T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/371
KARAR NO : 2025/456
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/12/2019
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 28/07/2016 tarihli, ---- numaralı Ticari Teklifi kabul ederek "1 adet ---- marka ------ model -----model, yeni ve kullanılmamış yol silindiri"nin davalı firmaya satıldığını; tarafların 24/05/2017 tarihli,----- numaralı Ticari Teklifi kabul ederek "1 adet ----- marka ----- model ------ model, yeni ve kullanılmamış yol silindiri"nin davalı firmaya satıldığı; tarafların 07/05/2018 tarihli, ----- numaralı Ticari Teklifi kabul ederek "2 adet ----- marka ---- model ------ model, yeni ve kullanılmamış yol silindirinin davalı firmaya satıldığı; davacı şirketin üzerine düşen yükümlülüğü eksiksiz ve gereği gibi yerine getirerek anılan ticari tekliflere konu oları makineleri davalı firmaya teslim ettiği: ancak davalı tarafin, kendi yükümlülüğünü yerine getirmediği; 28/07/2016 tarihli Ticari Teklifin 1. Maddesinin ödeme ballığında, "KDV tutarı 11.160 Euro siparig ve sözleşme sırasında peşin, hakiye 30/08/2016, 30/09/2016, 30/11/2016, 30/01/2017 vadeli ve her biri 6.500 Kum ve 30/10/2016 vadeli 15.000 Euro, 30/12/2016 vadeli at). 500 Euro tutarında çekler ile ödenecektir" denildiği: 24/05/2017 tarihli Ticari Teklifin 4, Maddesinin ödeme başlığında, "15.500 Euro peşin, kalan bakiye, makine tesliminden itibaren 30/60/120/150/180/210/240 gün vadeli çekler ile ödenecektir" denildiği; 07/05/2018 tarihli Ticari Teklifin 4. Maddesinin ödeme başlığında, "36.800 Furo sipariş ve sözleşme sırasında, bakiye 01/07/2018 vadeli 20.260 Euru, 01/09/2013 vadeli 20.260 Euro, 28/09/2018 vadeli 20.000 Euro, 01/11/2018 vadeli 20.260 Euro, 01/01/2019 vadeli 20.260 Euro, 01/03/2019 vadeli 20.260 Euro tutarında çekler ile tahsil edilecektir" denildiği; her üç teklifin de ilgili maddesinin devamında "ödeme TL bazında yapıldığı takdirde, ödeme tarihinde geçerli olan TC. ----- Bankası Kura efektif döviz satış kuru dikkate alınarak hesaplanacak kur artış veya azalışından doğacak farklar ayrıca tahsil edilecektir" denildiği; davacı şirketin 28/07/2016 tarihli ticari tekliften doğan 1.354,66 Euro, 24/05/2017 tarihli ticari tekliften doğam 1.646,52 Euro ve 07/05/201« tarihli ticari tekliften doğan 11,585,31 Euro olmak üzere KDV dahil 17.212,65 Euro (107.678,99 TL) tutarında ------- numaralı kur farkı faturası düzenlediğini, davalı firmanın kur farkı faturasından doğan borcunu tüm şifahi ve yazılı uyarılara rağmen ödemediği; alacağın tahsili maksadıyla---- İcra Müdürlüğünün -----Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsın icra takibi başlatıldığı; davalı Firmanın haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibi durdurulduğu öne sürülerek itirazın iptaline alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2006 yılından beri devam eden makine alım satımı, yedek parça alım satımı ve servis hizmet alımından oluşan ciddi bir çalışma olduğu; davalı şirketin, 2006 2010 yılları arasında davacı şirketin yetkili bayiliğini yaptığını, 2010 vıhndan sonra da taraflar arasındaki ticari ilişkinin, makina alım satımı, yedek parça alım satımı ve servis hizmet alımı olarak devam ettiği; davacının iddia ettiği gibi, 28/07/2016, 24/05/2017 ve 07/05/201S tarihli ticari tekliflerin davalı tarafından i m zala nm adı ğı; davacının bahsettiği ticari teklifleri imzalamadığı için, teklifte yazan koşulların davalıyı bağlamayacağını, davacı/alacaklı şirketin takibe konu faturasına itiraz edilmesi nedeniyle davacı/alacaklının fatura içeriğini ve alacağını ispat etmesi gerektiği; taraflar arasında 2006 yılından beri devam eden ticari ilişkinin, tarafların TTK hükümlerine göre karşılıklı tuttukları "cari hesap" üzerinden sürdürüldüğü; tarafların her ikisi de tacir olup, tuttukları cari hesapların TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümlerine tabi olduğu; taraflar arasındaki cari hesaba ilişkin olarak 16/05.2019 tarihinde cari hesap mutabakatı yapılarak, bu tarih itibarıyla alacaklı şirketin toplam alacağının 129.544,91 TL olduğu hususunun vazıh mutabakatla