T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/65
KARAR NO : 2025/678
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 02/02/2021
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/10/2019 tarihinde ---- sevk ve idaresindeki ------- plakalı aracın davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, müvekkilinin kaldırıldığı hastanede ameliyata alındığını, müvekkilinin olayın üzerinden zaman geçmesine rağmen tam olarak iyileşemediğini,----- kusurlu bulunduğundan iddianame hazırlanarak ------. Asliye Ceza mahkemesi --------- Esas sayılı dosyasının hala derdest olduğunu, müvekkilinin zararının tazimni için -------- başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketinin 6.000,00 TL teklif ettiğini ancak bu miktarın müvekkilinin zararına yetersiz kaldığını, bu nedenlerle ----- plakalı araç olmak üzere davalı -------. Ait tüm taşınır ve taşınmazları ile 3. Kişilere hak ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalı tarafların maddi ve manevi tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı vekili tarafından, maddi tazminat talepli huzurdaki dava ikame edildiğini, yapılan talep, haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, ----- plakalı kazaya karışan araç davalı şirkete, 12.12.2018-12.12.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ----- numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sorumluluğun, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 390.000,00 TL ile sınırlıdır. Poliçe limitini bildirmemiz davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluğumuz da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, Poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu başvurunun reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalılardan----- Şirketi ve ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ------- plakalı araçta seyir halinde iken trafik kazası meydana geldiğini, olay davacı ------- araç trafiğinin yoğun olduğu yoldan karşıdan karşıya geçtiği sırada yaşandığını, kazanın meydana geldiği ------ Bulvarı'nda olay yerine yaklaşık 25 metre mesafede yaya geçidi bulunduğunu, fakat davacı yaya geçidini kullanmayarak araç trafiğinin yoğun olduğu yoldan karşıdan karşıya geçmek istediğini, davalı seyir halindeyken davacı yayanın aniden yola çıkması ve kısa mesafe olması nedeniyle taksirle kazaya sebebiyet verdiğini, davalı hız sınırında ve trafik kurallarına uyarak hareket ettiğini, mevcut kazada kusuru bulunmadığını, söz konusu olay hakkında -----.Asliye Ceza Mahkemesi ------ Esas sayılı dosya üzerinden yargılama devam ettiğini, ----Asliye Ceza Mahkemesi ------ Esas sayılı dosyasından istenen kazaya ilişkin bilirkişi raporunda davacının yoldan karşıya geçerken duraksadığı geri gidip sonra tekrar karşıya geçmeye çalıştığı ifade edilmektedir. Kendi güvenliğini sağlayamayan davacı, araçlara rağmen yoldan karşıya geçerek can güvenliğini de tehlikeye attığını, devam etmekte olan ceza davası sonucunda yaya olan davacının tam kusurlu olduğu ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerle; davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbir tazminat davaları açısından yasaya aykırı olduğundan reddine karar verilmesini, ihtiyati haciz şartları oluşmadığından ve müvekkil açısından telafisi güç zararlara sebebiyet vereceğinden dolayı ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini, açılan işbu davada müvekkile izafe edilebilecek bir kusur olmadığından maddi/manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Mahkemeleri Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kayıtları, ----.Asliye Ceza Mahkemesi'nin --------Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Ekonomik Sosyal Durum Araştırma Sonuçları, ZMMS Sigorta Poliçesi, Başvuru/ İhtarname ve Hasar Dosyası, Hastane Kayıtları, ATK Kusur Raporu, ATK Maluliyet Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, Yaralanmalı Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) doğan zararların ve işbu olay nedeniyle TBK'nin 56. maddesi kapsamında Manevi Zararın; 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı malik-işleten şirket ve davalı gerçek kişi vekilinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin ve davalımalik-işleten şirket ve davalı gerçek kişi vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir------). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 23/10/2019 tarihinde saat 12.10 sularında ----- ilçesi, ----- Mahallesi ----- üzerinde davalı ----- sevk ve idaresindeki ------ plaka sayılı hususi nitelikteki otomobilin yaya konumunda bulunan davacıya çarpması şeklinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve davacının geçici ve kalıcı şekilde yaralandığının ileri sürüldüğü tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen ------ plakalı motorlu aracın kaza tarihinde malik- işleteninin davalı şirket olduğu ve aracın kaza tarihi itibarıyla 12/12/2018-12/12/2019 başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 360.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 360.000,00 TL teminat limitiyle davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen trafik kazası nedeniyle ------- İlçe Trafik Denetleme Büro Amirliği tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit tutanağı dosyaya mübrez olup işbu tutanağı göre her iki tarafa kusur atfedildiği görülmüştür. Ayrıca olaya ilişkin------ CBS tarafından yapılan soruşturma kapsamında açılan davaya göre -----.Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasından ATK raporu alınmış ve bu raporda sürücü asli davacı yaya tali kusurlu bulunmuştur. Buna göre mahkememizce gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Akabinde davalıların hukuki sorumluluğu kusura dayalı olduğundan ve kazada kusuru ilişkin uyuşmazlık bulunduğundan öncelikle kusur durum ve oranının tespiti için dosya ------ ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş ve rapor alınmıştır. Daire tarafından düzenlenen 29.11.2021 tarihli raporda özetle; A) Davalı sürücü --------, sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, olay mahalli kavşağa yaklaştığında hızını asgari düzeye indirmesi, kavşak mahallinde seyir istikametinin sağından kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmekte olan yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, mevcut seyri sırasında karşıdan karşıya geçişini sürdüren davacı yayaya tedbirsizce çarptığı anlaşılmakla meydana gelen olayda asli kusurludur. B) Davacı yaya-------, karşıdan karşıya geçiş yaptığı kavşak mahallinde ilk geçiş hakkı her ne kadar kendisinde ise de yolun karşısına geçmek amacıyla taşıt yoluna girmeden önce kendi can güvenliği açısından gelen trafiği kontrol etmesi, yaklaşmakta olan araçların seyir durumunu göz önünde bulundurarak yolun geçişe uygun olduğuna kanaat getirdikten sonra en kısa doğrultudan geçmesi ve geçişi süresince kontrollerini sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla, meydana gelen olayda tali kusurludur.Yukarıdaki hususlar çerçevesinde, olayda; A) Davalı sürücü ------ %75 (Yüzde Yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, B) Davacı yaya--------- %25 (Yüzde Yirmibeş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor sunulmuştur. ATK raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiş, ATK raporunun dosya kapsamındaki kaza tespit tutağı, ifadeler ile sair bilgi ve belgelere göre olayın oluş şekline uygun olduğu , kazaya karışan sürücünün ve yayanın kural ihlallerinin gösterildiği ve oranların doğru şekilde tespit edildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği kabul ve takdir edilmiştir. (HMK,266 vd.TBK,74/1) Davalıların kusura dayalı sorumluluğu bulunduğunun bu şekilde tespit edilmesine müteakip ise davacının geçici ve kalıcı maluliyet durumunun ve tedavi gideri kapsamında bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından kazadan itibaren tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez ----- ATK ------.İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tarihideki yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet durumu; oranı, süresi ve bakıcı ihtiyacı ve süresine ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Anılan kurum/daire tarafından düzenlenen 08/11/2022 tarihli raporda özetle; ----- ve ---- kızı 01/01/1952 doğumlu ------ 23.10.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve ---- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; 1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği,3.Bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı" yönünde görüş , oran ve süre verilmiştir. Bu rapor da, taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı özellikle davacı vekili tarafından öne sürülen itirazlar kapsamında ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kuruluna gönderilmiş ise de kurul tarafından raporda herhangi bir çelişki bulunmadığı bildirilmiştir. Böylece ATK maluliyet raporunun da usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edildiğinden tazminat hesabı aşamasına geçilmiştir. Dosya , HMK'nin 266 vd maddesi gereğince özel ve teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş ve kusur ve maluliyet oran, süre ve durumlarına göre tazminat hesabı yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi Aktüerya uzmanı ------ tarafından hazırlanan 30/12/2024 tarihli raporda özetle ; 03.10.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıların %75 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı-------
a)Geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararının = 4.273,40 TL. olduğu,
b)ATK tarafından kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre davacının
maluliyet oranı %0 olarak belirlendiğinden, davacının sürekli iş göremezlik dönemi için maddi
zararının söz konusu olmayacağı,
c)Belirlenen zarar tutarının zorunlu trafik sigorta poliçesi limitleri içinde kaldığı,
Manevi tazminatın zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamında olmaması nedeniyle Sayın
Mahkemece takdir edilecek manevi tazminattan sigorta şirketi dışındaki araç sürücüsü ve işletenin
sorumlu olacağı,
d)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi 25.11.2020 olarak
belirlenmiş olup,
araç sürücüsü ve işleten bakımından herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın
temerrüdün 23.10.2019 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı,
e)Sigortalı araç her ne kadar şirket adına kayıtlı ise de; sigorta poliçesinde kullanım amacı
özel otomobil gözükmekte olup, ticari faizi talebine ilişkin takdir Sayın Mahkemeye ait olduğu yönünde tespit, görüş ve hesap içeren rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili tarafından dava HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep arttırım dilekçesi sunulmuş; davalılar vekilleri tarafından ise rapora ve talep artırım işlemine karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin işbu davaya ilişkin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmede, öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun % 75 oranında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, varsa doğan zarardan, sigortalının kusuru oranında davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu anlaşılmıştır. Yine ATK raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranlarının Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiği ve belirlendiğinden hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun davacının kaza tarihinde elde ettiği asgari ücret geliri esas alınarak üç aylık geçici iş göremezlik süresine göre düzenlendiği, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, raporda yukarıda açıklanan yasal sebeplerin bulunduğu ve usul ve yasaya uygun olarak hesaplanan geçici maluliyetten kaynaklanan tazminattan davalı sigorta şirketinin, sigortalısı araç sürücüsünün kazada % 75 kusurlu oluşuna göre poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulabileceği tespit edilmiştir. Binaenaleyh; Mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, sigorta poliçesinin türü, tarihi, kapsamı ve limitleri, başvuruya bağlı olarak oluşan sekiz iş günü sonrası temerrüt tarihi, taleple bağlılık ilkesi ve de sigortalı aracın hususi nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, özellikle kusur, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ATK kusur raporu, ATK maluliyet raporu ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından geçici maluliyet için gerekli tazminat için ibraz edilen rapor