T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/773
KARAR NO : 2025/455
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 06/09/2019
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/05/2019 Tarihinde, ----- plakalı araç sürücüsü ------ caddesinde aşırı hızlı ve kontrolsüz bir şekilde seyrettiğini, diğer araçları hızla sollayarak şerit değiştirmeye başladığını, sonrasında hazını alamadığını ve şerit değiştirirken park halinde olan ------ Plakalı araca çarparak sürüklemeye başladığını, bu esnada yaya kaldırımında olan davacı ---- park halindeki ----- plakalı aracın önünden geçmekteyken ------ plakalı aracın sürüklediği araçla birlikte olanca hızıyla davacıyı her iki araç arasına sıkıştırarak maddi yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davacı------kazadan itibaren ambulansla hemen ------ Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş, 4 gün yoğun bakımda kaldığı sürece hazırlık işlemleri yapılabilmiş, kazadan 7 gün sonra ancak ameliyata alınabildiğini, ameliyat esnasında kazazede davacının dizine vida takılması gerektiğini, davacı kaza sonrasında hala yürüyemediği gibi muhtemelen malul kalacağı kendisine söylendiğini, ameliyat sonrasında aylarca her iki dizinden de alçılı olduğu için yürüyemediğini, lavabo ihtiyacını dahi gideremediğini, davacının işbu davanın açıldığı tarihte dahi sağlıklı bir şekilde yürüyemediğini, tüm bu süreçte davacı bakımını şahsen yapan eşi ------ ve diğer davacılar olan çocuklarının tüm aile hayatı alt-üst olmuş, davacı ------ ağır derecede etkilendiğini, kaza mahalline gelen trafik polisi ekibi tarafından tutulan 15.05.2019 tarih ve Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda, (EK-1) kazanın, aşırı hız nedeni ile kontrolünü kaybeden davalı 17 yaşında ---- sürücü belgesiz, diğer davalı babası ----- adına kayıtlı aracı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 56/1-a'ya aykırı olarak kullandığı anlaşıldığını, davalı araç sürücüsü ------, yola ehliyetsiz bir şekilde çıktığı, aşırı hızlı araç kullanması ve diğer araçları hızla sollayarak ilerlemesi ve şerit değiştirirken hakimiyetini kaybetmesi sebebiyle ağır kusurlu olduğunu, diğer davalı baba ----- ise aracın kayıtlı maliki olarak herhalde sorumluluğu olduğunu, kaza tespit tutanağında ---- Plakalı aracın Davalı ----- tarafından ------ Poliçe No ile sigortalandığı açık olduğunu, poliçe kapsamı taraflarınca bilinmediğinden davalı sigorta şirketine karşı tüm bu sebeplerle tüm davacı adına doğacak zararların tazminini talep ettiklerini, davacı ----- ise ressam olup------ Atölyesinde” her ay 10 öğrenciye 250 TL aylık ücret ile resim dersleri vererek geçimini sağlamakta, ayrıca her on beş günde bir bitirdiği resim tablolarını aylık 15.000 ile 20.000 TL arasında satarak evin geçimini sağladığını, işbu kazadan sonra kazazede eşinin bakımını bizatihi gerçekleştiren davacı -----, eşinin tuvalet ihtiyacını dahi tek başına giderememesi nedeniyle tüm işi gücünü bırakarak kazazede eşiyle aylarca ilgilendiğinden madden evini geçindiremediğini, kursiyerlerini kaybetmiş maddi olarak zarara uğradığını, ayrıca kaza sonrası eşini tedavi ettirebilmek için birtakım masraflar yapmış ancak olayın vehameti ve telaşıyla harcama belgelerini alamadığını, kazazede ve yakınlarının yapmış olduğu harcamaların karşılanması gerektiğini, emsal içtihatlar da bu yönde olduğunu, davacı ----- yaşadığı kazadan sonra, biricik eşinin aylarca yürüyememesi nedeniyle davacı ----- manen çok sarsıldığını, eşini kaybetme korkusu yaşadığını, başlarına gelen talihsiz olay neticesinde kazazede eşinin iyileşmesi için her gün eşinin yanında bulunan, evden dahi ayrılamayan davacı ------ yaşadığı manevi elem ve ızdırabı bir nebze gidermek adına davalılardan 10.000 TL manevi tazminatın tahsili ile davacıya verilmesini talep ettiklerini, yaşadığı kaza sonrasında tüm aile düzeni altüst olmuş, diğer davacı olan davacılar günlerce okula gidemediğini, kazazede davacının