T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/804
KARAR NO : 2025/236
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/11/2023
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.07.2022 tarihinde davalılardan ----- maliki olduğu ve diğer davalı--- nezdinde ---- nolu sigorta poliçesi ile İMM sigortalı olan ----- plakalı aracın, %100 kusuru ile müvekkilin maliki olduğu---- plakalı araca çarpması neticesinde müvekkiline ait araçta ağır maddi hasar meydana geldiğini, kazanın oluşumunda müvekkiline ait araç sürücüsü kusursuz olduğunu, davalıların sorumluluğundaki ----- plakalı araç sürücüsü %100 kusurlu olduğunu, bu hususta Sigorta Bilgi Gözetim Merkezinin, kaza tespit tutanağı uygulaması/kaza tespit tutanağı detayı kusur tespit raporunda, kazanın meydana gelmesinde ---- plakalı aracın %100 kusurlu olduğu tespit edildiğini, kaza neticesinde daha önce hiçbir kazası ve hasarı olmayan müvekkile ait aracın, motor kaputu, ön tamponu, kapalı kasası, radyatör fan davlumbazı, pompası, sağ ve sol ön direkleri başta olmak üzere birçok önemli parçaları ağır hasara uğradığını ve kullanılamaz hale geldiğini, araçta kaza tarihi olan 20.07.2022 tarihi itibariyle tam 95.981,86 TL tutarında ağır maddi hasar meydana geldiğini, hasarın tramer kayıtlarına işlemesiyle araçta hiç hasara uğramayan aynı nitelikteki araca göre fahiş derecede değer kaybı zararı oluştuğunu, her ne kadar kaza olduktan sonra SBM tarafından atanan eksper tarafından tanzim edilen hasar eksper raporunda müvekkiline ait araçta oluşan hasarın toplam tutarı 68.806,95 TL olarak hesaplanmışsa da, taraflarınca hasar tazminatına ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonunda ikame edilen ----- nolu tahkim dosyasından alınan ve kesinleşen 15.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda mezkur kaza nedeniyle müvekkile ait araçta oluşan hasar tazminatı toplam tutarının %10 iskontolu hali ile kdv dahil 95.081,86 TL olduğu tespit edildiğini, 58.310,97 TL hasar tazminatı (kısmi), 41.689,03 TL değer kaybı tazminatı (kısmi) olmak üzere toplam 100.000,00 TL ödenerek ZMMS poliçe teminat limiti tüketildiğini mezkur kaza neticesinde ZMMS teminat limiti tüketilmiş olduğundan ZMMS teminat limitini aşan miktarlardan İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi gereği İMM Sigortacısı olan -----ile aracın maliki olan ----- müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı olmak kaydıyla, 20.07.2022 tarihli maddi hasarlı trafik kazası neticesinde müvekkile ait ------ plakalı araçta oluşan, HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere şimdilik 100 TL reel değer kaybı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından değer kaybı nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulmuş ve kesin bir karar ile dosya kapatılmış ise davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacı tarafından ---- sayılı Sigorta Tahkim dosyasından alınan ve ----- sayılı itiraz hakem heyeti kararıyla da kesinleşen 15.06.2023 tarihli birlirkişi raporuna atıfta bulunularak değer kaybı talebinde bulunulduğunu, dava dilekçesinde bu dosyanın hasar tazminatına ilişkin olduğu, ıslah yapılmamış olması sebebiyle 100 TL üzerinden hasar tazminatı başvurusunun kabul edildiği, huzurdaki dava ile ilgisiz olduğunun belirtildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından kesin nitelikte bir hüküm verilmiş ise HMK m.114 uyarınca dava şartı yerine getirilmemiş olacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi usule aykırı olduğunu, kazada, müvekil şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğundan söz edebilmek için, meydana geldiği iddia edilen zararın haksız fiili meydana getiren fiil neticesinde ortaya çıkması gerektiğini, dava konusu olayda müvekkil şirket bakımından illiyet bağı bulunmadığını, her ne kadar davacı taraf, zarara konu kazada kusuru bulunmadığını iddia etmiş olsa da, meydana gelen kazada davacı tarafın kusuru bulunmadığını, diğer taraftan, müvekkil