da gözetildiğinde; davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince geçici maluliyete ilişkin maddi tazminat istemi yönünden usulüne uygun olarak ispat ettiği, davacının ATK raporuna göre kalıcı maluliyetinin tespit edilemediği anlaşıldığından kalıcı maluliyete ilişkin talebinin ise sakıt olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine, davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile; 4.273,40 TL tazminatın, davalılar -------- (malik-işleten ve sürücü) yönünden kaza/haksız fiil/temerrüt tarihi olan 23/10/2019 tarihinden, diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 25/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık/tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla-işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97, 99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd, 1409, 1459, 1461, 1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 107, 146, 187,190, 198, 266 vd,281,282,320,322, )
Davacının tüm davalılar aleyhinde açtığı manevi tazminat davasına gelince ;
66098 Sayılı TBK'nin 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise ' Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır. 66098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olayımıza döndüğümüzde; kazada davalı sürücünün asli kusurlu oluşu, kazanın davacıda yarattığı ve yaratacağı fiziki ve ruhsal etkiler, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay ve dava tarihindeki ekonomik ve sosyal şartlar, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ilkesi nazarında zarar veren açısından da her halükarda caydırıcılık etkisine sahip olmasının gerekmesi, belirlenen tazminatın davacıda yaratacağı huzur ve tatmin duygusu ve benzer olaylara ilişkin güncel içtihat ve yargısal uygulamalar ve kararlar ışığında mahkememizin somut olaya ilişkin hukuki ve vicdani kanaatine göre davacının manevi tazminat talebinin temelde haklı ve yerinde olduğu sonuç ve kanaatiyle; davacının davalılar davalılar -------- aleyhinde açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın 23/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (75,000,00 TL) talebin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise; maddi tazminat yönünden davacının reddedilen davanın değerine (100.00 TL) göre , toplam maddi ve manevi tazminat olarak kabul edilen miktarlar ve işin niteliği gereği reddedilen maddi tazminat dışında davalılar lehine vekalet ücreti hesap edilmesi dışında ; dürüstlük kuralı temelinde yargılamaya matuf giderlerin dosya bütünü için yapılmış olması, davadaki ihtiyari dava arkadaşlığı ve davaların yığılması gibi hukuki durumlar da nazara alındığında açıklanan vekalet ücreti hesabı dışında tüm yargılama giderlerinden HMK'nin 326/1,2,3,327/1 maddeleri gereğince aleyhinde maddi ve manevi tazminata hükmedilen davalılar (bakiye harç yönünden sorumluluk miktarları gözetilerek oranlama yapılmıştır.) müştereken ve müteselsil olarak sorumlu tutulmuştur. Hemen belirtilmelidir ki, sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden reddedilen manevi tazminat bakımından HMK'nın 326/2 hükmünün Anayasa Mahkemesi'nin 14/03/2025 günlü ----- Gazetede yayınlanan ----- esas ------- sayılı 25.12.2024 günlü kararı ile "Manevi Tazminat Davaları" yönünden uygulanmasının Anayasanın aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edildiği dikkate alınarak işbu davalılar lehine vekalet ücreti hesap ve takdir edilmemiştir. Öte yandan Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13)maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de son tutanağa ve sarf kararına göre davalılardan alınarak hazineye irad kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)DAVANIN KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-)Davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine,
3-)Davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile; 4.273,40 TL tazminatın, davalılar ---------(malik-işleten ve sürücü) yönünden kaza/haksız fiil/temerrüt tarihi olan 23/10/2019 tarihinden, diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 25/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık/tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla-işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
4-)Davacının, davalılar -----ve ------- aleyhinde 6098 sayılı TBK'nin 56/1 maddesi gereğince açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın 23/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (75,000,00 TL) talebin reddine,
5-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen maddi ve manevi değerler üzerinden alınması gereken 1.999,67 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 59,60 TL harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 72,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.868,07 TL harcın davalılardan müteselsilen (davalı ----- Şirketi yönünden 641,01 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı 59,30 TL peşin harcı, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 127,10 TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafından yapılan 640,70 TL posta ücreti, 4.250,00 TL bilirkişi ücreti ve 730,30 TL ile 2.310.00, TL Adli Tıp Kurumu fatura ücretleri olmak üzere toplam 7.931,00 TL yargılama giderinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davacı maddi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre anılan davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 4.273,40 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-)Davacı manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 25.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-)Davalılar maddi tazminat davasında kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Kanunun'nun 164/5 maddesine göre anılan davalılar vekiller için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 3/2 ve 13/1-2 maddeleri uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara müştereken (1/3) verilmesine,
12-)Davalılar tarafından yapılan sair tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
13-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına ) Dair; davacı vekilinin ve davalılar------- vekilinin yüzlerine karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.