her bir evladı için yaşanan manevi zararının bir nebze olsa dahi tazmin edilebilmesi adına 5.000 er TL manevi tazminatın kusurlu davalılardan tahsili ile davacı ------verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerden ve Mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerden dolayı; fazlaya ilişkin her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla öncelikle ve ivedilikle kazaya sebebiyet veren ------ Plakalı araç üzerine teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR şerhi işlenmesini ve yapılacak UYAP sorgusu ile de davalıların üzerine kayıtlı başkaca taşınır-taşınmaz malvarlıklarının mevcudiyeti halinde de ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini, davacı ------yaşadığı kazadan ötürü TBK. Madde 54 uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın Davalı ----- ve ------ kaza tarihi olan 15.05.2019 tarihinden itibaren, davalı Sigorta Şirketi için temerrüt tarihinden itibaren maddi tazminatın tahsiline, 70.000 TL manevi tazminatın, davacı ----- adına TBK. Madde 54 uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalı ------ kaza tarihi olan 15.05.2019 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi için temerrüt tarihinden itibaren maddi tazminatın tahsiline, 10.000 TL manevi tazminatın, davacı ---- adına 5.000 TL manevi tazminatın, davacı -----adına 5.000 TL Manevi tazminatın, davacı ---- adına 5.000 TL Manevi tazminatın, davacı ------ adına 5.000 TL Manevi tazminatın, davalılardan alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalılar ---- ve ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Harca esas değer olarak 2.000TL maddi 100.000TL manevi tazminat şeklinde açılan bu davada talep edilen tutara göre tedbir konulan gayrimenkul malvarlığı taşkın tutarda olduğunu, davacının 2.000 TL maddi tazminat talep ettiği; davacı ----- 18 yaşından küçüktür ve müvekkil ------ açısından da velayeten ve bu dava açısından da araç sahibi olması itibariyle davalı kılındığını taşkın ihtiyati tedbir ile 3 adet gayrimenkulune de tedbir şerhi işlendiğini, dava tutarını dilediği gibi açmak , dava değerini dilediği tutarda belirlemek lüksüne sahip davacının manevi tazminat talebi davalıyı zengin edecek tutarda olduğunu, oran ve orantı sosyal ve ekonomik inceleme raporu olmaksızın tüm taleplerini kabul etmek davalının haklarını da ayrıca ihlal ettiğini, davacı 2.000 TL maddi tazminat ile 3 gayrimenkule tedbir koyma lüksüne sahip olduğunu, oysa ki maddi tazminatını 100.000 TL açmadığını, manevi tazminatın da bu denli orantısız olması beklenemeyeceğini, davacı dilekçesinin tazminata konu olay bölümü 1. Maddesinde şerit değiştirildiği esnada park halindeki araca çarparak , park halindeki aracı sürüklemiş ve yaya kaldırımındayken kazaya maruz kaldığını beyan ettiğini, yani davacı doğrudan değil dolaylı yoldan bu kazanın mağduru olduğunu, olay ile ilgili ----- araç sahibi ile beraber olmak kaydıyla keşif talebimiz bulunmadığını, ilgili aracın sürücüsünün de tanık olarak dinlenilmesini talep ettiğini, davacı dolaylı yoldan maruz kaldığı kazada 4 gün yoğun bakım ve 3 gün normal odada kalarak ameliyata alındığına göre bu durumda 4 günlük yoğun bakım ünitesinde ne için kaldığının da tespitini talep ettiğini, olay yerinde tutulan ilk tutanak değil , emniyet müdürlüğünce oluşturulan kusur raporunun dosyaya getirtilmesini talep ettiklerini, davacının manevi tazminat talepleri yönünden her bir davacı için talep edilen tüm tazminat taleplerine itiraz ettiklerini, davacı 48 yaşında bir ev hanımı olmakla 70.000 TL manevi tazminat orantısız olduğunu, diğer 3 davacı ------yönünden üniversite öğrencisi oldukları beyan edildiğini, buna göre reşit olan bu davacıların eğitim hayatının aksadığı beyan edildiğini, nasıl ve ne şekilde aksadığı ise açıklanmadığını, söz konusu davacıların okullarından, transkriptleri, devam zorunluluğu olup olmadığı, bölümlerinde devam zorunluluğu var ise olay tarihi ve dava tarihi