T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/315 Esas
KARAR NO: 2025/257
DAVA: İtirazın İptali (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/05/2024
KARAR TARİHİ: 20/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yan ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının müvekkilinden mal/hizmet aldığı, bunun üzerine davacı tarafından fatura kesildiği, davalı her ne kadar müvekkili şirketten mal/hizmet almışsa da bu hizmet ve/veya mallara ilişkin ödemelerini vadesinde yapmayarak müvekkili zarara uğrattığı, yaşanan süreç sonunda taraflarınca söz konusu cari hesap alacağının ödenmesi talebiyle------ sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalı yan tarafından ödeme emrine 22.03.2024 tarihinde itiraz edildiğini ve mezkür takibin durdurulduğunu, taraflarınca arabuluculuk aşamasında gerekli uzlaşma çabası gösterilmiş olsa da sulh sağlanamadığını, işbu davayı Mahkeme huzuruna taşıma gereğinin hasıl olduğunu, davalı her ne kadar müvekkile herhangi bir borcu olmadığını belirtmiş ise de neden borçlu olmadığına ilişkin hiçbir açıklama yapmadığını, buna ek olarak, borcun ortadan kalktığını veya ödendiğini kanıtlar nitelikte bir belge, tahsilat makbuzu, banka dekontu, taraflar arası yazışma ve sair yazılı belge de ibraz etmediğini, yukarıda açıklanan sebepler ve resen dikkate alınacak sair hususlara binaen, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının, davaya konu icra takibine yapmış olduğu haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli borca itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazı sebebiyle takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama harç, giderleri ile arabuluculuk ve dava vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmaya katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER:Ticaret Sicil Kayıtları,------ sayılı dosyası, Faturalar, Tarafların -----Formları, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan dolayı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ------ sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosya arasına alınarak içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2023 yılına ait ------- formları celbedilmiştir. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde;----------Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. ------- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olan tarafların tacir sıfatını taşıdıkları; takibin ve davanın dayanağının da açık/cari hesap ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya -----diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ------Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, iddia ve savunma, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ------------ sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak açık hesaba göre icra takibi başlatıldığı ,ödeme emrine karşı yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, fatura kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu -----------formları getirtilmiştir Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip zaptına havi davetiye tebliğine rağmen davaya yanıt vermediğinden iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken sair deliller toplanmış ve tarafların tacir olması yanında dava dilekçesinde ticari defterlere de dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM---------- tarafından davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 06.01.2025 tarihli raporda özetle; A- Ticari defter(ler)in Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü tasdiklerinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Huzurda görülen davada, davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2023 dönemi Envanter defterinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu’nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davacının 2023 döneminde e-defter mükellefi olduğu, 2023 dönemi Gib onaylı Ocak ayı açılış ve Aralık ayı kapanış Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, davacının incelenen 2023 dönemi ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür Davalı Yönünden; Sayın Mahkemenin ----- tarihli ----- Nolu celse kararı “4) A-Taraflar tacir olup ticari defterlere dayanıldığı bildirilmekle ve davanın niteliği gereği tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği dikkate alınarak; TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca her iki tarafın uyuşmazlık konusu alacakla 2023 yılına ilişkin tüm yasal ticari defterleri üzerinde Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişi eşliğinde ------ günü saat 10:50' de bilirkişi incelemesi yapılmasına,” karar verildiği, bu karar uyarınca davalının belirlenen inceleme günü ve saatinde hazır olmaması yerinde inceleme talebinde bulunmaması nedeniyle dava konusu ile ilgili ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır. B- İddia olunan alacağın/faturanın kayıtlı olup olmadığı, iade/fiyat farkı/indirim faturası bulunup bulunmadığı, ticari defter(ler)deki kaydın belgesinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle (15.03.2024) davalıdan------ nolu hesapta takibi yapılan açık hesaptan kaynaklı 478.376,23 TL alacaklı gözüktüğü yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu celse arasında davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; ancak rapora karşı herhangi bir itiraz öne sürülmemiştir. Davalı şirkete ön inceleme duruşmasındaki ara kararlar gereği 2023 yılına ait ticari defter ve belgelerini incelemeye sunması için usulüne uygun olarak ihtarlı (e-tebliğ) davetiye tebliğ edilmesine rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır. Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nin 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz -------Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz-------Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez -------- Bu bilgiler ışığında somut olayda ise davalı şirket tarafından faturaların vergi dairesine ------- olarak beyan edildiği üzere sözleşme ilişkinin ve satışa konu malların teslimin sabit olduğu, davalının bu durumda faturaların bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından süresi içinde bu yönde bir savunma ve delil ibraz edilmediği gibi ticari defter ve belgelerini de incelemeye sunmadığı, bu durumda davacının ticari defter ve belgelerinin kendi lehine kesin delil niteliğine büründüğü değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/1,3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilip denetlenmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün istem gibi icra takibiyle oluştuğu da anlaşıldığından davanın kabulü ile, davalı-borçlunun ------- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (478.376,23 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %44,25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir.------Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının ----- formalarından anlaşıldığı üzere davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının da ------ formları gereği esasen kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının takibe itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, faturalar, vergi dairesi kayıtları ile ticari defter ve belgeler nezdinde mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan takibe konu asıl alacağın (478.376,23 TL) %20'si olan 95.675,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine de hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ------sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (478.376,23 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %44,25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın (478.376,23 TL) %20'si olan 95.675,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.677,88 TL karar ve ilam harcından; 5.777,60 TL peşin harcın ve icra dosyasından alınan 2.391,88 TL'nin mahsubuyla bakiye 24.508,40 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ----- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 5.777,60 TL peşin harç ve 60,80 TL vekalet harcı, 62,00 TL posta masrafı, 5.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.578,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 75.756,43 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/03/2025