T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/145
KARAR NO : 2025/259
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/02/2024
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan ) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından ----- numaralı Havayolu Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi sigorta güvencesi altına alınan ve ---- tarafında sigorta ettirilen ----’de yerleşik sigortalı ----firmasının; ---’de bulunan ---- şirket tarafından dava dışı fiili taşıyıcı------. firması tarafından taşındığını, navlun faturasından da anlaşılacağı üzere davalı şirketin sorumluluğunda------ taşınması sürecinde emtiaların hasar gördüğünü, sigortalıya ait emtiaların alıcı firmanın nihai varış adresinde tahliye esnasında teslimat öncesi yapılan kontrollerinde hasarın tespit edildiğini ve 11.01.2022 tarihli hasar tutanağının düzenlendiğini; emtianın nakliye sürecinde hasar gördüğünü, sigortalı firmanın zararlarının davacı şirket tarafından tazmin edildiğini, sigorta ettirene yapılan ödemeden sonra ibraname ve temlikname alındığını; ödenen tazminat miktarının emtia faturası ve yapılan tespitlere göre belirlendiğini ve toplam 219.437,78 USD olduğunu, ileri sürerek davanın kabulüne, 219.437,78 TL davacı şirketin rücuen tazminat alacağının tahsili amacıyla başlatılan ---- İcra Müdürlüğünün -----sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere borçlu/davalılar aleyhine icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirketlere yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirkete yapılan bir hasar ihbarı bulunmadığını, -----’nin 1999 Montreal Konvansiyonuna taraf olmamasından dolayı dava konusu uyuşmazlığın Varşova Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, müvekkili şirkete VK m.26 gereğince herhangi bir hasar ihbarı yapılmadığını, davacının sigorta poliçesinin hasarı kapsamadığını, Poliçeye göre -----’ye yapılan taşımaların poliçe kapsamında olmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, poliçede sigortalı olarak ---- şirketinin gösterildiğini, eşyanın ise dava dışı ----- şirketine ait olduğunu, faturasının da bu firmadan keşide edildiğini, navlun faturasının da aynı şirket üzerine keşide edildiğini; bu nedenle sigortalının ekonomik alanında herhangi bir zararın oluştuğundan söz edilemeyeceğini, zararın ------ şirketine ait olduğunu, bu nedenle davacının ödemesinin davalı şirketi ilgilendirmediğini, davalı şirkete süresinde hasar ihbarının da yapılmadığını, sigorta poliçesinin hasarı kapsamadığını, dava konusu hasardan dolayı davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kendilerine süresinde hasar ihbarının da yapılmadığın, bulunsa bile bu sorumluluğun sınırlı olduğunu, yükün sahibinin ---- firması olduğunu ve yük sahibinin ödemenin --- firmasına yapılmasına muvafakat ettiğini, hasar sebebinin aktarmalar sırasında yapılan sert ve kaba elleçlemeler nedeniyle oluştuğunun ileri sürüldüğünü, buna göre elleçlemelerden doğan hasarın taşıyıcıya yüklenemeyeceğini; sovtaj bedelinin de çok düşük gösterildiğini bu nedenle Türkiye şartlarına göre yeniden hesaplanması gerektiğini, ileri sürerek davanın süresinde açılmaması nedeniyle usulden, aksi halde esastan reddini, davacı şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini. yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasını beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, Vergi Dairesi Kayıtları, Havayolu Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi, Ekspertiz Raporu, Hasar Dosyası ve Ödeme Belgeleri (Banka Dekontu), İbraname ve Onay yazısı, Hasar Fotoğrafları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, Havayolu Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi nedeniyle dava dışı sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına taşımaya konu emtianın hasarı için ödediği tazminatın tahsili için başlatılan ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine karşı davalıca yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce işbu dosyada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen araştırmaya tabi başta dava şartı arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, harç, sıfat, hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas --- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmek ve bir örneği çıkartılıp dosyaya konulmak suretiyle incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları, konusu ve miktarı ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın ilk yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yukarıda anlan yasal düzenlemeler ,yapılan yargılama ve toplanan deliler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı şirket tarafından ---.