arasında geçen süredeki yoklama kayıtlarının dosyaya getirtilmesini talep ettiklerini, ----- ortaokulda okuduğu beyan edildiğini, okulundan yoklama kayıtlarının sorulmasını son bir yıllık ders notlarını gösterir puantajların dosyaya getirtilmesini ne kadar etkilenildiğini görmek için kanaat etmeye yeterli bilgi ve belge olacağına inandıklarını, bu durumda bu delillerin dosyaya getirtilmesi zaruri olduğunu, adı geçen evrakların dosyaya getirtilmesini, taşkın ihtiyati tedbir talebi uyarınca mahkemece uygun görülen sayıda gayrimenkuldeki tedbirden vazgeçilmesi gerektiği davacı ----- yargılandığı ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği emniyet müdürlüğünden kaza kusur raporunun getirtilmesini davanın reddini, reddedilecek tüm tutarlar üzerinden her bir davacı için ayrı ayrı ücreti vekalete hükmedilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı ----- cevap dilekçesinde özetle; Trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortacıya dava açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvurmak zorunda olduğunu, dava açabilmeleri için mevcut zararın tespiti açısından gerekli belgelerin ibraz edilmesi sureti ile usulüne uygun yazılı başvurusundan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerektiğini, yazılı başvuru ve başvurudan itibaren 15 günün geçmiş olması ZMSS’na tazminat davası açılmasının ön şartı olduğunu, somut olayda başvuran vekili tarafından davacı sigorta şirketine yapılan başvuru sırasında maluliyet oranını gösterir herhangi bir rapor ibraz edilmemiş olup; Genel Şartlar icabı sunulması zorunlu 5 evraktan sağlık kurulu raporunun eksik olması sebebiyle ortada geçerli bir başvuru bulunmadığını, bu nedenle dava yoluna başvurulabilmesi için 28.04.2016 tarihinde getirilmiş olan sigorta şirketine yazılı başvuru şartı gerçekleşmediğini, davalı şirkete iletilen belgelerin eksik olması sebebiyle tazminat hesaplaması yapılabilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle başvurunun geçerli bir başvuru niteliğinde olmadığı sabit olup, davacı şirket aleyhine haksız olarak ikame edilen başvurunun öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, ----- plakalı kazaya karışan araç davacı şirkete, 13.11.2018-13.11.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ------ numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sorumlulukları, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 360.000-TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limitini bildirmeleri davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluğu da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, hiçbir surette işbu davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlanacağını, zarara ilişkin olarak dava konusu somut olayda davacı ------ kazazede ve malul kalan kişi sıfatıyla davayı açmış olup, ZMMS kapsamında ilgili konumunda olduğunu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, başvuru sahibinin taleplerini kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile davacı şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, bu suretle dosyanın kusur bilirkişisine verilmesini talep ettiklerini, zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, sigortacı ise , KTK ve Genel Şartlar mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceğini, böyle bir halde zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işletenin sorumlu bulunması gerekeceğini, dolayısıyla KTK.86.madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, Yargıtay -----H.D. 15.03.2001 tarih ve------sayılı kararı bu yönde olduğunu, KTK Madde hükmünce 86 hükmünce işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın kazanın meydana geldiğini ispat ederlerse sorumluluktan kurtulacağını, davacı şirketin tazminata ilişkin sorumluluğundan bahsedebilmek için, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, bu durumda da tazminat sorumluluğu sigortalı araç sürücünün kusuru oranında ve elbette ki poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, bu husus Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, başvuran vekili tarafından sadece sarsıntı yaşandığı söylenerek bu, ruhsal sarsıntı vb. durumun varlığına dair kanıt niteliğinde olabilecek bir evrak sunmadığını, bu nedenle tazminata hükmedilecek olsa dahi gerçekleştiği iddia edilmiş olan ruhsal sarsıntının kanıtlanması gerektiğini, aksi halde davacı şirketin sorumluluğu gündeme gelmeyeceğini, davalı sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu başvurunun reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Nüfus Kayıtları, ----- Çocuk Mahkemesi'ne Ait ----- sayılı dosyası UYAP kayıtları,-----. Aile Mahkemesi'ne Ait ----- sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, ----Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı, Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Hasar dosyası ve ZMSS Poliçesi, Trafik Tescil Kayıtları, ESD Araştırma Tutanakları, ----- Müdürlüğü Müzekkere Cevabı,------Hastanesi Kayıtları, ATK Kusur Raporu, ATK Maluliyet Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, Tanık Beyanı, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) -----; ' ben davacıları tanıyorum zira davacılardan ----- resim atölyesi olup bende kaza tarihinde ------ atölyesinde öğrenci olarak bulunuyordum, kazayı öğrendiğimde hastaneye gittik, eşi----- hastanede kaza nedeniyle yaralandığını gördüm, kendisi ameliyatlar oldu, bir süre hastanede kaldı, daha sonra eve geldi ve evde yaklaşık 6 ay süreyle yattı, 6 aydan sonra da yaklaşık 1 yıl süreyle koltuk değnekleriyle yürüyordu, hiçbir iş yapamıyordu, bu süre içerisinde kişisel ve günlük ihtiyatlarını karşılayamıyordu, bu nedenle diğer davacı eşi ------- bütün ihtiyaçlarını karşılıyordu, ben zaman zaman aileyi ziyaret ediyordum, bu süreçte diğer davacı çocukları da öğrenci olduğundan sınavlara hazırlanıyordu, aile kaza nedeniyle büyük üzüntü yaşadı ve mağdur oldular, bende 6 ay süreyle kursa gidememiştim, atölye kapalı kalmıştı, ----- Hoca bu atölyeden kazandığıyla geçimini sağlıyordu, eşi ------ hanım ise ev hanımıdır çocukları ile ilgilenmektedir, ben kursa gittiğim dönemde ----- Hocaya aylık 250 TL ödüyordum, bizim dönemde 29 tane de öğrencisi bulunuyordu, atölye kaza nedeniyle kapandığı için talebeleri de dağılmıştı, ancak 6 ay sonra hoca yeniden atölyeyi açtı ancak 4 öğrenci ile kısa süreli çalışmalar yaptırıyordu, zira evde eşi mağdur olduğu için kendisi eve gitmek zorunda kalıyordu, ayrıca ------- Hoca kişisel resim sergisi yapıyor ve tabloda satıyordu, tabloların durumuna göre 5.000-15.000 TL aralığında satış yaptığını biliyorum, en az ayda 2 tablo sattığını biliyorum, benim olay ile ilgili görüm bundan ibarettir " şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI)-----; ' ben davacı----- kardeşi olurum bu nedenle davacıları ve yaşanan süreci çok iyi biliyorum, davacı abim ressam olup atölyesi bulunuyordu, davacı yengem ise ev hanımıdır, ben kazayı görmedim ancak kaza sonrasında derhal hastaneye gittim, hastaneye gittiğimde yengemi yoğun bakıma almışlardı, kendisi yaklaşık 10-12 gün yoğun bakımda ve hastanede kaldı ve çeşitli ameliyatlar oldu, daha sonra taburcu olarak eve geldi ancak 6 ay süreyle evde yatalak süreyle yaşadı, bu süreçte evin ve çocukların bütün ihtiyaçlarını abim karşılıyordu, ayrıca yengem hareket edemediğinden kişisel ihtiyaçlarını ve özlük bakımını dahi abim yerine getiriyordu, bu süreçte abim resim atölyesini de kapatmak zorunda kaldı, zira kendisi resim atölyesindeki öğrencileri ve yapmış olduğu resim tablolarının satışından elde ettiği gelir ile geçimini sağlamakta idi, ayda en az 1 tablo satıyordu, tabloların ebat ve içeriğine göre 8.000-15.000 TL arasında sattığını biliyorum, 6 ay sonunda yengem kısmen iyileşse de yine koltuk değnekleri ile hareket edebiliyordu, bu nedenle abim yine yengemle ve evle ilgilenmeye devam ediyorudu, bu süreçte atölyesini açsa da eski öğrencileri dağıldığı için yeniden o sayıda öğrenci bulamadı, bu mekanı ve evi de kira olduğu için maddi olarak zarara uğradı bu süreçte gerek karıkoca kendileri gerekse çocukları süreçten ağır şekilde etkilendiler ve büyük üzüntü yaşadılar, zira çocukların hepsi de eğitim hayatını sürdüren kişilerdir, benim görgüm ve bilgim bu kadardır. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ----; ' ben davacı ----- kardeşi olurum bu nedenle davacıları iyi tanırım, davalıları ise tanımıyorum, ben ----- Tiyatrolarında tasarımcılık işi yaparım, davacı eniştem ise ressamdır, ablam ise ev hanımıdır, ben kazanın oluşumunu görmedim, kazadan sonra eniştem beni arayarak kazayı haber verdi bende hastaneye gittim, kaza nedeniyle ablam yaralanmıştı ve hastanede yoğun bakıma alınmıştı, ablam yaklaşık 1 hafta yoğun bakımda kaldı, hastanede ameliyat oldu, daha sonra taburcu oldu ancak yaklaşık 6 ay süreyle evde yatalak şekilde yaşadı, bu süreçte kendisine eniştem baktı, ev işleri yanında ablamın öz bakımını ve insani ihtiyaçlarını dahi eniştam yapmak zorunda kaldı, bu nedenle eniştem resim atölyesini de kapatmak zorunda kalmıştı o sırada 30 a yakın öğrencisi bulunuyordu, ancak ne kadar ücret aldığını bilemiyorum, kendisi aynı zamanda resim yapıp satıyordu, ben fiyatlarını bilemiyorum dedi. 6 ay sonra ablam kısmen iyileşti ancak yine koltuk değneğiyle hareket ediyordu, yaklaşık 1 yıl süreyle yine eniştem kendisine baktı ve ev işlerine yardımcı oldu, bu nedenle atölyesinde eskisi gibi çalışamıyordu, öğrencileri de atölye 6 ay kapalı olduğu için dağılmıştı, bu süreçte aile maddi ve manevi olarak büyük zarara uğradı, davacı yeğenlerimde öğrecidir, kaza nedeniyle onlar da etkilenip üzülmüşlerdir dedi. Benim olayla ilgili görgüm ve bilgim bundan ibarettir. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Davalar, 6100 Sayılı HMK'nin 57,58 maddeleri (ihtiyari dava arkadaşlığı) ile davacı ----- yönünden 110. maddesine göre (davaların yığılması- objektif dava birleşmesi) 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) Yaralanmalı/Ölümlü Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle, davacı ------ yönünden TBK'nin 49 vd 54/a maddeleri kapsamında yansıma zararlar bakımından HMK'nin 107.maddesince belirsiz alacak davası şeklinde açılmış maddi tazminat istemleri ile bütün davacılar yönünden 6098 Sayılı TBK'nin 56. maddesi gereğince manevi tazminatların; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi ve 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ile 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından tazmin edilmesi istemlerine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce ----. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10/09/2020 tarih ve ---- Esas ------ Karar sayılı görevsizlik kararının 13/10/2020 tarihinde kesinleşmesi ve süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak Mahkememize tevzi edilip başlıktaki esasa kaydı yapıldığı ve hazırlanan tensip zaptının duruşma gün ve saatiyle birlikte taraf ve taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla dosyanın incelenmesinde görevsizlik kararı veren mahkemece ön inceleme duruşması yapıldığı ve tahkikat işlemlerinin yerine getirildiği tespit edilip Mahkememizce görevsiz mahkemece yapılan usul işlemlerinin tekrarlanmasına gerek görülmediğinden tahkikata kaldığı yerden devam edilmiş ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacılar vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.6100 sayılı HMK'nin 55. maddesi gereğince yargılama sırasında davalılardan ------ vefat ettiğinden gerekli usulü işlemler yapılmış ve buna göre davacılar vekilinin vaki beyanı gereği gerekli usul işlemleri yapılarak davaya anılan davalının -----Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı gereğince mirasçıları dahil edilerek oluşan yeni taraf teşkiline göre yargılama sürdürülüp tamamlanmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.