belirlendiği; 129.544,91 TL'lik cari hesap borcunun, 68.030.00 TL'lik kısmının 16/05/2019 tarihinde davalı şirket tarafından davacıya ödendiği; hesap mutabakatı ile belırlen bakiye 61.514,91 TL'lik kısmın ise, davacı alacaklı tarafından 30/05/2019 tarihinde ----- İcra Müdürlüğü1 nün ----- Esas sayılı dosyası ile icra takibine konduğu ve 07/06/2019 tarihinde alacaklının hesabına ödendiği; cari hesaba dâhil olan alım satımlara ilişkin olarak cari hesap mutabakatından sonra kur farkı adı altında düzenlenen faturaya ve mükerrer 2 adet icra takibine haklı olarak itiraz edildiği öne sürülerek davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep talep etmiştir.
DELİLLER : Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, ----. İcra Dairesinin --- Esas sayılı dosyası ,-----.İcra Dairesinin ------ esas sayılı dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, 24/05/2017 ve 07/05/2018 tarihli Ticari teklifler, 16/05/2019 tarihli Mutabakat Metni, Ticari Defter ve Belgeler, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi kayıtları ve 2018 yılı BA-BS formları, Faturalar, Bilirkişi Raporu ve Ek Raporu, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, Satış Sözleşmesi kapsamında düzenlenen kur farkı faturasına dayalı olarak başlatılan takibe karşı yapılan itiraz üzerine; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak taraf teşkilinin sağlanmasına müteakip öncelikle resen incelemeye tabi dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Davaya esas ----- İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmek ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konulmak suretiyle, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, davanın görülmesine herhangi bir engel bulunmadığı anlaşılmıştır.
Öncelikle davanın yasal dayanığının hatırlatılmasında yarar vardır; 2004 Sayılı İİK.'nın 67.maddesinde "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belrlenimiş ve tarafların sulh olmaması nedeniyle tahkikata geçilmiştir. Tahkikat aşamasında ise deliller toplanmış, incelenip tartışılmış ve duruşmaya katılan davacı vekilinin son beyanları alınarak aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır.Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı hakkında kur farkı faturasına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal süre içerisinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yukarıda açıklanan usul işlemlerine müteakiben taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve dosya bilirkişi raporu düzenlenmesi için bir mali müşavir bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi öğretim üyesi Dr.------ tarafından davacı tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan işbu raporda taraflar arasında ticari ve akdi ilişki tespit edilerek davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 85.524,64 TL kur farkı alacağının bulunduğunun rapor edildiği görülmüştür. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve taraflara beyan ve itirazlarını bildirmeleri için gerekli yasal süre tanınmış ve buna ilişkin beyanlar ve itirazlar da değerlendirilmiştir. Bu kapsamda alınan bilirkişi raporunun denetimi yapılmış ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu değerlendirilmiştir. Zira Kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya yabancı paraya endeksli bir ticari ilişkinin bulunması gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel sözleşme ilişkisinde, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Bu nitelikteki bir alacağın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmamaktadır. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki döviz kurundaki değişim ve oluşan farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. Bu açıdan somut olaya bakıldığında taraflar arasındaki temel sözleşme ilişkisinin yabancı para (EURO) cinsinden olduğu, uyuşmazlığa konu kur farkı faturasının TL olarak düzenlendiği açıktır. Mevcut deliler karşısında temel sözleşme ilişki ve kesilen faturalar, ödenen miktarlar ve fatura tarihleri ile ödeme tarihleri arasındaki oluşan kur farkı nedeniyle düzenlenen kur farkı faturasına, usulüne uygun olarak tutulan her iki taraf ticari defter ve kayıtlarına ve bilhassa bilirkişi raporuna göre davacı şirketin davasını TMK'nın 6, HMK'nın 190 ve 222 . maddeleri nazarında kısmen ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh dosyaya mübrez bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu da kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabul; kısmen reddi ile davalı-borçlunun -----.