TL. belgesiz masraf ödemelerinin bulunduğunu, bu durumda 60.797,00 TL. alacaklı olduğunu beyan etmiş ise de, bu beyana ilişkin belgeleri sunulmadığından , rapora duhul edilmemiş olup ; Sayın mahkemenin takdirlerinde olacağı, Doğrultularında ; Davacı ------. ile davalı ------- 322.355,95 TL. alacağının bulunduğu, Taraflar tacir olduklarından ------ sayılı yasaya istinaden, davacının 322.355,95 TL. asıl alacağına 28.09.2023 takip tarihinden itibaren başlamak üzere % 16,75 ve değişen oranlarda avans faizinin uygulanması gerekeceği, yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir; taraf vekillerince beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur. Mahkememizce gösterilen tanıklar dinlenmiş ve ayrıca taraf şirketlerin temsilcileri bizzat dinlenerek uyuşmazlığın tam olarak aydınlatılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin mübrez deliller ve tarafların ticari defterlerine göre sabit olduğu, davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olmasına göre takip tarihi itibarıyla takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu, davalının 2022 yılı açılış ve 2023 yılı açılış kayıtlarına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından HMK'nin 222/4 hükmünde düzenlenen açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olacağı, davacının ticari defterlerinin ise HMK'nin 222.maddesi gereğince delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte tarafların BA ve BS formlarının birbiriyle örtüştüğü, esasen bilirkişi raporunda da isabetli şekilde açıklandığı üzere davalı şirketin kayıtlarını doğru ve düzgün şekilde tutması ve defterlerine işlemesi halinde aynı sonucun ortaya çıkacağı anlaşılmıştır. Yine tanık ve taraf beyanları ile basiretli tacir ve ticari vekil kavramı yanında vekalet sözleşmenin niteliği ve TBK'nin 508.maddesi gereğince hesap verme borcu, tarafların sözleşme kurmadaki amaçları birlikte değerlendirildiğinde alacağın aynen sabit kabul edilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Davalı şirket temsilcisi karşı ispat faaliyeti kapsamında işletilmek için teslim aldığı araçlarla ilgili yaptığını ve açık hesaptan düşülmesini öne sürdüğü masraf ve giderleri ispat edememiştir. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre takip tarihinde davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve işbu borcun ödenmesine ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi, karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil de ileri sürülmediği, davalı şirketi temsilcisinin takibe konu faturalardan kaynaklanan alacağı esasen kabul ettiğinden sonuçta takip ve dava konusu asıl alacağın varlığının ve miktarının aynen sabit kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.(HMK, 222, 266, 281, 282, 320/2) Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222. maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerden neşet eden mevcut bilirkişi raporu, bağlantılı mürekkep ikrar ve anılan diğer durum ve deliller karşısında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu, TTK'nin 16/1.maddesi gereğince tüzel kişi tacir sıfatlarına göre avans faizi uygulanmasının mümkün olmasına göre takip tarihindeki faiz şekil ve oranı da denetlenmek suretiyle davacının davasının kabulü ile davalı-borçlunun -----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd,77 vd, 117/1, 207 vd, TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd. 282, 320/2 )
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde asıl alacağın davacı şirketin ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının savunmalarına göre de davalı şirketin borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu halde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden iddia ve savunma, icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile mevcut bilirkişi raporu itibarıyla takibe konu asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan hükmolunan asıl alacağın (322.355,96 TL ) % 20'si olan 64.471,192 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin ------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 64.471,192 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.020,14 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 3.893,26 TL ile icra dosyasından alınan 1.611,78 TL harcın mahsubuyla bakiye 16.515,10 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 3.893,26 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 392,00 TL posta masrafı ve 3.750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.343,51 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 51.576.95 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.