T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/945
KARAR NO : 2025/513
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 20/06/2022
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----Tarafından ----- Acente Numaralı ve ----- Poliçe Numaralı sigorta poliçesi ile --- plaka sayılı aracın teminat altına alındığını, ------ plakalı araç seyir halinde iken 06/11/2021 tarihinde ------ kavşağından yaya olarak karşı kaldırıma geçeceği esnada seyir halinde ve süratli olan ------ plakalı aracın müvekkil ------ çarptığını ve müvekkilinin ağır yaralanmasına sebep olduğunu, müvekkilinin ------- ilinde işçi olarak çalştığını, , müvekkillerinin de bu kaza neticesinde ağır bir şekilde yaralandığını, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde araç sürücüsünün asli kurulu olarak gösterildiğinin kaza tespit tutanaklarında açıkça belirtildiğini, ----- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- soruşturma sayılı dava dosyasında yapılan soruşturmada araç sürücüsünün ----araç sahibinin ise ----- olduğunun anlaşıldığını, müvekkil ---- kaza sonucunda ağır yaralı olarak ------ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldığını, kaza nedeniyle müvekkillerinin vücudunda parçalı kırıklar ve sağ kalçasında kemik kırığının oluştuğunu, oluşan kırığın kalçada olması ve kemik kırıklarının da çok geç iyileşmesi sebebile müvekkilin iyileşmesinin uzun süreceğini, bu haliyle de mesleğini ifa edemeyeceğini, iyileşme sürecinin de ne kadar süreceğini bilemediğini , davaya konu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sonrasında müvekkillerinin bir daha çalışamadığını, kaza ile birlikte ciddi bir tehlike geçirdiğini , aile yaşamı ve sosyal hayatının da ciddi bir şekilde etkilendiğini, bu süreçte mahrum kalacağı kazancının da kendisine ödenmesi gerektiğini, 10/02/1984 doğumlu müvekkilinin geçirdiği kaza nedeniyle beden gücü kayıp oranına göre tazminat ödenmesi gerektiğini, Yargıtay ----- HD. -----sayılı kararı ile " harcama yapılmadan da tedavi gideri istenebilir " hükmünün dikkate alınarak hesaplamanın yapılmasını istediğini, geçici ve kalıcı iş göremezlik maddi tazminatının kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesini talep ettiğini, kazaya karışan ---- plakalı aracın sigortasının ------ Tarafından yapılmış olması nedeniyle sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanuna göre işletene düşen hukuki sorumluluk oranında zorunlu sigorta limitine kadar sorumluluğunun bulunduğunu, kazaya karışan ----- plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle ------. Karayolları Motorlo Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet ( Trafik ) Sigorta poliçesi ile sigorta teminatı kapsamında kaldığını, yine sigorta şirketine söz konusu kazadan kaynaklı müvekkilin geçici , kalıcı iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle uğradığı maddi zararların tazmininden , tedavi giderlerinden ve tedavi yardımlarından, yardımcı kişi/ bakıcı gideri tazminatından sigorta şirketinin sorumlu olması nedeniyle 21/03/2022 tarihinde sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak bir uzlaşı sağlanamadığını, bu neticeyle de 05/04/2022 tarihinde zorunlu ara buluculuğa başvurulduğunu, ------ numaralı arabuluculuk numaralı arabuluculuk son tutanağında da anlaşmanın sağlanamadığını, yargılama sonucunda müvekkilin tedavi masrafları, çalışma gücü kaybı ve tüm zararların ve giderlerin karşılanması amacıyla geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminat miktarı tam ve kesin olarak belirlendikten sonra artırılmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, HMK nın 6. Maddesi gereği " Genel Yetkili Mahkeme , davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi " olduğunu, iş bu davada Yetkili Mahkeme , müvekkil sigorta şirketinin yerleşim yerinin ----- olduğunu, HMK madde 6/1 maddesi gereği ------ Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, yine dava dosyasının yaralamalı ve maddi hasarlı kaza sonucunda savcılık tarafından başlatılan ceza soruşturma dosyasının da incelenerek bu haliyle karar verilmesini, dava konusu kaza sonucu davacıda oluşan maluliyetin net olarak belirlenebilmesi için dava dosyasının adli tıp bilirkişisine gönderilmesinin gerektiğini, dava dosyasının HMK 115. Maddesi gereği usulden reddini, her durumda maluliyet oranı bakımından uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dava dosyasının davacı ile birlikte adli tıp bilirkişisine gönderilmesini,maluliyet tazminatına ilişkin tazminat hesabının ZMM sigortası genel şartları A.5/C maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, aksi haliyle hesaplamanın kanuna ve genel şartlara aykırı olacağını , yine geçici iş göremezlik tazminatı ve buna bağlı taleplerin ZMMS Poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığının, davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği 1.000,00 TL maddi tazminatın sağlık gideri teminatı kapsamında olup SGK nın sorumluluğunda olduğunu, ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. HD nin 05/06/2018 tarih