T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/451
KARAR NO : 2025/671
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/07/2023
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından davalı şirkete tırlar aracılığıyla lojistik hizmeti sağlandığı, verilen bu hizmet sebebiyle doğan alacaklar ise davacı şirket tarafından faturalandırıldığı, dava konusu faturaların davalı şirkete iletildikten sonra, davalı şirket tarafından yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz sürülmeksizin kabul edildiği ve muhasebe kayıtlarına işlendiği, davalı şirket tarafından faturalara ilişkin bir ödeme yapılmadığından, davaya konu icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlu şirketin, davacı şirketten almış olduğu tüm hizmet bedellerini ödediğini ve davacı şirketin davalıya hizmet vermeden ek olarak üç adet fatura daha kestiği iddialarının asılsız ve hukuken de geçersiz olduğunu, davalı şirketin, kesilen 31/05/2022 tarihli ------- nolu, 22.000,00 EURO bedelli, 06/05/2022 tarihli ----- nolu, 5.100,00 EURO bedelli, 31/05/2022 tarihli ------- nolu, 2.500,00 EURO bedelli faturaları kabul etmediğini ve iade fatura oluşturduğunu beyan ettiğini, fakat davalı şirketin 31/05/2022 tarihli ------ nolu, 22.000 EURO bedelli, fatura için iade faturayı 01/07/2023 tarihinde, 06/05/2022 tarihli ------ nolu, 5.100 EURO bedelli, fatura için iade faturayı 19/08/2023 tarihinde, 31/05/2022 tarihli ------ nolu, 2.500 EURO bedelli fatura için iade faturayı 19/08/2023 tarihinde kestiğini, davalı şirketçe kesilmiş olan iade faturaların geçersiz olduğunu, davalı şirketçe, faturanın kesildiği tarih itibariyle kabul edildiği, onay verildiği ve ödeme vadesi günü oluşturulduğu, davalı şirketin, davacı şirketin vermiş olduğu hizmet karşılığı doğan fatura bedellerini ödemediğini, kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, davanın kabulünü, davalı şirketin haksız itirazının iptalini ve takibin devamını, haksız itirazdan ötürü davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddini talep ettiklerini, davacı şirketin davacı şirkete, borcu bulunmadığı, -----. İcra Müdürlüğü'nü---- Esas sayılı dosyası ile talep edilen alacağın haksız olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete; taşımacılık, nakliye hizmeti aldıklarının dışında haksız olarak, müvekkil şirketin hizmetini almadığı, üç adet daha fatura kestiğini, davacı şirketin, 06/05/2022 tarihli ----- nolu 5.100 EURO bedelli; 31/05/2022 tarihli ---- nolu 22.000 EURO 31/05/2022 tarihli ------ nolu 2.500 EURO bedelli faturaları davacının muhasebe yoğunluğu içinde başta gözden kaçtığı için, sehven muhasebe kayıtlarına işlendiği, faturaların haksız yere kesildiği fark edildiğinde, iade faturalarının kesildiğini, davalı şirketin, 01/07/2023 tarihli ---- nolu iade faturası ile, 31/05/2022 tarihli ----- nolu 22.000 EURO bedelli faturanın iade faturasını kestiğini, bunun üzerine davacı şirketin haksız olarak tekrar aynı gün kestiği 07/01/2023 tarihli ------ nolu 22.000 EURO bedelli iade faturasını ise davalı şirketin; söz konusu fatura haksız olduğu ve fatura konusu hizmet alınmadığı için ticari kayıtlarına, muhasebe kayıtlarına geçirmediğini, ayrıca davalı şirketin; 19/08/2023 tarihli ----- nolu iade faturası ile; 06/05/2022 tarihli ------ nolu 5.100 EURO bedelli faturanın iade faturasını kestiğini, 19/08/2023 tarihli ----- nolu iade faturası ile; 31/05/2022 tarihli ------ nolu 2.500 EURO bedelli faturanın iade faturasını kestiğini, bunun üzerine davacı şirketin haksız olarak tekrar kestiğini; 25/08/2023 tarihli ----- nolu 5.100 EURO bedelli, 25/08/2023 tarihli ---- nolu 2.500 EURO bedelli iade faturalarını ise davalı şirketin; söz konusu faturanın haksız olduğu ve fatura konusu hizmet alınmadığı için ticari kayıtlarına, muhasebe kayıtlarına geçirmediğini, davalı şirketin; ----- Noterliğinin 28/08/2023 Tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarname ile; belirtilen faturaları kabul etmediğini, itiraz ettiğini davacı şirkete ihtar ettiğini, bu noktada; ---- Noterliği'ne müzekkere gönderilerek; ---- Noterliğinin 28/08/2023 Tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesinin bir örneğinin ve tebliğ şerhini talep ettiklerini, davacı şirketin haksız olarak davalı şirkete kestiği faturaların yargılama sırasında haksız olduğu, söz konusu faturalar karşılığında davalı şirkete taşıma hizmeti verilmediği yargılama sırasında tespit edildiğinde, genel cari hesap ilişkisi çerçevesinde, davacı şirketin müvekkili şirketten, dava konusu icra takibi nedeni ile alacaklı olamayacağı ortaya çıkacağını, davanın reddini, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı yana tahmilini karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Tarafların Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ve 2022 Yılı BA/BS Formları, Faturalar, Dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan dolayı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada Mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davanın dayanağı --- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosya arasına alınarak içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığın oluştuğu 2022 yılına ait BA-BS formları celbedilmiştir.