T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/463
KARAR NO : 2025/485
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2018
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ----- İli Firması olduğunu, Müvekkili şirket yetkilisi -----adresinden gördüğü -----Model ------ Şasi numaralı 103.000,00 TL bedelli aracı ------ Noterliği'nin ------ yevmiye numarası ile 03/12/2018 tarihinde satın aldığını, teslim aldığı gün ------ gitmekte iken aracın hararet yaparak motor arızası verdiğini, çekici ile aracın servise çekildiğini, aracın motorunun değiştirilerek toplamda 24.063,49 TL ödeme yapıldığını, ayıplı mal satımı nedeniyle davacıya----- Noterliği'nin ----- yevmiye numarası ile 06/12/2018 tarihinde ihtarname çekilerek araç bedeli, tamir masrafı ve satım için yapılan tüm masrafların karşılanmasının ihtar edildiği ancak ödeme yapılmadığını beyanla; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya bakmakta ------ Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusu -----plakalı aracın davacıya ------ alınan ekspertiz raporu ile satımının gerçekleştiğini, araç seyir halindeyken araçta arıza meydana geldiğinin müvekkiline bildirildiğinde müvekkili tarafından davacıya aracı kullanmaması ve derhal yetkili servise haber verilmesinin beyan edildiğini fakat davacı tarafça aracın arızalı şekilde ------ kadar götürüldüğünü, söz konusu arızanın gerçekte var olup olmadığının ve ne şekilde ortaya çıktığının belli olmadığını, davacının iddialarının soyut ve ispata muhtaç olduğunu, yetkisiz ve taraflı rapor dayanak yapılarak açılan davanın reddini talep etmiştir.İhbar olunan vekili dilekçesinde özetle; Dava konusu 2011 model araç müvekkili şirket tarafından, -----Noterliğinin 26.10.2018 tarihli ve ------ yevmiye numaralı sözleşmesi ile---- satın alındığını ve -----Noterliğinin 30.10.2018 tarihli ve ------- yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile 92.000,00 TL bedel karşılığı davalı ----- satıldığını beyan etmiştir. Davaya konu araca ilişkin müvekkiline yönelik sorumluluk iddiaları ancak ve ancak İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'ten kaynaklanabileceğini savunarak, ilgili yönetmelik uyarınca müvekkili şirketin, ikinci el otomobilin motorunda çıkabilecek arızalarla ilgili olarak 3 aylık garanti sorumluluğu bulunduğunu, nitekim araç motorunda meydana gelen arıza da bu yasal süre içinde gerçekleştiğini belirterek, aracın müvekkili tarafından 30.10.2018 tarihinde davalıya satıldığını ve müvekkilinin 3 aylık sorumluluk süresi içerisinde bulunan 03.12.2018 tarihinde araç motorundaki arıza meydana geldiğini beyan etmiştir. Diğer yandan ilgili yönetmeliğin 16. Maddesinde garanti kapsamı dışında kalan haller sayıldığını ve bu hallerden ikisi aşağıdaki gibi olduğunu belirtmiştir.
