T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/255
KARAR NO : 2025/479
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/04/2023
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin ------ sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, borçlu şirket ve şahsın hiçbir gerekçe göstermeksizin işbu icra dosyasına itiraz ettiği, işbu itirazdan sonra zorunlu arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmış ancak anlaşma sağlanamadı; davanın açıldığı, davalı şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki olduğu, taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığı, davalı/borçlu şahsın davalı/borçlu şirketin temsil yetkilisi olduğu, davalı/borçlu şahsın imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nde ticari kefaleti bulunmasına rağmen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği, tedarik faaliyetleri ayrıştırıldığı, davacı şirketin elektrik piyasasında tedarik ------olduğu, Elektrik piyasasında şirketi olduğu, davalı şirketin dağıtım şirket takibe konu faturalardan; - ----- nolu fatura tüketime ilişkin olup, bu faturanın 19.872,52-TL'si takibe konu edildiği, - ----- nolu fatura tüketime ilişkin olup tamamının takibe konu edildiği, - ----- nolu fatura tüketime ilişkin olup tamamının takibe konu edildiği, - ------ nolu fatura kapasitif bedele ilişkin olup tamamının takibe konu edildiği, kapasitif bedel; akım fazının gerilim fazından geride kalması sonucu ortaya çıkan güç kaybı reaktif güç kapasitif bedel oluşturdu; - ----- nolu faturanın cezai şart faturası olduğu, cezai şarta yönelik sözleşme hükmüne göre her hangi bir ihbar ve/veya ihtara gerek olmaksızın sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere tek taraflı olarak feshedebileceğini, koşulların sözleşme tarihinden 15 iş günü geçmiş olmasına yapılanan Elektrik Enerjisi Piyasası, uzun vadeli planlamalarla, daha ucuz ve güvenli elektrik tedarikini hedeflediğini, bu bağlamda satıcı, alıcı ile yapmış olduğu sözleşme akabinde uzun vadeli planlamalar yapıp taahhütlerde bulunduğunu, alıcının işbu sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle satıcının işbu sözleşmeyi feshetmesi halinde, alıcı satıcıya son bir yıl içindeki faturalarından cn yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt edeceğinin denildiğini, davalının davacı şirket nezdindeki birden fazla faturasını ödememesi hasebiyle yukarıda yazılı açık sözleşme hükmüne istinaden müvekkil şirket tarafından sözleşme feshedilerek, davalı şirkete cezai şart faturası tanzim edilerek gönderildiğini, davalılara icra takibi 22.11.2022 tarihinde açıldıktan sonra davalı tarafça 16.12.2022 tarihinde 19.872,52-TL; 15.831,25-TL, 48.876,61-TL ve 896,89-TL ödeme yapıldığı, davalının borçlu olduğu bedellerin bilincinde olduğu ve itirazının kötü niyetli olduğu, tarafların tacir olduğu, davacı şirket üketim miktarlarının yanı sıra cezai şartı talep etme hakkı bulunduğunu, mevzuat ve sözleşme gereği arz ettikleri ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; davalı şirketin ve şahsın yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçluların, %20'den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine başlatılan icra takibi yetkili icra dairesinde başlatılmadığı gibi haksız olarak ikame edilen konu dava da yetkili mahkemede açılmadığını, gerek davalıların ikametgahı gerek davacı yan ile akdedilen sözleşmenin ifa yeri '-----' ili olup işbu nedenle yetkili mahkeme------Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı yanın dilekçesinde ikrar ettiği üzere davalı şirket takip konusu faturalardan ; --- nolu, ---- nolu, ---- nolu, ----- nolu faturaları ödediğini, bunun yanı sıra ------ nolu cezai şart faturası hukuki dayanaktan yoksun olup cezai şartın davacı yan tarafından talep edilme imkanı bulunmadığını, davalı şirketin, ‘------’ müşteri numarası ile davacı kurum nezdinde elektrik aboneliği bulunmakta iken davacı yan tarafından davalıya 02/11/2022 tarihli ihbarname gönderildiğini, davacı yan tarafından, davalı şirket adına düzenlenen 11/11/2022 tarihli ------ numaralı ve 135.300,00-TL bedelli fatura ile taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davalı aleyhine ceza-i şart bedeli tahakkuk ettirildiğini, davalıdan talep edilen ceza-i şart bedeli haksız ve hukuka aykırı olup 02/12/2022 tarihinde taraflarınca itiraz edildiğini, davacı yan tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilen, davalıdan tahsili talep edilen cezai şarta dayanak gösterilen sözleşmede, cezai şarta ilişkin hükmün taraflarca müzakere edilmeden tek taraflı olarak sözleşmeye