T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/702
KARAR NO : 2025/426
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/11/2021
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket adına kayıtlı ----- plakalı ----- marka ------ model araç 158.483 km'de iken 28/04/2020 tarihinde yetkili ------ servisi olan karşı tarafa götürülerek teslim edildiğini, firmanın müşteri temsilcisinin, müvekkili şirketi arayarak aracın yağ kaçaklarının olduğunu, onarılması gerektiğini, zincir değişimi yapılması gerektiğini ve ayrıca aracın ağır bakım zamanının gelmesi nedeniyle yapılmadığı taktirde risk oluşturacağını ve de daha fazla masraf gerektireceğini, o an yapılan işlemlere ağır bakım maliyetinin de eklenerek aradan çıkartılabileceğini müvekkili şirkete bildirildiğini ve müvekkilinin de bunun üzerine fiyat teklifi istediğini, 29/4/2020 tarihinde 19.000,00 TL tutarında teklif yapıldığını ve peşin ödeme nedeniyle bu teklifin 17.500,00 TL'ye indirilerek anlaşma sağlandığını, aracın, bakım için yaklaşık 25 gün serviste kalmış olmasına rağmen servis tarafından müvekkil şirkete ikame araç verilmediğini, müvekkilinin 27/05/2020 tarihinde işlemleri biten ve faturası kesilen aracını teslim aldığını ve 16/06/2020 tarihine kadar aracını sorunsuz olarak kullandığını, 16/06/2020 tarihinde müvekkilinin evinin önünde park halinde duran aracına yoldan geçen bir başka aracın çarpması sonucunda araçta tutanaklarla sabit bir şekilde araç farı ve ön tampon hasarı oluştuğunu, müvekkilin kaza anında 159.755 km'de olan aracı aynı gün çekici vasıtasıyla yetkili servis olan karşı tarafa götürüldüğünü ve orada yaklaşık 23 gün süre ile bakımda kaldığını, 09/07/2020 tarihinde araç bakımına ilişkin kesilen fatura sonrasında 13.332,54 TL bedel sigorta tarafından ödendiğini ve aracın tekrar teslim alındığını, aracı teslim alan müvekkili hafta sonu araçla yola çıktığında araçta anormal bi titreme hissetmesi üzerine karşı taraf temsilcisini telefonla arayarak durumu bildirdiğini, 14/07/2020 tarihinde aracı karşı tarafa teslim eden müvekkilinin, araçtaki titreme sorununun çözülmesi ile birlikte faturası kesilen 501,09 TL'yi ödeyerek aracı 17/07/2020 tarihinde 160.106 km'de iken teslim aldığını, cuma günü teslim alınan ve cumartesi ve pazar günü kullanılmayan araçla pazartesi günü yaklaşık 50 km yol yapıldığını, salı günü de aynı şekilde araçla yaklaşık 60 km mesafedeyken araçta bir ses duyulması üzerine müvekkilinin aracı durdurup kontrol etmeye başladığını, bu esnada alt korumalara bakan müvekkilinin orada anormal bir şey göremediğini, araç motorundan motorun araçtan fırlayacakmışçasına ses gelmesi üzerine araç ekranına bakan müvekkili ekranda herhangi bir uyarı ya da arıza ikazı göremeyince kontağı kapatarak servis olan şüpheli firmayı aradığını, yetkili servis elemanlarının gelerek aracın çekici ile servise götürülmesi gerektiğini bildirmeleri üzere aracın çekici ile servise götürüldüğünü ve 2 gün boyunca analiz için serviste beklediğini, daha sonra servisten aranan müvekkiline servis tarafından aracın "yatak sardığı"nın söylendiğini, 18/08/2020 tarihinde sunulan elektronik posta ile araca ----- departman ile yapılan inceleme sonucunda "düzensiz servis