T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/910
KARAR NO : 2025/512
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin sektörünün önde gelen firmalarından olup, kurumsal bir firma olmanın gerektirdiği şekilde, ilke ve prensiplerine bağlı olan profesyonel bir şirket olduğunu, davacı şirket, ---- Genel Müdürlüğü ----- olan; ---, ---- kıtası olmak üzere 160 ülkede, 1000 i aşkın hizmet veren dünyanın en büyük "kontrat lojistiği" ve ----- şirketlerinden biri olup, tüm dünyada 10 milyon m² depolama alanı ve 50 bine yakınçalışanı mevcut olduğunu, davacı şirket -----, ilgili şirketin Türkiyedeki işlerini operasyonel şekilde yürüten tüzel kişilik olduğunu, davacı şirket, lojistik ve depolama hizmeti verdiği müşterilerine ait ürünlerin yurtiçinde taşımasının yapılması için zaman zaman spot olarak nitelendirilen nakliyeciler ile anlaşarak taşıma yaptırdığını, davacı şirket müşterisine ait ürünlerin taşınması için de davalı ile anlaşılmış, yük araca yüklenerek davalıya teslim edildiğini, ancak araçta bulunan yüklerin, müşteriye teslim edilmediğini, davalının uhdesindeki malların akıbeti halen daha bilinmediğini, davalı hakkında ---- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmışsa da davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davacı şirketin yapmış olduğu dava şartı arabuluculuk görüşmelerinde de müspet bir sonuç elde edilememesi üzerine işbu davayı ikame edildiğini, arz ve izah olunan sebeplere binaen; davalının maliki bulunduğu ----- plaka sayılı tır çekicisine ------ tır dorsesine kayden ve ihtiyaten haciz şerhi işlenmesine, davanın kabulüne, davalının %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı aleyhine ----- İcra Dairesi ----- Sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından süresi içerisinde işbu takibe itiraz edildiğini, itirazın akabinde davacı tarafça zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ----- Arabuluculuk Bürosunun ----- Büro Dosya Numarası -------Arabuluculuk Numaralı dosyası ile arabuluculuk görüşmeleri gerçekleştirildiğini, ancak yapılan görüşmeler 05/10/2022 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, davacı tarafça davalı aleyhine işbu dava ikame edilmişse de davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, aracın kayıt sahibinin, aracı bir yıl süreyle kiralayarak işleten sıfatını kaybetmiş olduğundan, haksız fiilden dolayı meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı Yargıtay kararlarından da anlaşılabileceğini, davalının sorumluluğu bulunmayan bir uyuşmazlık hakkında davalının sorumlu tutularak aleyhine icra takibi başlatılması ve aleyhine dava ikame edilmesi yasaya aykırı olup işbu davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, uyuşmazlığa konu icra takibi ----- İcra Dairelerinde açılmış olup itirazın iptali davasının ------ Mahkemelerinde açılması açıkça yasaya aykırı olduğunu, yetkili mahkeme, ------- Mahkemeleri olup işbu davanın yetkisiz mahkemede açılması sebebi ile usulden reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiğinin aksine söz konu lastikler hususunda uğranılan zararın 2.500.000 TL olması mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinin ekinde yer verdiği faturalardan görüleceği üzere 85.133 TL'lik bir malın zarara uğradığı iddia edilmiş ancak dilekçede ise 2.500.000 TL gibi bir rakamdan bahsedildiğini, davacı açıkça kötüniyetli davranmakla birlikte mahkemeyi yanıltmak gayesinde olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın reddine, ----- İcra Dairesinin ------sayılı takibin iptaline, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER : -----. İcra Dairesinin------Esas sayılı dosyası UYAP Kayıtları, Nüfus Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ------ CBS'nin ------Soruşturma Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Taraflara Vergi Dairesi Kayıtları, 2022-2023 Yıllarına Ait BA- BS Formları, ------ Vergi Dairesi Kayıtları, ESD Araştırmaları, Tanık dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava , 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. ( Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan )
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce işbu dosyada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle davalı vekilinin, 6100 Sayılı HMK'nin 19/2, 116/1-a, 117/1 maddeleri gereğince cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazının; HMK'nin 117/2-3 maddeleri yollamasıyla 6102 sayılı TTK'nin 890/1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Buna müteakip resen araştırmaya tabi başta dava şartı arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, harç, sıfat, hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas -----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmek ve bir örneği çıkartılıp dosyaya konulmak suretiyle incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları, konusu ve miktarı ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Davanın ilk yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Davaya konu uyuşmazlık yurt içi karayolu eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakta olup maddi olaya uygulanması gereken mevzuat ise genel olarak şu şekildedir.6102 sayılı TTK'nin A) Taşıyıcı başlıklı 850.maddesinde - (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü yükü de kapsar.