ve ---- Esas ------ Karar sayılı kararı ile geçici iş göremezlik tazminatı konusunda SGK nın sorumlu olduğunu belirtir kararı örnek olarak cevap dilekçesinde gösterdiğini, kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişi raporu ile inceleme yapılması gerektiğini, KZMMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışının bu tür sigorta ile teminat altına alınması gerektiğini, maddi giderler için geçerli olan teminatın her halükarda verilecek bir teminat olayıp KZMSS sigortası kapsamında müvekkil sigorta şirketinin sorumluğu sigortalısının kusuru oranında olduğunu , itirazlarının saklı kalmak kaydıyla her durumda kusura ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmasını beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, ----- CBS ------ Soruşturma dosyası, Trafik Tescil Kayıtları, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, Hasar Dosyası, ----- Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kayıtları, --- Hastanesi Hastane Kayıtları, Adil Tıp Kusur Raporu, Adli Tıp Malüliyet Raporu, Bilirkişi Tazminat Hesap Raporu, Dosya kapsamındaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) Yaralanmalı/Ölümlü Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle doğan zararların, 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
Dosyanın Aralık Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi tarafından duruşma açılmadan davalı vekilinin cevap dilekçesinde yetki itirazı üzerine 20/10/2022 tarih ----- Esas ------Karar sayılı ilamıyla verilen yetkisizlik kararı sonucunda Mahkememize tevzi edildiği ve yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce tensip zaptı düzenlenerek usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigorta şirketine başvuru, dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 06/11/2021 tarihinde saat 19.00 sularında ------ Caddesi üzerinde dava dışı sürücü ---- sevk ve idaresindeki ------ plakalı hususi otomobilin yaya konumunda bulunan davacıya çarpması şeklinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği ve davacının geçici maluliyet ve kalıcı maluliyet geçirecek şekilde yaralandığının ileri sürüldüğü tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen ------ plakalı motorlu aracın kaza tarihinde malik- işleteninin -----, kaza sırasında sürücüsünün------ olduğu, motorlu aracın yakarıda yazılı kaza tarihini de kapsar şekilde 09/06/2021-09/06/2022 başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 430.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 430.000,00 TL teminat limitiyle davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesin gereğince kazaya ilişkin olarak ---- Trafik Tescil Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Yaralanmalı/Ölümlü Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre kazada asli kusurun sürücüde tali kusurun davalıda olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığın çözümü için esaslı üç unsur olan kusur, maluliyet ve zarar hesabı üzerinde durulacaktır. Buna göre mahkememizce taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Bu kapsamda öncelikle davalının sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı olduğundan kusur araştırması yapılması elzemdir. Bu kapsamda ------ ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 12/06/2023 tarihli raporda sürücü ------ % 75, davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce taraf vekillerinin işbu rapora herhangi bir itiraz öne sürülmediği anlaşılmakla olaya ilişkin ----- CBS tarafından yürütülen soruşturma dosyası, kaza tespit tutanağı ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde kazada davacının % 25 oranında sürücünün ise % 75 oranında kusurlu olduğuna ilişkin kusur dağılımının yerinde olduğu ve hükme esas alınması gerektiği kabul ve takdir edilmiştir. (HMK,266 vd. 281, 282. TBK,74/1) Bura göre davalının sigortalısı araç sürücüsünün kusuruna ve derecesine bağlı olarak sorumluluğu bulunduğunun tespit edilmesine müteakip ise davacının geçici ve kalıcı maluliyet durumunun tespiti bakımından kazadan itibaren kronolojik olarak tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez ------ ATK ----.İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet durum, oran ve süresine ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Anılan kurum/daire tarafından düzenlenen 05/11/2024 tarihli raporda özetle; ---- 10.02.1984 doğumlu ------ 06.11.