geçmişi ve yağsız kalmasından dolayı komple motor değişikliği yapılması" gerektiğinin bildirildiğini ve fiyat olarak da 153.846,43 TL teklif edildiğini, araca ilişkin yapılan tüm bakımların tek serviste yapılmasına ve yakın zamanda araca ilişkin ağır bakım da yapılmasına rağmen söz konusu arıza ve masraf karşısında şoke olan müvekkilinin aracı ---- yetkili servise ve ------ yetkili servisine götürerek fiyat teklifi istediğini, söz konusu firmaların vermiş olduğu fiyatın 60.000,00 TL olması karşısında karşı taraf servisin iyi niyetli olmadığını düşünen müvekkilinin ----- Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ------ sayılı dosyasıyla tespit davası açarak durumu delillendirmek istediğini beyan ederek HMK 107. madde uyarınca talep artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile şimdilik 85.000,00 TL maddi tazminatın ve yaşanan olaydan dolayı 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı tarafça müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aracını 06.10.2016 tarihinden beri müvekkilinin servisine getirdiğini, söz konusu dönemde sadece müvekkili servisinde aracına bakım yaptırdığını, davacının bu servis döneminde müvekkilince yapılan uyarılara kulak asmadığını, aracını yağ kaçagı uyarısı ile tam 7.000 km kullanmaya devam ettiğini, davacı aracını servis km'lerine uymaksızın servise getirtiğini ve bakımsız bıraktığını, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili her zaman orijinal ürünler ve kaliteli yağlar kullandığını, müvekkilinin zincir değişimi işleminde de sente kaçıklığı bulunmadığını tespit dosyasındaki itiraz dilekçelerinde bilirkişi raporunun teknik ayrıntıları da belirtilerek hatalı ve kabul edilemez olduğunu, aracın tüm servis kayıtları ve arızaları hem yetkili servis hem de ----- nezdinde kayıt altında tutulduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 30.12.2024 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle; Dava değerinin 46.386,52 TL arttırılması talebinin kabulü ile dava dilekçelerinde 85.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminat alacağı taleplerinin 46.386,52 TL arttırarak raporda belirtilen 131.386,52 TL olarak değerlendirilmesini, 50.000 TL manevi tazminat talebimizle birlikte dava değerinin toplam 181.386,52 TL olarak dikkate alınmasını, dava değeri olan 181.386,52 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
-----Sulh Hukuk Mahkemesinin -----. sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır.
Otomotiv alanında uzman makine mühendisi ile sözleşme yorum ve denetim uzmanı bilirkişi heyeti kök raporu ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, ------ plakalı aracın davalı şirketin servisine teslim edilmesinden sonra, araca eksik/yanlış/ayıplı bakım uygulanıp uygulanmadığı, araçta motor arızası ve başkaca arızalar meydana gelip gelmediği, arıza var ise bunun kullanıcıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, araçta zarar ve değer kaybı meydana gelip gelmediği, davalının var ise zarardan sorumlu olup olmadığı, buna bağlı olarak HMK 107 uyarınca şimdilik 85.000,00 TL maddi tazminata ilişkin belirsiz alacak davası ile 50.000,00 TL manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.