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, iddia ve savunma, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrine karşı yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da fatura kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Öte yandan 6102 sayılı TTK'nin 850. maddesinde yer alan tanımlamaya göre taşıyıcı; taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini üstlenen kişidir. İki taraf arasında akdedilecek taşıma sözleşmesi ile taşıyıcı, eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı, buna karşılık eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır. Taşıma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması yönünde yasal bir zorunluluk bulunmamakta olup, sözleşmesinin mevcudiyeti her türlü delil ile ispat edilebilir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve belgelerine göre 29.682.56 Euro alacak kaydı bulunduğu, davalı şirket kayıtlarında de 2023 yılı başında 450.928,49 TL borç kaydının bulunduğu 07/01/2023 tarihinde 387.939,20 TL iade faturası düzenlendiği ve böylece borcun 62.989,29 TL'ye düştüğü tespit edilmiştir. Kesilen iade faturasının kaynağının da 31/05/2022 tarihli fatura olduğu anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere iade faturasının düzenlendiği tarih altı aydan uzun bir süre sonradır. Öncelikle tarafların da kabulünde olduğu ve bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere taraflar arasındaki taşımaya ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ve faturaların davalı tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu gibi kayıtların evvelinde birbirlerini teyit ettiği ifade edilmelidir. Taraflar arasındaki temel sorun iade faturasından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ------ Esas,------ Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nin 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (. ----.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ----- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olaya bakıldığında davalının cevap dilekçesinde de kabul ettiği üzere iade faturalarının sekiz günlük süresinde düzenlenmediği bedihidir. Bu tespit karşısında borca itiraz edildiğine göre borcun olmadığının ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalının savunmalarının ise esasen taşıma sözleşmesi gereğince iade faturalarına konu işlerin yapılmadığı noktasındadır. Ancak davalı şirket temsilcisinin 6102 sayılı TTK'nin 18/2 maddesi nezdinde basiretli davranma yükümlülüğü bulunması, bun karşın davacı şirket temsilcisinin isticvap beyanı da gözetildiğinde; savunmaya esas olarak cevap dilekçesinde gösterilen delillere göre davalıca takibe konu faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıtlanamadığı ortadadır. Hal böyle olunca her iki tarafın kendi defterlerinde öncesinde aynen kayıtlı olan borcun davalıca ödendiğine ilişkin bir savunma bulunmadığı gibi buna ilişkin bir belge ve delil de sunulmadığından az yukarıdaki sözleşmenin ifasına ilişkin savunmaya itibar edilmemiştir. Dolayısıyla her iki tarafın iade faturaları öncesinde usulüne uygun olarak tutulan ve birbirini doğrulayan ticari defter ve belgelerinin içerikleri kesin delil niteliğinde olduğundan somut olayda takibe/ davaya konu asıl alacağın taraf defterlerinde aynen kayıtlı olması nedeniyle alacağın icra takibinde gösterilen oranda sabit kabul kabul edilmesi gerekmiştir. (HMK,222/2,3) Binaenaleyh; davacı şirketin takipte/davada gösterilen asıl alacak yönünden davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/2,3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak tutulan her iki tarafın ticari defter ve kayıtları ve mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez sair tüm deliller de gözetildiğinde tamamen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile ; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlun---- İcra Dairesinin ------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (28.584,00 EURO) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki ------ döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan hükmolunan asıl alacağın ( *Asıl alacağın takip tarihi olan 27.01.2023 günü itibarıyla ----- efektif döviz satış kuru karşılığı olan, 28.584,00 Euro X 20,5078 TL = 586.194,95* TL olarak bulunmuş ve tazminat işbu miktar üzerinden hesaplanmıştır) %20'si olan 117.238,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine de karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1, 117/1,TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31, 146, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd. 282, ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince davalı sorumlu tutulmuştur. Yargılama giderlerinin (harç ve vekalet ücreti) hesabında yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası esas alınmıştır. (Yargıtay ----. HD'nin 12/05/2022 tarih ve -----. ) Yargılama gideri kapsamında ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama giderleri olarak davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin297/2 maddelesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (28.584,00 EURO) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki ------ döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın ( *Asıl alacağın takip tarihi olan 27.01.2023 günü itibarıyla ------- efektif döviz satış kuru karşılığı olan, 28.584,00 Euro X 20,5078 TL = 586.194,95* TL olarak bulunmuş ve tazminat işbu miktar üzerinden hesaplanmıştır) %20'si olan 117.238,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 55.512,82 TL karar ve ilam harcından; 7.068,38 TL peşin harcın ve tamamlama harcı olarak yatırılan 3.880,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 44.564,44 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı 7.068,38 TL peşin harç ve 25,60 TL vekalet harcı, 3.880,00 TL tamamlama harcı, 68,25 TL posta masrafı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.222,13 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 125.772.43 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.