DELİLLER : Trafik Tescil Kayıtları, 08/10/2018 tarihli Ekspertiz Raporu, -----İnternet Sitesi Kayıtları, ----Noterliğinin 26/10/2018 tarih ve ------ yevmiyeli Araç Satış Sözleşmesi, 2.el araç satış sözleşmesi, İhtarname, Faturalar, Tanık, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair tüm bilgi ve belgeler.Davacı tanığı ----- Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talimat yoluyla alınan beyanında: "Ben tarafları tanımam, Özel teknik servis olarak -----iş yerim var,-----benim şirketimdir, hatırladığım kadarıyla ------ marka bir araç getirildi, 1,5, 2 yıl kadar önceydi, tam tarih hatırlamıyorum, aracı ikinci el olarak aldıklarını, aldıkları gün dönüş yolunda araçtan ses getirip arızalandığını, araç kalmış, kurtarıcı ile aracı bana getirdiler, ben aracı baktım, motorunda sıkıntı olduğunu belirttim, benim yanımda karşı tarafı arayıp gel anlaşalım, bunu ne yapacağız dediler, karşı taraf benim sorunum değil dediğini bana aktardılar, araç bana gelmeden önce motorun üst kısmında işlem yapılmış ama bu işlemler kalıcıdan ziyada geçici olarak yola çıksın diye işlem yapılmış, sonda yolda arıza yapmış, komple motor yapıldığını hatırlıyorum, parçalarını araç sahibini kendisi piyasadan temin etti, tamir faturasını da düzenleyip vermişizdir, yaptığımız işlemler faturada gözüküyordur, benim bildiğim bu kadar, tamir ettik aracı çalışır halde verdik, yollarına devam ettiler, benim bildiğim bu , diğer ayrıntıları tarafların ilişkilerini bilmem dedi, benim tespitlerime göre araç yüksek bir hararet görmüş evvelce, götürdükleri yer açmış, bir conta değiştirmiş, yola devam ettirmiş, eğer gerçek bir tamir olsa idi yolda motora hiçbir şey olmazdı dedi. tanıklık konusunda ücret talebim yoktur" beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı----- 05/12/2019 tarihli duruşmada beyanında; "Ben davacı şirketin yetkili temsilcisi ----- arkadaşıyım, kendisi bana ------ internetten bir araba bulduğunu ve birlikte gidip almamızı söyledi, birlikte ---- uçakla ------ geldik, davalı ile bir galeride buluştuk, aracı gördük pazarlığı yaptık ve davacı parasını ödedi, daha sonra noter satışını yaptılar ve biz ---- marka aracı alarak ----- doğru yola çıktık, ------ civarına geldiğimizde araç arıza yaptı, biz aracın elektrik arızası yaptığını düşündük çünkü araç hararet yapmıştı, biz aracı aldığımız, davalı -----aradık, kronik ve bilinen bir arızası olduğunu sorduk o da bize üstten ve ters konuştu bizde kısmen karşılık verdik, arabayı kurtarıcıya yükleyerek ----- sitesine getirdik, orada aracın silindir ve piston arızası olduğunu öğrendik, usta bize bu kapağın alalalede yapıldığını söyledi, aracın motoronu yeniden yaptırdık, bildiğim kadarıyla 20.000 TL nin üzerinde masraf yapıldı dedi. Lüzumuna binaen tanıktan soruldu: biz aracı teslim aldığımızda genel bir muayene yaptık, herhangi bir eksper muayenesi yaptırmadan teslim alıp yola çıktık dedi. araçta ortaya çıkan arıza sürücünün araca binmesi ve kullanması sonucunda anlayabileceği veya genel olarak kontrol edildiğinde bilinebilecek bir arıza değildir, ben araç alım satım işi yaparım ancak araçtaki arızayı benim ilk anda anlamam da mümkün değildir, çünkü teknik bir hadisedir" beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ----- 16/07/2020 tarihli duruşmada beyanında: "ben tarafları tanıyorum, davalı ---- benim kardeşim olur, biz birlikte ------ galericilik işi ile uğraşırız, davacı şirketin temsilcisi ----- bizde satılık bulunan bir araçla ilgili irtibata geçti biz bu aracı ----koymuştuk, söz konusu araç ---- marka ----- model bir araçtı, biz bu aracı ------2. El olarak satın almıştık, davacı şirket sahibi ------ bizim işyerimize geldi, eksper raporuna baktı aracı beğendi, anlaşmayı yaptık, aracın test sürüşünü yaptı ve aracı alarak ----- doğru yola çıktı, bizim davacıya gösterdiğimiz eksper kaydı ----- tarafından verilen eksper kaydıydı, biz aracı kendisine sattığımızda araçta herhangi bir arıza görünmüyordu, sadece eksper raporunda araca bakım yapılması gerektiği yazıyordu, davacı yaklaşık aracı aldıktan ve bizim işyerimizden ayrıldıktan 5 saat sonra ------ olduğunu beyan ederek bizi aradı ve aracın hararet yaptığını söyledi, ve hatta aracı