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 20.02.2019 tarihli ve ----- sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında; fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla;1)Tüm vücut engellilik oranının % 0(yüzdesıfır) olduğu 2)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Ancak maluliyete ilişkin ATK raporunun usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu, iyileşme süresinin geçici iş göremezlik süresi olarak kabul ve takdir edilmesi gerektiği anlaşılmakla tazminat hesabı aşamasına geçilmiş ve dosya özel ve teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş, kusur, maluliyet oranı ve süresine göre tazminat hesabına dair rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi Aktüerya/Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ----- tarafından hazırlanan 15/02/2025 tarihli raporda ise özetle; 06.11.2021 tarihinde meydana trafik kazasında davalının %75 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ------; a) geçici iş göremezlik döneminde %100 kazanç kaybı nedeniyle maddi zararının = 7.643,02 TL. olduğu, b)ATK tarafından davacının maluliyet oranı %0 olarak belirlendiğinden sürekli iş göremezlik dönemi için maddi zararının bulunmayacağı, c)Davacının yukarıda belirlenen maddi zararının poliçe limitleri içinde kaldığı, d)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin 06.04.2022 olarak belirlendiği yönünde tespit, görüş ve hesap içeren rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili tarafından dava HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep arttırım dilekçesi sunulmuş; davalı sigorta şirketi vekili tarafından ise rapora ve talep artırım işlemine karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin işbu davaya ilişkin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmede, öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun % 75 oranında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, varsa doğan zarardan, sigortalının kusuru oranında davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu anlaşılmıştır. Yine ATK raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranlarının Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiği ve belirlendiğinden hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun davacının kaza tarihinde elde ettiği asgari ücret geliri esas alınarak üç aylık geçici iş göremezlik süresine göre düzenlendiği, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, raporda yukarıda açıklanan yasal sebeplerin bulunduğu ve usul ve yasaya uygun olarak hesaplanan geçici maluliyetten kaynaklanan tazminattan davalı sigorta şirketinin, sigortalısı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu oluşuna göre poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulabileceği tespit edilmiştir. Binaenaleyh; Mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, sigorta poliçesinin türü, tarihi, kapsamı ve limitleri, başvuruya bağlı olarak oluşan sekiz iş günü sonrası temerrüt tarihi, taleple bağlılık ilkesi ve de sigortalı aracın hususi nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, özellikle kusur, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ATK kusur raporu, ATK maluliyet raporu ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından geçici maluliyet için gerekli tazminat için ibraz edilen rapor da gözetildiğinde; davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince geçici maluliyete ilişkin maddi tazminat istemi yönünden usulüne uygun olarak ispat ettiği, davacının ATK raporuna göre kalıcı maluliyetinin tespit edilemediği anlaşıldığından kalıcı maluliyete ilişkin talebinin ise sakıt olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine, davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile; 7.643,02 TL tazminatın, 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 06/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık/tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97, 99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd, 1409, 1459, 1461, 1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 107, 146, 187,190, 198, 266 vd,281,282,320,322, )
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu görülen taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının reddine,
2-)Davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile; 7.643,02 TL tazminatın, 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 06/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sağlık/tedavi giderleri teminatı sigorta poliçesi limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 80,70 TL harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 25,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 509,70 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%6) üzerinden hesaplanan 93,60 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%94) üzerinden hesaplanan 1.466,40 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 80,70 TL peşin harç, 427,60 TL tamamlama harcı, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 600,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 883,00 TL posta ücreti ve 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 6.228,00 TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam 12.095,50 TL yargılama giderinden davanın kabul (%96) ve ret (%6) oranına göre 10.914,34 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
8-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 7.643,02 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
9-)Davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 500,00 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
10-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.