(2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.
(3) Taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir.
6102 sayılı TTK'nin 875/1 maddesinde "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." denilmek suretiyle taşıyıcının sorumluluğu düzenlenmiş, sorumluluktan kurtulma halleri 876 ve 878 maddelerinde, sorumluluğun sınırı ise 882 maddede belirtilmiştir. Sorumluluktan kurtulma halleri 876 ve 878 maddelerinde, sorumluluğun sınırı ise 882 maddede belirtilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nin 876 Maddesinde;'' (1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur '' hükmü düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK'nin 886 Maddesinde;''(1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz,'' hükmü düzenlenmiştir.Tazminatta esas alınacak değer 6102 Sayılı TTK'nin 880. maddesinde düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK'nin 880. maddesine göre;
(1)Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır.
(2)Eşyanın hasara uğraması halinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir.
(3)Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. Sorumluluk sınırları 6102 Sayılı TTK'nun 882. maddesinde düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK'nin 882. maddesine göre;
(1)Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı halinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
(2)Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı halinde taşıyıcının sorumluluğu;
a)Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının,
b)Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
(3)Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır.
(4)Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet ------- Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir. Düzenlemeleri bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK'nin 888. maddesinde; "1) Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiili taşıyıcı tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur. Asıl taşıyıcının gönderen veya gönderilen ile, sorumluluğun genişletilmesi için yaptığı sözleşmeler, fiili taşıyıcıya karşı, bunları yazılı olarak kabul etmesi şartıyla geçerlidir.(2) Fiili taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan asıl taşıyıcıya ait bütün def'ileri ileri sürebilir. (3) Asıl taşıyıcı ve fiili taşıyıcı müteselsilen sorumludurlar." hükmü bulunmaktadır.
Yukarıda anlan yasal düzenlemeler, yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında somut olaya gelince; davacı şirket tarafından -----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden davalı-borçlu hakkında taşıma sözleşmesi kapsamında taşımaya konu emtianın teslim edilmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili için geçerli bir ilamsız icra takibi başlatıldığı ,ödeme emrine karşı davalı tarafından süresi içinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. İtirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken bilgi, belge ve deliller dosyaya kazandırılmıştır. Buna göre 11/05/2022 tarihinde davacı şirketin lastik cinsinden emtiasının ------ plaka sayılı tır ve dorsesine yüklendiği ve malın alıcıya teslim edilmediği soruşturma dosyasına göre kesin olarak anlaşılmıştır. Yine tescil kayıtlarına ve soruşturmadaki ifadesine göre işbu çekicinin davalı adına kayıtlı olduğu dorsenin de kendi uhdesinde olduğu tartışmasızdır. Yine ibraz edilen faturaya göre malın değerinin 85.133,00 TL olduğu ve icra takibiyle birebir uyumlu olduğu da açıkça tespit edilmiş olup mal tamamen kaybolduğuna göre değere ilişkin Davalı tarafın savunması esasen doğrudan doğruya davalının taraf sıfatının olmadığına yöneliktir. Ne var ki, davalı ile taşımayı gerçekleştiren aracın kiralandığı ileri sürülen -----baba oğul oldukları, dava dışı oğul------tanık tarafından da doğrulandığı ve UYAP kayıtlarından da anlaşıldığı üzere benzer olaylar yüzünden ceza evine girdiği, dava konusu taşımanın 11/05/2022 tarihinde