benzinciye çekerek 1 saat beklediğini beyan etti ancak kendisi daha sonra tekrar hararet düştükten sonra yola devam etmiş ve bu nedenle arıza meydana gelmiş benim olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir, biz aracı 110.000 TL karşılığında satmıştık, kendisi bana aracı tamir eden ustanın daha önce aracın motorunun söküldüğünü beyan etmesi üzerine bende ona aracın bütün bakımlarının ------ yetkili servisi tarafından yapıldığını eğer yapılması gereken bir işlem varsa yine yetkili servise götürmesini söylemiştim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ------ 16/07/2020 tarihli duruşmada beyanında: "ben------satış müdürüyüm, bu nedenle davaya konu otomobili biliyorum, bu otomobili biz şirket olarak sıfır araç takası ile müşteriden almıştık, hatta bizim aldığımız kişi bu aracın ilk sahibiydi, bu aracı biz aldığımızda araca ilişkin ekspere soktuk ve eksper raporunu alarak fiyatını belirleyerek piyasaya arz ettik, bu aracı daha sonra ------ bizden satın aldı, satın aldığında kendisine eksper raporunu da verdik, daha sonra bu otomobili ------ duyduğuma göre davacı şirkete satmışlar, davacı şirkete satarken de benim onlara verdiğim eksper raporunu göstererek satmışlar, bizden aracı aldıktan kısa bir süre sonra da bu kişiye sattıklarını biliyorum, bu nedenle yeniden bir ekspere gösterilmediğini düşünüyorum, zaten şu anda 2. El araç alım satımında eksper raporu zorunlu bulunmaktadır, noterde satış sırasında noter bu eksper numarasını sormaktadır, ancak ben tarafların ne şartlarda anlaştığını bilemem, benim bildiğim biz aracı ----- sattığımızda herhangi bir problem bulunmuyordu, sadece ufak tefek eksperde belirtilen problemler olabilir, biz aracı sattığımızda aracın motorunda öncesinde gerek bizim şirkette gerekse dışarda herhangi bir tamir işlemi bulunmuyordu, zira olsaydı eksper raporunda çıkardı benim olayla ilgili bilgi ve görgüm bu kadardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6098 sayılı TBK'nin 217-231 maddeleri kapsamında ayıplı araç satışı nedeniyle bedel indirimi, onarım gideri ve maddi (masraf) tazminat istemine ilişkindir.Dosya Mahkememize ------ Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen yetkisizlik kararı sonucunda gelmiştir. Basit yargılamaya tabi davada mahkememizce usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve tarafların sulh olmak istememeleri üzerine ön inceleme tutanağı imzalanarak tahkikat aşamasına geçilmiş ve tahkikat işlemleri tamamlanmıştır. Bu kapsamda taraflarca gösterilen deliller toplanmış, gösterilen tanıklar mahkememizde ve talimat yoluyla dinlenmiş ve tarafların iddia ve savunmalarına göre makine mühendisi bir bilirkişiden, bilirkişi raporu alınmıştır. Dava konusu araca ait trafik kayıtları, satış sözleşmesi de celp edilerek dosyaya kazandırılmıştır. Böylece davacı vekilinin ıslaha müteallik dilekçesi ve yokluğunda karar verilmesi talebini içerir mazeret dilekçesi değerlendirilerek duruşmaya katılan davalı ve ihbar olunun vekillerinin son beyanları alınarak aşağıdaki sonuca gidilmiştir. Davalı vekili davanın ------- ihbarını talep etmiş ve dava işbu şirkete ihbar edilmiş ve davada vekille temsil edilmiştir. Davalı vekilinin savunması özellikle araçtaki hasarın miktarına ve araçta meydana gelen hasarın satıştan sonra meydana geldiğine ve dolayısıyla sorumlu tutulamayacaklarına dayandırılmıştır. Böylece tarafların karşılıklı ihtarname ve bildirimlerine göre olayda ihbara ilişkin güncel bir tartışma olmadığı kaydedilmelidir. Buna karşı olayın daha iyi anlaşılabilmesi bakımından ayıplı mal ve ayıplı mal satışına ilişkin bir kısım açıklamalar yapılması yararlı olacaktır. 