T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/275
KARAR NO : 2025/487
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 22/04/2024
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.03.2016 tarihinden bu yana ----- Vergi nolu ------ ortağı olduğunu, şirket iki ortaklı olup, şirketin diğer ortağı ve müdürü ------ isimli kişi olduğunu, 01.08.2016 tarihinden itibaren şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığım gibi olağan genel kurul toplantıları ve kar dağıtımı yapılmamakta ve şirket bilançoları tarafına gösterilmediğini, yine diğer şirket ortağı-----, sorumluluklarını yerine getirmediği gibi aynı zamanda bu ortağa bir türlü ulaşılamamakta ve nerede olduğu bilinmediğini, bu nedenle de zorunlu olan genel kurul toplantıları dahi yapılamadığını, davalı şirket, faaliyet konusundan uzaklaştığını, zarar ettiğini, malvarlığı israf edildiğini, kötü yönetildiğini, diğer ortağın yaptığı işlemler nedeniyle şirket zarara uğratıldığını ve şirket borçlarını ödemek zorunda kaldığını, ancak bu durumun devam etmesi mali durumunu ve güvenliğini tehdit eder hale geldiğini, arz ve izah edilenler ile resen gözetilecek nedenlerle; Türk Ticaret Kanunu 638 vd. maddeleri uyarınca haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmaya katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER : Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kaydı, ------ İl Emniyet Müdürlüğü Müzekkere Cevabı, ------ İlçe Emniyet Müdürlüğü Müzekkere Cevabı, Tanık Beyanı, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ------; ' Ben SMMM mesleğini icra ederim, davacı ----- bu nedenle tanıyorum, ben asıl ----- babası olan mimar ------ tanıyorum, 2016 yılının Mart ayında bana sormuş olduğunuz ----- kuruluş işlemlerini ben yaptım ve muhasebe işlerini de aldım, bu şirketi ---- ve huzurda bulunan oğlu ---- ortaklığında kurmuştu, ------ aynı zamanda yetkili temsilci olarak atanmıştı, ----- şirketi kurduktan yaklaşık 3-4 ay sonra birden bire ortadan kayboldu, o günden bu güne kadar da kendisiyle hiçbir şekilde irtibat kuramadım, kendisinin nerede ve nasıl olduğunu bilmiyorum, ben şirket adına vergi dairesine beyanname veremiyordum, ayrıca şirket için ----- de bir büro kurulmuştu, onun kirası da ödenemiyordu, bunun üzerine ----- benimle ne yapabileceğini telefon ile müzakere etti, ben de kendisine şirketin zaten 3 ay beyanname verilmediği zaman resen kapanacağını söyledim, kendisi de sanırım bu durumu vergi dairesine bildirdi ve şirket resen vergi dairesinden terkin edildi, ancak şirket halen ----- kayıtlarında halen devam ediyor görünmektedir, ben davacının şirketten çıkma isteiğinin sebebini bilmiyorum, ben kendisi ile uzun zaman sonra ilk defa bugün yüz yüze karşılaştım, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava; 6102 sayılı TTK'nin 638/2 maddesi uyarınca limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak dava şartları değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacının sulh olmak istemediğine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış , tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan davacının sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce davanın yasal dayanağı, koşulları ve sonuçlarına ilişkin bir kısım hukuki açıklamalar yapılaması gerekecektir.
Şirketin tanımı ve unsurları Türk Ticaret Kanunu'nda bulunmamaktadır. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nda adi şirket için yapılan tanım, şirketler için de kabul edilen genel bir tanımdır.
Türk Borçlar Kanunu madde 620, şirketi bir sözleşme olarak nitelendirmiştir. Buna göre şirket, iki veya daha fazla kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emek veya mallarını birleştirmeyi yükümlendikleri bir sözleşmedir.
6102 sayılı kanunun 638. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. " hükmünü getirmiştir. Yine aynı kanunun 641/1. Maddesi " Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. " hükmünü getirmiştir. Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak “haklı sebeplerin” nelerden ibaret olduğuna değinilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir.
Yargıtay ----- HD------Sayılı ilamında ".... Dava, limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ile ortaklık payının tahsili istemine ilişkindir... taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığı da bir gerçektir. Davalı şirketin şahıs şirketi niteliğinde oluşu, ortaklar arasındaki güven ve eşgüdümün şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermesi bakımından önemi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." belirtmiştir.
Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biride ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir.
Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur.
Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı TTK’nin 638/2. maddesinde belirtilen düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. ( Bkz. Yargıtay HGK -----. Sayılı ilamı )Yukarıda ifade edildiği üzere haklı sebebin varlığının tespiti mahkemece tayin ve tespit edilir. Kanunda limited şirketlerde çıkmayı mümkün kılacak haklı sebebin ne olduğu kanunda belirtilmemiş olsa da hem 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hem de Türk Ticaret Kanunu'nun kollektif şirketlere dair maddesinde 219/son cümlesinde haklı sebep olabilecek durumlar sayılmıştır. Ancak burada kanun koyucu örnekseme yoluna gitmiştir, dolayısıyla tahdidi bir sayımdan bahsedilemez. Bununla birlikte haklı sebep; ortaklık ilişkisinin ve akdinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan bir hukuki olaydır. Limited şirkette hem ortaklık ilişkisinden doğ; uyuşmazlıklar hem de ortaklık dışı, ortaklar arasındaki kişisel sebeplerden doğan uyuşmazlıklar haklı sebep olarak kabul edilebilir (bknz özellikle ortaklık ilişkisinden bağımsız kişisel nedenlerden doğan uyuşmazlıkların haklı sebep teşkil edebileceğine dair; Yargıtay -----. HD----- Limited şirkette haklı çıkma sebepler aşağıdaki şekilde sıralanabilir: - Azlık hakları ile bireysel hakların süreklilik taşıyan şekilde ihlal edilmesi, Şirketteki hakimiyetin ( çoğunluk gücünün ) kötüye kullanılması, Ortakların şirket bilgilerinin gizliliği sınırları dahilinde bilgi alma ve inceleme haklarının engellemesi, Ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi, Ortaklardan belirli bir gruba veya kişiye haksız yara sağlanması, Genel kurulun kanundaki usule aykırı olarak bir çok kez toplantıya çağrılması, Şirket pasiflerinin sürekli olarak artış göstermesi, Ortaklara kar payı dağıtılmaması. Burada önemli olan, durumun şartları incelendiğinde haklı ebeple çıkma talep eden ortak bakımından ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı uyarınca devam ettirilmesinin mümkün olmadığıdır. Çıkma davası kapsamında, çıkarılma davalarından farklı olarak çıkma hakkını kullanan ortağın haklı sebebin doğumunda kusurlu olup olmamasının bir önemi yoktur ------ Zira çıkarılma davasından farklı olarak çıkma davasında, ortaklıktan çıkmayı talep eden ortak haklı sebebi doğuran hareket ve fiillerde bulunsa dahi kendi rızası ile ortaklıktan çıkmayı talep ettiği için ortaklıktan çıktıktan sonra haklı sebep ortadan kalkacağından şirket, amacı yönünde faaliyetlerine geri dönecek ve şirketin sağlıklı olarak işlemesi için önündeki engeller kalkacaktır. Çıkarılma davasında olduğu gibi haklı sebebi kusurlu olarak doğuran ortakları birleşerek, Türk Medeni Kanunu md. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı şekilde kusur olmayan ortağı çıkarma ve ortaklık hakkını sonlandırma gibi bir durum çıkma davasında söz konusu değildir. Zira yukarıda belirtildiği üzere, TTK md. 638 f.2'de düzenlenen hak mutlak niteliktedir. Bu hakkın kullanılmasında incelenecek husus, objektif olarak ortaklık ilişkisinin taraflarca devamının mümkün olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin devamının zora girmesinde kimin kusurlu olduğu çıkma davası kapsamında önem arz etmemektedir.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacın ----- Ticaret Odasının 21/03/2016 tarih ------ oda sicil numarasına kayıt ve tescilli ------ adresinde kurulu bulunan ------ ŞİRKETİ unvanlı şirkete 300.000,00 sermaye ile % 30 hisse ile ortak olduğu , şirketin iki ortaklı olduğu, diğer ortak ------ ise 700.000,00 sermaye ile % 70 hisse sahibi ve şirketin kuruluşundan itibaren münferiden temsilcisi olduğu dosyada bulunan tescil kayıtlarından anlaşılmıştır. Ayrıca davacının dava ve karar tarihi itibarıyla ortaklık sıfatının devam ettiği bedihidir. Mahkememizce davalı şirket davaya cevap vermediğinden ileri sürüler iddiaların inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış ve işin niteliği gereği dosyaya kazandırılması gereken bilcümle delil getirtilmiştir. Somut olayda davalı şirketin ortaklarının baba-oğul olduğu, davacı oğul'un şirketin kötü yönetildiği ve zarar ettiği iddiası ile işbu davayı açtığı halde yargılama sırasında davacı beyanları, şirketin muhasebecesi olan tanık beyanı ve kolluk araştırma sonuçlarına göre davalı şirketin diğer ortağı ve temsilcisi babasının esasında 2016 yılından beri gaip olduğunun anlaşıldığı, davacının aslında şirketin kamu borç ve yükümlülüklerinden kurtulmayı murad ettiği, şirketin kötü yönetilmesi veya zarar etmesi gibi herhangi bir husus bulunmadığı, zira şirketin esasında hiçbir somut faaliyette de bulunmadığı anlaşılmış durumdadır. Buna göre somut olayda davacı açısından ilk bakışta objektif olarak ortaklık ilişkisinin devamında hiçbir yararı olmadığı kabul edilebilir görünmektedir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere davacının diğer ortak olan babasının yaklaşık on yıldır gaip olduğunu bildiği halde Türk Medeni Kanunun 32 vd maddeleri gereğince şirketin diğer ortağı ve temsilcisi olan babası yönünden mirasçı sıfatıyla gaiplik kararı verilmesi için Mahkemeye başvurması ve oluşacak hukuki sonuca göre şirketin akıbeti ve ortaklık durumunun belirlenmesi gerektiği düşünülmüştür. Mahkememizce taraflara ve somut olaya özgü durumlar, işin niteliği ve amaçlanan hukuki sebep ve sonuçlara göre 6102 sayılı TTK'nin 1/1 maddesindeki 'Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ayrılmaz bir parçasıdır' yönündeki düzenleme de nazar-ı itibara alındığında davanın TMK'nin 2.maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğundan hukuki olarak korunamayacağı sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141/4, TMK, 1/1,2,6, TTK,16/1-2, 219/son, 638, 641, HMK, 25.27,29,31,33, 146,187/1, 190,198, 240 vd,)6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince davacı sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Davalı tarafından yapılmış yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacının yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.