T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/279
KARAR NO : 2025/495
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/04/2024
KARAR TARİHİ : 16/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'in iş makinası bulunduğunu, davalı ... ise, inşaat işleri ile uğraştığını, Davacı ..., davalının hafriyat işlerini yaptığını, yapılan bu işlerden dolayı, ----- no'lu 23.600,00 TL ve ------ no'lu 29.500,00 TL'lik faturalar düzenlediğini, davalı, söz konusu faturalarda belirtilen alacağın 30.100,00 TL'lik kısmını ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine------.İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı borçlu "borcu ödediğini ileri sürerek" borca itiraz ettiğini, , herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmeğini, davalı borçlunun itirazı, bileşik ikrar niteliğinde olduğunu ve asıl ilişkiyi kabul edip, ödeme iddiası ileri sürüldüğünden ispat yükü yer değiştirmekte, borçlu borcu ödediğini ispat etmek durumunda olduğunu beyan ederek; Davalı-borçlunun -------. İcra Müdürlüğü'nün ------. Sayılı dosyasına vaki itirazının 30.100,00 TL üzerinden devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin vesair diğer masrafların davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının hafriyat işlerini yaptığını, yapılan bu işlerden dolayı ---- no'lu 23.600,00 TL ve ------ no'lu 29.500,00 TL'lik faturalar düzenlendiğini, söz konusu faturalarda belirtilen alacağın 30.100,00 TL'lik kısmını ödemediğini " ileri sürmüş ise de davacının söz konusu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davalı davacı ile bir kısım işler yapmış ise de, dava dilekçesinde ileri sürülen hafriyat işlerinin bedelleri faturalarda yazılı tutarlar kadar olmadığını, davacı taraf davalıya " senin hesapların da resmi, benim hesaplarım da resmi, fatura keseyim de sorun olmasın " demiş ve söz konusu faturaları düzenlediğinden, dava konusu olan faturalarda yazılı tutarlar hafriyat işinin dışında taraflar arasındaki diğer alacak-borç ilişkisini de kapsadığını, düzenlenen faturalar davalının kullanmış olduğu davacıya ait hatır çeklerini dahi kapsadığını, bu nedenle davacı, faturalar muhteviyatındaki satım ilişkisini ve faturalarda belirtilen malları teslim ettiğini, işleri yaptığını ve bu işlerin bedelinin faturalarda yazılı tutarlar kadar olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, söz konusu faturalardaki bedeller yapılan işlerin dışında çek vs borçları da kapsadığını, davacı söz konusu faturalara yalnızca yapılan işlerin bedelini değil, taraflar arasındaki tüm cari hesaba dair miktarları da eklediğini, davalı davacının hesabına 02.09.2019 tarihinde 8.750,00 TL, 09.08.2019 tarihinde 5.000,00 TL, 23.08.2019 tarihinde 300,00 TL, 23.08.2019 tarihinde 5.000,00 TL, 12.09.2019 tarihinde 600,00 TL, 23.08.2019 tarihinde 300,00 TL, 28.08.2020 tarihinde 18.000,00 TL, olmak üzere toplamda 37.950,00 TL ödeme yaptığını. Bu haliyle dahi davacının fatura bedellerinden 30.100,00 TL alacağı kaldığı yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunun anlaşılacağını, davalı davalıya ve davalının gösterdiği 3.şahısların hesaplarına başkaca ödemelerde yapmış olup, bu ödemelere dair belgeleri de ibraz edeceklerini beyan ederek; davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilerek, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı icra takip dosyası, Taraf şirketlere ait BA/BS formları, ------İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 30.000,00 TL asıl alacak ve 20.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.100,00 TL üzerinden 14/11/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak "---- ve ------ nolu faturalardan kaynaklanan alacak 53.100,00 TL" açıklamasının gösterildiği, davalı tarafından 16/11/2023 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce SMM bilirkişiden 04/02/2025 tarihli bilirkişi raporu alınarak taraflara tebliğe çıkarılmış, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuş, ancak mevcut bilirkişi raporu denetime elverişli ve yeterli görüldüğünden bilirkişi raporuna itirazlarının reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ----- İcra Müdürlüğü'nün-----Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirmede;
Dosyaya ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde; ----- Arabuluculuk Bürosu, başvuru numarası ---- ve arabuluculuk numarası ----- olan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından 08/04/2024 tarihli son tutanağın düzenlendiği, bu haliyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.
Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Kayıt dışı ekonomiyi ve sahte fatura düzenlenmesini engellemek üzere bilanço esasına göre defter tutan kurum, kuruluş ve kişilere KDV hariç belirli bir tutarın üzerinde düzenledikleri (BS) ve aldıkları (BA) faturaları vergi dairesine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil eder ( Yargıtay ------. HD, 31.10.2018,------
Neticeten; huzurdaki davada dava konusu KDV dahil toplam bedeli 53.100,00 TL olan faturaların davacı defterlerinde ve davalı taraf BA formlarında kayıtlı olduğu, davalı tarafa tebliğ edilmeyen bir faturanın muhasebeleştirilerek vergi dairesine bildiriminin yapılması mümkün olmadığından faturanın davalı tarafa teslim edilmiş sayılacağı, davalı tarafça işbu faturalara ilişkin olarak iade faturası düzenlendiği ya da süresi içerisinde itiraz edildiğine dair bir savunmada bulunulmadığı aksine taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığının belirtildiği, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edilip vergi dairesine bildiriminin yapılmış olması karşısında artık faturaya konu mal ve hizmetin davalı tarafça alındığına karine teşkil edeceği aksinin davalı tarafça ispatının zorunlu olduğu, her ne kadar davalı taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmamış olsa da faturanın vergi dairesine bildirilmiş olması yani davalı taraf muhasebe kayıtları arasına girdiği anlaşıldığından ve ön inceleme duruşmasında verilen kesin süre içerisinde de ticari defter ve kayıtların bulunduğu yer ve muhatap alınacak kişinin kimlik ve iletişim bilgilerinin dosyaya sunulmadığı, bununla birlikte davacı tarafça yeminin de eda edildiği anlaşılmakla davanın taleple bağlı kalınarak 30.100,00 TL asıl alacak talebi bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafın ödeme iddialarına ilişkin yapılan değerlendirmede;
6098 sayılı TBK'nın 555 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal niteliği itibari ile bir ödeme vasıtasıdır. Diğer bir deyişle, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin tersini ileri süren havaleci bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (HGK'nın 12/03/2003 gün, ---- esas, ---- karar sayılı ilamı).
Davalı tarafça 09.08.2019 tarihinden 28.08.2020 tarihine kadar davacı tarafa 6 ayrı tarihte 37.650,00 TL tutarlı ödeme yapıldığı, 18.000,00 TL tutarlı ödemede ise "hatır çekine istinaden" açıklamasına yer verildiği, 19.650,00 TL lik ödeme belgelerinde ise açıklamaya yer verilmediği, bu aşamada davalı tarafın "hatır çekine istinaden" açıklamasına yer verdiği 18.000,00 TL tutarlı ödemenin dava konusu faturalara ilişkin yapıldığını ispat etmesi gerektiği, ancak bu yönde savunmalarını ispata yarar herhangi bir yazılı delili dosyaya ibraz edemediği anlaşılmakla bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir.
İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde;
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli,-------sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323.maddesinde sayılan yargılama giderlerinin, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle HMK m. 326 gereği davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yine davanın kabul edilmiş olması nedeniyle hazineye gelir kaydedilmek üzere davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile davalı borçlunun ------. İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile takibin aynen devamına,
-Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan 30.100,00 TL'nin % 20 si olan 6.020,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.056,13 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 427,60 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 1.628,53TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç toplamı ile yargılama gideri olarak yapılan 4.430,00 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
MADDİ HATANIN DÜZELTİLMESİ
6100 sayılı HMK'nn 304.maddesinde 'Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” düzenlemesi vardır.
İnfazda tereddüt oluşturmaması amacıyla ve usul ekonomisi gereği mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilamının hüküm kısmının 1. bendinin;
"1-Davanın KABULÜ ile davalı borçlunun ----- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 30.100,00 TL üzerinden devamına,
-Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan 30.100,00 TL'nin % 20 si olan 6.020,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde tashihine hükmün devamının aynı şekilde teselsül ettirilmesine karar verildi.
Dair, tarafların yokluğunda; 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere karar verildi.