eklendiği, bu hususta davalıya bilgi verilmediği açık olduğunu, davalının menfaatine aykırı cezai şartın sözleşmeye dahil edilebilmesi için davacı yan tarafından, bu şartlara ilişkin olarak davalının açıkça uyarılması, davalının bu şartları öğrenebilmesi için makul bir fırsatın tanınmış olması ve bu cezai şartın da müvekkilce kabul edilmiş olması gerekmekte iken aksine bu sayılan hususların hiçbiri davacı tarafından yerine getirilmediğini, davalı aleyhine genel işlem koşulu niteliğinde sözleşmeye eklenen ceza-i şartın yasalar ve içtihatlar doğrultusunda yazılmamış sayıldığı sabit olup işbu nedenle davalı aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak tahakkuk ettirilen 135.300,00-TL tutarlı ceza-i şart bedelinin kabulü mümkün olmadığını, hal böyle iken davacı yanın, davalılar tarafından yapılan ödemeleri, asıl alacağın ferilerinden düşürerek takibe devam etmeleri kanuna ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, açıklanan ve re’sen gözetilecek tüm sebeplere binaen; yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesine ve dosyanın ------ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, haksız olarak ikame edilen huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Merkezi Takip Sisteminin ------Esas Sayılı Takip Dosyası UYAP Kayıtları, Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları 2022 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas Merkezi Takip Sisteminin ---- Esas Sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil ve nüfus kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığa ilişkin 2022 yılına ait BA/BS formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından Merkezi Takip Sisteminin ----- Esas Sayılı dosyasından davalı-borçlular hakkında elektrik enerjisi satış sözleşmesi kapsamında sözleşmenin 9.maddesindeki düzenlemelere bağlı olarka feshine bağlı olarak düzenlenen faturalar ve haklı feshe göre cezai şart alacağına dayalı olarak genel takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından herhalde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde elektrik enerjisi satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022 yılına ait BA-BS formları ve işin niteliği gereği diğer deliller içtima edilmiştir. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan taraf vekillerine ihtar edilmiştir. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ---- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi ------ tarafından düzenlenen 30/01/2024 tarihli raporda özetle; Davacı tarafın.’nin 2022 döneminde Form Bs (mal satış) bildirimini elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına göndermiş olduğu davalı Tarafa düzenlemiş olduğu 13 adet belge ve KDV hariç 455.691,62 TL olarak beyan verdiği tespit edilmiştir. Davalının 2022döneminde Form Ba (mal alış) bildirimini elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına göndermiş olduğu davacı Tarafından alım yapmış olduğu 13 adet belge ve KDV hariç 455.691,62 TL olarak beyan verdiği tespit edilmiştir. Detaylıca verilen Davacının davalıdan kaydı olarak 135.300,00 TL tutarında alacaklı olduğu görülmüştür. Taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık olmadığı her iki tarafında faturaların ve ödemelerin kayıtlı olduğu ve bakiyelerinde aynı olduğu göz önüne alındığında davacı tarafın davalı yandan 135.300,00 TL tutarında alacaklı olduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Buna göre öncelikle davalı vekil tarafından duruşmada ticari defterin bilirkişiye ibraz edileceği davalı için talimat yazılmasına gerek olmadığı beyan edilmekle defterlerini sunmayarak rapora itiraz etmesi dürüstlük kuralına aykırı görülmüş ve ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı kabul edilmiştir. Buna müteakip dosya ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen elektrik mühendisi ve nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan iki bilirkişiye verilerek alacağın varlığına ve miktarına ilişkin rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişiler Prof.Dr.