gerçekleştiği, taşımaya konu lastiklerin teslim yeri olan ----- ili yerine ------ iline götürülerek aracın otobanda terk edilip yüklenen lastiklerin yok edildiği, davalının ve oğlun ------ ikamet ettiklerinin anlaşılmasına göre aracın ---- yerine ------ iline yönlenmesinin savunma yönünden izaha muhtaç olduğu, ------- Vergi Dairesi kayıtlarına göre davalının bilanço usulüne göre defter tutan bir tacir olduğu, aracın şoförü olduğu ileri sürülen ------ SGK kayıtlarına göre davalı ya da dava dışı oğlunun çalışanı olduğuna ilişkin bir veri bulunmadığı, ülkemizin sosyal ve ekonomik yapısına göre babanın oğluna bir şeyi işletmek için kiraya vermeyeceği, sadece babası adına işleri yönetebileceğinin herkesçe maruf olduğu, davalının soruşturma dosyasındaki ifadesinin satır aralarından ve özellikle tanığın duruşmadaki beyanında-------aracı izinsiz kullandığını beyan ettiğini duyduğunu söylemesi' karşısında dosyaya sunulan ve herkesçe, her zaman ve her türlü içerikle düzenlenmesi mümkün olan adi yazılı 26/03/2022 tarihli bir yıllık araç kiralama sözleşmesi başlıklı belgenin bu olaylar soruşturma konusu olduktan sonra davalının oğlunun ekonomik ve sosyal durumuna göre kendisini hukuki sorumluluktan kurtarmak için düzenlendiğine yönelik Mahkememizde hakimlik bilgi ve tecrübesine göre oluşan kesin inanca göre davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul ve takdir edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 850. maddesinde yer alan tanımlamaya göre taşıyıcı; taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini üstlenen kişidir. İki taraf arasında akdedilecek taşıma sözleşmesi ile taşıyıcı, eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı, buna karşılık eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır. Taşıma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması yönünde yasal bir zorunluluk bulunmamakta olup, sözleşmesinin mevcudiyeti her türlü delil ile ispat edilebilir. Somut olayda müşteri bilgi formunda davalı taşıyıcı olarak gösterilmiş, vergi numarası da belirtilmiş olup oğlu------ irtibat kurulacak kişi olarak yer aldığı görülmüştür. Bu itibarla davalı şirket, dava konusu taşıma yönünden taşıyıcı olup, TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca davalı taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumlu olduğundan davalının da yukarıda açıklanan yasal nedenlere göre akdi taşıyıcı sıfatıyla doğan zarardan sorumlu tutulması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, maddeleri gereğince yukarıdan beri anılan durum ve deliller kapsamında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle tarafların tacir sıfatına göre işleyecek faiz tür ve oranı da denetlenmek suretiyle sonuçta davanın kabulü ile davalı-borçlunun, -----İcra Dairesinin ------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptaliyle icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir.2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin davalı yönünden sözleşmeye aykırılık olsa da, araç sürücüsü yönünden suç teşkil eden bir eyleme dayanması ve suçun davalının bilgi ve rızası gereği işlendiğine yönelik delil bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1. maddesi gereğince tamamen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de, davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptaliyle icra takibinin aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.815,44 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 1.028,19 TL harcın ve icra dosyasından alınan 425,67 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 4.361,58 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.028,19 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 847,00 TL posta masrafı olmak üzere olmak üzere toplam 2.183,44 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı şirket kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca toplam 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.