6098 sayılı TBK’nin 207. maddesinde; satıcının, satılan malı alıcının ödemek zorunda olduğu bedel karşılığında alıcıya zilyetlik ve mülkiyetini devretme borcunun bulunduğu belirtilmiş, bu asıl borç yanında satıcının satılan mal nedeniyle zapt ve ayıp nedeniyle de sorumlu olduğu devam eden maddelerde düzenlenmiştir. Ayıba karşı satıcı sorumluluğunu düzenleyen TBK’nin 219-223 maddelerinde ise, satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması nedeniyle sorumlu olacağı gibi nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olduğu, satıcının bu ayıplardan sorumlu tutulması için onları bilmesi gerekmediği, alıcının ayıbı öğrendiğinde satıcıya uygun bir süre içinde bildirimde bulunması gerektiği, uygun süre içinde bildirimde bulunmadığı takdirde satılanı ayıplı hali ile kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Satıcı, satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altında olup ayıba karşı sorumluluğu ise satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Alıcının bildiği ayıplar başlıklı 222.maddesinde ise Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur, düzenlemesi bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK'nin 23/c maddesinde "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. " hükmü ve bu madde yollaması ile Türk Borçlar Kanunu 223/2 maddesinin "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
6098 sayılı TBK’nin 223. maddesinde ayıp ihbarı için herhangi bir şekil şartı ise getirilmemiştir. Ancak 6102 sayılı TTK'nın 18-(3) maddesi uyarınca, taraflar tacir ise ihbarın noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekmektedir. 6098 Sayılı TBK' nın 227.maddesinde ise "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme; 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme,- 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,-4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmü düzenlenmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre somut olayda; davacı şirket yetkili temsilcisi ----- adlı internet sitesi üzerinden bulup beğendiği ---- plaka sayılı ----- marka ----- model aracı satın almak için ----- ilinden arkadaşı Tanık ----- ile birlikte 03.12.2018 tarihinde ------ iline gelmişler ve oto galericilik faaliyetinde bulunan davalı ------.Notrelğinin ------ yevmiye numaralı satış işlemi ile 103,000 TL bedelle (Noterde bedel 93.000 TL gösterilmiştir.) aracı satın alarak memleketleri ---- dönüşe geçmişler aracın yolda ------- civarında motor arızası vermesi üzerine aracı kurtarıcıya yükleyerek ------ sitesine (maruf bir yerdir) götürülerek tamir ettirilmiştir. Davacı taraf -----.Noterliğinin 03.12.2018 tarih ------ yevmiye numaralı işlemi ile ayıp ihbarında bulunmuştur. Mahkememizce tam taraf delileri toplanmış ve dosya bilirkişiye verilerek rapor alınmıştır. Makine Yüksek Mühendisi----- tarafından hazırlan rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin beyan ve itirazları da düşünülüp değerlendirilmiştir. Bu kapsamda dava konusu aracın satış sözleşmesinin yapılıp teslim alındığı aynı gün içinde en fazla 500 km dahi gitmeden motor arızası gibi çok ciddi bir arıza vermesi aracın satış anında ayıplı olduğu inancı oluşmuştur. Zira ülkemizin en büyük şehri ---- ile başkenti ------ arasındaki gelişmiş yol durumu ve alıcının tacir sıfatına sahip ve kanun gereği basiretli kabul edilen bir kişi olmasına göre ortaya çıkan ayıbın günlük kullanıcı hatası olarak görülmesi hayatın olağan akışına da uygun bulunmamıştır. Bu arızanın yeni alınan araçların denenmesi için herkesçe yapılan küçük sürüş aksiyonlan ile ortaya çıkma ihtimali de görülmemiştir. Bu anlamda mahkememizce aracın kilometresinin kaç olduğuna ve KM'ye göre ayıbın ortaya çıkma durum ve zamanını değiştiren bilirkişi rapor ve görüşüne hiçbir önem atfedilmemiştir. Çünkü Tanık olarak dinlenen ve işin erbabı olduğu değerlendirilen ------ aracın motorunda geçici bir işlem yapıldığını kendilerinin ise sorunu kalıcı olarak çözdüklerini beyan etmiş durumdadır. Ayrıca araç davalı tarafından ihbar olunun şirketten 30.10.2018 tarihinde 92.000 TL bedelle satın alınmış ve 103.000 TL bedelle ( Tanık ------ 110.000, TL olarak beyan etmektedir) davacıya satılmıştır. Görüldüğü üzere araç en az bir ay süreyle davalı uhdesinde kalmış ve önemli bir fiyat farkıyla davacıya satılmış olup, araca ilişkin son eksper tarihi de 22.10.2018 tarihidir. Bu rapora göre de 'motorda yağ kaçağı' olduğu ve servis gerektirdiği yazılı olmakla birlikte davalı tanığı------ bu hususu beyan etmiştir. Sözün özü, olayların gerçekleşme biçimi ve akışına göre dava konusu aracın davalı uhdesinde veya öncesinde motor arızası nedeniyle ayıplı olduğu konusunda tam bir hukuki ve vicdani kanaat oluştuğu ifade