2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Davacılar ---- Ve ------ Maddi Tazminat Davaların Yönünden Yapılan Maddi Tazminat Davası Yönünden Yapılan Değerlendirilmede sırasında davalılardan sigorta şirketi tarafından maddi tazminat taleplerinin ödendiği ve ibraname düzenlendiği, davacılar vekili tarafından duruşmalarda davacılar --------yönünden maddi tazminat davalarında davalı sigorta şirketi ile sulh oldukları beyan edilmiş ve sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talep edilmiş olduğundan Davacı ----- tüm davalılar yönünden açtığı maddi tazminat davasında; 6100 Sayılı HMK'nin 315/1 maddesi gereğince sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve Davacı --- tüm davalılar yönünden açtığı maddi tazminat davasında; 6100 Sayılı HMK'nin 315/1 maddesi gereğince sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Davacıların davalılar aleyhinde açtığı Manevi Tazminat davalarına gelince ; 6098 Sayılı TBK'nin 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir. 4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise ' Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olayımıza döndüğümüzde; davaya esas trafik kazasında Mahkememizce benimsenen ATK Trafik İhtisas Kurulu raporunda (çocuk) sürücü davalı ------ %100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğunun belirlenmesi, davacılardan ----- ATK raporuna göre Tüm Vücut Engellilik Oranının %10( yüzde on) olduğu ve iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin anlaşılmasına göre tüm tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay ve dava tarihindeki ekonomik ve sosyal şartlar, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ilkesi nazarında zarar veren/verenler açısından da her halükarda caydırıcılık etkisine sahip olmasının gerekmesi, belirlenen tazminatın davacılarda yaratacağı huzur ve tatmin duygusu ve benzer olaylara ilişkin güncel içtihat ve yargısal uygulamalar ve kararlar ışığında Mahkememizin somut olaya ilişkin objektif hukuki ve vicdani kanaatine göre davacıların manevi tazminat taleplerinin haklı ve yerinde olduğu sonuç ve kanaatiyle; özellikle manevi tazminata ilişkin açıklatılan netice talep kısmı, dava dilekçesinde açıkça teselsül talebinin bulunmamasına göre ( (HGK 24.06.1983 gün ------- taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek; Davacı (zarar gören) ------ manevi tazminat davasının kabulü ile; 70.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar----- ve müteveffa davalı ---- mirasçılarından -----.Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine, Davacı (eşi) ----- manevi tazminat davasının kabulü ile;10.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ----- ve müteveffa ---- mirasçılarından ------.Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas----- Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine, Davacı (kızı) ---- manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ------- ve müteveffa davalı ---- mirasçılarından -----.Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine, Davacı (oğlu) ----- manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ---- ve müteveffa davalı ---- mirasçılarından------Sulh Hukuk Mahkemesi ---- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine, Davacı (oğlu)------ manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ----- ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından -----Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine, Davacı (oğlu) ------manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ----- ve müteveffa davalı -----mirasçılarından------.Sulh Hukuk Mahkemesi ----Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluğa gelince; davadaki ihtiyari dava arkadaşlığı ve davaların yığılması gibi hukuki durumlar da nazara alındığında davacıların davalı sigorta şirketi ile maddi tazminatlar yönünden sulh olması, davalı sigorta şirketinin davalılara da sirayet ve ibra edeceği üzere maddi tazminatlar yönünden ödeme yapmış olması, haksız fiile ve zarara fiilen sebebiyet verenin kaza tarihinde hukuki olarak çocuk kabul edilen davalı ------ oluşu, çocuk üzerindeki anne ve babanın özen, gözetim ve denetim yükümlülüğü (4721 sayılı Medeni Kanun'un 369. maddesinde, ev başkanının sorumluluğu düzenlenmiş olup, ev başkanının ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ev başkanı, kanunda ifade edilen kurtuluş kanıtını getirebildiği takdirde bu sorumluluktan kurtulabilecektir. Aynı Kanun'un 335 vd. maddelerinde "velayet" konusu düzenlenmiş; ana babanın velayet kapsamındaki hak ve ödevleri belirlenmiştir. Bu kapsamda, ana babanın en temel ödevinin, velayeti altındaki çocuğun bedensel ve ruhsal açıdan korunması olduğu ilkesel olarak kabul edilmiştir. Bu sorumluluk için ana ilke ev başkanının özen ve gözetim görevini yapmamasıdır. Çocuğun gerçekleştirdiği eylem, onun aile başkanı tarafından tehlikeli ve hukuka aykırı şeyler yapmaktan uzak tutulmadığını kendisine bu konuda gerekli bilgi verilip aydınlatılmamış olduğunu göstermekte ise bu fiiller sonucunda ev başkanı tazmin ile sorumlu olur. Ev başkanının sorumluluğu bir kusuru sorumluluğu olmayıp kusursuz sorumluluk halidir.) birlikte değerlendirilerek HMK'nin 326/1,2,3,327/1 maddeleri gereğince yargılama giderlerinin tamamından aleyhinde işbu kararda manevi tazminata hükmedilen davalılar ortaklaşa sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacı ------ tüm davalılar yönünden açtığı maddi tazminat davasında; 6100 Sayılı HMK'nin 315/1 maddesi gereğince sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