Dosyada, dava şartları ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, davanın görevli mahkemede açıldığı ve arabuluculuk sürecinin tamamlandığı, bu hususlara ilişkin dava şartlarının da mevcut olduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek, otomotiv alanında uzman makine mühendisi bilirkişi ile sözleşme yorum ve denetim uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 17.06.2022 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belgeler ışığında, davacı şirket adına kayıtlı ---- plakalı ----- marka ----- aracın; motor arızasının %50 ihtimal ile hatalı işçilik nedeniyle, %50 ihtimal ile kullanıcı hatası ile meydana gelebileceği, taraflardan herhangi birisinin %100 kusurlu olduğu yönünde kesin delil tespit edilemediği, ------ adına kesilen 27.10.2020 tarihli faturadan tespit edilen tamir ve bakım işlemlerinden davalı ve davacının aynı oranda sorumluluklarının bulunduğu, davalı ------ motor değişimi nedeniyle talep ettiği toplam bedelin ------ parça nolu motor için uygun bulunduğu, davalının, aracın tamir ve bakım işlemlerindeki hatalı işçilik uygulamasının gizli ayıp niteliğinde olduğu, davalının aracı tamir ve bakım işlemlerini ayıplı ifa etmesi sebebiyle davacının uğradığı zararlardan kusuru oranında (%50) sorumlu olduğu, ayıp sebebiyle davacının uğradığı zararların; aracın onarımı için dava dışı ----- ödendiği iddia edilen 92.741,52 TL, ----- çekici hizmeti karşılığı olarak ödendiği iddia edilen 200 TL, 21.07.2020 ilâ 27.10.2020 tarihleri arasında araç kiralanması sebebiyle yapıldığı iddia ödemelerden 28.615 TL'lik kısmı, araçta ------ parça nolu motor nedeniyle araçta meydana gelen değer 50.000,00 TL değer kaybı şeklinde olduğu rapor edilmiş olup, taraflarca sunulan rapora itirazların değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, itirazlar irdelenerek sunulan ek rapora göre, bilirkişilerin ek rapordaki görüş ve kanaatinin kök rapordaki ile aynı olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamına, sunulan kök ve ek raporların içeriğine ve rapora itirazların esasına nazaran yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması cihetine gidilerek dosya, farklı bir otomotiv alanında uzman makine mühendisi bilirkişi ile sözleşme yorum ve denetim uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 10.10.2023 tarihli rapora göre, davacı araç maliki tarafından motorun peryodik bakımı için davalı ----- götürülen aracın gerekli bakımları yapıldıktan sonra davacıya teslim edilen 158.483 km'de olan aracın Motor bakımı yapıldıktan sonra trafikte seyir halindeyken araçta titreme şeklinde motor sarsıntısı şikayeti ile araç yolda kalarak çekici marifetiyle servise getirildiğinde aracın 160.106 km'de olduğu dosya eki belgelerde görülen aracın motor ağır bakımları yapıldıktan sonra 160.106 - 158.483 = 1.623 km yaptıktan sonra motor arızası vererek yolda kalmasında 1623 km önce tamir bakım yapan servis hizmetinin ayıplı hizmeti sonucu meydana geldiğinin anlaşıldığı, yetkili serviste ağır bakımları yapıldıktan sonra kullanıcı tarafından 1.623 km yol yaptıktan sonra aracın arıza vererek yolda kalmasında kullanıcı sürücünün kusurunun olamayacağı gibi, dizel yakıtlı içten yanmalı motora yapılan servis işçiliklerine kullanıcı sürücünün müdahale etme şansı olmadığı gibi, sürücünün aracı kullanmadan önce yapılan hizmetin ayıplı olup olmamasını bilmesinin de beklenemeyeceği, aracın ağır bakımlarını yapan yetkili servisin ayıplı ve eksik hizmeti sonucu dosya konusu aracın motor arızasının meydana gelmesinde aracı 1623 km önce tamir ve bakımını yapan servisin %100 ve asli kusuru sonucu meydan gelmiş bir arıza olduğu, motor bakımı ağır olsa dahi motorun tamir ve bakımları yapıldıktan sonra, tamir sonrası düzgün çalışan revizyonlu motor nedeniyle araçta değer kaybının meydana gelmeyeceği, araçta giderilmiş motor arızası nedeniyle değer kaybı meydan gelmeyeceği, motor revizyonuna tabii tutulmuş araçların 2. elde değer düşüşüne neden olmayacağı, hatta satışta komple motor yapılmış diye daha kolay ve daha uygun değerde alıcı bulacağı, aracının ağır bakımları için servise ödeme yaparak motorun ağır bakımlarını yaptıran hizmet alan sürücü servisten yeni çıkmış aracın arızasından sorumlu tutulamayacağı, dosya konusu motor arızasından davacının kusurunun olmadığı, davalı -------servisin %100 asli ve tek kusurlu olduğu görüşünün benimsendiği, dosya konusu ----- plaka