edilmelidir. Öyleyse davalı taraf dava konusu malın satış sırasındaki tüm ayıplarından sorumlu tutulmalıdır. (TBK 219/223) Ayıbın öncesinde bulunması ise ihbar olunun ile satıca arasındaki rücu ilişkisini ilgilendiren bir husustur. Ne var ki davacı vekilinin hem bedel indirimi ,hem tamir masrafları ve hem de tazminat isteğinin aynı anda karşılanması dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve özellikle hakkaniyet ilkesi ve ispat kuralları gözetildiğinde mümkün görülmemiştir. (TBK, 227) Binaenaleyh davacı vekilinin ıslaha müteallik dilekçesi de gözetilerek ve yapılan ek tamir masraflarının da ayıp kapsamında yapıldığı kabul ve takdir edilerek davanın kısmen kabul; kısmen reddi ile, tüm onarım masraflarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedel indirimi ve tazminat/masraf isteğinin ise reddine karar verilmişti. Taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusu üzerine ---- BAM -----.HD. 25/05/2023 Tarih ---- esas ----- Karar sayılı ilamı ile Mahkememizin 14/01/2021 tarih ve ----- Esas -------Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Bunun üzerine karar doğrultusunda gerekli tahkikata devam edilmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi Makine Mühendisi ---- tarafından düzenlenen 12/03/2025 tarihli raporda sonuç olarak; --- plakalı ----- marka------ tipi ------- model aracın satışı öncesinde alınan bağımsız ekspertiz raporunda belirtilen sorunların motor harareti ile ilgili olduğu, davacı ve davalı arasındaki satış esnasında mevcut ekspertiz raporunda belirtilen sorun ve arızalar nedeniyle, aracın ayıpsız olduğu, bu sorunlara rağmen aracın uzun süreli yol kat etmesi nedenli motorda ve şanzımanda meydana gelen hasarın kullanıcı hatası kaynaklı olduğu, aracın motoru ve şanzımanı tamir edildikten sonra değer kaybının oluşmayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine ve ihbar olunan vekiline tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Davacı vekilinin aracın ilan sitesinde emsalsiz olduğu yönündeki açıklamaya yönelik beyanının davacının TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olmasına göre aynı yasanın 18/2 maddesine göre basiretli davranama ilkesi nazarında hiçbir değer atfedilmemiştir. Ayrıca aracın yeni bir ekspertiz raporu alınmadan satın alınmasının sorumluluğu da davacıya aittir. Davacı alıcının yeniden ekspertiz yaptırmak yerine satıcının daha önce aracı satın aldığı sırada yaptırılan ekspertiz raporuna göre aracı satın alması, bu raporda araçtaki motor arızalarının görünür olması, aracın marka ve modeline göre garanti süresi geçmiş olduğunun bilinecek oluşu karşısında davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmemiştir. Mahkememizce bu kapsamda yeniden yapılan inceleme ve değerlendirmede; davaya konu aracın modeline (------) göre servis kayıtların bulunmadığı, ancak özellikle satış sırasındaki satıcı tarafından alıcıya gösterilen ve alıcının incelediği anlaşılan 22/10/2018 tarihli aracın motoru ve şanzımanı da kapsayan ayrıntılı ekspertiz raporu ile gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için benimsenen en son alınan bilirkişi raporu diğer tüm delillerle birlikte gözetildiğinde araçtaki ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu gibi ayıpların satış sırasında alıcı davacı tarafından bilindiği halde aracın ----- arasında uzun yolda kullanılmış olması nedeniyle ortaya çıkan motor arızasının satıştan sonra kullanıcı kaynaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla 6098 sayılı TBK'nin 222/1 maddesi gereğince işbu ayıplardan davalı satıcının sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatiyle yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.138/1,141/4, TMK,1/1,6, TBK, 207 vd. 219-231, TTK, 16/1,18/2-3, 23/c, HMK, 26,27,29,31,33,146, 190,191, 240 vd, 266/1,281,282,320,322,)
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 170,78 TL harç ve ıslah harcı harcı olarak yatırılan 1.010,00 TL harçtan mahsubuyla kalan 565,38 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-)Davalı tarafından yapılan 789,79 TL İstinaf giderleri ve 157,45 TL posta giderleri toplamı olan 947,24 TL 'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.