T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/433
KARAR NO : 2025/459
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 26/06/2024
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16.03.2021 tarihinde----- adresinde davalıya ait ve ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı aracın seyir esnasında, davacının işletmesindeki ----- ve direğine hasar verdiğini, hasarın yüklenici eliyle giderildiğini, malzeme ve işçilik bedelinden ibaret fatura bedeli 7.217,00 TL olduğunu, davalının sebep olduğu hasarın tamiri için fatura edilen bedelin tazmini amacıyla, 12.06.2021 tarihinde davalıya bildirim yapıldığını, davalı tarafından davacı şirket dağıtım tesislerine verilen zarar, enerji akışında olumsuzluğa ve zarar gören dağıtım tesisi ile bağlantılı kullanıcı adreslerinde bulunan elektrik/elektronik cihazlarda hasar oluşmasına sebep olduğunu, davalı borçlunun haksız fiili sonrasında, elektrikli - elektronik cihazları zarar gören tüketiciler tarafından davacı şirkete yapılan başvuruların tüketici mağduriyetini gidermek amacıyla daha sonra davalıya fatura edilen bedelin tazmini amacıyla davalıya gerekli bildirimlerin yapıldığını, bildirimlere rağmen ödemeler yapılmadığından T.C. -----. İcra Müdürlüğü ------ sayılı dosyaları ile icra takip yoluna gidildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Teknik olarak olarak havai hattın toprağa en yakın noktası en az 6 m, işlek yerlerde, yol ve kavşaklarda 7 m alınması, iki hat arası mesafenin en az 35 cm olması gerektiğini, olayın yaşandığı yerde defaetle bu şekilde arızaların meydana geldiğini, bu konuda bir sürü şikayetlerin yapıldığını, bu konuda davacı tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığının çevreden öğrenildiğini ve şahitler ile tespit edildiğini, ayrıca kabloların sarktığı ve daha önceden de tehlikeler yaşandığı kayıtlar ve tanık anlatımları ile belli olduğunu, davalı tarafından yapılan tespitlerde ve resimlerde en önemli durumun havai hattın ip ile ağaca bağlandığının resimler ile sabit olduğunu, davalıya ait kamyonun yüksekliğinin 3.20 cm ve bu hattın yüksekliğinin 7 metre olmadığını, gerekli tedbirler alınmadığını, tehlike arz eden bu kabloların hayati tehlike oluşturacak şekilde ağaca bağlanmasının tam bir fecaat olduğundan davalıya atfedilecek bir kusur olmadığını belirterek; davanın reddine, davacının kötüniyetli takibi nedeniyle %20 den aşağı olmamakla icra inkar tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ----. İcra Dairesinin ----- Esas, ----. İcra Dairesinin----- Esas sayılı dosyaları, Trafik Tescil Kaydı, Hasar Tespit Formları, Faturalar , Fotoğraflar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Davalar, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazların iptali, takiplerin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süreye ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas;-----. İcra Dairesinin ---- Esas, ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyaları UYAP sistemi üzerinden dosyaya ekenmiş ve birer örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Bilindiği üzere haksız fiil öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK. madde 61. gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yukarıda gösterilen yasal sebepler, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından ----İcra Dairesinin ----- Esas, ----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyaları üzerinden davalı şirketin malik-işleteni olduğu dava dışı sürücü ---- sevk ve idaresindeki----- plakalı aracın 16/03/2021 tarihinde ----adresinden geçişi sırasında davacının işletmesindeki ----- kablo ve direğine zarar verildiği iddiası ile hasarın onarım bedeli faturası olan 7.217,00 TL ve dava dışı tüketiciye ödenen 4.602,00 TL paranın tahsili için ayrı ayrı genel takip yoluyla icra takipleri yapıldığı, ödeme emirlerinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takiplerine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takiplerin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da icra dosyalarında itiraz dilekçelerinin alacaklıya tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Bu kapsamda taraf vekillerince gösterilen deliler toplanmış ve incelenmiştir. Buna müteakip HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden kusur oranları ve davaya konu zararların