T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/950
KARAR NO : 2025/549
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2022
KARAR TARİHİ : 27/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ait -----model ----- plakalı aracın, 14/12/2020 tarihinde, ---- istikametinden ---- istikametine seyir halinde iken ve davalı sigorta şirketince sigortalı,---- maliki ve ------ sürücüsü olduğu ------ plakalı aracın karşı yönden gelmekte iken direksiyon hakimiyetini kaybederek davacı şirket aracının bulunduğu yola geçtiğini ve davacının aracına çarptığını, kazada ------ plakalı araç 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56.maddesi 1.fıkra a bendince %100 kusurlu olup davacıya ait araç ise tam kusursuz olduğunu, araç, davalı şirketçe sigortalı tarafın %100 kusuru sebebiyle gerçekleşen kazada hasarlandığını 1 ay süresince onarım gördükten sonra tamamlandığını, bu onarım sırasında aracın pek çok bölgesi onarım gördüğünü, değiştiğini ve boyalandığını, davacının aracının onarım işlemleri kendi kaskosu tarafından gerçekleştirilmişse de araçta büyük oranda değer kaybı meydana geldiğini, davacının aracı sıfır olarak 2017 yılında satın almış olup ilk sahibi olduğunu, davacıya ait araç kaza aninda 81.245KM de olduğunu, aracın muadillerinin fiyati ile davacının aracın onarımı tamamlandıktan sonra ancak satılabileceği rakamlar arasında büyük fark meydana geldiğini, davacıya ait araç hiçbir kusuru olmadan kazaya karışmış olduğundan araç, artık kazalı araç durumunda olduğunu, kazadan sonra davacının malvarlığının (araç) değeri azaldığını, zarar verici bu olay meydana gelmese idi davacının aracı daha değerli olacağını, araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarın ne kadar olduğu mahkemece seçilecek uzman bilirkişi yardımı ile hesaplanabileceğini, piyasada satış esnasında hasarsız benzerleriyle kıyaslandığında aradaki fark yüzbinTL'leri bulabildiğini, değer kaybının taraflarınca hesaplanamaması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak ikame etme zorunluluğu doğduğunu, bu nedenle talep miktarı bilirkişi marifetiyle hesaplamayı gerektirdiğinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik 1.000,00TL olduğunu, aracın 1 ay boyunca onarım için serviste kalması sebebiyle davacı şirket ikame araç kiralamak zorunda kaldığını ve 10.000,00TL ücret ödediğini, davalı şirkete taleplerini içerir başvuru öncelikle yazılı olarak iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğni ve 05/03/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, yazılı başvuru sigorta şirketinin mailine de 09/3/2021 tarihinde gönderildiğini o tarihte kendi imkanları ile yaptıkları 2.el piyasa karşılaştırmalarına göre belirledikleri 75.000,00TL değer kaybı ve 10.000,00TL ikame araç bedeli taleplerinin 8.666,01TL'lik kısmı 06/04/2021 tarihinde taraflarına ödendiğini, işbu miktarın davacının malvarlığında (aracında) oluşan zararı karşılamaması sebebi ile bu sefer 06/04/2021 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu ancak olumlu sonuç alınamadığını, izah olunan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davanın kabulüne, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının karşılığı olarak -fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile- şimdilik 1.000,000(bin)TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari kredilere uygulanan avans faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu aracın değer kaybı talebi karşılanmış olup, işbu başvurunun reddi gerektiğini, davacı tarafın müracaatı üzerine dava konusu araçta 8.864,01-TL değer kaybı oluştuğu tespit edilmiş olup, 8.864,01-TL değer kaybı bedeli 06.04.2021 tarihinde davacı vekiline ödendiğini, somut olayda kaza tarihi (14.12.2020) ve tanzim tarihi (11.12.2020) nazara alındığında; 01.04.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni Genel Şartların değer kaybı hesaplamasına esas alınması gerektiğini, fyuşmazlığa konu kazada, başvuranın araç mahrumiyet bedeli zararına uğradığı iddia edildiğini, söz konusu zararlar, dolaylı zarar sayıldığını, bu nedenle dolaylı zararlar teminat kapsamı dışında olduğunu, bu türden zararların trafik poliçesi teminatı altında olmadığı yerleşik Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına yönelik iddiaların kabulü mümkün olmadığını, KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışı bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminat her halükarda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğunu, söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, davalı şirketin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceği izahtan vareste olup Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, sigortalı araç “hususi” kullanıma tahsis edilmiş olduğundan ticari faize hükmedilemeyeceğini, bu konu Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 11.03.2014 tarih ve------sayılı kararında irdelenmiş ve sigortalı aracın özel araç olması durumunda sigorta şirketinin yasal faizle sorumlu olması gerektiği içtihat edildiğini, huzurdaki davanın ikame