T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/413
KARAR NO : 2025/591
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 11/06/2024
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -------AsliyeTicaretnde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ------ ile davalı arasında, davacıya ait -------” markasının kullanımına dair Franchise anlaşmasının yapıldığı, marka haklarının ------tarafından davacı şirkete devredilmesi nedeniyle davacı şirket sözleşmenin tarafı olduğu, davacının davalıdan, 21.11.2019 tarihli, 3.519,00 TL tutarlı, 23.11.2019 tarihli, 2.346,00 TL tutarlı, 26.11.2019 tarihli, 3.037,00 TL tutarlı, 28.11.2019 tarihli, 4.695,00 TL tutarlı, 30.11.2019 tarihli, 2.706,00 TL tutarlı, 03.12.2019 tarihli, 2.944,00 TL tutarlı, 05.12.2019 tarihli, 3.879,00 TL tutarlı, 07.12.2019 tarihli, 1.564,00 TL tutarlı, 10.12.2019 tarihli, 2.346,00 TL tutarlı, 12.12.2019 tarihli, 4.709,00 TL tutarlı, 14.12.2019 tarihli, 1.564,00 TL tutarlı, 17.12.2019 tarihli, 1.564,00 TL tutarlı, 19.12.2019 tarihli, 2.646,00 TL tutarlı, 21.12.2019 tarihli, 2.346,00 TL tutarlı, 24.12.2019 tarihli, 2.846,00 TL tutarlı, 25.12.2019 tarihli, 1.955,00 TL tutarlı, 26.12.2019 tarihli, 3.176,00 TL tutarlı faturalardan kaynaklı toplam 47.842,00 TL asıl alacağının bulunduğu, iş bu borcun ödenmediğini bu sebepden dolayı ------İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığı davalının itirazı ile takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını davalıya ait menkul ve gayri menkul malları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesine, davanın kabulüyle, 47.842,00 TL asıl alacağına alacağın doğduğu tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ----- İcra Müdürlüğü'nün ------sayılı icra takibinden bahsettiğini, açılan dava itirazın iptali davası ise itirazdan sonra bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, dava dilekçesinde bu konuda sarahat bulunmadığını, bu nedenle öncelikle açılan davaya zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davalının ikametgahı ----- olduğunu, ------ 2017-2021 yılları arasında iş yeri bulunmadığını, ancak o tarihten sonra işyeri de aşağıda izah edileceği üzere kapandığını, dört yıldır hem ikametgahı hem de işyeri ------ ilinde olduğunu, HMK da yetkiyi düzenleyen genel hükümlere, göre davalının ikametgahı mahkemeleri yetkili olduğunu, bu nedenle ----- Mahkemeleri yetkisiz olduğunu, davanın yetkili ve görevli ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu nedenle süresi içerisinde yetki itirazında bulunduklarını, davacı ile davalı arasında harici olarak yapılmış, şifahi ortaklık sözleşmesi bulunmadığını, diğer taraftan davalı ...' in sahibi bulunduğu ------ davacıdan alacağı bulunduğunu, ödenmediği takdirde dava ve takip yapılacağını, 2017 tarihli ekli sunulan sözleşme örneğinde görüleceği üzere davalı firmasının 100.000 TI. (Bilgisayar Programı) ürününden doğmuş ve hesaplarından mahsup edilmemiş bir alacağı söz konusu olduğunu, hem sözleşme nedeniyle hem de iki firma arasındaki başkaca alacak ve borçlar nedeniyle takas ve mahsup itirazında bulunduklarını, davacı ile davalı arasında ------- isimli lokantanın kurulması, işletilmesi ve ödemeler hususunda, 08.04.2019 tarihinde, önceki şifahen varılan anlaşmanın yazılı hale getirilmesi kapsamında, bir nevi Adi Ortaklık Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmenin muzileri ... ve ------ olduğunu, sözleşmede iki de tanık hazır bulunduğunu, tüm sorumluluk kendisinde olacak, ----- herhangi bir tutar talep edilmeyeceğini, çalışanlar dahil işletmenin bütün problemleri, kar ve zarar ile davacı ilgileneceğini, ayrıca işyeri taşınmaz sahibi kiraya veren ---- ile imzalanan sözleşmeye davacı şirketin sahibi -------kefil sıfatıyla imza attığını, dava konusu bahsedilen fatura alacakları da müvekkil adına açılan ------ ünvanlı işyeri için düzenlenmiş faturalardan ibaret olduğunu, davalı o zaman arkadaşı da olan ve Ulusal şube ve franchise mağazaları bulunan davacıya güvenerek işletmesini kendi sermayesi ile kurduğunu, zikredilen sözleşmeye uygun olarak ------Bankası hesaplarını bu işletmeye hasrettiğini, Mobil Bankacılık kullanım şifre ve kartlarını davacıya teslim ettiğini, ekte sunulan dekontlar ve ismi geçen bankalardan celp edilecek hesap ekstrelerinden anlaşılacağı üzere, hesaplardan fatura karşılığı ya da başka sebeplerle davacı şirket, sahibi ve temsilcisi hesabına 2017-2019 tarihleri arasında on binlerce lira para transferi yapıldığını, gönderilen bu bedeller, her ne hikmetse, dava konusu edilen faturalar gibi küsurlu rakamlar değil, genelde yuvarlanmış meblağları içerdiğini, yani fazla miktarda dahi ödeme olduğunu düşündüğünü, yine hem öncesinde davacının talimatı ile sözleşme sonrasında ise mobil banka şubesi davacı tarafından kullanıldığı için başka şahıslara da aynı hesaptan para transferleri olduğunu, bunların hepsi “----- da Fatura Karşılığı” olarak gönderildiğini, bunlara ilişkin dekontlar da ibraz edileceğini, davacı ile davalının sahibi olduğu şirket arasında işletmenin kurulduğu 2017 yılında bir sözleşme daha imzalandığını, 04.11.2017 tarihli bu sözleşmede: “... ------alınan 7 adet program karşılığı olan 100.000 TL. “..