varlığı ve miktarlarının tespiti yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Elektrik Mühendisi bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi ------ tarafından düzenlenen 13/02/2025 tarihli raporda özetle; Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği 46. Maddesine göre; Alçak gerilimli yalıtılmış hava hattı iletkenlerinin en büyük salgı durumunda üzerinden geçtikleri şehir içi yolları için en küçük düşey uzaklığı 5,0 metre olması gerekmektedir. Dava konusu elektrik havai hattının yol üzerinde sarkan kısımlarının araç yüksekliği olan 390 cm 'nin altında olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin, - hattı nizami olmadığından hasarın oluşumunda %50 kusurludur. Davacı şirketin hava hattı kablosunun yönetmeliğin izin verdiği en küçük düşey uzaklıktan daha düşük olduğundan davalı şirketin kamyon yüksekliği nizami olduğu halde, hattın altından geçerken hava hattına takılarak hasarın oluşmasına neden olduğundan davacı şirket %50 kusurludur. Davalı -----Şirketi de davacı şirketin demir direk ve hava hattı kablosunun hasara uğratılmasında %50 oranında kusurludur. Çünkü, davacı şirketin havai hattı Kablosu ve demir direği Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği 46. Maddesine göre aykırı tesis edilmişse de eş deyişle nizami değilse de şirketin sürücüsünün şehir içindeki havai hatların genel olarak nizami olmadıklarını eş deyişle düşey emniyet uzaklıklığını ihlal ettiği gerçeğini bilerek aracı daha dikkatli sürmeleri gerektiğinde davacı şirketin görevlilerini çağırarak araç geçebilmesi için hattı çok kısa sürede yükseltmelerini talep etmeleri gerekirdi. Bundan dolayı %50 kusurludur tespitleri ile birlikte icra takiplerine konu zarar hesapları da yapılmıştır. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; rapora taraf vekillerince itiraz edilmiştir. Mahkememizce dosya kapsamında mukim deliler, bilirkişi raporu, fotoğraflar ve işin niteliği gereği yapılan değerlendirmede aracın geçiş yaptığı yolun genel kamu yolu niteliğinde olduğu ve trafiğe açık bulunduğu, bilirkişi raporunda belirlendiği ve fotoğraflardan da açıkça görüldüğü üzere elektrik havai hattının yoldan 5,0 metre yükseklikte olması gerekirken araç yüksekliği olan 390 cm altında olduğu, bu hususa göre elektrik hattının esasen can ve mal güvenliğini açıkça tehdit ettiği, geçiş yapılan yolun ağaçlık ve nispeten dar olduğundan elektrik hatlarının mevcut durumunun sürücü tarafından görülmesinin ve hatların bu durumda olduğunun umulmasının beklenmediği, mamafih kamyon sürücüsünün genel olarak havai hatların nizami olmadıklarını bilerek aracı kullanmak gibi bir yükümlülüğünün de olmadığı, aksine havai hatların bakım, onarım ve işletmesinden sorumlu olan davacı şirketin ---- elektrik hatlarını insan ve taşıtların geçiş güvenliğine uygun olarak çekmemesinden ve bulundurmamasından tamamen sorumlu olduğu değerlendirilmiş; somut olayda bilirkişi görüşünün aksine araç sürücüsüne atfı kabil bir kusur bulunmadığı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Böylece yukarıda yasal nedenleri ve ilkeleri açıklandığı üzere vaki zararın meydana gelmesinde kusur tamamen davacıya ait olduğundan kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi nazarında araştırılacak ve tartışılacak başkaca bir husus görülmemiştir. Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TBK'nin 49,50/1,51/1 maddeleri esasında hukuka aykırılık, zararlar, kusur ve illiyet bağı yönünden TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince ispatlanamayan ve yerinde görülmeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir.(AY,138/1, 141/3-4,TBK, 49,50,51,74, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,33, 190, 266 vd.281.282,)2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında; uyuşmazlığı temelinin haksız fiile dayanmasına göre hüküm sonucuna da yapılan yargılama, hukuki yorum, kusur ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince davacı sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin reddine,
3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600.00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 12.234,56 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı , davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (12.234,56 TL < 40.000,00) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.