şirkete ait aracın tır sınıfında olduğunu, bu sınıftan araçlar ile birlikte seyir halinde iken diğer araçların kontrollü davranması gerektiğini, kaza tutanağında, müvekkili şirkete ait aracı kullanan şoför öndeki aracın aniden durması sebebiyle tüm çabasıyla önlemeye çalışsa da kazanın meydana geldiğini belirttiğini, müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmamasının yanı sıra meydana gelen kazanın sürücünün dahi hatasından kaynaklanmadığını, davacı tarafın kusurunun müvekkil şirket bakımından illiyet bağını kesecek nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, hiçbir şekilde davayı kabul manasına gelmemesi ile birlikte, davacı, kaza tarihinden itibaren ticari avans faizi talep etmişse de davacının hukuka aykırı faiz talebini kabul etmediklerini, araçta değişen parçaların bulunduğu iddia edilmişse de, bu parçaların hiçbirinin aracın yürüyen aksamı ile ilgili olmadığını, aracın motoruna ilişkin herhangi bir hasar söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafınca 2918 sayılı KTK gereği müvekkili şirkete zorunlu olan başvuru şartını yerine getirmediğini ve haliyle başvuruda zorunlu belgelerin sunulmaması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla faiz başlangıcı ancak dava tarihi olarak kabul edilebileceğini ve uygulanması gereken faiz türü yasal faiz olduğunu, ayrıca kesinlikle kabul etmemekle birlikte faiz başlangıç tarihi açısından faiz talebinin ön koşulu, davacının muaccel hale gelen bir alacağa sahip olması ve bu alacak nedeniyle sigorta şirketinin temerrüde düşürmesi olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla kazaya karışan ----- plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ekte bir örneğini ibraz ettiğimiz poliçe ile sigortalı olduğunu teyit ettiklerini, müvekkili şirketin hem asıl alacak ve hem de dava masrafları açısından poliçe limiti ile sorumlu tutulması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 25.12.2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; HMK m.107 uyarınca talep artırım dilekçeleri ile; 100 TL olan değer kaybı tazminatı taleplerinin 38.210,97 TL artırarak toplam 38.310,97 TL'ye arttırdıklarını, alacağın tamamının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ------vekili ıslaha karşı beyan dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davaya konu kazaya ilişkin olarak kusur bakımından yapılan tespitler maddi gerçeklere aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından değer kaybının fahiş şekilde hesaplandığını, dosya esasına sunmuş oldukları tüm beyan ve itirazları neticesinde davanın müvekkili şirket açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili ıslaha karşı beyan dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı taraf ıslah dilekçesinde temerrüte düşürdüğününü iddia ettiği tarihten itibaren avans faizi talep ettiğini, fakat davacının ıslah ettiği kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işeltilmesi gerektiğini, ayrıca kazaya karışan araçlar ticari işeltmelerinden kaynaklı olarak aracı işletmediğini, bu nedenle de uygulanacak olan faiz türü yasal faiz olması gerektiğini, dosya esasına sunmuş oldukları tüm beyan ve itirazları neticesinde davanın müvekkili şirket açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
--- Noterler Birliği' ne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
SBGM'ye yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Sigorta Tahkim Komisyonuna yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Trafik kusuru konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, 20.07.2022 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle, davacıya ait ------ plakalı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı, diğer davalı ----- ait olan----plakalı arasın çarpışması sonucu kusurun irdelenmesi, ---- plakalı araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış 100,00 TL tazminat davasıdır.
Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.