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına 85.524,64 TL asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin, asıl alacağa ( 85.524,64 TL) takip tarihinden itibaren avans işlemlerinde uygulanan %19,50 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (22.154,26 TL) talebin ise reddine dair karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Mahkememizin 30/04/2021 tarih ---- Esas ----- karar sayılı kararının ----- BAM ----- Hukuk Dairesinin 25/04/2024 tarih ------Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş ve dosya Mahkememize iade edilmiştir. Bu kapsamda yukarıdaki esasa yeniden kaydı yapılarak tensip zaptı hazırlanmış ve taraf vekillerine davetiye gönderilerek duruşma açılmak suretiyle anılan karar içeriği gereğince tahkikat sürdürülmüş, 24/05/2017 ve 07/05/2018 tarihli teklifler getirtilerek davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiştir. Davalı şirket yetkilisi 24/05/2017 tarihli teklifte imzasının olmadığını 07/05/2018 tarihli teklifte ise imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Mahkememizce de 24/05/2017 tarihli ticari teklif üzerinde davalının ticaret unvanını yazılı olduğu ve fakat imza bulunmadığı görülmüştür. Davacı vekiline mezkur ilam gereği 35.137.75 TL kur farkı faturasının hangi hangi satış faturasına ilişkin olarak düzenlendiği da açıklatılmıştır. Davacı vekili tarafından 30/07/2024 tarihli dilekçesinde dava konusu olmayan 30/03/2018 tarihli faturadan sonra oluşan yeni kur farkı için 05/09/2019 tarihli dava konusu kur farkı faturası kesildiği ileri sürülmüştür. Buna müteakip dosya evvelki bilirkişiye verilerek ek rapor düzenlenmesi istenmiştir. SMMM Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 29/03/2025 tarihli ek raporda özetle ; tarafların usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahipleri lehine delil kudretine haiz olduğu; Dava konusu icra takibinin dayanağı, sözleşmelerden doğan 04/11/2019 vade tarihli, ------ numaralı, 107.678,90 TL tutarlı kur farkı faturasının, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlıyken davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı; Davacının 07/05/2018 ve 24/05/2017 tarihli ticari teklifler ile bağlı olması ihtimalinde; 24.05.2017 tarihli ticari teklifle (davalı imzası bulunmamakta olup davalı şirket yetkilisi beyanında da reddedilmektedir) ilişkilendirilen 13/07/2017 tarihli ve 73.160,00 EUR tutarlı faturadan dolayı hesaplanan kur farkının 1.646,52 EUR hesaplandığı; 07.05.2018 tarihli ticari teklifle (davalı imzası bulunmaktaysa da davalı şirket yetkilisi beyanında herhangi bir satış yapılmadığı ileri sürülmüştür) ilişkilendirilen 30/04/2018 tarihli ve 158.120,00 EUR tutarlı faturadan dolayı hesaplanan kur farkının 11.585,81 EUR hesaplandığı; Davacı vekili tarafından yapılan açıklamalarda 30/03/2018 tarihli, ----- nolu ve 35.137,75 TL (KDV hariç) tutarındaki “kur farkı” faturası ile ilişkilendirilen sadece 13/07/2017 tarihli fatura olup başkaca bir fatura ilişkilendirilmediğinden 13/07/2017 tarihli faturaya istinaden hesaplanan 1.646,52 EUR ve 30/03/2018 tarihli kur farkı faturasının, ilgili kur (4,9353) ile 7.119,68 EUR olduğu dikkate alındığında bakiye 5.473,16 EUR’nun fazla olduğu ve mahsup edilebileceği; Her iki teklifle ilgili faturalar ve ödemeler dikkate alındığında toplam kur farkının, 13.232,33 EUR olduğu; 30/03/2018 tarihli, ----- nolu ve 35.137,75 TL (KDV hariç) tutarındaki “kur farkı” faturası karşılığı 7.119,68 EUR’nun mahsup edilmesiyle 6.112,65 EUR kur farkı alacağının kaldığı; Dava konusu icra takibinin dayanağı fatura tarihi (05/09/2019) itibarıyla, ilgili kur (6,2558) ile 38.239,52 TL (KDV hariç), 45.122,63 TL (KDV dâhil) olarak hesaplanmış olup dava konusu icra takibinin dayanağı 05/09/2019 tarihli ve 107.678,90 TL tutarındaki faturanın 45.122,63 TL tutarındaki kısmının, davalıdan kur farkı olarak talep edilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde hesap ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Öte yandan fiziki olarak getirtilip incelendiği üzere davacı tarafından aynı alacağı ilişkin olarak daha önce -----.