sayılı aracın motor arızası için toplam 92.741,52 TL tamir ve parça bedeli + 38.645,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 131.386,52 TL zararın olduğu rapor edilmiş olup, taraflarca sunulan rapora itirazların değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, itirazlar irdelenerek sunulan ek rapora göre, bilirkişilerin ek rapordaki görüş ve kanaatinin kök rapordaki ile aynı olduğu görülmüştür.Mahkememizce aldırılan ikinci bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarının bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, davacının satın almış olduğu aracın motor arızasına bağlı olarak, aracın ayıplı olduğu, bahse konu ayıbın ise ilk bakışta/muayenede anlaşılabilecek bir ayıp olmaması nedeniyle gizli ayıplı olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden davalının araçların alım-satım işi ile uğraşması sebebiyle araçtaki kusuru biliyor olmasının/olabileceğinin kendinden bekleneceği, aracın kusurundan sorumlu tutulması gerektiği kanaatinin Mahkememizde hasıl olduğu, gizli ayıba bağlı olarak sunulan ihtarnameye göre davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının ayıplı mal nedeniyle seçimlik hakkını kullanabileceği, seçimlik hak olarak sebepsiz zenginleşme sebebi ile uğranılan zararın tazmininin istendiği, her ne kadar tarafların tacir olması sebebiyle 3095 sayılı kanun uyarınca avans faizi talep edilebilecek ise de, davacı tarafça yasal faiz talebinde bulunulması sebebiyle taleple bağlı kalınarak yasal faize hükmedilebileceği tespitiyle beraber, davacı tarafın dava tarihinden itibaren faiz talep etmesine bağlı olarak taleple bağlı kalınarak dava tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu tespit edilerek, davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının ayrıca manevi tazminat talebi de mevcuttur.
Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır.
Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir-------Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir------
Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün ----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(-----
Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, Manevi tazminatın amaçlarından biri caydırıcılık olmakla beraber diğeri manevi tatmin duygusudur. Manevi tazminat miktarı amacından çıkacak şekilde, tarafın maddi olarak çöküşüne neden olacak miktarda da olmamalıdır. Davacı tarafın sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olmayacak, zarara uğrayanda manevi huzur doğuracak ve hükmedilecek tazminat miktarının cezalandırmaya veya malvarlığına ilişkin bir zararı gidermeye yönelik olmayacak şekilde olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edilmiş olduğu, iş bu davada manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesinin davalının ekonomik olarak çöküşüne sebep olacağı, tüm hususlar, yukarıdaki açıklamalar, 22/06/1966 gün ---sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler göz önünde tutarak, davacının ayıplı ürün sebebi ile aracından mahrum kalması, aracını sürekli servise götürmesi, davalı tarafın basiretli tacir olmanın gereklerini yerine getirmek zorunda olması, itibar edilen kusur durumu, tüzel kişilerin manevi tazminat talep etmesine engel bir durumun mevcut olmadığı hususları bir bütün olarak değerlendirilip, hükümde gösterildiği şekilde, dava tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kabul edilerek, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile toplam 131.386,52 TL'nin 15.11.2021 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile toplam 50.000,00 TL'nin 15.11.2021 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 12.390,51 TL harçtan peşin alınan 1.451,59 TL ve 170,77 TL ile 792,17 TL ıslah harcının toplamı olan 2.414,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.975,98 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 1.451,59 TL ve 170,77 TL harç ile 792,17 TL ıslah harcının toplamı olan 2.414,53 TL harç gideri, 7.900,00 TL bilirkişi ücreti ve123,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 10.438,03 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 680,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Maddi tazminat davası yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Manevi tazminat davası yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 10/3 uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.