Dosya, trafik kusuru konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 11.06.2024 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi, hasar dosyası ve ibraz edilen deliller ışığında, ----- plakalı araç sürücüsü davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b ve 84/d maddelerini ihlal etmesi sebebiyle %100 oranında kusurlu olduğu, --- plakalı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ----- plakalı araç için kaza sonrası parça değişimi, tamir ve işçiliklere ilişkin düzenlenen ekspertiz raporunun meydana gelen kaza, hasar ve işlemler yönünden uygun olduğu, aracın ön tampon, sağ ve sol kapı, motor kaputu, arka basamak, sağ/sol ön direk, ön çamurluk ve diğer bileşenleri ile mekanik aksamlarının hasar aldığı, hasar alan parçaların söz konusu araçta değer kaybı yaratacağı kanaatine varıldığı, yapılan piyasa araştırması sonucu, yerleşik yargı içtihatları ve AYM iptal kararı doğrultusunda araçtaki değer kaybının 80.000,00 TL olabileceği, davacının bakiye değer kaybı alacağı olarak hesaplanan alacağının 38.310,97 TL olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 85 gereği, davalı ----- 20.07.2022 tarihinde ----- plakalı araç sürücüsü kusuru ile meydana gelen trafik kazasında sürücünün kusuru oranında, sigorta mevzuatı içinde kalmak üzere doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu rapor edilmiştir.
Davacı vekili, bilirkişi raporu doğrultusunda 25.12.2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile değer kaybına ilişkin alacak taleplerini 38.210,97 TL'ye çıkarmıştır.Dava konusu araçta kaza tarihinden önce herhangi bir hasar yok ise; aracın kazasız piyasa rayici belirlenip buna göre hasarlı hali arasındaki fark değer kaybı kabul edilmelidir.
Davacıya ait araçta meydana gelen gerçek zararın belirlenmesi için mahkemece yapılacak iş, aracın kaza tarihindeki hasarsız piyasa değeri ve hasarlı haldeki piyasa değeri arasındaki farkı belirlemek için konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı denetime açık ve gerekçeli rapor alınarak, davalının kusur oranı nispetinde tazminata hükmedilmesi olmalıdır.
Mahkememizce aldırılan, AYM'nin 09.10.2020 tarihli ---- Gazetede yayımlanan --- esas ----- karar sayılı kararına göre hesaplama yapılan bilirkişi raporunun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeniden rapor/ek rapor alınması cihetine gidilmeyerek yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yargıtay -----Hukuk Dairesinin 28/05/2013 tarih ---- esas ------ karar sayılı ilamında:"Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 65.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6762 sayılı TTK.’nin 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacı tarafça temerrüt faizi olarak avans faiz istenilmiştir. Davalının işleteni olduğu araç minibüs olup ticari araçtır. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir.Yukarıda anılan içtihat uyarınca davacı tarafça, ticari işlerde uygulanan avans faiz talebinde bulunulmuş olup, kazaya neden olan araç ticari araç olduğundan avans faizine hükmetmek gerekmiş, davalı sigorta şirketi yönünden sigorta şirketine başvurudan 8 iş günü sonrasına tekabül eden 14.11.2023 tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, davalı-----yönünden 20.07.2022 kaza tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş, her ne kadar davalılar tarafından ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması sebebiyle ıslah edilen alacağın zaman aşımına uğramadığı tespit edilerek, davacının teselsül talebi doğrultusunda, davanın kabulü ile toplam 38.310,97 TL'nin, davalı sigorta şirketi yönünden 14.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte; davalı ----- yönünden 20.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile toplam 38.310,97 TL'nin, davalı sigorta şirketi yönünden 14.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte; davalı -----. yönünden 20.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.617,02 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL ve 653,00 TL ıslah hacının toplamını oluşturan 922,85 TL'nin mahsubu bakiye 1.694,17 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan, peşin alınan 269,85 TL ve 653,00 TL ıslah hacının toplamını oluşturan 922,85 TL harç gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 255,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.178,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine
6-Davalılar tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı ----- vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.