edilmesine davalı sigorta şirketi sebebiyet vermediğinden, davalı sigorta şirketinin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin sorumlu tutulmaması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davacının aracında değer kaybı bedeli ödendiğinden işbu davanın açılmasına davalı sigorta şirketi sebebiyet vermediğini, arz ve izah olunan nedenlerle, davacı taraf, başvuru şartını yerine getirmeksizin işbu davayı ikame ettiğinden davanın usulden reddini, davaya cevap verilebilmesi için HMK 121 gereği delillerin taraflarına tebliğini, başvuru şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle işbu davanın usulden reddini, başvuranın ZMMS Poliçesi teminat kapsamı dışında kalan araç mahrumiyet bedeline ilişkin haksız taleplerinin reddini, her halükarda, değer kaybının ZMM Sigortası Genel Şartları A.5.a maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesini, yapılacak yargılamada, sınırlı sorumluluk ilkesi, gerçek zararın giderilmesi ilkesi, zenginleşme yasağı ilkesi, kusur oranında sorumluluk ilkesinin her durumda gözetilmesini, davacının haksız, teminat dışı manevi tazminat taleplerinin reddini, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER :Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, ZMMS Poliçesi, Başvuru Belgeleri ve Hasar Dosyaları, Kaza ve kazalı araç fotoğrafları, Bilirkişi Raporları, Banka Dekontları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , Maddi Hasarlı Trafik Kazası Nedeniyle davacının maliki/işleteni/sürücüsü olduğu araçta meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı ve ikame araç zararlarının; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS ve İMMS Poliçeleri teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuruna göre ZMMS poliçesi gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.
Öte yandan değer kaybı bedeli, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay ------.HD'ni 15/03/2018 T------sayılı ilamı) İkame araç bedeline gelince; Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Sonuç itibarıyla araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay ----- HD------ sayılı ilam), Bu anlamda dava dilekçesindeki anlatım ve aşamalardaki davacı vekilinin beyan ve işlemleri, olaya özgü hususlar ve özellikle davacı şirketin zaten araç kiralama şirketi olaması hasebiyle talebin ikame araç zararın ilişkin olduğu kabul ve takdir edilerek uyuşmazlık izale edilmiştir.
Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; 14/12/2020 tarihinde saat 13.00 sularında ----- ili, ----- ilçesi, ------- istikametinde davalı sigorta şirketine kaza tarihinde 41.000,00 TL araç başına maddi zarar limitiyle ZMMS sigortalı olan dava dışı ------ sevk ve idaresindeki------ plaka sayılı hususi otomobilin sürüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda davacı şirketin malik-işleteni olduğu dava dışı sürücü ------ sevk ve idaresindeki ------ plakalı hususi otomobile çarpması şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği başta kaza tespit tutanağı olmak üzere dosyadaki delilerle sabittir. Somut olayda kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporları ve diğer bilgi ve belgelere göre sürücülerinin kusur durumuna ilişkin esasen bir tartışma bulunmamaktadır; Mahkememiz de ayrı görüştedir. Zira ZMMS sigortacısı olarak davalının yapmış oldukları ödemeler ve kaza tutanağına göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün karşı şeride geçmek suretiyle kazada asli ve tam kusurlu olduğu açıktır. Ayrıca kaza nedeniyle davacının aracında hasar oluştuğu, hasar onarım süresince ikame araç zararını oluşabileceği ancak bundan genel şartlar gereğince davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı, ancak hasara bağlı olarak Makine Mühendisi bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere değer kaybı oluştuğu ve bundan davalının poliçe limitiyle somut tutulması gerektiği bir gerçektir. Çünkü yukarıda yasal sebepleri ayrıntılı olarak gösterildiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, herhalde sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir. (Yargıtay HGK'nin 15.6.2011 tarih ve ------HD'sinin 20/05/2013 tarih ve ----- ) Buna göre somut olayda davacı vekilinin beyanından, davalı ZMMS sigortacısı şirketin savunmasından ve dosyaya sunduğu banka dekontlarına göre davaya konu kaza nedeniyle araç başına 41.000 TL olan ZMMS poliçe limitinin yapılan ödemeler sonucunda tükendiği ve böylece davalının sorumluluğunun, 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlı olması nedeniyle son bulduğu anlaşılmıştır. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde; TBK,49, 50, KTK,91/1,85/1-son 86 /1 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince TMK, 6 ve HMK, 190. maddelerine göre ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta alınan 80,70 TL peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 825,42 TL harçtan mahsubuyla bakiye 290,72 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalılar vekilleri için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.