----ve Elektrik Mühendisi ----- tarafından düzenlenen 21/07/2024 tarihli raporda ise; TBK 179. Maddede belirtilen ceza koşulu, YHGK nun 17.2.1971tarih ve -----sayılı ilamına göre, (Geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir yerde, belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda borçlunun ödemesi gereken, feri nitelikte götürü bir edimdir). TBK 180. Maddeye göre, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Her ne kadar 6102 sayılı TTK nun 22. Maddesine göre tacir sıfatını taşıyan borçlu sözleşme cezasının indirilmesini isteyemezse de, YHGK 20.3.1974 tarih ve 20.3.1974 tarih ve ----- sayılı ilamda borçlu tacir olsa bile ekonomik bakımdan mahvına neden olabilecek cezai koşulun indirilebileceğini kabul etmiş olup, bu konuda takdir mahkemenindir. TBK 20 madde (Genel İşlem koşulları) nı düzenlemiş bulunmaktadır. Maddeye göre (bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri) genel işlem koşulları olarak kabul edilmiş olup, 21. Maddeye göre, yazılmamış sayılacaktır. Ancak anılan hükümlerin geçersizliği (karşı tarafa bu bilgiler hakkında bilgi verilmemesi, hükmün içeriğinin sözleşmenin karşı tarafınca öğrenilebilecek koşulların sağlanmaması) halinde ileri sürülebilecektir. Sözleşmenin karşı tarafı sözleşmeyi önceden inceleyip, kabul etmişse sözleşme geçerli kabul edilecektir. Dosya incelendiğinde, cezai şartı kapsayan 9.maddenin sözleşmenin bütünü içinde düzenlenip, taraf için özel olarak konulmadığı anlaşılmaktadır. Dosya ekindeki (Tüketici bilgilendirme beyanı ve teslim formu)nda davalı sözleşme hakkında bilgilendirildiğini, sözleşmenin incelenmek üzere bir hafta önce kendisine verildiğini, inceleyip mutabık olduğunu kabul etmektedir. Her ne kadar TBK. 20'ye göre (koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, bunların genel işlem koşulu niteliğini ortadan kaldırmayacak) ise de, sözleşmenin 1 hafta davalıda incelenmek için kalması ve TTK. 18'e göre basiretli bir tacirin bu süre içinde riskleri anlaması hayatın normal akışı içinde olduğundan, anılan koşulların davalının özgür iradesi ile kabul edildiği sonucuna varıldığını, Taraflar arasında 05/10/2021 tarihinde 36 (Otuzaltı) ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, Ceza tahakkukunun taraflar arasında imzalanmış sözleşmede düzenlendiği, davalı tarafın ------ nolu 12/09/2022 son ödeme tarihli 49.872,52 -TL tutarında tüketim faturası için 14/10/2022 tarihinde 30.000 TL kısmi ödeme yapıldığı, bakiyenin 19.872,52-TL olduğu, ------ nolu 10/10/2022 son ödeme tarihli 15.831,25 -TL Bakiye Tutarı olan elektrik faturası vadesinde ödenmediğinden, sözleşmedeki şekliyle davacının ceza faturası tahakkuku yapmasında herhangi bir engel bulunmadığı, Davacı şirketin davalı şirketten ceza-i şart bedeli olarak 135.300,00-TL Alacaklı olduğu, faturanın son ödenme tarihi 21.11.2022 tarihi olup, 22.11.2022 tarihinde takibe konulduğundan faiz talep edilemeyeceği, ceza koşulunu belirten hükümlerin (genel işlem koşulu) niteliğini taşımaları nedeniyle yazılmamış sayılması ve geçerli olduğu kabul edilirse tenkise tabi tutulup tutulmayacağı konusunda takdirin mahkemenin olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bu rapora karşı yapılan itirazlar da değerlendirilerek icra takibinden sonra yapılan ödemeler de değerlendirilerek icra icra takibinin üzerinde hesap yapılarak farklı bir rapor alınması gerekmiştir. Bu konuda uzman bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 04/02/2025 tarihli raporda ise, davacı alacaklının takip tarihi itibariyle 220.777,23 TL. asıl alacak, 4.546,08 TL. faiz olmak üzere toplam 225.323,35 TL.’lik alacağını takip konusu yaptığı, takipten sonra yapılan kısmi ödemenin faiz ve giderlere mahsubu sonrasında 16.12.2022 tarihi itibariyle dosya borcunun 212.068,50 TL. asıl alacak olarak devam ettiği, bu duruma göre, icra takip dosyasının 11.04.2023 dava tarihi itibariyle ulaştığı rakamın 212.068,50 TL. asıl alacak, 40.438,27 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 252.506,77 TL. olduğuna ilişkin rapor verilmiştir. Mahkememizce yukarıdan beri özetlenen bilirkişi raporları ve dosyadaki diğer delilere göre icra dosyası üzerinde yapılan incelemede alacağın varlığının ve miktarının takip tarihi itibarıyla aynen sabit olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca tarafların tacir sıfatları, sözleşmenin içeriği ve amacı birlikte değerlendirildiğinde sözleşmede genel işlem koşullarına bir aykırılık bulunmadığı gibi, işbu sözleşmenin koşullarına göre sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesinde ve cezai şart istenmesinde hukuka aykırı bir husus da görülmemiştir. Öte yandan davalı gerçek kişinin diğer davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olması karşısında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584. maddeleri hükümlerinin gereğince şirket yetkilisinin kendi el yazısı ile sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu ve miktarını sözleşmede kendi el yazısıyla belirttiği ve eş rızası aranmadığı anlaşılmakla sözleşmedeki müteselsil kefaletinin geçerli olduğu ve sözleşmedeki miktar kadar müteselsil borçlu