2-)Davacı ------ tüm davalılar yönünden açtığı maddi tazminat davasında; 6100 Sayılı HMK'nin 315/1 maddesi gereğince sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
3-)Davacı (zarar gören) ------ manevi tazminat davasının kabulü ile; 70.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ---- ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından ------.Sulh Hukuk Mahkemesi -----Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
4-)Davacı (eşi) ----- manevi tazminat davasının kabulü ile;10.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ------ ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından ------Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------- Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
5-)Davacı (kızı) ----- manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ------- ve müteveffa davalı ---- mirasçılarından -----Sulh Hukuk Mahkemesi ---- Esas ------- Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
6-)Davacı (oğlu) ------- manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ------ mirasçılarından ----Sulh Hukuk Mahkemesi ---- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
7-)Davacı (oğlu) ----- manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ----- ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından -----.Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------- Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
8-)Davacı (oğlu) ------ manevi tazminat davasının kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ------ ve müteveffa davalı ----mirasçılarından------.Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ----- Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
9-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktarlar (100.000,00 TL) üzerinden alınması gereken 6.831,00 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 348,39 TL harcın mahsubuyla bakiye 6.482,61 TL karar ve ilam harcının davalılar ---- ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından ----Sulh Hukuk Mahkemesi---- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak hazineye gelir kaydına,
10-)Davacılar tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı 348,39 TL peşin harç olmak üzere toplam 392,79 TL harcın davalılar ---- ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından (-----Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak davacılara verilmesine,
11-)Davacılar tarafından yapılan 788,50 TL posta ücreti, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.588,50 TL yargılama giderinin davalılar ---- ve müteveffa davalı -----mirasçılarından (----.Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak davacılara verilmesine,
12-)Davacı (zarar gören) ------ manevi davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre anılan davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar---- mirasçılarından (---- Hukuk Mahkemesi --- Esas ---- Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak davacıya verilmesine,
13-)Davacı (eşi) ---- manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ----- ve müteveffa davalı ---- mirasçılarından -----Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
14-)Davacı (kızı) ------- manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ---- ve müteveffa davalı ---- mirasçılarından -----Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
15-)Davacı (oğlu)------ manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar -----Sulh Hukuk Mahkemesi ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
16-)Davacı (oğlu) ------ manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL nisp vekalet ücretinin davalılar---- ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından -----Sulh Hukuk Mahkemesi ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
17-)Davacı (oğlu)------ manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ---- ve müteveffa davalı ----- mirasçılarından -----Sulh Hukuk Mahkemesi ------ Esas ------ Karar sayılı ilamı) müştereken alınarak işbu davacıya verilmesine,
18-)Davalılar tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
19-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacılar vekilin yüzüne karşı, davalılardan ----- vekilinin ve diğer davalıların yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.