------ hesaplarından (cari) düşülerek kalan bedel nakit olarak ödenecektir... ” hükmü bulunduğunu, bir nevi alınan ürün karşılığı mahsuplaşma yapılacağını, ancak bu bedel hesaplardan mahsup edilerek ödenmediğini arz ve izah edilen sebeplerle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden, kabul edilmediği takdirde esastan reddi ile, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, Ticaret Sicil Kaydı, ----- İcra Dairesi'ne Ait ----- Esas Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Vergi Dairesi Kayıtları, 2019 Yılı BA-BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, Banka Dekontları, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Franchise Sözleşmesinden Kaynaklanan)
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada Mahkememizce Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas-----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığa ilişkin 2019 yılına ait BA/BS formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince davacının ticari şirket olduğundan tüzel kişi tacir sayıldığı, davalının da bilanço usulüne göre defter tuttuğu anlaşıldığından tacir olduğu açıktır. Buna göre takibin ve davanın dayanağının da Franchise Sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacak iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında Mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE -----: 28.07.2020 ----- NO: ---- KANUN NO: ---) (KOD -----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 ---- NO: ----- KANUN NO:-----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı/ vekili tarafından -----İcra Dairesinin------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar/cari hesap alacağı nedeniyle oluşan alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında satış sözleşmesi ve yukarıda açıklanan yasal sürece ilişkin olarak bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve dosyaya yazılı olarak cari hesap sözleşmesi ibraz edilmediğinden açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2019 yılıra ait BA-BS formları ve işin niteliği gereği diğer deliller içtima edilmiştir. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan taraf vekillerine ihtar edilmiştir. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ----- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 26/01/2025 tarihli kök raporda özetle; Takibe konu olan faturaların davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olduğu, iş bu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Form BA/BS formlarından anlaşıldığı üzere, takibe konu faturalardaki ürün ve hizmetin davacı tarafından davalıya teslim edildiği tespit edilmiştir. Takibe konu faturaların toplam tutarının 47.842,00.-TL olduğu iş bu faturalar karşılık davalının ödeme yapmadığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defterlerini sunmadığından dolayı ticari defterler arasında karşılaştırma yapılamamıştır. Ancak davalının iş bu faturalara karşılık yasal süresi içinde itirazının olmadığı veya iade faturası düzenlemediği dava dosyasından anlaşılmıştır. Nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmakla beraber Takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 47.842,00.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin takip tarihinden önce davacı şirketi temerrüde düşürdüğüne ilişkin dava dosyası ve icra dosyasında herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, takip tarihi öncesinde işlemiş faizi talep edemeyeceği tespit edilmiştir. Davalı tarafından bilgisayar programı ile ilgili takas mahsup taleplerinin olduğu ancak 2019 yılı ticari defterlerde bu konuda herhangi bir kaydın olmadığı tespit edildiği yönünde hesap ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından davalının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 11/05/2025 tarihli ek raporda ise kök raporda belirtildiği üzere; Davacı tarafından ibraz edilen 2019 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri Davalı tarafından ibraz edilen 2018-2019 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davalı lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu, Tarafların Ticari Defterlerine Göre; Tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, Tarafların Ticari Defterlerine Göre; Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 02.07.20219 tarihinde başladığı, davalının dava dosyasına sunduğu birtakım dekontların dava dışı ------ ödenen tutarlar olduğu, birtakım ödemelerin ise tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacının ticari defterlerine göre; davacının davalıdan kaydi olarak 187.487,48.