İcra Dairesinin ---esas sayılı dosyasından takip yapıldığı ve itiraz üzerine takibin durduğu da anlaşılmıştır. Ancak davacının ikinci bir takip yapmasında ve ikinci dosya yönünden itirazın iptali davası açmasında her iki dosyada da borca itiraz edilmesi karşısısnda hukuki bir engel bulunmadığı, derdestlik oluşmayacağı ve davacının işbu davada hukuki yararının bulunduğu kabul ve ifade edilmelidir. Bütün bunlara göre yeniden yapılan değerlendirmede öncelikle davalının 24/05/2017 tarihli teklifte imzası bulunmamakla birlikte isticvap beyanından ve diğer delillerden anlaşıldığı üzere tarafların uzun yıllara dayalı ticari ilişkilerinin bulunması ve teklifin ticari yaşamadaki karşılığı ve hukuki niteliğine göre imza bulunmamasının teklifi geçersiz kılmayacağı düşünülmüştür. Davalı taraf 07/05/2018 tarihli teklifle ise gerek ikrarı gerekse imzası bulunduğundan kuşkusuz bağlıdır. Aslında az evvel bahsedildiği ve dosya kapsamından anlaşıldığı üzere somut olayda taraflar arasındaki yıllara sari ticari ilişki sabit olup tekliflerin bir önemi de bulunmamaktadır. Ne var ki taraflar arasında düzenlenen içeriği ve imzası inkar edilmeyen 16/05/2019 tarihli belgeye göre tarafların bakiye borç (129.544,91 TL) konusunda mutabakata vardıkları ve davalının sonuçta işbu mutabakata göre bütün borçlarını ödediği ve deyim yerindeyse ticari ilişkinin esasında mutabakat ile sonlandırılıp sıfırlandığı halde, davacı şirket tarafından bundan aylar sonra 05/09/2019 (04/11/2019 vadeli) tarihinde mutabakat ve 07/05/2018 tarihli son teklifin de öncesine ait geçmiş iş ve faturalara dayalı olarak kur farkı faturası düzenlenmesi ve üstelik iki ayrı icra takibine konu edilmesi, davalı şirket temsilcisinin samimi ve inandırıcı bulunan isticvap beyanları da değerlendirildiğinde, davacı şirketin faturayı daha önce bu yönde bir uygulaması olmadığı halde, uzun yıllardır süren ticari ilişkinin sonlandırılmasına bağlı olarak davalı şirket üzerinde ekonomik ve psikolojik baskı oluşturmak suretiyle onu cezalandırmak gayesiyle düzenlediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bu hususun, TMK'nin 2.maddesindeki dürüstlük kuralına külliyen aykırı olduğu ve hukuki olarak korunamayacak oluşu bir yana; hadiselerin gerçekleşme biçim ve zamanına göre 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olan davacının mutabakattan sonra önceye yönelik kur farkı faturası düzenlemesi aynı yasanın 18/2 maddesinde düzenlenen basiretli tacir gibi davranma ilkesiyle de bağdaştırılamamıştır. Zira, davacı şirketin kur farkı alacağı varsa, bunu mutabakat tarihinde gündeme getirmesi ve/veya bilirkişi görüşünün aksine ilgili metinde mutlaka geçirmesi gerekirdi. Binaenaleyh, davacının kur farkı faturasının ait olduğu ve olması gereken dönemler itibarıyla TMK'nin 6 ve HMK'nin 190 maddesi gereğince ispat edilemeyen, TMK'nin 2 ve TTK'nin 18/2 maddeleri gereğince yerinde de görülmeyen davasının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138/1, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK- ,1 vd. 117/1, 207, TTK, 16/1, 18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 31,33, 146, 169 vd, 187/1, 190, 191, 198, 222, 266 vd, 281,282 )
Davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”üzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından davalının tazminat talebinin de reddedilmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin reddine,
3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.300,50 TL harcın mahsubuyla bakiye 685,10 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-)Davalı tarafından yapılan 1.819,25 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle --- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.