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında Havayolu Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi sigorta kapsamında dava dışı sigortalısına ait emtianın taşıma sırasında hasara uğraması nedeniyle sigortalısına ödediği tazminatın TTK'nin 1472.maddesi kapsamında tahsili için geçerli bir ilamsız icra takibi başlatıldığı ,ödeme emrine karşı davalı tarafından süresi içinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. İtirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken bilgi, belge ve deliller dosyaya kazandırılmıştır. Öncelikle tarafların davada davacının sigorta poliçesi ve ödemeye bağlı olarak halefiyet kuralı gereği taraf sıfatı bulunduğu, dava dışı sigortalısı şirketin olayda inşaatı gerçekleştiren şirket olduğu ve inşaat malzemelerinin ----- kurulu şirket tarafından onun adına tedarik edildiği anlaşıldığı gibi işbu yabancı menşeli ----- şirketinin yazılı onayına göre ödeme yapıldığından taraf sıfat ve teşkili yönünden bir eksiklik görülmediği ifade edilmelidir. Bu kapsamda olayımızda ----- havayolu taşıması sırasında hasar meydan geldiğinden uyuşmazlık hakkında Varşova Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Montreal Konvansiyonu 18. maddesi uyarınca, akdi taşıyıcı davalı, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi halinde sorumlu olacaktır. Yine Konvansiyon'un 31. maddesindeki düzenleme uyarınca, hasarın teslimden itibaren 14 günlük sürede taşıyıcıya ihbarı gerekmektedir. Aksi halde gönderilene, taşınan emtianın eksiksiz ve hasarsız teslim edildiği karine olarak kabul edilir. Montreal Sözleşmesi'nin 31. maddesinde ihbar yükümlülüğü eşyanın hasara uğraması haline özgü olarak düzenlenmiştir. Konvansiyonun 31. maddesi gereği dıştan görülen hasarlarda derhal ve her halde 14 gün içinde hasar bildirimi yapılması gerektiği açıktır. Varşova Sözleşmesi'nin 26. ve Montreal Sözleşmesi'nin 31.maddeleri uyarınca, yükün zarar görmesi halinde, taşıyıcının bu zarardan sorumlu tutulabilmesi için söz konusu hasarın, yükü teslim almaya yetkili kişi tarafından davacıya ihbar edilmesi şarttır. Ancak, Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 12/10/2015 tarihli ----- sayılı emsal kararında belirtildiği üzere, taşıyıcının herhangi bir şekilde hasarı öğrenmesi halinde, ihbarın süresinde yapılmadığının ileri sürülmesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağından, ihbar şartı aranmayacaktır. Somut olayda davacı vekiline bu konuda süre de verilmesine rağmen hasarın ihbar edildiğine ilişkin hiçbir bilgi ve belge ibraz edilememiştir. Bu husus duruşmada da açıkça beyan edilmiştir. Diğer yandan yukarıda sözü edilen Yargıtay kararı gereği davalının hasarı bir şekilde öğrendiğine ilişkin dosyaya hiçbir bilgi, belge ve delil yansımadığı gibi davalı akdi taşıyıcı şirket vekili tarafından baştan itibaren kendilerine hasar ihbarının yapılmadığı ve hasardan bilgilerinin olmadığı savunulmuştur. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da taşıma zincirinde bulunan tüm taşıyıcılara hasarın ihbarına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı bildirilmiştir. Bununla birlikte aslında davacının hasarın davalı akdi taşıyıcı ve diğer fiil taşıyıcı şirketlere ihbar edildiğine ilişkin somut bir iddiası da bulunmamaktadır. Davacı taraf esasen vaki hasardan davalı şirketin haberdar olduğundan bahisle dürüstlük kuralı gereği sorumlu tutulmasını istemektedir. Filhakika Mahkememiz tarafından TMK'nin 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralının her olayda ve durumda duraksamadan uygulandığı bilinmektedir. Ancak somut olayda taşımanın ----- arasında gerçekleşmesi, taşımaya konu emtianın niteliği, taşımanın amacı ve tarafları ile özellikle satış ve taşıma eyleminin birden fazla şirketin katılımıyla ve farklı taşıma şekilleriyle aktarma olarak çok uzak bir mesafede gerçekleşmesine göre davalı şirketin akdi taşıyıcı konumu da birlikte değerlendirildiğinde davalının hasardan gerçekten haberinin olduğu sonuç ve inancına ulaşılamamıştır. Şu halde davacı tarafından hasarın davalıya süresinde ihbar edildiği iddia ve ispat edilemediğinden davanın esastan reddine karar verilmiştir.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden dava değeri gözetilmek suretiyle aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle tazminat talebinin reddine,
3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.650,26 TL harçtan mahsubuyla bakiye 2.398,47 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davalı tarafından kendisini vekil ile temsil ettirmek dışında yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 35.110,04 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.