-TL alacaklı olduğu, Davalının ticari defterlerine göre; davacının davalıdan kaydi olarak 194.264,48.-TL alacaklı olduğu, Davacının takibe konu ettiği alacağı oluşturan faturaların, davalı ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturaları davalı tebliğ edildiği, iş bu faturalardaki ürün/hizmetin davalıya teslim edildiği, iş bu faturala davalı tarafından ödeme yapılmadığı, takip tarihi itibariyle, takibe konu faturalardan dolayı, davacının davalıdan 47.842,00.-TL alacaklı olduğu, Kök raporda belirtildiği üzere; Davacı şirketin takip tarihinden önce davacı şirketi temerrüde düşürdüğüne ilişkin dava dosyası ve icra dosyasında herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, takip tarihi öncesinde işlemiş faizi talep edemeyeceği bildirilmiştir. Mahkememizce işbu kök ve ek rapor taraf vekillerine uygun olarak tebliğ edilmiştir; taraf vekillerince beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede öncelikle taraflar arasındaki franchise sözleşmesi ilişkisinin taraf ikrarları, mübrez deliller ve tarafların ticari defterlerine göre sabit olduğu anlaşılmakla birlikte yukarıda açıklandığı üzere itirazın iptali davasının takiple sıkı sıkıya bağlı oluşu, davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olmasına göre takip tarihi itibarıyla takip konusu alacaktan daha fazla bir alacağın tarafların ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu ve defterlerinin HMK'nin 222.maddesi gereğince delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre takip tarihinde tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olan ve işbu borcun ödenmesine ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi takibe konu alacakla davalının defterlerinde borç kaydı olarak görünen alacağın arasında çok büyük bir fark bulunduğundan mahsup talebinin de yerinde görülmediği, zira hiçbir tacirin defterlerine aleyhinde kayıt düşmeyeceği, davalı tarafından defterlerdeki kayıtlara rağmen karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil de ileri sürülmediğinden vaki borcun ifa ve itfa edilmediğinin ve sonuçta takip ve dava konusu asıl alacağın varlığının ve miktarının aynen sabit kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.(HMK, 222/2,3, 266, 281, 282, 320/2) Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerden neşet eden mevcut bilirkişi raporları ve anılan diğer durum ve deliller karşısında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre harçlandırılan miktara göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğunun kabul edilmesi gerektiği , tarafların TTK gereğince tacir sıfatlarına göre avans faizi işletilmesi, takip tarihindeki avans faizinin oranı da denetlenmek suretiyle davacının davasının kabulü ile, davalı-borçlunun -----.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin asıl alacağa (47.842,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 47.842,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1, 207, TTK, 16/1, 18/1,2, 21/2 , 83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 31, 33, 146, 187/1, 190, 191, 198, 222, 266 vd. 282, 320/2 )Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde asıl alacağın miktarının davacı şirketin ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, tarafların takip tarihinde birbirini doğrulayan ticari defter ve belgelerine göre davalı şirketin borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu halde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile mevcut bilirkişi raporu itibarıyla takibe konu asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan asıl alacağın (47.842,00 TL) %20'i olan 9.568,4 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun -----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin asıl alacağa (47.842,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 47.842,00 TL asıl alacak üzerinden devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın (47.842,00 TL) %20'i olan 9.568,4 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.268,09 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 817,03 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 2.451,06 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 817,03 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 442,00 TL posta masrafı, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.247,43 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.