kabul edilmesi gerekeceği kefalet limitinin işbu takibe/davaya konu miktarı aştığı tespit edildiğinden borcun tamamından müteselsil olarak sorumlu tutulabileceği de anlaşılmıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve ödemeye ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil de ileri sürülmediğinden borcun ifa ve itfa edilmediğinden dava konusu alacağın varlığının ve miktarının aynen sabit kabul edilmesi gerekmiştir. (HMK, 222/2,3, 266 vd, 281, 282,) Mamafih davacı vekili tarafından kabul edildiği ve yargılama sırasında tespit edildiği üzere davalıların takipten sonra davadan önce ödediği rakamın takipte talep edildiği üzere TBK'nin 100.maddesi gereğince borçtan düşülmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin ödemenin takipten sonra ancak davadan önce yapıldığı gerekçesiyle dava değerine yönelik diğer beyanları yerinde görülmemiştir. Zira icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından kısmi ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme 6098 sayılı TBK'nin 100. maddesi gereğince faiz ve masraflara mahsup edildikten sonra fazlasının olması halinde asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek asıl alacak miktarının bulunması gerekmektedir. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre, ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferîleri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilmelidir. Buna göre somut olayda işbu duruma ilişkin bilirkişi raporundaki hesaba göre dava tarihi itibarıyla asıl alacağın 212.068,50 TL işlemiş faizin 40.438,27 TL olduğunun belirlenmesi nedeniyle toplam 252.506,77 TL rakamının, dava açılışında gösterilen asıl alacak ve faiz toplamı olan 225.323,35 TL'den daha yüksek olması nedeniyle raporda belirlenen 212.068,50 TL asıl alacak miktarına faiz işletilmesi ve alacağın diğer ferilerinin hesaplanması gibi hususlar icra infaz aşamasında gözetileceğinden, dava edilen harçlandırılan toplam alacağın herhalde bu rakam içinde kalması nedeniyle alacağın dava tarihindeki dava değeri üzerinden bu şekilde sabit kabul edilmesi gerektiğinin açıklanmasında ve taraflarca/dairece infazda gözetilmesinde hak ve yarar vardır. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3, 266, 281, 282 maddeleri gereğince denetlenen mevcut bilirkişi raporları ve diğer bilirkişi raporları yanında yukarıdan beri anılan diğer durum ve deliller karşısında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporlarının da genel olarak gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli oldukları kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile, davalı-borçluların Merkezi Takip Sisteminin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir.
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacının ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davacı tarafın vergi dairesi kayıtları (BS formaları ) ile uyumlu vergi dairesi kayıtlarından (BA formları) anlaşıldığı üzere davalıların da elektrik enerjisi satış sözleşmesi, alacak ve cezai şart için düzenlenen faturalar ve incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre daha sonra yapılan kısmi ödeme de gözetildiğinde borcun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda oldukları anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile bilirkişi raporları itibarıyla mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan kısa karardaki hesap hatası düzeltilmek suretiyle dava tarihindeki davaya konu asıl alacağın %20'si olan 42.413,70 TL icra inkar tazminatının da davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1, 207, TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd.281, 282, )-( Bkz; ----- BAM -----HD.------ 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalılar müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalılardan mütetesilsilen alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalılar-borçluların Merkezi Takip Sisteminin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ile icra takibinin aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 42.413,70 TL icra inkar tazminatını davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.391,84 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 3.847,96 TL harçtan mahsubuyla bakiye 11.543,88 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı 3.847,96 TL peşin harç, 25,60 TL vekalet harcı, 899,25 TL posta masrafı ve 12.950,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.902,71 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 36.051,74 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.